Eklenme Tarihi : 14 Aralık 2009 Pazartesi
Mehmet Akalın

Alışverişin Bir Tarihi Var mı?

Hayır, benim bir tarihim yok. Benim tutkunlarım var, aşıklarım var, tabiri caizse hastalarım var


Bu aşk öyle bir aşk ki, asırlardır her milletten, her düzeyden, her zamandan bana vurulanlar, bensiz yapamayanlar oldu. Birkaç taş parçasından, birkaç odun kırığından başka hiçbir şeyin olmadığı, mağaralı dönemlerden; insanların ne bulursa aldıkları, almak için çaldıkları, evlerine yığdıkları çok eşyalı dönemlere; birbirine hediye sunmanın adet olduğu, kendi sahip olduğundan daha üstün hediyelerin sunulduğu dönemlerden eşyanın her şeyin üzerinde tutulduğu dönemlere kadar pek çok zaman, pek çok insan, pek çok mekan tanıdım. O lanet okuduğunuz şey, para, icat edilmezden önce benim için bugünlerde barter adını verdiğiniz takas usulünü geliştirdi insanoğlu. Al takke ver külah mantığı ile işleyen ticari zeka, bugün genellikle tek gerçek olarak nitelendirilen parayı icad etti. Sonrasında ben ve o ayrılmaz bir ikili olmadık mı? İkimiz için savaşanlar oldu. Bir dönem tarih kitaplarında ipek yolu sevdası pek çok savaşın sebebi olarak gösterildi. Oysa onların ne ipekle derdi vardı, ne ipeğin seyrüsefer ettiği güzergahla Onlar benim ve paranın peşindeydiler. Sonra açık alanlardan, deve sırtında gelip gitmekten sıkıldık. Ticari zekaya mimari zekayı eş kıldık. Ne çarşılar, bedestenler, arastalar inşa edildi geçmişte. Padişahlar bir başarıya nail olduklarında emreylediler: tiz zamanda imparatorluğun şanına yaraşan bir bedesten kurula!!! Bedestenler, arastalar kuruldu, içeride ne olacağına loncalar karar kıldı. Bugün adına mağaza karması dediğiniz kavramın içi o zamanlarda abacılar, altıncılar, atlasçılar, aktarlar, kürkçüler, kunduracılar, yorgancılar, bezciler, halıcılar, yaşmakçılar, hattatlar ile dolduruldu. Öyle rağbet gördü ki buralar, üstü kapalı olanlara kapalı çarşu, duvarı aynalı olanlara aynalı çarşu, dibinde asma olanlara asmalı çarşu denildi, kimisinin üstüne türküsü söylendi. Bu zamandan sonra ben, para ve çarşı üçümüz birlikte yola devam ettik. İçeriye adım atar atmaz büyüledik insanları. Kimisi süslenip püslenip gezerken, evine saraya benzetirken, kimisi eve gidince sakladı kocasından aldıklarını. Cebi dolu olan rahat rahat takıldı peşimize, boş olana alternatif durumlar yarattık gizlice. Veresiye defterini icat etti para bir gün. Ben olmadığım zaman o baksın dedi benim yerime. Akıllıca bir fikir olmalıydı ki bugünlere formatını biraz değiştirerek kredi kartı adıyla geldi. Sonra insanların başka telaşları başladı. Ben gitmeyeyim de istediklerim benim ayağıma gelsin dediler. Önce sepet salladılar camdan aşağı, sonra bakkal çırakları türedi bakkallarda, bir dönem kapıcılar gördü bu işi. Sonun da sanal alışveriş koydular adını. Güzel fikir ama, pek tadı yok ne dersiniz?İnsanın iyisi gibi kötüsü de olduğu üzere, kapılara birer koruma koymak icap etti. İlk önce her çarşının başına 12 bölükbaşı atadı devlet baba. 12 bölükbaşı gece gündüz çarşıları denetledi. Sonra kepenk diye bir alet icat olundu, sonra alarm dedikleri gürültülü bir mevzu. Şimdi bizim bölükbaşlarının yerini aldı güvenlilik görevlileri.Gel zaman git zaman her şey yavaş yavaş değişti. Ama biz hiç değişmedik. Bizim çarşılar oldu bakkal, oldu market, oldu süpermarket, oldu alışveriş merkezi. Şimdilerde adı malum olduğu üzere alışveriş ve yaşam merkezi Sadece adı değişti. Para için pek değişti denilemez. Onu ilk bulduklarında da aynıydı, herkesle muhatap olmaz, herkese takılmazdı.Ben aynı kaldım. Adım yıllardır alışveriş. Tanrı insanları bu dünyaya ruhunun bir yerlerine beni de işleyerek göndermiş. Benim bir hastalık olduğumu söylüyor bazıları, inanmayın. Kimse vazgeçemedi benden bugüne kadar, siz de vazgeçemeyeceksiniz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive