ABye Uyum Sağladık mı?

Müzakere sürecinin başladığının resmen duyurulmasının ardından, 2006 yılının ilk ayından itibaren perakende sektörünü yakından ilgilendiren birçok mevzuat yürürlüğe girdi. Konunun et, süt, bakliyat, baharat gibi çok ayrıntı içeren açılımlarını, üretici firmalarla röportajlarımızda iki yıldır masaya yatırıyoruz. Bu sayıda ise kayıt cihazımızı perakendecilere tutalım dedik

Eklenme Tarihi : 12 Mart 2008 Çarşamba
abye-uyum-sagladik-mi
Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında, gıda ve hızlı tüketim sektörüne yönelik birçok çalışma başlatılmıştı. Bütün denetimler içinde en dikkat edilen iki alan sebze-meyve ve kırmızı et olmuştu. Bu bağlamda özellikle organize perakende kuruluşları denetlenmişti. Öte yandan 1 Ocak 2006dan bugüne geçen sürede, özellikle denetimlerde standart sağlamak ve perakendenin geleneksel kanadındaki olumsuzlukları gidermek adına ciddi bir adım atılmadı. Konuyla ilgili kısa bir hatırlatmanın ardından perakende dernekleri başkanlarının görüşlerini sizlere ileteceğiz. Organize kanatta denetimler yoğunTarım ve Köy İşleri Bakanlığının projesi olan, Çiftlikten sofraya gıda güvenliği kapsamında 2007 yılında yürütülen izleme ve denetim sonuçları geçtiğimiz ay açıklandı. Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmaların sonucuna göre gıdalarda en fazla olumsuzluk; çiğ süt, peynir ve hazır yemek sektöründe yaşanıyor.Verilere göre geçen yıl, 55 süt örneğinde canlı bakteri ve somatik hücre analizi yapılırken 36 örnekteki bakteri ve somatik hücre sayısı mevzuatın üzerinde çıktı. 19 örnek ise mevzuata uygun çıktı. Sütteki olumsuzluk peynire de yansıdı. Geçen yıl alınan 794 peynir örneğinden 7'sinde salmonella spp virüsü, 35'inde staphylococcus aureus virüsü, 789 peynir örneğinden 106'sında escherichia coli virüsü, 702 peynir örneğinden 6'sında listeria monocytogenes virüsü belirlendi.Yetkililer, süt dışında gıda sektöründeki gelişmelerin olumlu olduğunu, bu nedenle Avrupa Birliği'nin (AB) de ithalatta analiz oranını düşürdüğünü söyledi.Geçen yıl il müdürlükleri tarafından yürütülen rutin denetimler kapsamında, gıda üretim yeri, satış yeri ve toplum tüketim yerlerinde toplam 334 bin 670 denetim yapılırken denetimler sonucunda, 6 bin 49 firma veya kişiye idari para ceza uygulandı, 586 kişi veya firma hakkında da savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu. Geleneksel yapılarda denetim eksikliği yaşanıyor2002 tarihli AB Gıda Kanunu, Türkiyede 1 Ocak 2006dan itibaren yürürlüğe girdi ve uyum dönemi başladı. AB Gıda Kanununun genel hükümleri: Güvenli olmayan gıda ürünleri pazara sunulmamalıdır. Bir gıda ürününün güvenli olup olmadığının belirlenmesinde; ürünün normal kullanım koşulları, tüketiciye aktarılan bilgiler, ürünün kullanımı ile ortaya çıkacak kısa ve uzun vadedeki etkiler ve toksin etkileri göz önünde bulundurulur. Ürünün güvenli olmadığının belirlenmesi durumunda; malın dahil olduğu tüm parti Gıda Kanununa uygunsuz sayılır. Gıda üretim zincirinin her aşamasında faaliyet gösteren operatörler, ürünün Gıda Kanunu ile belirlenmiş olan koşulları sağlaması ile yükümlüdür. Gıda ürünlerinde kullanılan tüm maddeler; üretim, işleme ve dağıtım zincirlerinin her aşamasında, o zincirde faaliyet gösteren operatörler tarafından izlenebilmelidir şeklinde özetlenebilir. Öte yandan özellikle denetimde standart sağlanması yönünde önemli bir zaaf halen mevcut. Geleneksel yapılar içinde bakkalların ve küçük esnafın hijyen standartları, kılık kıyafet, temizlik, müşteri ilişkileri gibi konularda ciddi zafiyetleri var. Ancak bakkallardan önce asıl sıkıntı semt pazarları ve işportada yaşanıyor.Semt pazarları kurulduğu gün, alışılagelmiş şekilde tamamen araç trafiğine kapanan onlarca yol ve sokağa; hastane, itfaiye, polis gibi yaşamsal önemi olan birimlerin araçları giremez. Konuya bu noktadan bakıldığında bile, çarpıklığın boyutları net anlaşılıyor. Ancak tüketici sağlığı açısından bakınca, durum çok daha vahim. Peynir ve et gibi mutlaka soğutucuda bulunması gereken ürünler dolaplarda, bakliyat ve baharat gibi paketli satılması gereken ürünler çuvallarda, kapalı mekanda satılması gereken sebze meyve de açıkta satılıyor. Bazı semt pazarlarına göstermelik şekilde soğutucu dolaplar getirilip içine peynir konuluyor, ancak o peynirin pazara kadar hangi şartlarda getirildiği ve dolabın standartlara ne kadar uygun olduğu tam bir muamma... Alev alabilecek kimyasal temizlik maddelerinin az ötesinde piknik tüpü yakılıp mısır kaynatılıyor, ortamda herhangi bir panik halinde ezilebilecek çocuklar olmasına karşın brandaların, kumaşların ve kağıtların yanında sigara içiliyor. Arada ufak tefek kapkaçlar, kavgalar ve birtakım olaylar yaşanıyor. Ancak Türkiyenin pazarlarından birinde büyük bir patlama, yangın, panik henüz şans eseri yaşanmadığı için, ısrarla bol ölümlü bir felaket beklenmeye devam ediliyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref SongörGeçtiğimiz günlerde Euroshop Fuarı vesilesiyle Almanyadaydık. Orada sebze meyve gibi yıkanabilir ürünlerin, gerekli koşullar sağlandığında dışarıda satılabildiğini gördük. Aslında birçok Avrupa Birliği ülkesinde, yıkanabilir ürünlerde bu tip bir kısıtlama yok. Ancak bizim idari birimlerimiz böyle bir karar aldı ve biz de buna saygı duymak, gereğini yapmak durumundayız. Nitekim bu kararların alındığı ilk günden itibaren, organize gıda perakendecileri gerekli hassasiyeti gösterdi ve sebze meyve reyonlarını içeri taşıdı. Aynı şekilde Avrupa Birliği Uyum Yasaları içinde, en çok üzerinde durulan açıkta et satışı konusunda da perakendeciler kendi üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptılar. Bu konuda ki son düzenlemelerle birlikte herhangi bir sıkıntı kalmadı.Tabi ki, bütün bunları belirtirken esas meselenin üzerinde durmak gerekiyor. O da organize perakendecilere uygulanan denetimlerde gösterilen disiplinin, maalesef semt pazarlarına ve perakende satış yapan kayıt dışı mecralara gösterilmemesi. Devlet birimlerimiz bu konuda daha hassas olacaklarına inanıyoruz. Öte yandan, diğer satış kanallarında özellikle de uzmanlaşmış mağazacılıkta sıkıntılar yaşıyoruz. Kasaplarımızın ve manavlarımızın, bizlere uygulanan denetimlere tabi değil gibi bir görüntüleri var. Perakende sektörüne yönelik kurallar getiriliyorsa, bu perakendenin her noktasında aynı şekilde uygulanmalı. Tabi ki küçük esnafımızın yaşaması taraftarıyız. Ancak kendilerinin günün şartlarına ve yasaların getirdiği sorumluluklarına adapte etmeleri gerektiğine de inanıyoruz. Kuralların ve denetimlerin uygulanması, onların kendilerini geliştirebilmeleri açısından gereklidir. İstanbul PERDER Başkanı Erdal TüfekçiAvrupa Birliğine girmeye hazırlanan Türkiyede, perakende sektörü geleneksel alışkanlıklarını gözden geçirip, kendi iç dinamiklerini değişen tüketici alışkanlıklarına uydurmalıdır. AB ye uyum süreci, gelişmiş ülkelerle ilişkilerimizin gelişmesi, ülkemizde değişen perakende kültürünü beraberinde getiriyor. Çünkü toplumumuzda istek ve ihtiyaçlar değişiyor, perakende satış noktası ve tedarikçileri de bu değişime ister istemez ayak uyduruyor.Perakende sektörünü ilgilendiren tüm yasaların uygulama söz konusu olduğunda; perakendenin geleneksel, organize, küçük, büyük demeden herkes için geçerli olması gerekmekte. Aksi taktirde uygulamada adaletsizlik ortaya çıkar, bu durumda yasalara uygun çalışan işyerleri de cezalandırılmış olur.Son yıllarda bakkalların, süper marketlere ve hipermarketlere dönüşümü de perakende sektörünün çok hızlı bir şekilde standartlarının yükselttiğinin önemli bir göstergesi. Yerel perakendeciler olarak bu süreçte, kendimizi rekabete hazır hale getirmek için öncelikle birlikte hareket edebilmek, bilgi beceri ve tecrübelerimizi paylaşarak ortak bir kültür oluşturmak amacıyla PERDERlerin kurulmasını sağladık. Bu birliktelik teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek; seminer, konferans ve paneller aracılığıyla üyelerimizin bilgilendirilmesi, bu teknolojilerin bünyelerine uyarlanmasını sağladı. Sektörümüzü en çok ilgilendiren ve etkileyecek olan Büyük Mağazalar Kanunu Tasarısı, henüz meclis genel kuruluna inemedi. Sektörümüzün küreselleşmeden olumsuz etkilenmemesi ve adaletli rekabetin oluşabilmesi için bu yasanın mutlaka çıkarılması gerekiyor. Ayrıca hazır kıyma ve parça et kanunu ile sebze ve meyve ile ilgili büyük şehirlerde toptancı halleri kanunu, sektörümüzü etkileyen hususların başında geliyor. Ankara PERDER Başkanı Mustafa AltunbilekAvrupadaki modernizasyonun ülkemizde de eş zamanlı gelişebileceğini düşünüyorum. Tüketicilerin sağlığını korumak, kalite beklentilerini karşılamak ve yaşam kalitesinin sürekli yükseltilmesi, sektörümüzün temel sorumluluklarından olmalıdır. Tüketicilere baktığımızda da, günümüzde insanların masalarından kalkmadan, dünyanın her yerinde üretilen ürün ve hizmetlere artık kolaylıkla ulaşabildiğini görüyoruz. Tüketicilerin seçeneklerinin artması, ürün ve hizmet üreten işletmelere kolaylıkla ulaşabilmesi, daha seçici olmalarına, en üstün niteliklere sahip ürün ve hizmete ulaşma isteklerinin artmasına neden oluyor. Tüketici davranışlarındaki bu değişim ise her işletmeyi, hangi koşullarda ve ne üretirse üretsin, dünya standartlarında ve müşteri odaklı üretim yapmaya, hatta müşterisi tarafından tercih edilebilmesini sağlamak amacıyla kendisini ve ürününü ayrıcalıklı kılacak daha üstün nitelikleri müşterisine sunmaya zorluyor. Bu nedenle artık işletmelerin, ürünlerin ve hizmetlerin kalitesini; müşterilerinin isteklerini, arzularını, beklentilerini, aradıkları üstün nitelikleri ne ölçüde karşılayabildikleri ve ne ölçüde tercih edildikleri belirliyor. Bunu gerçekleştiremeyen işletmelerin rekabet güçleri zamanla azalıyor ve bununla birlikte varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmuyor. Perakende sektörü kadar müşteriyle iletişimi olan bir başka sektör olmadığını görüyoruz. Tüketici ve üretici arasındaki arz-talep zincirinin son halkası olan perakendecilik sektöründeki gelişmeler, tüketici tarafından günü gününe izlenerek fark ediliyor. Sektörel gelişmeyi yakından izleyen tüketici, perakendecilik sektörünün kendisine sunduğu ürünlerin gerçek üreticisi olan diğer sektörlerdeki gelişmeleri de izleme şansına sahip oluyor. Tüketiciye yakınlığın sağlandığı, izlenme, eleştirilme ve geri bildirim sağlama avantajını iyi değerlendiren perakendecilik sektörünün, diğer sektörlerin de üretim ve kalitesine etki ederek gelişmeyi hızlandıran bir niteliği olduğu tartışmasızdır. Müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin üst düzeyde karşılanması; sektörümüzde arzu ettiğimiz geleceğin oluşturulmasına, sektörümüzün daha da güçlenmesine ve rekabet gücü etkinliğinin artmasına olanak sağlayacak. AB uyum yasaları çerçevesinde önceliklerimizi değiştirmeli, fiyat faktörünü sektör için ölçü olmaktan çıkarmalıyız. Kalite, istikrar ve hizmet ön plana alındığı takdirde AB yasalarına bile gerek kalmadan sektör ve markalar çıtayı yükseltmek zorunda kalacak. Ege PERDER Başkanı Vahdet SarıkayaDevletin, denetimleri ticaretin her alanında çifte standart olmadan, etkin şekilde uygulama konusunda sıkıntısı var. Bir taraftan AB Uyum Yasaları çıkarılıyor, bir taraftan da hala pazarcılık ve kasap gibi alanlarda bu yasalara aykırı şekilde ürünler tüketiciye sunuluyor. Böyle bir ikilem var. Hatta bu, mahalle manavlarında ve organize perakendenin dışındaki bağımsız şarküterilerde de var. Denetlenen sürekli bizleriz, çünkü kayıt altında çalışıyoruz, her şeyimiz yasal. Ancak bahsettiğim diğer yapılar zaten o kadar çok konuda bozuk çalışıyor ki, gıda güvenliğiyle ilgili de görmezden geliniyorlar. Sıkıntımız budur; denetleme yapılıyorsa herkese yapılmalıdır. Batı Karadeniz PERDER Başkanı Niyazi GüneriAB Uyum Yasaları ile ilgili olarak, yasaların tam olarak bilinmemesinin vermiş olduğu bir belirsizlik söz konusu. Bu belirsizliğin bir nedeni de sorumluların bu konuda tam olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi. Bu nedenle de yasalar bazı yerlerde uygulanıyor, bazı yerlerde uygulanamıyor.Ancak yasalarla birlikte gıda güvenliği ve tüketici hakları konusunda yaşanan gelişmeler de var. Organize perakendede sebze meyvede ya da ette artık yasalara aykırı ürün satılmıyor. Biz sorumluluğumuzu üstlendik ve gereğini yaptık. Ancak merdivenaltı üretim yapan kasap türü yerler satıyor, kimse de niye satıyorsun? demiyor.Ancak AB Uyum Yasaları, tam anlamıyla bu konudaki sıkıntıları çözebilmiş değil. Örnek vermek gerekirse; ülkemizde bir pazar gerçeği var ki, buralarda açıkta satılan birçok ürün var. Bu da vergi kaçırılması ve sağlıksız ürün satılması gibi sorunları beraberinde getiriyor. Ama hiç kimse, bu ürünlerin sağlıksız bir ortamda açıkta satılmasını sorgulamıyor. Dolayısıyla bu yasaların iyi takip edilmediğine inanıyorum. Diğer taraftan tüketici herhangi bir markette, örneğin son kullanma tarihine 5 gün kalan bir ürünü rafta gördüğü takdirde tüketici derneklerini arayıp şikayette bulunuyor. Dolayısıyla AB Yasalarının ve gerçekten uygulanması gereken kuralların, uygulayıcılarının bunlara çok dikkat etmesi gerekiyor. Bursa PERDER Başkanı İbrahim ÖzhanBu konuda özellikle Eurogap uygulamaları kapsamında meyve-sebzeyle ilgili olan kısımdan söz etmek gerekirse; Türkiye için şu anda daha çok erken ama bu anlamda çalışılmaya başlandı. Bununla ilgili olarak gerek bireysel, gerek bizim gibi firmalar bazı çalışmalara başladı. Meyve-sebze konusunda Eurogapla ilgili süreç çok önemli. Neticede yediğimiz ürünlerde kullanılan kimyasal maddelerin oranlarına dikkat etmek gerekir.Bugün Avrupaya ihracat yapılırken, bu oranlar laboratuarlarda kontrol ediliyor, ondan sonra ürünler ülkelere kabul ediliyor. Ama bizim ülkemizde ne yazık ki böyle bir uygulama olmadığı için, üretilen ürünler her yerde çok kolay bir şekilde satılıyor. Bu ürünlerin içeriğine baktığımız zaman, insan sağlığı açısından çok ciddi tehlikeler yaratan ilaçsal kalıntılar bulunduğu görülüyor. Bu nedenle böyle bir uygulama başlatılması, üretimin ilk aşamasından son noktasına kadar izlenilebilir bir süreç yaratmak bence çok olumlu ve güzel. Belki ilk etapta bu; maliyetleri, dolayısıyla fiyatları yükseltebilir ancak sağlıklı ürün tüketmek her zaman için çok daha önemli.Et sektöründe özellikle süt ve et verimliliğini arttırmak için yapılan birkaç çalışma var. Bunlar, ırkları yenilemeyle ilgili olan çalışmalar. Artık Türkiyedeki üretimin, köylerdeki birkaç kişinin, halkın yaptığı 1-2 hayvanla değil, profesyonelce büyük çapta yapılması gerekiyor. Bu şekilde yapıldığı takdirde, gerek hayvanların sağlık taramaları olsun, gerekse ırkları olsun daha ciddi bir şekilde korunmasını sağlar ve ürünlerdeki fiyat dengesini de biraz daha aşağı çeker diye düşünüyorum. Çünkü Türkiyedeki et fiyatları, Avrupadakine göre çok yüksek ve her geçen gün tüketim azalıyor. Daha ucuz olan beyaz ete doğru yönelme görülüyor. Tabi ki tek sebebi bu da değil. Özellikle deli dana olayı, bunun getirdiği zararlar da müşterinin talep ettiği ürün grubunu değiştirmesindeki sebeplerden biri. Ama fiyatların Avrupa ile kıyaslandığında yüksek olmasından dolayı da, kesinlikle böyle bir çalışmaya girmesi gerekiyor. Artık eskisi gibi küçük, bireysel çalışmalar değil, büyük, organize olmuş çiftliklerde üretilmesi gerekiyor. Aynı şekilde süt ürünlerinde de verimliliği arttırabilmek için, bu gibi çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Neticede AB Uyum Yasalarını, hayvancılık ve tarım gibi en çok tüketilen gruplarla ilgili olarak olumlu görüyorum. Umarım Türkiyede de tam anlamıyla uygulanır ve verim alınır. Karadeniz PERDER Başkanı Fevzi PınarAvrupa Birliğinin uyum yasaları kapsamında Avrupadaki standartları ülkemize getirmeye çalışıyoruz. O açıdan bizim gibi, A ve B tipi tüketicilere hitap eden perakendeciler için çok katkısı olacağını düşünüyorum. Müşterilerimiz psikolojik olarak bu konuya hazır ve ürünleri bu şekilde tüketmeye eğilimli olan insanlar. Ama genel anlamda Türkiye gerçeğine baktığınız zaman hala açık pazarlardan elle tutarak, gözle görerek ürün almayı seven bir müşteri kitlesi var. Bu nedenle gıda güvenliği adı altında yapılan çalışmalar, onların alışması için uzun bir zaman gerektirecek. Başlangıçta belki yoğun tepki verecekler ve birtakım sıkıntı yaşayacaklar, ama onlar da gelecekte mutlaka çok faydalı olduğunu ve kendilerine katkı sağladığını görecekler.Belli bir standart oluşuyor; açık olan ürünleri de standart olan ürünler gibi barkodlayarak satışa sunmuş oluyoruz. Belli bir kalite standardı oluşmak zorunda kalıyor. Yani organize perakendeciyi rahatlatacak, onların kuramlarına uygun çalışma düzeni geliyor. Ama organize olmayan ve kural dışı işler yapan perakendeciler için, tabi ki bunları disipline etmek adına çıkarılmış yasalar olacak. Bu anlamda bence sektörümüzü düzene koyacak bir yasa. Şu anda özellikle büyük şehirlerimizde, kısmen uygulanıyor. Ama hala Tarım İl Müdürlüğünün inisiyatifinde dönen işler bunlar. Eğer gerçekten bölge yöneticisi çok hassassa, çok fazla üzerinden gittiği iller var. Samsunda bu illerden bir tanesi. Gerçekten kuralları düzenli bir şekilde uygulamaya çalışıyorlar. Ama hala ülkemiz geneline baktığımızda her bölgede bu kadar sıkı uygulama olmadığını görüyoruz. Bence bu uygulamaya geçilecekse, sert bir şekilde geçiş yapılması gerekiyor. Uyum dönemi olmamalı burada. O zaman organize perakendeciler olarak zarar görmeye başlarız. Çünkü biz hemen adapte oluyoruz ama piyasa gecikiyor, hemen adapte olmuyor. Bu şekilde olsaydı müşteri de buna mecburen uyardı. Bunu biraz şuna benzetiyorum; kuş gribi çıktığı anda tavuğun pakete girmesi o kadar kolaylaştı ki, herkes hemen adapte oldu. AB Uyum Yasaları kapsamındaki geçiş yumuşak bir geçiş oldu. Gelecekte daha büyük fayda göreceğimizi ve bir işletmeci olarak bu uygulamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Bu anlamda da tüm prosedürlere uymaya çalışıyorum. Ancak bu yasalara uygun çalışmayan insanlar açısından baktığımızda, haksız rekabet kuramı oluşuyor. Bunların ortadan kaldırılması gerekiyor. Kayseri PERDER Başkanı Osman PolatÜlkemizin perakendecilik sektöründeki gelişim süreci devam etmektedir. Uyum yasalarının, bu sürece sanıldığı gibi olumsuz bir etki yapacağı kanısındaki düşüncelere katılmıyorum. Aslında bu yasaların enerji sektörümüze de çok faydası var. Elektrik enerjisinin büyük bir kısmını doğalgazdan elde eden ülkemiz ekonomisine de, tasarruf yönünden büyük bir katkı sağlayacağı konusunda olumlu görüş bildirmenin rasyonel olacağı kanısındayım.Gerek Sosyal Güvenlik Kanunlarımız, gerek çağımızın gereksinimleri çalışanlarımızın sosyal yaşantılarına da biz işverenlerin gereken önem ve ihtimamı göstermemiz gerektiğini dikte ediyor. Bununla birlikte müşterilerimize daha çağdaş, daha kaliteli hizmet verebilmemiz açısından uyum yasalarını kendi bünyemizde sistemleştirmemiz, sektördeki güçlülüğümüze güç katacak olup ulusal zincirler ile yerel zincirler arasındaki rekabet konusunda da aleyhimize olan bazı eksikliklerimizi lehimize artı olarak kazandıracaktır. Bundan ötürü bu yasaların bünyemizde sistem haline dönüştürülmesinin, müşterilerimize de gerekli sağlık ve hijyen koşullarında ürünlerimizi daha rahat sunmamıza yardımcı olacağı görüşündeyim. Güneydoğu PERDER Başkanı Mehmet Şah AkdağAvrupa standartlarının, geneli kapsaması halinde, perakendecilikte kaliteli hizmet için gereksinim olduğu kabul edilir. Standartların kısmi olmasının, perakendeciliğe getireceği maliyetten dolayı zamansız olacağı kanaatindeyiz. Çünkü haksız rekabetin ortadan kalkması için ülkemizde faaliyet gösteren Avrupa menşeli mağazacıların ve yerel perakendecilerin eşit şartlarda hizmet vermeleri ve müşteri memnuniyeti sağlamaları, hijyenik ürünlerin satışa sunulması noktasında önem arz ediyor. Zira perakendeciler olarak desteklediğimiz Hipermarketler Yasa Tasarısının da Avrupa standartlarında olması ve değişmeden çıkması ülkemiz ve bölgemiz perakendeciliği için çok önemlidir. Aynı zamanda bölgeler arası farklılıkların da giderilmesi için ekonomik ve sektörel önlemler alınmalı ve yerel müteşebbisler yasalarla desteklenmelidir.Standartlar geçiş süreci içinde değerlendirilirse, haksız rekabetin de gündeme geleceği göz ardı edilmemelidir. Avrupa standartlarına geçişin hazırlık döneminin pilot bölgelerden başlayarak hayata geçirilmesi ve tanıtılması perakende sektörünün lehine olacaktır. Ödev listesi yine kabarıkKatılım Ortaklığı Belgeleri (KOB), aday ülkelerin üyelik sürecinde üstlenmeleri gereken yükümlülükleri kısa ve orta vadeli bir takvim doğrultusunda ortaya koyan belgeler. Siyasi ve ekonomik kriterlerin yanı sıra, AB müktesebatının üstlenilmesi yönünde yapılacakları da sıralayan KOB, aday ülkeler için temel bir yol haritası niteliğinde. Buna karşılık, her aday ülke, KOBda belirlenen yükümlülükleri nasıl ve hangi takvimle yerine getireceklerini taahhüt ettikleri ulusal programlar hazırlamak durumunda. Türkiye için bugüne kadar 2001, 2003 ve 2006 yıllarında olmak üzere üç KOB hazırlanmış, Türkiye de buna karşılık 2001 ve 2003 yıllarında kendi taahhütlerini içeren iki ulusal program sunmuştu. AB Komisyonunun son hazırladığı KOB ise, halihazırda taslak halinde. Bugünlerde onaylanması beklenen yeni KOBa karşılık, Türkiyenin de ulusal programını güncellemesi gerekiyor. Türkiye, 2006 tarihli KOBa uyum yönünde bir ulusal program hazırlamamış, Brükselden bu yönde gelen eleştirilere kulak tıkamıştı. Yeni KOBun da bir önceki gibi karşılıksız kalıp kalmayacağı henüz belli değil. Ancak taslak belgede, Türkiyeden KOBun öncelikleri ve takvimine paralel taahhütler içeren bir ulusal program beklendiği çok açık ifadelerle belirtiliyor. Lizbon Anlaşması ve TürkiyeABde krize neden olan Anayasa Antlaşmasının yerine hazırlanan AB Reform Antlaşması 13 Aralık 2007de imzalandı. Lizbon'daki Jeronimos Manastırı'nda toplanan 27 üye ülke liderinin anlaşmayı imzalamasıyla, 29 Ekim 2004 tarihinde Roma'da imzalanan AB Anayasası tarihe karıştı. Lizbon Antlaşmasının, 10 Haziran 2009da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce, 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe konulması hedefleniyor. Bu tarihe kadar antlaşmanın, tüm üye ülkelerin parlamentolarında onaylanması gerekiyor. Şu ana kadar antlaşmayı referanduma sunacağını bildiren tek ülke İrlanda. İngiltere, Hollanda, Danimarka parlamentolarında tartışma yaratması beklenen antlaşmayı onaylayan ilk ülke Macaristan oldu. Yeni metinde neler var?AB'nin yeni anayasasıTemel unsurları ve çerçevesi, yılın ilk yarısında Almanya dönem başkanlığında belirlenen yeni AB Anayasasına, Portekiz dönem başkanlığının düzenlediği, hükümetler arası konferansta son şekli verildi.AB'de 6 aylık dönüşümlü başkanlık sistemini kaldıran yeni anayasada 2.5 yıllık süre için üye ülkelerin oy birliğiyle atayacakları AB Konseyi Başkanı'nın yılda 4 kez toplanacak AB zirvelerine de başkanlık etmesi öngörülüyor. Anayasa niteliği taşımayan bu antlaşma dahilinde devlet çağrışımı yaratacak isim, bayrak, marş gibi unsurlar yer almıyor. Anlaşmada, dış politikada tek seslilik için atanan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ise dışişleri bakanlarını buluşturan, Dış İlişkiler Konseyi toplantılarına başkanlık edecek. AB Komisyonu Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenecek Yüksek Temsilci, AB'nin dış eylemlerinin eş güdümünü sağlayacak. AB böylece, hala AB Komisyonu'nun dış ilişkilerden ve komşuluk politikasından sorumlu üyesinin yanı sıra AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi yetkisinde, çift başlı yapıda süren dış politikasını tek elden yürütmeye çalışacak. NATO benzeri bir uygulamayla dayanışma ilkesi devreye sokuluyor. Madde, saldırıya uğrayan bir ülkeyle dayanışma içinde olunmasını öngörüyor. Terörist saldırılar konusunda da benzer bir dayanışma ilkesi devreye sokuluyor.Mevcut oy sistemi 2014'e kadar korunuyor. 2017'ye kadar geçiş süresi verilecek olan sistemde yeni yöntem çifte çoğunluk olacak. Karar için üyelerin yüzde 55'inin onayı ve AB nüfusunun yüzde 65'inin temsili gerekecek.Ülkelerin ulusal veto yetkisi, dışişleri, savunma, mali konular, sosyal güvenlik ve kültür alanlarında korunuyor.Komisyonun yine 5 yıllık dönemlerle her ülkeden birer temsilciyle çalışması belirlenen yeni anayasada, 2014 yılından itibaren komiser sayısının, üye ülke sayısının üçte ikisine düşürüleceği ve bazı ülkelerin komisyona dönüşümlü üye göndermeye başlayacağı ifade ediliyor. 785 olan Avrupa Parlamentosu'nun üye sayısı 751 olacak. Ancak AP Başkanı oy hakkını kaybedeceği için fiili sayı 750 olacak.2014'ten itibaren AB Komisyonu da küçülecek ve 20'yle sınırlanan üyeleri rotasyonla seçilecek. Lizbon Anlaşması ile getirilen ikili çoğunluk sistemi olarak adlandırılan nitelikli oylama yöntemi, karar alınabilmesi için ülke sayısı dikkate alındığında yüzde 55 ve ülke nüfusları dikkate alındığında yüzde 65 destek bulunmasını gerekli kılıyor.Polonya'nın ısrarıyla yeni anlaşmanın yürürlüğe gireceği 2009 yerine 2014 yılına ertelenen ikili çoğunluk sisteminin uygulanmasından herhangi bir oylamada herhangi bir üye ülkenin isteğiyle 31 Mart 2017 tarihine dek vazgeçilebilecek. İkili çoğunluk sisteminin geçerli olmayacağı dış politika, AB bütçesi ve vergi gibi konularda karar alınabilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekecek. Yeni AB anayasası ayrıca üye ülkelerin ulusal meclislerine, AB Komisyonu'nun hazırladığı yasa tasarılarını yeniden incelenmek üzere geri gönderme yetkisi veriyor. Sivil toplum kuruluşlarının AB sürecinde 2008 beklentileriİş dünyasının içindeki sivil toplum kuruluşlarının her biri AB sürecine kendi penceresinden bakıyor ve mesleki önceliklerinin hükümetin öncelikleri arasında yer almasını diliyor. Ancak herkesin ortak dileği sürecin kararlılıkla sürdürülmesi ve Türkiyenin bu yoldan geri dönmemesi. TÜSİAD Başkanı Arzuhan YalçındağTürkiye ABye 2014 yılında üye olmak istiyorsa, müzakereleri 2012 yılına kadar tamamlamak zorundadır. Bunun için de siyasal reformların derinleştirilmesi, müzakere başlıklarındaki teknik uyumun açılış ve kapanış kriterlerini de karşılayacak şekilde gerçekleştirilmesi, süreci engelleyen Kıbrıs gibi sorunların kalıcı ve adil bir çözüme ulaştırılması ve sürecin üçüncü ayağını oluşturan iletişim çalışmalarının yaygınlaştırılması bulunmaktadır. Müzakerelerin yürütülmesinden sorumlu yapının etkinleştirilmesi: Dışişleri Bakanının gündeminin son derece yoğun olduğu Türkiye gibi bir ülkede, Müzakere Heyeti Başkanı sıfatının Dışişleri Bakanında olması ve Baş müzakereci ve yardımcıları görevlerinin diplomat, bürokrat ve kamu dışından belirlenmiş iki ya da üç kişiye verilmesinin ideal durum olduğunun kabulü gerekmektedir. TİM Başkanı Oğuz SatıcıAB sürecindeki öncelikleri üç ana başlık altında toplamakta yarar görüyorum. Birincisi ekonomi ve buna bağlı olarak müktesebat uyumu. Teknik açıdan yürütülen tüm uyum çalışmaları özel sektörü birebir etkiliyor. Hükümetin nisan ayında açıkladığı AB uyum programının, özel sektörün görüşleri dikkate alınarak revize edilmesi ve mutlak surette etki analizleri ile desteklenmesi gerek. İkincisi, son iki yıldır ara verilen siyasi reformlar. Demokratik standartlarının yükseltilmesi açısından en önemli konu, ifade özgürlüğünün ve temel hakların tam anlamıyla güvence altına alınması. 301. madde, artık bir sembol haline geldi. Bu konuda ilerleme olmaması, diğer tüm konuları da gölgeliyor. Dolayısıyla bu alanda mesafe alınması gerekli. Üçüncüsü, iç ve dış iletişim. Bu konu, maalesef çok ihmal edildi. Toplumda AB üyeliğine verilen destekteki azalma bunun en temel göstergesi. 2008 AB yılı olacaksa eğer, iç ve dış iletişime yönelik kapsamlı ve çok yıllı bir iletişim stratejisinin bir an önce uygulamaya koyulması gerek. TZOB Genel Başkanı Şemsi BayraktarTarım sektörü hassastır. AB mevzuatının yarısı tarıma aittir. Bu mevzuata uyum çalışmaları zaman alacaktır. Bu itibarla 2008 yılının AB yılı olarak benimsenmesi ve çalışmaların devam etmesi tarım sektörümüz için son derece önemlidir. Bu itibarla ekonomide istikrar sağlanması, üretime ve istihdama yönelik tedbirlere odaklanılarak, ülkemizin uzun dönemli siyasi rotasını saptırmadan Türkiye Cumhuriyeti değerlerini gözeterek, kararlı bir duruş sergilenmesi gerekmektedir. Bunun ardından AB hamlesindeki kararlık söz konusu olacaktır. ABnin önemli ülkelerinin devlet başkanlarıyla ikili ilişkiler çerçevesinde siyasi krizin aşılması yönünde üst seviyeli bir eylem planı devreye sokulmalıdır. TESK Başkanı Bendevi PalandökenTürkiye, açılış kriteri belirlenen fasıllara ilişkin mevzuat değişikliklerini yaparak AB yolundaki kararlılığını göstermelidir. Ayrıca mevzuat uyumunun, olası yansımalarını ortaya çıkaracak etki analizleri de bir an önce hazırlanmalıdır. Bunların sonuçları özellikle, Katılım Öncesi Mali İşbirliği Programı kapsamında yürütülecek projelerin konularının seçilmesine de katkıda bulunacaktır. AB müktesebat uyumu için AB fonlarının verimli bir şekilde kullanılabilmesi son derece önemlidir. Türk esnaf ve sanatkarlarının ABye uyumunda en önemli konu finansmana erişimdeki zorluklardır. Bu yüzden uyum sürecinde, ABdeki finansal destek ve mekanizmaların ülkemizde de oluşturulması gerekmektedir. Bir diğer önemli konu da,meslek standartlarını oluşturacak ve buna göre eğitimin içeriği, niteliği ile sınav ve belgelendirme hizmetlerinin belirleneceği idari yapının kurulmasıdır. Her üye ülkenin kendi iç hukukları itibariyle tanımlanmış esnaf ve sanatkarlık meslek dalları olduğundan, mesleki belgelerin karşılıklı tanınmasını ve kıyaslanmasını sağlayacak standartlar çıkarılmalıdır. Bu sistem kurulduğu zaman Konfederasyonumuz ve alt teşkilatımız da gereken çalışmaları yapabilecek ve geçiş sürecini en uygun şekilde değerlendirme imkanına sahip olabilecektir. Türkiye bu süreçte, kendi iç dinamikleri ve ihtiyaçları çerçevesinde yarar elde edeceği politikaları üretmeli, hazırlıklarını kamuoyu ve iş dünyasını zorlamadan bir program dahilinde sürdürmelidir. 2008 yılı bu açıdan kaybedilmemesi gereken bir yıl olmalıdır. İSO Başkanı Tanıl KüçükAB, müzakere sürecinin devamı için Kıbrıs meselesi ve 301. madde gibi klasik konuları sürekli gündeme getirmekte ve sürecin yavaşlatılmasına gerekçe olarak kullanmaktadır. Bu engellemenin geçersizleştirilmesi için özellikle ifade özgürlükleri konusunda hükümet zaten söz verdiği taahhütleri yerine getirmeli ve gerekli adımları atmalıdır. Kıbrıs meselesi ise Türkiye açısından hassas bir konudur ve Türkiye yapabileceği kadar olumlu adımı atmıştır. Bu konunun müzakere süreci dışında kalması için yaratıcı ve akılcı çözümler üretilebilmelidir. Türkiyenin önündeki maddelerTürkiye kısa süre içinde birçok fasılda önemli adımlar atta ve en azından kanunların çıkarılması yönünde kararlı bir tutum sergiledi. Ancak iş dünyasını yakından ilgilendiren bazı konularda, hükümetin öncelikli olarak ele alması gereken halen çok sayıda mesele yer alıyor. Malların serbest dolaşımıKullanılmış motorlu araçlara ilişkin ithalat izinlerinin kaldırılması konusunda Komisyona bir plan sunulması, bunların dışındaki ürünler için ithalat izin ve lisans şartlarının kaldırılması, AT Antlaşmasının 28-30. maddelerine aykırı düzenlemeleri yürürlükten kaldıracak bir plan hazırlanması, karşılıklı tanıma şartının getirilmesi, beşeri tıbbi ürünlerde veri korumaya ilişkin kalan konulara eğilinmesi. İşçilerin serbest dolaşımıKamu istihdam hizmetlerinin, Avrupa İstihdam Hizmetleri ağına katılımı için gerekli kapasitenin oluşturulması, sosyal güvenlik planlarının koordinasyonu ve kurumsal yapıların güçlendirilmesi. İş kurma hakkı ve hizmet sunma serbestisiMevzuat uyumu ve kurumsal kapasiteye ilişkin takvimli bir strateji sunulması, mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması yönünde mevzuat uyumunun sürdürülmesi, posta hizmetlerinde mevzuat uyumuna başlanması.Kısıtlamaların kaldırılmasının sürdürülmesi, posta hizmetlerinde mevzuat uyumunun ilerletilmesi, mesleki niteliklerin karşılıklı tanınmasında vatandaşlık şartlarının kaldırılması da dahil mevzuat uyumunun sürdürülmesi. Sermayenin serbest dolaşımıAB kökenli doğrudan yabancı yatırımların önündeki kısıtlamaların kaldırılması, ödeme sistemlerine ilişkin mevzuat uyumuna başlanması. Şirketler hukuku Yeni Türk Ticaret Kanununun kabul edilmesi.Müşterek muhasebe ve denetim alanlarında AB standartları ile uyumlu mali raporlama çerçevesinin kabul edilmesi, bildirim yükümlülüğünün güçlendirilmesi, denetime tabi tüzel kişilikler ve konsolide mali tabloların kamuya açık hale getirilmek üzere şirketlerce dosyalanması için gereken şartların kabul edilmesi. Fikri mülkiyet hukukuUygulamada, polis-gümrükler-yargı arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve kapasitelerin artırılması, korsan ve ticari marka taklitleri konularına eğilinmesi. Mevzuat uyumu ve uygulamada etkinliğin sağlanması. Rekabet politikasıAB müktesebatına uygun bir Devlet Yardımları Kanunu çıkarılması, şeffaf, bağımsız bir devlet yardımları izleme otoritesi kurulması, Ulusal Çelik Sektörü Yeniden Yapılandırma Programının ABye uygun olarak tamamlanarak kabul edilmesi. İkincil mevzuatın uyumlaştırılması, ikili taahhütler ile uyumlu olarak devlet yardımlarında şeffaflığın sağlanması, mevcut yardım planlarının ve verilmesi öngörülen münferit yardımların önceden ABye bildirilmesi. Mali hizmetler Kredi kurumları ve yatırım şirketlerinin yeni sermaye gereksinimleri ve diğer düzenlemelere uyumun sürdürülmesi, bankacılık ve bankacılık dışı mali sektörde ihtiyati ve denetime ilişkin standartların güçlendirilmesi, emeklilik ve sigortacılık sektörlerinde bağımsız düzenleyici otoritenin kurulması. Tarım ve kırsal kalkınma IPARD Ajansının kurularak akredite edilmesi, dana eti, canlı büyükbaş hayvan ve yan ürünlerinin ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılması. Arazi tanımlama ve ulusal çiftçi kayıt sisteminin geliştirilmesine devam edilmesi, kırsal bölgelere yönelik pilot eylemlerin uygulanması için hazırlıkların başlatılması. Gıda güvenliği, veterinerlik, bitki sağlığı Gıda, yem, veterinerlik alanlarında AB müktesebatının tam aktarımını sağlayacak, çerçeve kanunun çıkarılması, büyükbaş hayvanların kimliklendirilmesi ve hareketlerinin izlenmesi, koyun ve keçilerin hareketlerinin izlenmesini sağlayacak sistem oluşturulması, Trakya Bölgesinin aşılama yolu ile şap hastalığından ari bölge olarak tanımlanması için gerekli tedbirlerin alınması, tüm tarım ve gıda işletmelerinin AB müktesebatı doğrultusunda sınıflandırılması ve iyileştirilmelerine yönelik bir ulusal program hazırlanması. Hayvan hastalıklarının kontrolüne ilişkin önlemler alınması, gereği halinde eradikasyon planları oluşturulması, gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı alanlarında laboratuvar ve kontrol kapasitelerinin artırılması, bulaşıcı hastalıklar ve hayvansal yan ürünler ile ilgili mevzuatın uyumlaştırılması, toplama ve tedavi sistemlerinin kurulumuna başlanması. Balıkçılık Balıkçılıkla ilgili tüm konulardan sorumlu merkezi bir birim oluşturulması, kontrol ve denetimin güçlendirilmesi, kaynak ve filo yönetimi ile kontrolü de içeren, AB ile uyumlu Su Ürünleri Kanunu çıkarılması. Güvenilir bir stok değerlendirme sistemi kurulması, filo kayıt sisteminin AB ile uyumlaştırılması. Vergilendirme Alkollü ürünler, ithal tütün ve sigaralarda ayırımcı vergilerin büyük ölçüde azaltılması, diğer ayırımcı vergilerin ivedilikle kaldırılması yönünde Komisyonun da onayladığı kademeli bir plan sunulması, ÖTV ve KDVde uyumun sürdürülmesi, vergi gelirlerinin toplanmasının iyileştirilmesi, kayıt dışı ekonominin azaltılması için vergi idaresinin güçlendirilmesi ve modernizasyonu. ÖTV ve KDV ile ilgili mevzuatın, özellikle indirim, muafiyet, istisna, vergi iadesi, indirimli oranların uygulanması alanlarında uyumlaştırılmasının sürdürülmesi. Tüketicinin ve sağlığının korunmasıTüketicinin ve sağlığının korunması faslı ise, tüm AB vatandaşlarının sağlığının, güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla Topluluk düzeyinde getirilen ortak düzenlemelerden oluşuyor. Konunun önemi nedeniyle tüm Birlik politikalarına dahil edilen tüketici politikası kapsamında, birçok ürün grubuna ilişkin özel düzenlemeler bulunuyor. Özel direktifler kapsamına girmeyen ürünler ise, genel ürün güvenliği direktifinde ele alınıyor. Ürünlere ilişkin standartların yanı sıra, mal ve hizmetlerin güvenilir olması, ürün etiketlerinde muhtevanın detaylı olarak belirtilmesi, ürün güvenliğinin denetlenmesi, tüketicinin üretim hatalarından, yanıltıcı reklamlar ve dürüst olmayan ticari uygulamalardan kaynaklanan risklere karşı korunması, kusurlu ürün sorumluluğu, mesafeli satışlar, kapıdan satışlar, tüketici kredileri, paket turlar bu başlık altında düzenleniyor. Temel öncelik, ürün güvenliği ve piyasa denetimiÜreticilerin, piyasaya sundukları ürünlerin güvenilirliğini sağlamakla yükümlü olduğu bu politika kapsamında, ürünün herhangi bir risk taşıması halinde üretici bu riski beyan etme zorunluluğu taşıyor. Tüketicinin tazmin edilme ve bilgilendirilme hakkı ile, temsil hakkının da düzenlendiği bu politikaya, tüm AB ülkeleri uyum sağlamakla yükümlü. Ancak üye devletler, iç pazarın işleyişine zarar vermemek koşuluyla kendi ulusal politikalarını da uygulama hakkına sahipler. Kaynaklar:Kriter Dergisiwww.abgs.gov.tr Düzeltme:Haberin ilk yayınlandığı tarih olan 13 Mart'ta, alıntı yapılan mecraların kaynak olarak belirtilmesi unutulmuştur. Bunun için okuyucularımızdan ve bilgi sahiplerinden özür dileriz...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive