Beyaz Ette Zor Günler

Gıda sektörünün üretim teknolojisi açısından Avrupa Birliğine en hazır kolu Beyaz Ette zor günler geçiriliyor.

Eklenme Tarihi : 09 Kasım 2007 Cuma
beyaz-ette-zor-gunler
Türkiye, piliç eti üretiminde dünya ülkeleri sıralamasında 176 ülke içinde 18. sırada yerini alıyor. Sektörde dünyadaki son gelişmeler yakından takip eden tavukçuluk sektörünün üretime yansıması çok hızlı oluyor. Etçi işletmelerin yüzde 72,6`sını 5 bin adet/devre kapasiteli işletmeler oluşturuyor. Gıda sektörünün üretim teknolojisi açısından Avrupa Birliğine en hazır kolu Beyaz Ette zor günler geçiriliyor. Hormon iddialarıyla başlayan tartışmalar, önemli yatırımlara imza atan birçok üreticiyi ciro kaybına uğrattı. Perakendecileri de yakından ilgilendiren konu hakkında seslerini duyurmak isteyen üreticilerin görüşleri ve sektör hakkında doyurucu bilgiler içeren bir araştırma dosyası sunuyoruz. Teknolojik yapılanması ve ihracat potansiyeliyle Türkiye`nin gıda alanındaki en önemli sektörlerinden olan beyaz et, son dönemde yaşanan hormonlu tavuk tartışmalarıyla zor günler geçiriyor. Sektör temsilcileri, yaşananların satışlarını ve imajlarını olumsuz şekilde etkilediğini belirterek, tartışmanın kısa sürede bitmesini istediklerini dile getiriyorlar. Fakat konuyla ilgili, tavuk ürünlerinde hormon bulunmadığı yönünde bir açıklama yapan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı`na karşın, tüketicilerin güveni geri kazanılırken çok zorlanılıyor. Olayın çıkış noktası ise sebze ve meyve ihracatında yaşanan Türk mallarının geri çevrilmesi konusunda televizyonda çıkan haberler. Tartışmaların odak noktasındaki kişi ise eski hakem ve futbol yorumcusu Erman Toroğlu...Bilindiği gibi Avrupa Birliği sürecinde gıda güvenliği konusunda, özellikle sebze ve meyvelerle ilgili hormon iddiaları ortaya atılmıştı. Futbolla ilgili işlerinin yanı sıra esas mesleği kabzımallık olan Erman Toroğlu da medyatik kişiliğinden dolayı konuyla ilgili mikrofon uzatılan isimlerin başında geliyordu. Toroğlu sebze ve meyveyle kalmayıp, Tavukta hormon var. Ben kırmızı et yiyiyorum, tavuk yemiyorum deyince iş büyüdü ve tüm gazete ve televizyonlar konuyu yazmaya başladı. İşin ilginci hiçbir yetkilinin bu iddiaları ispatlayacak kanıtlarla ortaya çıkamaması ve tüm üreticilerin böyle birşeyin olmadığını söylemesi. Fakat laf ortaya atılmıştı bir kere. Fısıltı gazetesiyle de yayılan hormon iddialarıyla, sektörün heyecanla beklediği yılbaşına girilirken cirolar tepetaklak oldu, herkesin keyfi kaçtı. Üreticiler ne yaptı? Üreticiler bu durumdan kurtulmak için çeşitli yöntemler deniyor. İlk uygulanan ise fiyat düşürme oldu. İddiaların ortaya atıldığı günlerde 2 milyon 200 bin lira olan tavuğun kilosu 1 milyon 600 bin seviyelerine kadar aşağı çekildi. Şu an yine iki milyon civarında bir fiyatla biraz olsun toparlamış görünüyor. Tavuk gibi bir ürünün stoklanması veya bekletilmesi mümkün olmadığı ya da olsa bile o teknolojinin çok maliyetli olması nedeniyle üreticiler hiç olmazsa şu dönemden çıkana kadar fiyat düşürmekten başka çare bulamıyor. Beyaz etteki haftalık tüketimin 18 bin tondan 10 bin tona düştüğü ve bazı illerde tavuk eti satışlarındaki düşüşün yüzde 50`lere ulaştığı vurgulanıyor. Üreticiler açısından kötünün içinden çıkarılabilecek tek iyi nokta ise bu tartışmaların hiç olmazsa kış aylarına denk gelmesiydi. Normalde de bu aylarda durgun olan sektör, yılbaşında belli bir ciro yakalayabilirse kışın sonuna doğru tartışmaların unutulup yaza tekrar iyi girebileceğini umut ediliyor. Bir tanıtım şirketiyle anlaşarak, imaj düzeltmek için ortak reklam çalışmaları yapmakta düşünülen yöntemler arasında yer alıyor. Sektör AB`ye hazır... Sektörün genel yapısına bakıldığında gerek tesislerin kalitesi, gerek teknoloji kullanımı açısından Avrupa Birliği gıda standartlarının yakalandığı ve hatta geçildiği görülebiliyor. Yetkililere denetimlerini yaptıran, HACCP ve diğer kalite belgelerine sahip, üretim tesislerini sürekli yatırımla geliştiren üreticiler, bu karalamaları hak etmiyor. Çok hassas bir konu olan tavuk etinde bu kriterlere uymayan üreticilerin zaten marketlerde satışına izin verilmesi söz konusu değil. Konuyla ilgili sektör örgütlerinden de oldukça öfkeli açıklamalar geldi. Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlık Birliği (BESD-BİR) Başkanı Kemal Akman, bu iddialar karşısında kayıtsız kalmayacaklarını, zamanı gelince haklarını arayacaklarını ifade ederek, dava açmak için bilgi ve belgelerin tamamlanmasını, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nın kalıntı izleme programının sonuçlarını beklediklerini belirtti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar da sektördeki aylık zararın 30 trilyon lira olduğunu bildirirken, Erman Toroğlu aleyhine dava açılması konusunda TZOB avukatlarına talimat verdiğini, avukatların bu konuda çalışmaya başladığını belirtti. Bayraktar, Odalar ve üreticilerden de yoğun dava açma istekleri var. Onlara da destek olacağız dedi. Banvit Genel Müdürü Ömer Görener Son yarım asırdır dünyada kullanımı devamlı artan tek protein kaynağı kanatlı etidir. Tüm dünyada yaklaşık 60 milyon ton piliç üretilmektedir, Türkiye ise bunun 850.000 tonunu üretip, tüketmektedir. Üretim şartlarımız gelişmiş ülkelerle hemen hemen aynıdır. Türkiye`de kanatlılarda hormon kullanımı yoktur. Kalıntı İzleme Programı çerçevesinde Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü yetkililerince gerekli kontroller yapılmaktadır. Avrupa Birliğinde ve tüm dünyada olduğu gibi büyükbaşların ve kanatlıların yemlerinde antibiyotik ilaçlar kullanılabilmektedir. Antibiyotik kullanımının amacı gelebilecek bazı hastalıkları engellemek ve tedavi etmektir. Ülkemizdeki yönetmeliklere göre, kesimden en az bir hafta evvel antibiyotik uygulamasının bitirilmesi gerekir. Ve biz yasalara harfiyen uymaktayız. Genetiği değiştirilmiş tavuk diye bir yaratık da yoktur. Bolca Hindi Pazarlama Yöneticisi Ayşen Güler Özdil California cinsi beyaz etli hindiyi, 1995`den beri Türkiye`de üreten ilk kuruluşuz. Her aşamada gerekli özen ve titizlikle ürettiğimiz hindilerimizi ne kadar sipariş¸ o kadar kesim ve bugün sipariş yarın teslim ilkesiyle Türk mutfağına sunmaktan onur duyuyoruz. Sektördeki hormon iddialarının sadece spekülasyondan ibaret olduğunu düşünüyoruz. Ancak bizi üzen medya aracılığıyla bu tarz haberlerin yayılıyor ve sektörü sarsarak hatta bazı firmaları bitirecek dereceye geliyor olmasıdır. Kapasitemizi arttırmak amacıyla ile şu anda üretim yapılmakta olan kombinaya ilave yeni üretim tesisinin startverildi. 2005 yılında bu tesiste daha hızlı, kaliteli üretim yapmaya ve ürün yelpazemizin genişlemesi hedeflemekteyiz. Bayilik sistemi yaygınlaştırılarak, Türkiye genelinde satış alanımızı genişletmek ve yurt dışına yönelik satışlarımızı arttırmak bu yıl gerçekleştireceğimiz diğer hedefler. Şeker Piliç Genel Müdür Yardımcısı Emre Bor 2004 yılı aslında sektörümüz için iyi bir yıl olarak geçmedi. Özellikle son çeyrekte sektördeki arzın talepten çok olması, fiyatların sürekli dalgalanmasına ve düşük seviyelerde kalmasına sebep oldu. Bununla beraber beyaz etin haketmediği anlamda kötü karalamalara maruz kalması tüketicilerimizin kafalarını karıştırmış, talepte ve fiyatta ciddi düşüşler yaşanmıştır. 2004 yılı bu anlamda çok özel bir yıl oldu. Sektörümüz buna karşılık elinden geleni yapmaya çalıştı. 2005 yılında bu çalışmalar artarak devam edecek. 17 Aralık tarihi Türkiye için tarihi bir dönem oldu. Bunun beyaz et sektörüne de ihracat anlamında çok şey getireceği kanaatindeyim. AB ülkelerine ihracat yapmaya aday 4 firmadan biri olarak bizler 2005 yılından bu anlamda çok umutluyuz. Önümüzdeki yıl beyaz eti daha çok sevdirecek ve tüm faydalarını anlatacak faaliyetler yapacağız. Bu sayede de beyaz et tüketimini artırarak üretim-tüketim dengelerinin kurulacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki yılın, geçtiğimiz yıldan daha iyi geçmesini bekliyorum. Ayrıca Tarım Bakanlığının da merdiven altı üreticileri çok daha sıkı denetim altına alacağını düşünüyor ve bu firmaların sektörden temizlemelerini umuyoruz. Çünkü gıda güvenliği konusunda artık devletimiz de çok ciddi bir mücadele içine girdi. Bunların hepsi bizler için çok büyük avantajlardır. 2004 yılından bu yana devam eden yatırımlarımız var. Onları yeni yılda tamamlayacağız. Özellikle yeni konseptle Eskişehirde inşa ettiğimiz damızlık tesisimiz devam ediyor. Burada bulunan, dünyada yeni uygulanan teknolojik kümeslerde her şey full otomatik olarak kontrol edilmekte. Ayrıca Bandırmada 2 adet organik tavuk gübresi yatırımımız tamamlanmaktadır. Çevreye hiçbir atık göndermeyen kez`a değerlendiren ve tarım dünyasına yeni urun olarak sunacağımız gübremiz natural plant markasıyla tanıtılacaktır. Sektörümüzde hormon kullanılmamaktadır. Piliçler genetik olarak ıslah edilmiş verimli ırklar haline gelmiştir ve 40-45 günde büyüyen körpe etli şeklinde sofralarımıza gelmektedir. Çok pahalı olan bir seyi hal böyleyken kullanmak hem anlamsız hem de hiç ekonomik değildir. Gıda güvenliği Şeker Piliç`te tam olarak uygulanmaktadır. ISO 9001:2000, ISO 14000 ve HACCP kuralları uygulanmaktadır. Zaten AB`ye aday firma olarak 5 kişi devlet veterineri olarak görev yapmakta, tesislerimiz devlet tarafından 24 saat denetlenmektedir. Türkiye`de üretim Tavukçuluk, 1970`li yıllardan itibaren Türkiye hayvancılık sektörü içinde sürekli bir gelişme sağlanan, kendi üretim planlamasını yapan ve ülke ihtiyacını karşılayan önemli bir üretim dalı olmayı sürdürüyor. Türkiye`de günümüzde üretilen beyaz etin yaklaşık yüzde 80`i son derece modern tesislerde gerçekleştiriliyor ve pek çok ülkeye tesisleriyle âdeta parmak ısırttırıyor. Çoğu gelişmiş ülkelerdeki benzerlerinden 20 yıl daha genç teknolojiye sahip bulunuyor. Türkiye, piliç eti üretiminde dünya ülkeleri sıralamasında 176 ülke içinde 18. sırada yerini alıyor. Sektörde dünyadaki son gelişmeler yakından takip eden tavukçuluk sektörünün üretime yansıması çok hızlı oluyor. Etçi işletmelerin yüzde 72,6`sını 5 bin adet/devre kapasiteli işletmeler oluşturuyor. Broiler üretiminde yaygınlaşan entegrasyon üretimin yüzde 85-90`ını sözleşmeli sistem içinde gerçekleştiriyor ve modern kesimhanelerde kesilen piliçler, entegre çalışan firmalar aracılığıyla pazara sunuluyor.Yurtiçi tavuk eti satışının yüzde 75`ini bütün tavuk, yüzde 25`ini parça tavuk eti oluşturuyor. Parça tavuk eti satışının yüzde 73`ü but-göğüs, yüzde 11`i taşlık, yüzde 6`sı boyun, yüzde 6`sı kanat ve yüzde 4`ü flato şeklinde yapılıyor. Türkiye`nin dış ticareti Sektörür ihracatına dair devlet kurumları tarfından açıklanan düzenli veriler en son 2002 yılına ait. Bu yıllara baktığımızda Azerbaycan, Çin Halk Cumhuriyeti, Hong-Kong, Makedonya ve KKTC en önemli pazarlar olarak görünüyor. Türkiye mevcut beyaz et ihracatı içinde en çok tavuk ayağı, yüzde 65`lik tüm tavuk (taze/soğutulmuş), but ve but parçaları, sakatat (karaciğer), yüzde 70`lik tüm tavuk ve dondurulmuş formlar önemli kalemleri oluşturdu. En son gelişme ise beyaz et üreticilerinin AB`den gelecek heyete karşı vereceği sınav. AB`ye ihracat yapabilmek için müracat eden ve kesimhanelerini denetime açan şirketler, heyetin yaklaşık 20 gün içinde vereceği raporun sonucuna göre AB ülkelerine ihracat şansı yakalayabilecek. Aralık ayının son hafası gelmesi beklenirken sonucun Ocak ayının ortalarına doğru açıklanacağı ifade ediliyor. Dünya Ticareti Tavuk eti, az yağlı, protein değeri yüksek, vitamin ve mineraller açısından zengin olması, kırmızı ete oranla fiyatının ucuzluğu sebebiyle dünya tüketimi giderek artan bir eğilim gösteriyor. 2002 yılı itibariyle dünya tavuk eti üretim artışındaki en büyük pay yüzde 13.1 ile Brezilyaya , yüzde 12.0 ile Hindistana ait. Çin ise yaklaşık yüzde 4.5lik pay ile 3`üncü sırada. Diğer önemli ülkeler ABD, Japonya, Tayland, Meksika, AB ülkeleri ile Doğu Avrupa ülkeleri. Türkiye, dünya beyaz et üretiminde 176 ülke içinde 18`inci sırada yer almasına karşın tüm dünya üretiminden aldığı pay ise %1... Türkiye, dünya tavuk eti ihracatından yüzde 0.1 oranında paya sahip bulunuyor. Türkiye ihracatının 2001 yılında üretime oranı yüzde 0.03 civarında. Dünya tavuk eti ithalatının 1/3`i Ortadoğu ülkeleri, Rusya Federasyonu ve Türki cumhuriyetlerince gerçekleştiriliyor. 2001 yılı itibariyle ABD dünya tavuk eti ihracatının yüzde 20`sini, AB ülkeleri yüzde 38.2`sini, Brezilya yüzde 12.6sını, Çin yüzde 8.6sını, Tayland yüzde 8.4ünü ve Hong Kong ise yüzde 4.2sini karşılıyor. 2001 yılı itibariyle en büyük ithalatçı durumundaki ülkeler, Japonya, Almanya, İngiltere, Rusya Federasyonu, Hong Kong ve Çin. Bu ülkeler ithalatın yaklaşık yarısını gerçekleştiriyorlar. Beyaz et sektöründe maliyeti düşürücü önlemler alınarak, ihracat için gerekli olan fiyat uygunluğu yakalanarak, ekolojik koşulların uygunluğu ve pazarlara yakınlığımız sayesinde özellikle Ortadoğu pazarındaki payımızı artırmak mümkün. Tavuk etinin faydaları Sağlık açısından tavuk eti çok faydalıdır. Bu etin içindeki kolesterol ve yağ oranındaki düşüklük, bu maddelerin neden olduğu hastalıkları önler. Tavuk etinde bulunan fosfor, vücut sıvılarının nötr kalmasını sağlar. Niacin denilen maddenin kolesterol düşürücü etkisi vardır, ayrıca sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler. Etteki potasyum, hücreler, kaslar ve dokular için çok önemlidir. Bilindiği gibi, vücut potasyumdan eksik kalırsa, kanser riski artmaktadır. Kanın pıhtılaşması açısından önemli olan ve tavuk etinde bulunan kalsiyum ise kalp ve kas kasılmalarında, enzimlerin işlevlerini yapabilmeleri ve sinir sistemi için gerekli bir maddedir. Piliç etinde bulunan askorbik asit ise kan damarlarının kuvvetli olmasını sağlar. Çünkü bağışıklık sistemini güçlendirirken, yaşlılarda kemik kaybını önler. Çinko, büyüme çağındaki çocukların gelişimi açısından çok önemlidir. Hindi Hindi üreticiliği tavuğa göre Türkiyede daha yeni sayılır. Dünyada da hindi üretimi her yıl düzenli olarak artış göstermektedir. Bu gelişimin başlangıcı 1950`li yıllara dayanmakta olup o yıllarda siyah hindi ırkı gündüzleri merada güdülerek akşamları da küçük kümeslerde barındırılarak yetiştirilmekte ve yakın zamana kadar da yalnızca yılbaşı gecesi/şükran günü gibi özel günlerde tüketilmekte idi. 1950`li ve 1970`li yıllar arasında büyük beyaz hindi ırkları suni tohumlama yapılarak geliştirilebilirken 1980`li yıllara gelindiğinde bütün bir yıl boyunca üretim yapan entegrasyonlar kurulmaya başladı ve hindi eti tüketicinin beğenisine sunularak gerçekten büyük itibar gördü. Türkiyede ise 1995 yılına kadar devlet tekelinde olan siyah köy hindiciliği için gereken civcivleri üreten hindicilik istasyonları İzmit-Kandıra, Balıkesir-Bigadiç, Ankara-Keskin, Bingöl, Çorum ve Adıyamanda bulunmaktadır. Buralardaki damızlık hindiler son derece yozlaşmış, verimleri çok düşük ancak yaşama gücü iyi olanların seleksiyona tabi tutulmasıyla elde edilen sürülerdir. Türkiye`de son yıllarda, mera yönlü gezginci ırk olan Bronz veya siyah hindi üretiminden, broiler tipi kapalı alanda büyütülen, beyaz Kaliforniya ırkı hindi eti üretimine geçiş başlamıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde hindi eti tüketimi 8-10 kilogramlarda seyrederken, Türkiye`de ancak 300 gr.a ulaşabilmiştir. Hindi etinin faydaları Hindilerin tavuklara göre daha dayanıklı, uzun ömürlü ve karkas randımanı ile birlikte beslenme değerlerinin yüksek olması hindi yetiştiriciliğini cazip hale getirmektedir.Türkiyede modern yaşamın getirdiği yeni tüketim alışkanlıkları çerçevesinde mutfaklarda hızla yer edinen hindi eti ve yan ürünleri aynı zamanda hayvansal protein açığının kapatılmasında da önemli bir yer tutmaktadır. Yüksek protein, vitamin ve mineral değerleri içermekte olan hindi etinin, yağ ve kolesterol oranının düşük olması son derece sağlıklı kabul edilmekte ve her yaştaki insan için tüketimi tavsiye edilmektedir. Hindi eti; B2, B6, B12 vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, çinko ve magnezyum mineralleri bakımından da zengindir.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive