Eklenme Tarihi : 21 Eylül 2010 Salı
Engin Yıldırım

Hayal Factory

Marka yaratma ve markalaşma düşüncesiyle ilk kez 1880lerde karşılaşıyoruz. Amerikada açık olarak satılan kitlesel üretimdeki genel gıda ürünlerinin paketlenerek satışa sunulması sürecinde, isimsiz paketlerin tüketicide yarattığı güvensizlik duygusunu aşmak için şeker, un çorba, sabun gibi ürünlere isim koyma düşüncesi ortaya çıkmıştır. Paketlenerek satılan ürünler üzerine basılan isim, tüketicide bir aidiyet duygusu ve tanıdıklık izlenimi yaratmıştır.


Marka yaratmak zordur, uzun bir yolculuktur. Günler, aylar ve yıllarca disiplinle ve işin özünden uzaklaşmadan çalışmayı gerektirir. Manevi açıdan zordur; yaratıcılık ile duygusal bağ kurmak için çalışır, müşteri tercihlerini değerlendirerek markanın tutması için uğraşırsınız. Maddi açıdan zordur, çünkü marka yaratmak tam anlamıyla bir yatırımdır. Sağlam bir markanın özünde, kaliteli bir mamul var. Burada mutlak bir kalite değil, talep ettiği fiyatla bağlantılı bir kaliteden söz ediyoruz. Markanın unsurlarından biri de, yıllar içinde oluşan sevgi ve güven ilişkisidir. Marka olabilmek, marka kalabilmek, uzun vadeli düşünmek ve kısa vadeli çıkarları elinizin tersiyle itebilmektir. Kısacası marka günü kurtarmak değil, yarını inşa etmektir.Markanın tutmaması durumunda tüm bu yatırımlar, yaptığınız tüm çalışmalar, araştırma, reklam, halkla ilişkiler, promosyon, katalog ve diğer tanıtım faaliyetleri gider kalemleri olarak boşa gitmiş olacaktır. Markanın beğenilmesi ve aranır hale gelmesi tutması durumunda ise marka şirketin değerini artıracak, en değerli sermayesi haline gelecektir. Markaya sahip olmak içim, hedef kitlenize, müşterinize, sunduğunuz fayda, kattığınız değeri her gün tekrar düşünün, başarılarınız öne çıkartın ve kendi özel ismini koruduğunuz gibi koruyunMarkanın yaşı yoktur. Marka, her zaman kendini yenileme kapasitesine sahiptir. Yıllar içinde tüketicisiyle kurduğu bağın zayıflayıp zayıflamadığını izliyorsanız, markayı yenileme ihtiyacını da sezersiniz. Kilit sözcük gençleşme veya ihtiyarlaşma değil, kilit sözcük yenileme ve kendini yinelememedir. Dolayısıyla bir alışveriş merkezinin, hakkını veren sürdürülebilir bir marka haline gelebilmesi için, diğer alışveriş merkezlerinin yaptıklarından ya da verebildiklerinden fazlasını vermesi, farklı kalite ve özellikler taşıması gerekir. Bu farklılık, bir marka vaadi olarak iç ve dış müşterilere muntazam şekilde yansıtılmalıdır. Alışveriş merkezleri tüketicilerin belleklerine marka ısrarı yaratmalıdır.Perakende de sadece ürüne odaklanmak bir strateji hatasıdır. Markanızı bir bütün olarak pazarlamak sizi avantajlı hale getirecektir. Güçlü bir marka bir şirketin en değerli varlıklarından birini oluşturur. Tüketiciler, alışveriş sürecinde farklı markaların karşılaştırmasını yaparken, yalnızca markanın sahip olduğu özellikleri değil, aynı zamanda markanın değerini ve gücünü de dikkate alırlar. Marka değerinin yaratılması ise tüketicilerin alternatif ürünlere karşı o markayı tercih etmesi ve ona bir değer biçmesi olarak tanımlanır. Markaların tanıtılması ve müşterinin ilgisini ve beğenisini kazanması için günümüzde ileri teknolojiye dayalı iletişim araçları yaygın biçimde kullanılmaktadır. Müşteriler, gazete, dergi, televizyon, internet gibi görsel ve yazılı medya kanallarında yeni çıkan ürünleri veya geliştirilen markaları takip edebilirler. Ürünün tanıtımı ve reklamı ile başlayan marka iletişimi, ürün satışa sunulduktan sonra müşterinin alışveriş sırasında karşılaştığı satıcı davranışı ile devam eder. Alışveriş deneyimi, ilk iletişimde yaratılan izlenime uygun bir şekilde yaşandığında olumlu yönde ikinci adım atılmış olacaktır. Ürün ambalaj renginin satışı önemli ölçüde etkilediğini anlayan pazarlamacılar, mağaza içi dekorasyonda da doğru renk seçiminin satışı arttıran etkin bir faktör olabileceği görüşüne varmışlardır. Bu nedenle son yıllarda mağazacılık alanında, çok eski çağlardan beri doğu kültürlerinde fazlaca kullanılan kromoterapi yani renk biliminden yararlanılmaktadır. Vitrin ve mağaza içi dekorasyonda renk seçerken bu bilimin kurallarına dikkat etmek müşteri psikolojisini olumlu yönde etkileyecektir.Renkler, müşterileri mağaza içine çekme ve alışveriş yapma olasılığını arttırma gücüne sahiptirler. Ancak, burada önemli olan bu uyarıcı faktörlerin hangi bölümlerde veya reyonlarda ne yoğunlukta kullanıldığıdır. Renklerin gerektiğinden fazla kullanımı dikkat çekici olmakla birlikte müşterilerin böyle bir ortamdan rahatsızlık duymasına da neden olabilir. Bu nedenlerden dolayı renklerin anlamlarını, kullanılacakları doğru yerleri ve hangi kombinasyonlarla kullanılacağını bilmemiz gerekir. Satış danışmanlarının günlük mağaza içi teşhirleri düzeltirken bile uygulayacakları kombinasyonları bu renk bilgisi doğrultusunda doğru yapmaları söz konusu olacağından mağazada çalışan herkesin bilmesi gereken bir konudur renk bilimi.AVM sektöründeki 15. yılım nedeniyle AVM ve perakende sektörlerinin değerli üyeleri için faydalı olacağına inandığım Hayal Factory diye tanımladığım kitabımı tamamlamak üzereyim. Öğretim üyesi olarak görev aldığım İstanbul Üniversitesinde ders kitabı olarak da okutacağım kitabımın ismi, ALIŞVERİŞİN mARKA BAHÇESİdir. Bu kitabım da, ilk kitabım Alışveriş Merkezi Yönetim Sırları gibi sektörün değerli üyeleri tarafından ücretsiz temin edilecektir..Bu kitabı AVM sektöründeki 15. yılımda; ilk günkü gibi heyecanla sevdiğim sektörümüze ahde vefa nedeniyle ve sektörümüzde özellikle yeni yetişen yöneticilere katkıda bulunmak amacıyla yazıyorum. Genç yöneticilere naçizane birkaç önerim olacak: Kitabımın isminden de anlaşılacağı gibi markalaşmak, marka kalmak o kadar kolay değil. Çalıştığınız kurumun markalaşması uzun ve meşakkatli bir yol ARKA planda yaşanan birçok sıkıntı, uykusuzluk, stresli günler, rekabet, hayal kırıklıkları, hatta gözyaşları söz konusu Bu yolda kişisel markanızı oluştururken ise başkalarının sizin kariyerinizi, değerinizi belirlemesine asla izin vermeyin. Çünkü subjektiftir. Ayağı yere basmak kaydıyla kendi değerinizi siz belirleyin. Tek bir şeyde en iyi olmayı hedefleyin ama işinizle ilgili hemen her şeyi mutlaka bilin. Ne oldum demeyin, ne olacağım deyin. Kendinizi sürekli geliştirin, ekibinizi iyi seçin, dost biriktirin ama arkanızı yine de kollayın, mütevazı olun, gülümseyin, bolca teşekkür edin, şükredin ve işinizi sevin. İşinizi sevmiyorsanız değiştirin!
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive