Eklenme Tarihi : 15 Şubat 2009 Pazar
Ergün Güler

Benjamin Buttondan mesaj var

Umarım farklı bakış açılarına sahip insanlarla karşılaşırsınız


86 yaşında doğan Benjaminin hikayesini konu alan filmi izlerken, çeşitli kaynaklarda Norman Glass adına kayıtlı olarak paylaşılan Tersine Yaşamak isimli şiirle birlikte, Can Yücelin Ölümü Tersine Yaşamak başlıklı yazısını hatırladım. Konunun felsefesine girmeden, her ikisini de sona yaklaşırken paylaşacağım. Filmin felsefesini anlamak isteyenlerin izlemesini tavsiye ederim.Ancak, benim filmde en çok etkilendiğim bölüm, Benjaminin babalıktan kaçışının ardından, Hindistana gittiğinde, kızına yazdığı mektuplar oldu. Orada kısaca geçen bir cümle, sanıyorum yaşamın en keyifli keşfine vurgu yapıyordu. Benjamin, kızına şöyle diyordu;Umarım farklı bakış açılarına sahip insanlarla karşılaşırsın.Son dönemlerde duyduğum en içi dolu cümlelerden biri olduğu düşüncesiyle, sizlerle de paylaşmak istedim. İnsanoğlu, genel olarak kendi gibi düşünenlerle çokça zaman geçiriyor ve birlikte olduğu insanların bakış açıları, bir süre sonra kendi algısını oluşturabiliyor. Önyargılar ve savunmacı tutumlar da böyle gelişiyor. Yaşımın bunları yazmak için küçük olduğunu ve haddimi bilerek devam ediyorum. Halbuki, asıl gerçeği bulmamız çok uzun yıllar alıyor. Burada süreci hızlandıran en önemli etken, farklı bakış açılarına sahip insanlarla bir araya gelebilmek oluyor. Benjaminin mesajı da tam bu noktaya atıfta bulunuyor.Ne kadar, erken dönemde bu fırsatı yakalarsak, farklı fikirlere bakışımız o denli geniş oluyor. Yaşam, daha keyifli ve sürdürülebilir hale geliyor.Farklı bakış açılarını algılayabilen insanoğlu, aynı çatı altında birbirine zıt fikirleri de konuşabilme becerisini kazanıyor. Birlikteliklerin yerine, ayrılıkları; ortak akıl arayışlarının yerine, tartışmaları yaşadığımız bugünleri, farklı bakış açılarına sahip insanlarla daha çok karşılaşmış olan kişilerin önderliğinde aşabileceğimizi düşünüyorum. Onlar, yeni dönemin liderleri olacaklar. Bir önceki yazımda, Obamanın mesajını paylaşırken sözünü ettiğim yeni dönemin, kişisel faydadan toplumsal faydaya geçişe işaret ettiğini de hatırlatmak isterim. Makro ölçekte ülkemizin, mikro ölçekte sektörümüzün menfaatlerini düşünerek hareket eden sizlere, çok ihtiyacımız var.Şimdi verdiğimiz sözü tutalım. Önce Tersine Yaşamak isimli şiiri, ardından Can Yücelin Ölümü Tersine Yaşamak başlıklı yazısını paylaşıyorum. İnternetteki bilgi kirliliğinden nasibimi almadığımı umuyor, birçok kaynaktan tarama yapmama rağmen, şair yada yazara ilişkin hatam varsa, okuyucularımdan özür diliyorum. Bu vesileyle, perakende.org gibi doğru bilgi veren kaynakların varlığının önemine vurgu yapmak istiyorum. Devam edelim(1)Tersine Yaşamak / Norman GlassHayat tersine yaşanmalıydı benceÖnce ölümü savuşturmalıydık başımızdan. Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip, Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık. Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık. Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki emekliliğin tadını çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar!Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelinceye dek parti yapmalıydık. İyice ufalmalıydık, oyun oynayıp sorumlulukları unutmalıydık. Küçük bir kız ya da erkek bebek olunca, annemize dönmeli, son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli, ve... sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.***(2)Ölümü Tersine Yaşamak / Can YücelYaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir...Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı?Camide uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar, torunlar hepsi hazır.Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev... Altmışlı yaşlara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. Ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karşınızda el pençe divan...Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor, forma giriyorsunuz.Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.... Aman ne güzel günler başlıyor. Derken bir gün patron size 'artık üniversiteye gitsen daha iyi olur' diyor.Bu arada babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor, 'artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun...' Keyfe bakar mısınız? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık....Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, 'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna' diyorlar. Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık, ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.Veeeeee....En güzeli deeee......Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatınız bitiyor... ***Farklı bakış açılarına sahip insanlarla karşılaşmanız dileğiyle, yüzünüz hep gülsün.Ergün Güler, eg@pebev.com***Notlar: (1) Orjinal kaynak: http://www.uuwestport.org/Readings/living.html(2) Kaynak: http://www.kadinhayat.com/reader.php?cat_id=44id=5673
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive