İletişim İnsanı Üstün Dökmen

Küçük Şeyler

Eklenme Tarihi : 07 Kasım 2007 Çarşamba
iletisim-insani-ustun-dokmen
Prof. Dr. Üstün Dökmen, özellikle TV programı Küçük Şeylerle geniş halk kitlelerine ulaşan, ve hayatın farklı renklerini insanlarla paylaşan bir bilim insanı olarak kendine özgü yol çizdi. Kitapları ve seminerleri de televizyon programı kadar sevilen Dökmen, Türk yaşam tarzına uygun yaklaşımları, sevimli tespitleri ve dostane tavsiyeleri ile 7den 70e herkesin sevgisini kazandı. Bir seminerde rastladığımız Dökmen ile Perakende.org için konuştuk Farklı bir bilim insanısınız, toplumla iç içe, öğrenen, sorgulayan, gözlemleyen, düşünen ve hemen paylaşıp, öğreten bir yapınız var. Sizce daha mutlu olmak için toplumumuzun, neye ihtiyacı var? Açık söylemek gerekirse, daha mutlu olabilmek için önce ekonomik gelişmeye ihtiyaç var. Para olmazsa, maalesef olmuyor. Ekonomik gelişmeye, yatırıma, ticarete, ama özellikle üretime ihtiyaç var. Kuru ticarete değil. Bunlarla birlikte eğitime ihtiyaç var. Para ve eğitim birlikte oluyor. Sıralarsak, birincisi ekonomi, ikincisi eğitim, üçüncüsü dürüstlük. Çağın en büyük sorunu dürüstlük eksikliği. Dürüstlük eğitim yolu ile verilebilir. Bireysel ahlaka ihtiyaç var. Toplumsal ahlak yetmiyor. Avrupada yere çöp atmıyor. Burada atıyor. Niye burada çöp atıyorsun? Ama hocam burada herkes atıyor diyor. Çoğunluğa bakıyor. Temiz olup olmama konusunda kişisel fikri yok. Ama herkes yapıyor diyor. Bireysel ahlakı olan kişi, Avrupada da atmaz, Türkiyede de atmaz. Dürüstlük gerekiyor. Dürüstlük olduktan sonra İletişim eğitimi, nezaket eğitimi ve bunun gibi pek çok konuda eğitime ihtiyaç var. Bilim insanları yaşadığımız toplum için neler yapabilir? Bu soruyu size dayandırarak soruyorum. Siz toplumla iç içesiniz, geniş kitlelerle bir araya geliyorsunuz, televizyon programı yapıyor, kitaplar yazıyor, seminerler düzenliyor, paylaşımlarda bulunuyorsunuz. Ekonominin düzelmesi için, gelişim için bilincin yükselmesi için bilim insanları ne yapabilir? Bilim insanları iyi şeyler yapıyorlar. Ama daha çok çalışabilirler. Sanayi-üniversite işbirliği daha iyi olabilir. Batıda iyi. Üniversite sanayiden çok kopuk. Sanayinin ihtiyaç duyduğu araştırmaların binde birini bile yapmıyor. Üniversite sanayi ile işbirliği içinde olmalı. Eğitim olur, iletişim olur, hukuk olur, teknoloji olur, sanayinin ihtiyaç duyduğu araştırmaları yapar. Bilim insanının araştırma yapması için elinde güç olması lazım. Yapıyorlar ama daha fazla olabilir. Herkesin bilim insanı gibi düşünmesi lazım. İlla üniversitede asistan, hoca, profesör olmaya gerek yok. Herkes rasyonel düşünebilir. Veri toplayıp, değerlendirip, akılcı davranabilir. Çevreye duyarlı olduğunuzu biliyoruz. Kitaplarınızda Bu kitabın baskısında kullanılan ağaçlar için 100 adet ağaç doğaya iade edilmiştir ifadesi insanın üzerinde gerçekten Bunu düşünen biri var. Harika bir düşünce ifadesi uyandırıyor. Kişisel olarak yaptığınız katkılardan örnek verir misiniz? Sizden hem yazdıklarınızdan, hem anlattıklarınızdan çok şey öğrendik. Toplum için kişisel olarak yaptığınız katkılardan örnek vermenizi istiyorum. Kişisel olarak doğaya, topluma katkılarınızdan en beğendiğiniz, ben şunu yaptığım için Kendimle gurur duyuyorum dedikleriniz neler? Televizyon programım öyle. Çok zahmetli oluyor. Yaklaşık 6 ay yoğun çalışıp, 13 bölüm çekiyoruz. Maddi kazanç için yapılmış bir şey değil. Ülke için yapıyoruz. İyi oluyor. Çok sayıda kişi izliyor. Çok beğeniliyor. Televizyon programı yeni bir bilgi üretimi değil gerçi. Çok araştırma istemiyor. Belli kitabi bilgileri kültürümüzle bağdaştırıp, kitlelerin anlayabileceği hale getiriyorum. Bunu yaparken biraz, neşeli olması, komik olması, yararlı olması gerekiyor. Bu iyi oluyor bence. Tiyatro yazmaktan mutlu oluyorum. Devlet Tiyatrosu repertuarında var oyunlarım. Bir gün kızım dedi ki, Empati kitabında doğayı koruyun diyorsun, ama senin kitaplarının her bir basımı için çok ağaç kesiliyor. Bu bir çelişki dedi. Baktım doğru. Bu durumda birinci seçenek ya aldırmazsınız, kitabı yazmaya devam eder, Ağaçları koruyun dersiniz, ya da ikinci seçenek; kitap yazmayı bırakırsınız, ağaçları korumuş olursunuz. Her zaman üçüncü seçenek vardır. Uzlaşmaya varmak, üst basamakta yer almak mümkündür. Üçüncü şık, ben kitap yazmaya devam ederim, Doğayı koruyun derim, ama kitabın geliri ile kesilmesine yol açtığım sayıda ağacı doğaya iade ederim. Sordum, bir kitap için üç bin basımında belli büyüklükte 6 ağaç kesiliyormuş. O zaman her üç bin basımda, o kadar ağacı doğaya iade etmeye çalışıyoruz. Temaya destek olup, basılan kitapta kullanılan ağaç kadar ağacı doğaya iade etmeye çalışıyoruz. Bunlar iyi geliyor bana. Dört ayaklı dostlarınızdan yaşamınızda büyük yer tutan kimler var? Çocukluğumda çok vardı. Koyunlar, atlar, inekler vardı. Şu anda üç tane köpek var. Sucuk diye bir kızımız var. Ufak bir köpekti, yavru. Islanmıştı. Ona kızım sucuk adını verdi. Şimdi kocaman. Sucuk herhalde Çoban köpeği. O benim evladım gibi. Cinsi önemli değil. Çok tatlı. Bir de Haski var. Adı Sumak. Bir de üç bacaklı Güçlü var. Güçlü, av köpeği. Bir bacağını, sanırım tilki kapanına kaptırmış. Büyük olasılıkla sokağa atılmış. Bizim bahçenin etrafı telle çevrili. İçerde Sucuk ve Sumak vardı. Bu içeri girmek için ölüyor, bayılıyor. Çok uğraştı içeri girmek için. Haftalarca telin dışında kaldı. En büyük amacı içeri girmek. Orada köpekler, insanlar görüyor. İçeri girmek istiyor. Sucuk ve Sumak iri köpekler. Bu av köpeği küçük bir köpek. Sucuk ve Sumak buna çok havladılar. Yabancı diye parçalayacak gibi çok havladılar. Haftalarca onu telin dışında besledik. Telin dışına kulube koyduk. Kısmi statülü yaptık. Çok istiyordu. Tek ön bacağı ile telin altını toprağı kazıyor, kazıyor, kazıyor, kafasını sokuyor. Takılıp kalıyor. Biz bunları alıştırmaya çalıştık. Epey uğraştık. Taktik geliştirdik. Sonra yavaş yavaş bahçeye aldık. Sucuk ve Sumakı tasmalarından tutuyoruz. Atlayacaklar üzerine çünkü. Bu, üç bacağı ile hopladı. Sırt üstü yattı ve kımıldamadan dakikalarca yattı. Bu Bana saldırmazsanız, saldırmayacağım mesajı. Bir iki etrafında tur attılar. Baktılar kuyruğu titreterek kımıldamadan duruyor. 5-6 dakika sürdü. Kalktı ve gruba kabul edildi. Saldırmadılar. O da bizim köpeğimiz oldu. Ona da Güçlü adını verdik. Bütün adlar Türkçe. Niye Güçlü? Hayatta kalmak için çok uğraştı. Şimdi Sucuk ile çok iyiler. Kesik bacağı üşüyor sanırım kışın. Sucukun karnına doğru yatıyor. Kesik bacağını da Sucuğun patisinin altına sokuyor. İkisi de erkek ama Sucuk anne gibi bakıyor ona. Bir de kedimiz var. Zorla eve girdi. Üç kere kapının önüne koyduk. Fırladı girdi. Onu da benimsedik. Onun adı da Kül. Dört yavrusu oldu. Ama yavrulardan üçünü vereceğiz. Beş kediye bakamıyoruz evde. Ben de kedi fobisi vardı. Kediden ürküyordum. Ama Kül sayesinde geçti. Yavru iken alınca mecburen seviyorsun. Geleceğe ilişkin planlarınız neler? Yeni çalışmalarınızdan ipuçları verir misiniz? Kişisel açıdan roman ve tiyatro yazmak istiyorum. Daha az psikoloji kitabı, daha çok tiyatro ve roman yazmak istiyorum. Bir süredir modern sanat ile ilgileniyorum. Daha çok resim ve heykel ile ilgileniyorum. Kızlarım da sanat ile ilgili beni o sanata daha çok yöneltti. Negatif düşüncelerin olumsuz etkilerine değiniyorsunuz. Son dönemde çok konuşulan, tartışılan, paylaşılan bir görüş bu? Peki bunu nasıl başaracağız? Tamamen kurtulamayız belki. Azaltabiliriz. Yaşama farklı açılardan bakmak, yaşama sevinci ile ilgili. Kitaplarımda anlatıyorum. Başka kitaplar da var. Mesela Kadir Özerin kitapları gibi. Bilişsel Yaklaşımı insanlar öğrenip, hayatlarını geçirebilirler. Düşünce yolu ile tüm sıkıntıları sıfıra indiremezsiniz. Ama azaltabilirsiniz. Uyum sağlamak mümkün. Zihinsel geviş getirmeyi azaltmak mümkün. Alışveriş yapıyor musunuz? Alışveriş mekanları hakkındaki gözlemlerinizi paylaşır mısınız? Ladesçi kitabında sözünü ettim. Türkiyede de başka yerlerde de büyük mağazalar fiyata 39.99 yazıyor. Ona nazire olsun diye, Ladesçi kitabımı da 7.99 yani 8 YTL yaptım. O bir kandırmaca. Ürününüz güzel, hizmet için yapmışsınız, ama 39.99 deyince, müşteri saf, aptal yerine konuluyor. İlginç, hayat böyle. Dünyanın her yerinde tarih boyunca aptal yerine konulan insan, alışverişte de aptal yerine konuluyor. İlginç! Ben eşimle alışverişe gitmeyi severim. Ona ve kızlarıma bir şeyler alınmasını severim. Alışverişe çıkmayı severim. Genelde erkekler sıkılır ama ben sıkılmam. Keyifli geliyor bana. O büyük mağazalarda keyifli oluyor alışveriş. Bu arada mahalledeki bakkal da yok oldu. Onun fiziksel standardı yoktu ama, duygusal bir standart vardı. Fiyatta da kalitede yoktu. Belki o yüzden kayboldu. Öbürlerinde alışverişe standart geldi ama şimdi de duygusal standart yok. Daha mekanik. Mahalle bakkalı sizi bilirdi. Bakkal hasta olsa bilirdiniz mesela. Hayat değişiyor. Bunu da kabul etmek gerekiyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive