Eklenme Tarihi : 17 Haziran 2008 Salı
Prof.Dr. İsmet Barutcugil

Perakendede Değişimi Yönetmek

Değişim, yeni yönlere doğru yola çıkma anlamına gelir. Merak uyandırdığı kadar korku da yaratır


Yeni Dünyalara girmeye ve etrafımızdaki insanları yeni gözlerle görmeye hazırlıklı olmalıyız. Değişim artık bir seçenek değildir. Başarılı olmak isteyen organizasyonlar, değişimi dönemsel bir aktivite olarak görme şansına sahip değillerdir. Değişim, kurumsal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır ve kurum kültürü ile bütünleştirildiği ölçüde büyüme ve kazanç üzerinde olumlu sonuçlar yaratır. Başarılı organizasyonlar değişimin insanlar üzerindeki öngörülebilir etkisini anlarlar ve değişim sürecini rekabetçi üstünlüğü yaratacak şekilde yönetirler. Kurumsal değişim yalnızca çalışanların benimsemesi ve yeni işletme stratejilerini desteklemesi durumunda başarılı olur. Çalışanların desteği; daha güçlü takımlar oluşturmak, daha rekabetçi olmak, şirketin satışlarını ve kârlılığını artırmak, daha iyi müşteri hizmeti vermek ve müşterilerin bağlılığını sağlamak açısından büyük önem taşır. Değişimin korku yaratması ve direnmeyle karşılaşması genellikle kaybetme endişesinden kaynaklanır. İşletmeler ve insanlar, sahip oldukları konumu, ilişkileri, gücü ve kaynakları kaybedeceklerinden korkarlar. Değişen durumu anlayacaklarından, uyum sağlayabileceklerinden ve bundan yararlanıp yararlanmayacaklarından endişelidirler. Yeni durumlar; bilinmeyen, daha önce denenmeyen fırsatları ve bu arada daha önce karşılaşılmamış tehditleri ve çözülmemiş sorunları beraberinde getirir. Risk almak ve belirsizlik altında çalışmak, her çalışanın ve yöneticinin hazır ve istekli olduğu durumlar değildir. İş hayatında; büyüme, küçülme, birleşme, el değiştirme ve yeniden yapılanma değişimi beraberinde getirir. Bunun ötesinde; müşterilerin istek ve ihtiyaçlarının, pazarın yapısının, ülke ekonomisinin, teknolojinin, sosyal ve siyasal düzenin, yaşam tarzlarının, yasaların ve benzeri çevresel faktörlerin değişmesi de işletmeleri değişime zorlar. Yöneticiler ve çalışanlar bunu anlamak ve kabullenmek zorundadırlar.Değişimi, dış faktörlerin ve özellikle rekabetin baskısı karşısında kabullenmek tepkisel bir yaklaşımdır ve en fazla mevcut durumun korunmasına yardımcı olabilir. Değişimi, öngörülü bir anlayışla çalışarak ve içsel dinamikleri kullanarak başlatan işletmeler bu sürecin yaratacağı yeni fırsatları en iyi şekilde görecek ve kullanacaklardır. Hızlı değişen bir sektörde proaktif davranan işletmeler lider konumda olmanın avantajlarını elde edeceklerdir. Bazen rakip firmadan bir adım olmak bile önemli kazançlara yol açabilmektedir.Değişimi, proaktif davranarak başlatmak isteyen işletmeler, öncelikle bunun kaçınılmaz olduğunu ve varlığı korumak için kritik önem taşıdığını çarpıcı bir şekilde ortaya koymalıdırlar. İşletme çapında bir acil durum duygusunun yaratılması sürecin başlatılmasını kolaylaştıracaktır. İkinci adım, değişim için istek ve heyecan duyan lider bir ekip yaratmaktır. Bu ekibe verilecek bir vizyon onların doğru yönde yol almasını kolaylaştıracaktır. Sonraki adım, tüm iletişim kanallarını kullanarak değişimin mesajlarını yaymak ve tüm çalışanlara benimsetmeye çalışmak olacaktır. Değişim sürecinde elde edilen kazanımların kutlanması, buna katkıda bulunanların ödüllendirilmesi, değişimi kalıcı ve sürekli kılacak önlemlerin alınması, değişim yönetiminin diğer adımlarıdır. Bu süreçte en önemli nokta, çalışanların gönlünü kazanmak, inançlarını, güvenmelerini ve adanmalarını sağlamaktır. İnsanların yüreklerini koymadıkları bir değişim, sistemler, teknolojiler, yöntemler ne olursa olsun başarısız kalmaya mahkûmdur. Perakende, günümüz ekonomilerinde en hızlı değişen sektörler arasındadır. İsimlerinden yerlerine, yapılanmalarından yönetim tarzlarına, ürünlerinden hizmetlerine kadar hemen her boyutta sürekli değişim içindedirler. Değişmeyenleri müşteri değiştirmektedir. Geçmişin başarısını sağlayan özellikler bugün için anlam taşımadığı gibi bugünün üstün özelliklerinin geleceğin güvencesi olamayacağı da açıktır. Perakende işletmeler, her zaman, her boyuttaki değişimleri yakından izlemek, öngörmek ve başlatmak durumundadırlar. Bu amaçla; yenilikçi ve yaratıcı bir yönetim anlayışına, denemelere fırsat veren ve hatalara hoşgörü ile yaklaşan yöneticilere ihtiyaç duyarlar. Araştırma ve geliştirme ekipleri, yeni fikirler, tasarımlar, tarzlar ve teknikler üzerinde sürekli çalışmalıdır. Yeni ve yaratıcı fikirlere ödül ve fırsat verilmeli, başarısızlıklar öğrenme fırsatları olarak görülmelidir. Perakendede müşterilerin geribildirimleri, çalışanların görüşleri, uzmanların önerileri ve rakiplerin stratejileri ciddiyetle dikkate alınmalıdır. Üniversite ve araştırma kurumları, profesyonel kuruluşlar ve meslek odaları çoğu kez değişimle ilgili önemli ipuçları sunmaktadır. Bunlarla kurulacak temaslar, çoğu kez düşük maliyetli çözümler sağlayabilecektir. Bulunabilecek her fırsatta, sektör liderleri ve güçlü rakiplerle yapılacak benchmarking (kıyaslama) çalışmaları da işletmede önemli iyileştirmeleri kolaylaştıracaktır.Özet ve sonuç olarak, ekonomik ve sosyal anlamda değişimin öncü sektörlerinden olan perakendede değişimi anlayamayan ve etkin yönetemeyen işletmelere yaşam hakkı olmayacaktır. Her perakende işletme sahibi ve yöneticisi, her şeyden önce başarılı bir değişim yöneticisi olmak zorundadır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive