Eklenme Tarihi : 21 Şubat 2008 Perşembe
Yaman Özgün (Merhum)

Kantinden Markete

Üniversite dönemlerinin en keyifli mekanları, unutulmaz anıların, söyleşilerin yapıldığı,daha çok az olan yaşanmışlıkları büyük deneyimler gibi görerek, hatta daha ileri giderek memleket sevdalısı olarak vatanı kurtardığımız yerlerdi kantinler


Hoş arkadaşlıkların başlatılma çabalarının merkezi, maça ve sinemaya gitmek için buluşma merkezleridir.Oysa zavallı kantinlerde çift kaşarlı tost, ayran ve çay seçenekleri dışında pek bir şeyler yoktu yıllar öncesinde Şimdilerde ise kanatlı pedden enerji içeceklerine dek her ürünün bulundurulduğunu biliyorum. Hatta özel üniversite kantinlerinin biraz abarttığını da gördüm.Bunları neden yazıyorum!İki hafta önce, bir rahatsızlık nedeni ile kentimiz tanınmış bir üniversite hastanesine kontrol için gittiğimde, hemen yatmam gerektiği söylendiğinde önce biraz şaşkınlık, sonrası da telaş içine düştüm.Yanımda hasta olarak giyecek ve kullanacak hiçbir şeyim yoktu.Bunun telafisi için telefonlarla bir yerlere ve birilerine ulaşarak, yaptığım listeye göre terlikten eşofmana, bıçaktan meyveye, dereceden iç çamaşırına dek yazdıklarımı getirtmeyi organize ederken, deneyimli oda arkadaşım:Ne uğraşıyorsunuz, inin kantine her ihtiyacınızı temin edin dedi. Benim aklımda kalan ve hayalimdeki hastanelerin karanlık, üç beş parça sıradan ürünün satıldığı, hele devlet hastanelerinde kantin mantığının karikatürize edilmiş hali aklıma gelince biraz durakladım.Ancak kantin denilen yere girdiğimde, ürün gamının tekstil, yiyecek, meyve-sebze, hatta oyuncaktan diyet ürün reyonlarına, çay ve şeker, su seçenekleri ve küçük bir eczane gibi çalışan ilaç dışı ürünlerin satıldığı bölümü ile karşılaşınca buraya neden hala kantin dediklerini de anlamakta zorluk çektim. Doğaldır ki yıllarını bu işe vermiş bir meslektaşınız olarak yanlış yerlerdeki reyonlar, ürünler arasında kopuk köprüler gördüm. Hele değerli meslektaşım ve öğrencim Sinan Asılyazıcı girse benim göremediğim detayları da görüp rahatsız olacaktı.Ama ben sonuçta bir hasta olarak terlikten eşofmana, bardaktan çatala, elmadan portakala, meyve suyumdan iç çamaşırıma dek her ihtiyacımı aldım.Siz taşımayınız ve yorulmayınız diyerek oda numaramı ve yattığım departmanın adını aldılar,şifa bulmam dilekleri ile beni yolladılar. Hatta çıkarken servis için bir bahşiş vermemem, hizmetin içinde olduğunu tembihlediler.Buraya dek çok hoş.Ama daha hoş olanı ise birkaç gün sonra bir ziyaretçimin işimin ne olduğunu kantin-markette mini bir sohbet sırasında söylemesi sonucunda, elinde biraz meyve ve suları ile tanımadığım birisi beni arayarak odama girdi. Kantinin işleticisi olduğunu, İstanbulda büyük marketleri ve indirim marketlerini sürekli izlediğini ama artık daha fazla değişiklik yapamadığını, sadece ürün gamını geliştirmeye çalıştırdığını söyledi. Çalışanlarına, her gün gelenlerin klasik müşteri olmadığını, hasta ve yakını olduğunu, bunu hiç unutmamalarını öğütleyerek güne başladıklarını ama artık nefesinin buna da yetmediği, daha fazla atılımlar yapmak istediğini ve şifa bulduktan sonra bu konuda kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu.Ben de evet diyerek doğru adresi verdim: PEBEV.Umalım ve dileyelim ki sağlıklı ve huzurlu bir özel yaşam ve iş yaşamı sürdürelim.Kalın sağlıcakla.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive