Eklenme Tarihi : 21 Şubat 2008 Perşembe
Yılmaz Pekmezcan

Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact) - II

Bir önceki yazımda yalnızca ana başlıklarıyla değindiğim Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact), Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından, 31 Ocak 1999'da yapılan Dünya Ekonomik Forumunda, iş dünyasının liderlerinden uluslararası bir yapılanma olan Küresel İlkeler Sözleşmesine destek olmalarının istenmesi ile başlayan girişim, şirketlerin, Birleşmiş Milletler teşkilatlarının, çalışma ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, ortak vizyon, amaç ve değerler doğrultusunda çalışmalar yapmasını hedeflemektedir


Temelinde, küreselleşmenin bazı nimetleri beraberinde getirmesinin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma ve büyümenin doğru kaynaklar ve yöntemler kullanılmadan gelecek nesillerin ihtiyaçlarını yok ederek bugünkü ihtiyaçlarımızın elde edilmesi sürecinin dünyamız için büyük felaketleri de beraberinde getireceği vurgusu yapılmaktadır. Yaşadığımız dünyanın sorunları, tüm ülkelerin iştiraki ve ciddi sorumluluk almasıyla çözülebilecek seviyede. Genel olarak baktığımızda çevre sorunları ve enerji başta olmak üzere, etnik, dinsel, ekonomik ve politik birçok sorunun dünyayı kısa bir süre sonra yaşanmaz bir gezegen haline dönüştüreceği kesin.Küresel İlkeler Sözleşmesi ana başlıklarıyla; İnsan Hakları, Çalışma Koşulları, Çevre ve Yolsuzlukla Mücadele konularında iyileştirme sağlayarak sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasını benimsemekte Kapitalizmin her türlü yöntemi ya doğrudan meşru bularak ya da dolaylı yollardan kılıflar uydurarak uyguladığı küreselleşme vahşetine, aslında Küresel İlkelerde sözü edilen dört ana başlıkta devletlerin bugüne kadarki önleyici faaliyetler ve kararlar sürecinde maalesef çözüm bulunmamış, bilakis en gelişmiş devletler bu dört başlığı kullanarak bizzat ihlallere devam etmişlerdir. Bu konuda çok somut örnekler vermek mümkün ancak konuyu önemine istinaden politik zemine kayırarak hafifletmek istemiyorum. Yaklaşık iki hafta kadar önce Ediz Hun ve Hayrettin Karacanın katıldığı Küresel Isınma ve Perakende Sektörüne Etkileri konulu panelde Hayrettin Karacanın küresel ekonomi, var olabilmek için büyümek zorunda, aynen kanserli bir tümör gibi içinde bulunduğu bünyeyi yok edereksözlerinden hareketle ekonomilerin büyümesi de bizim tüketmemize bağlı, hem de çılgınca tüketmeliyiz ki kanserli kitlenin ihtiyacı olanları, insanlık olarak kendimizi ve dünya kaynaklarını bitirerek sağlamalıyız! Gerçekten de küresel rekabetin acımasızca gerçekleştiği dünyada var olabilmek ancak ve ancak üretebilmeye ve pazarlayabilmeye bağlı. Üretmek için de rekabet koşullarını dikkate alarak en kaliteli ürünü en ucuza üretmek ve en ucuz fiyata satmak zorundasınız. İşte böyle bir düzende devletlerin de, şirketlerin de, pazarda ahlaki boyutların dışına çıktığı şüphe götürmez bir gerçektir. İnsan hakları, temel hak ve özgürlükler, insani çalışma koşulları ve ücretleri, çevreye duyarlı bir üretimle kirliliğe son vererek dönüştürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılabilmesi konusundaki çarpık uygulamalar, sorunları bugünkü ciddi noktaya taşımıştır. Çok basit bir örnek herhalde konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır: Bugünkü dünya ekonomisini Çinin ayakta tuttuğu bir gerçektir. Özellikle süper güç olarak kabul edilen Amerika başta olmak üzere onlarca batılı gelişmiş devletlerin küresel markaları, üretimlerini Çine yaptırtmaktadır. Bilindiği üzere Çin komünist bir ülkedir, halen özel mülkiyet ve insan hakları konusunda çok ciddi ihlalleri bulunan anti demokrat uygulamaların yoğunlukla uygulandığı, emeğin sömürüldüğü bir ülkedir. Çine demokrasi gelse sanırım başta Çin olmak üzere dünya ekonomisi çöküşe geçer! Yani durum bu kadar vahim aslında. İşte bu noktada Küresel İlkeler Sözleşmesi, bu tür sorunların teşhisine yönelik çok önemli bir açılımdır.Sonuç olarak küresel sorunlara yalnızca devletlerin değil uluslararası şirketlerin de yarattıkları bu hayati tehlikelerin çözümüne katkı sağlamaları gerektiği konusunda bilinç kazandırmak adına uzun soluklu bir başlangıç olan bu ilkeler aslında geleceğimiz için çok önemli ve büyük bir fırsattır. Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne imza atmak için kuruluşun en üst düzey yöneticisinin imzasıyla, BM Genel Sekreterliği'ne bir mektup ile başvurmak gerekiyor. Başvuran özel sektör kuruluşunun sözleşmedeki 10 evrensel temel ilkenin etik yükümlülüklerin tümünün başvuru ile birlikte uygulanması beklenmiyor. Beklenen, ilkelerin şirket karar defterine işlenmesi ve bu ilkeleri yaşama geçirmek için yapılan kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarını her iki yılda bir rapor halinde BM Global Compact Ofisi'ne bildirilmesi.Ne dersiniz, bir farklılık yaratmak ve sosyal sorumluluk adına bile olsa ilgilenmeye değmez mi!Bir gün son ağaç kesildiğinde, son balık bittiğinde, paranın yenmediğini anlayacaklar Kızılderili atasözü
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive