Eklenme Tarihi : 18 Nisan 2008 Cuma
Yaman Özgün (Merhum)

Zülfü Livaneli

Değerli okurlarım;Sektörün, özellikle yerel marketlerin atılım yapmayı başarabildikleri son altı yılda, mağazalarının iç düzeninden ürün gamının zenginliğine kadar, satış tekniklerinden satın almada marjların düzenlenmesine dek büyükleri, ulusal marketleri, kendilerine yol gösterilmesi ile yurt dışına çıkabilmeyi becerebilmeler ile orada gördükleri ve olanakları rahatça kazanmaya başladıkları için rekabette yine bir yerel zincirle rekabet edebilmek için harcamaya başladılar.


Hatta bazıları unutup görmezden gelse bile, Perakende Bilgi Evi (PEBEV)nin ellerinden tutması ile çok zor olan olgu yaratılarak örgütlenebildiler.Hatta daha ötesi bölgelere yayılarak Federasyon haline bile geldiler.*Ve nereden çıktı bu Zülfü Livaneli dediğinizi duyuyorum.Yerel zincirler olmak ve sadece para kazanmayı hedeflemek kolay dönemdi. Ona ulaşıldı, ama bu da başka sorumlulukları getirdi. Artık sadece üç semtte değil, gittiğiniz ülkelerde sektörle ve ülkenin diğer parametreleri hakkında gerçek söylemlerde bulunabilmek ve temsil etmek zorunluluğu hemen arkanızda durmaya başladı bile. Perakende Dünyası ve Yaşam kitabımda uzunca anlatmıştım. Sektörde çalışanların en tepeden en alt noktadakilere dek kendilerine yatırım yapma hedefi olmayan insanlardan oluştuğunu, en azından çalışanlar için sürekli eğitim programları verilmesini bütün platformlarda anlatmıştık.Gerçi; örgütlenme yapısı altında bazı eğitimlerin, sermaye sahipleri ve profesyonellere uygulandıklarını izliyorum. Ama sadece bir tanesinin uygulayıcısı ve içeriğinin sağlam olduğunu da biliyorum. Benim bahsettiğim de bu program değil. Ülkenin temsil edileceği yerlerde sektör - ülke karşılaştırmaları, dünyadaki trendleri en azından o esnada sorulması ile bile bir saat gerçek bilgilerle konuşma zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Zülfü Livaneli bir yazısında zannediyorum Yaşar Kemalden alıntı yaparak şöyle demişti;Bazı ülkeler de düello mantığı vardır, bazı ülkelerde pusu kurma mantığı vardır. Ülkemizde iyi niyetle bile bir araya gelince ve bir süre geçince pusu mantığının işlemesinden hep korkmuşumdur.Zülfü Livaneli de bunu Titrek Hamsi Hücresi nedeni ile iyi bilir.Ekonominin içinde olan işlerle uğraşanlar, sadece kendilerine sunulanlara inanarak yaşarlarsa ve bağnaz yapı içinde kalarak kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanarak ve inandırmaya çalışarak bunu sürdürürlerse; bir önceki jenerasyondaki insanlar bunlara acıyarak şansızlıklar olarak nitelendirirken bu günkü ve yarınkiler oh oldu mantığı ile yaklaşacaklardır. Galiba bende ikinci gurupta yer almaya başladım.Ülkenin bir önceki kriz yılından sonraki en kötü yılı olan 2007de GSYİH 856,387 658,786 milyon YTL ile sadece yüzde 4.5 büyüme gösterebilmiştir. Oysa 2004de GSYİH 559,033 390,397 milyon YTL ile yüzde 9.4 büyüme göstermiştiRakamlara baktığımızda, 658 Milyar dolarla 17inci büyük ekonomi olarak görünüyoruz. Meksika, Avustralya, Hollanda kaynak zenginlikleri bizim kadar olmamasına rağmen bizim üstümüzde yer almaktadırlar. Zira fare akıllı mantığı ile kaynak israfını cömertçe yapanları hepimiz bilmekteyiz.Alışveriş Merkezlerinde ziyaretçi sayısının yüzde 13 azalmasına rağmen, yatırımların önemli noktalarda bile durması. Tekstilcilerin cirolarda yüzde 15-20 arasında daralma olmasından bahsettiği bugünlerde, tüketicinin temel ihtiyaçların dışında alışverişi kesmesine rağmen, süpermarket zincirlerin sıçrama ayı dedikleri Aralık ta bile büyüme yüzde 7lerden yüzde 3lere çekilmişse ** kriz geldi ve 2008 yılını da kaybetmek üzereyiz demektir.Bunları yaratanlar ve alkışlarla yanında yer alanlara galiba bir gün Oh olsun diyeceğiz.Ama ülke, gelecek nesil çocuklarımız ve ekonomimiz yine yara alan gemi gibi yan yatacak. Basit mantıkla, uzun süreli çalışma koşulları bir biri ardına gelen yılbaşılar bayramlar ara yıl tatilleri, yıllık izinler, evlenmeler, doğumlar, soğuklar, aşırı sıcaklar, bu millet adam olmaz kardeşim, ne olacak bu sektör lafları ile başlayan memleket kurtarma deha söylemleri..Ne güzel yanıt verdi bana karakaşlı ve gözlü meslektaşım: Kaç mağazan var diye sorduğumda, öğünerek şu kadar dedi. İşinle ilgili kaç kitap okudun dediğimde, imzalayıp vermiyorsun ki dedi. Merhum Cem Karacanın bir anısını hatırladım ve Bende 5 kiloluk zeytinyağını imzalayıp ver bakalım dedim sırıttı.Parası olan ama konuşacak bir şeyi olmayanlar nereden başlayayım diyorsa işte yanıt;Zülfü Livaneliyi dinlemeye ve okumaya başlayın.Ve Aklıma İngiliz asilzadesi Karl Marksın sözleri geldi:Sevgi emektir.Kendinize, ailenize, işinize ve ülkenize emek vermezseniz onları sevemezsiniz.Kalın sağlıcakla. (*) Perakende Yeni Başlıyor / Ergün Güler(*) Vatan EKONOMİ 1 Nisan 2008
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive