Eklenme Tarihi : 18 Nisan 2008 Cuma
Okan Aras

Ya Bir Yol Bulunur, Ya Bir Yol Yapılır(*)

Sürdürülebilir verimlilik için lider ekipler başlıklı dizi yazıma devam edecektim ki, açıklanan istatistikler yüreğimi burktu.


Hesap sisteminin, AB entegresi nedeniyle, matematiksel artış gösteren, tarafımdan da olumlu karşılanan milli gelire yeniden dönmek istemiyorum. Ama, kepeng indiren küçük esnaf sayısındaki artışları görünce, eski tarihli bir yazımdan alıntılar yaparak, bir iki noktada hatırlamalarda bulunacağım. Doğuya gelmezler?Üst üste yapılan haberler ilgimi çekti doğrusu.Doğuyu hükümet de unuttu, yatırımcı da başlığına verilecek yanıt, hazır değil mi ağzınızda:- Kim, ne zaman hatırladı ki?Son birkaç yıl içersinde, göreceli olarak istikrarın yaşandığı bölge, Teşvik Yasasından dişe dokunur bir kazanç sağlayamadı diyor Fatma Koşar. Aynı haberde, turların ve projelerin askıya alındığını örnekliyor.Daha da ötesi, terör olayları da, neden gösterilerek, ticarette ciddi bir güven bunalımı yaşanıyor-muş.Sadece Diyarbakırda 612 işyerinin kapanması tesadüf mü?Üstelik, esnaf vadeli mal alamamaktan endişeli...Mahmut Oralın deyimiyle çatışmanın ayak sesleri, küçük esnafı vuruyor.Ama, savaş ekonomisi nedeniyle Irak gıda pazarı da, bölge için adeta can simidi. Peki, parayı kimler kazanıyor? Merak ediyorum...Doğudan perakendeci dostlarımız selam söyleyip traji-komik öyküyü anlatıyor hepimize :- Uluslararası büyük zincirler buraya gel(e)mez ki!Var mı bahse giren?Ya ulusal zincirler gelirse? Aynı şey değil mi? Batının durumu?Ayrım yapmak istemesem de, doğuya göre 5 kat daha fazla gelişim gösteren batıda, durum nedir?Ekonominin lokomotifi konumundaki perakende dünyasının, yatırımlarını Batı odaklı olarak hayata geçirdiği, bilinen-görünen bir gerçek.Sadece bu kesit dahi, inanılmaz boyutlardaki rekabeti özetlemiyor mu?Ama, pazar, özellikle batıda giderek daha da sıkışıyor.Yeni açılımlar bulmak şart.Küçük perakende noktaları tıkanmak üzere. Açın gazeteleri bakın. Batının ta göbeğinde, yüzlerce devren kiralık-satılık perakende satış noktası göreceksiniz. Vahşi kapitalizme dur diyecek güçleri-bilgileri-birikimleri kalmamış artık.İşte bunlardan bir tanesine inanılmaz derecede üzülmüştüm. İlan aynen şöyleydi:- Yalnızlıktan dolayı DEVREN MARKET. Tel...Yüreğim burkuldu. Tahminler yapmaya başladım :- Küçük bir yer.- Müşteri yok. - Market sahibinin eşi öldü. - Yaşlı bir amca. - Bakkalı bırakacak kimsesi yok. - Falan-filan...En iyisi aramak-tı... Aradım da. Telefonu üzülerek kapattığımı bilmelisiniz.Konuşmasından çok da yaşlı olmadığını anladım. Ne demek yalnızlık soruma hiddetlice bir yanıt aldım. Ve bir o kadar, bir başka acı gerçeği hatırlayıverdim: - Sabah 6, gece 12... Sen olsan dayanabilir misin kardeşim? Bu yalnızlık değil mi?Ve eski bir anı...Çok söze gerek yok.Yıllar önce İstanbulda düzenlediğimiz Perakende Konferansında yaşadıklarım geldi aklıma. Ne kadar da benzeşiyordu.Adettendir, dilek ve temenniler es geçilmez bu tip etkinliklerde. Diyarbakırlı market sahibi (yazım Diyarbakır üzerine kurulu olduğu için değil. Diyarbakırlı olması sadece bir rastlantı işte) söz alıp, daha ilk sözlerinde büyük tepki topladı. Ve hatta yuhalandı :- 25 yıllık market sahibiyim. İflas ettim. Allah hepinize nasip etsin inşallah!Salon ayağa kalktı tabii. Konferans başkanı (?) şaşkın durumda. Ancak, dostumuz gayet sakin bir şekilde, tepkilerden sonra, konuşmasını tamamladı:- Ne kızıyorsunuz arkadaşlar? Sabah 6da dükkandayım. Gece 12de eve zor gidiyorum... Hanımla neredeyse kardeş olduk. Çocuklarımı bakkalda görebiliyorum. Bir kez olsun sinemaya-tiyatroya gidemedim. Bir futbol maçı izleyemedim. Eş-dost düğünlerine-cenazeye gidemiyorum... Piknik nedir bilmiyorum. Tatil yok. Bayram-seyran yok. Bu nasıl iş Allah aşkına?Tahmin edebileceğiniz gibi, bu kez salon alkıştan inledi.Dostumuz, kurumsallaş(a)mayan küçük esnaf gerçeğini, en yalın biçimde anlatmıştı çünkü. Bir şey yapmalı!Ama ne?Çok çalışma var bu konuda. Sürekli yeni fikirler çıkıyor ortaya.Güç birliği ilk akla gelen ama, birlikte olmayı beceremeyen, birlikte olunca da, bireysel çıkarlar nedeniyle çatışmalar yaşanan, anayasası olmayan beraberlikler, ne yazık ki hüsran ile sonuçlanıyor.Devam edenler de, el zoruyla ısrar ediyor birlikteliğe. Şimdilik, dayanıyor-katlanıyor yani...Siyasi ve sosyal istikrarın sekteye uğraması hoş değil. Ardına eklenen, dünyadaki olumsuz rüzgarlar, beraberinde bırakın krizi, bunalım korkusunu getiriyor kuşkusuz...Batı da; doğu da, ortak akılda birleşmesi gerekiyor.Bir doğu, bir batı derken, neredeyse Öteki Türkiye deyimine demir atacağız. Son örneğim ulusal zincirlerin stratejileriyle ilgili ve hatta ulusala yakın yarı yerel-yarı ulusal perakende temsilcilerini kapsıyor. Yakında, ama çok yakında, daha kontrollü, daha verimli satış noktaları haline gelebilmek için, bu azgın rekabette ayakta kalabilmenin yöntemlerini tartışmaya başladılar. Ne güzel.Ve yazarınızın işaret ettiği noktalara gelebilmek için, yatırım atağına geçmek üzereler...Karar alanlar da var, geç kalıp hala konuşanlar da.Sektöre yeni isim-yeni konsept olarak enterasan ve de büyük girişler yapacaklar. Az kaldı, göreceksiniz.Ama, siz de geç kalmayın!Ben, bildiklerimi paylaşmaya, yol haritanıza katkı koymaya hazırım.Sizi bilemiyorum ama, ben hızlı balık; büyük ve yavaş balığı her zaman yer sözünü esas alıp, Hannibalın sözlerini yeniden hatırlıyorum: - Ya bir yol bulunur, ya bir yol yapılır!Var mı ötesi?
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive