Alışverişin Efendisi Çocuklar, Peki ya Markalar?

2006 yılı sayımlarına göre yaklaşık 25 milyon çocuk nüfusa sahip olan Türkiyede, hiç kuşku yok ki çocuk tüketici potansiyeli yüksek. Çocuk hazırgiyimin ülkemizdeki büyüklüğü, 600 milyon dolar civarında bir rakama ulaşıyor. Çocuk ürünleri pazarı ile ilgili olarak telaffuz edilen toplam rakam ise 12 milyar dolar! Peki ya markalar? Yoğun rekabet ortamında, kendilerini nasıl konumlandırıyorlar?

Eklenme Tarihi : 03 Eylül 2009 Perşembe
alisverisin-efendisi-cocuklar-peki-ya-markalar
Berrak CoşkunGiyimden oyuncağa, sağlıktan gıdaya kadar, pek çok alanda alışverişin yeni kahramanı çocuklar... Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, tüketim konusunda en belirleyici karar grubunu temsil ettikleri ortada. Doğar doğmaz tüketici sınıfına giriyor ve ailenin her türlü satın alma kararında yüzde 82 etkili oluyorlar. 2006 yılı sayımlarına göre yaklaşık 25 milyon çocuk nüfusa sahip Türkiyede, hiç kuşku yok ki çocuk tüketici potansiyeli yüksek. Çocuk hazırgiyimin ülkemizdeki büyüklüğü, 600 milyon dolar civarında bir rakama tekabül ediyor. Kriz dönemi için öngörülen miktar bile 400 milyon dolar. Çocuk ürünleri pazarı ile ilgili olarak telaffuz edilen toplam rakam ise 12 milyar dolar! Nicelik, niteliği bambaşka yerlere taşıyor tabii. Şirketlerin pazarlama stratejisi değişiyor. Ürün portföyü, hatta reklam politikaları dahi çocuk algısına paralel şekillendiriliyor. Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi tarafından gerçekleştirilen özel bir araştırma, ilginç sayılabilecek verilere ulaştırıyor bizi. Kızlar, erkeklere kıyasla daha fazla marka logosu tanıyor mesela. Çocukların yüzde 39u alışveriş esnasında markanın logosuna dikkat ederken, yüzde 37lik kısım tepkisiz. Çocukların yüzde 44ü markanın önemine inanıyor, yüzde 34ü ise bazen önemsiyor. Hâl böyleyken, bilinirlik ve güvenilirlik olmadan eleğin üstünde kalmak artık çok zor. Aile ve çocuğa odaklanmak, kolay erişilebilir olmak, eğlence kavramıyla özdeşleşmek, günümüz çocuk markalarının en çok vurgu yaptığı teknik hususlar arasında... Peki, Türkiyede hangi markalar öne çıkıyor? Yoğun rekabetin yaşandığı pazarda, onlar kendilerini nasıl konumlandırıyor? Mağazalaşırken, nasıl bir strateji uyguluyorlar? Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir yöntem izliyorlar? Sorular, yanıtları kovaladı yine... MothercareEmrah EREN -Demsa Group Genel Müdür Yardımcısı 1961de Anne ve bebeğin milliyeti yoktur sloganı ile yola çıkan İngiliz Mothercare, ne zamandan beri Türkiyede? Şu an kaç mağazada, toplam kaç metrekare ile hizmet veriyorsunuz? Neredeyse yarım yüzyıla yaklaşan bir tecrübeyle 0-10 yaş grubu çocukların ve ebeveynlerin tüm gereksinimlerini karşılayan Mothercare; kuşaktan kuşağa miras gibi aktarılan güçlü bir marka. Geçmişten geleceğe manevi bir değeri temsil ediyor. Çıkış noktası olan İngilterede 270, diğer 38 ülkede ise 180 mağazayla hizmet veren büyük bir organizasyondan bahsediyoruz. 2000 yılından beri de Türkiye pazarında. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Mersin, Samsun ve Eskişehirde, Türk tüketicisiyle buluşuyoruz. Toplam 33 mağazada, 8 bin 375 metrekare satış alanı ile hayatı kolaylaştıracak çözümler üretiyoruz. Mothercarein bütün operasyonları içinde Türkiyenin önemi nedir? Bu sektörde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Mothercare franchiseeleri içinde, 4üncü büyük ülke Türkiye. Mothercare Türkiye olarak Demsa Group, haziran ayında İngilterede yapılan operasyon toplantısında Avrupadaki en başarılı ülke seçildi. Bir ödülle kutladığımız bu başarı, ülkemizin önemine işaret ediyor aslında. Türkiyede de bebek ve çocuk tekstili alanında uzmanlığını kanıtlamış en büyük markayız. Satışların yüzde 70i tekstil ve ayakkabı Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? 33 mağazanın tamamı bize ait. Kendi mağazalarımızla büyüdük, büyüyoruz. Şimdilik dışarıya bayilik vermiyoruz. AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? Kesin bir çıkarımda bulunamayız. Değişkenlik gösteriyor çünkü. Daha çok, lokasyon ve maliyetlerle ilgili. Satış ve pazarlama ilkelerinizi oluşturan temel öğeler neler? Bebek ve çocuk ihtiyaçları üzerine çalıştığımız için sağlık konusunda oldukça titiz davranıyoruz. Sattığımız her ürünün, çocuk güvenliği açısından uygulanan tüm testleri geçmiş olması gerekiyor. İngiliz Bakanlığı, ürünleri bize yollarken sıkı bir denetime tabi tutuyor. Aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı da yurda giren her ürünün sağlık belgesini takip ediyor. Sağlıklı ve güvenli ürün sunmak, pazar faaliyetlerinde benimsediğimiz en temel ilke. Kalite ve uygun fiyat denklemini doğru kurabilmek ise satış prensiplerimizin başında geliyor. Bebek ürünleri çabuk kirlendiğinden, çok sık yıkanıyor. Dolayısıyla en sağlam ürünü, her ailenin alabileceği bir fiyattan satmak zorundayız. Biraz da ürün gamınızdan bahsedelim... Nelerden oluşuyor, bebek ve çocuklarda hangi yaş aralığını kapsıyor? Satışımızın yüzde 63ü, 1 yaş altı bebeklere... Doğumdan 10 yaşına kadar olan süreçte, bir çocuğun tüm ihtiyaçlarını en ince detayına kadar düşünen Mothercare, hem bebeğe hem anneye konfor sağlıyor. Kaliteli, dayanıklı kumaşlar, her sezon yenilenen koleksiyonlarla bütünleşiyor. Mağazalarımızdaki satışın yüzde 70i, tekstil ve ayakkabı üzerine. Puset, mama sandalyesi, biberon, yatak takımı gibi tekstil dışı ürünler, yüzde 30luk bir dilime tekabül ediyor. İngilterenin favori oyuncak markası Early Learning Centerın (ELC) haklarını 2007 yılında satın alan Mothercare, böylece çocukların düş ve düşünce dünyasını süsleyecek yeni seçenekleri de zengin ürün gamına eklemiş oluyor. 08 yaş aralığına yönelik birbirinden keyifli eğitici-öğretici oyuncaklar, tüm Mothercarelerde çocukları ağırlıyor. Türkiye oyuncak pazarı çok dar Yurtdışındaki Mothercarelerde yapılan harcama tutarıyla ülkemizdekini kıyaslar mısınız? Türkiyenin tüketim notu kaç? Sizce yeterli mi? Refah düzeyi fazla olan ülkelerin, harcama düzeyi daha fazla. Fakat Türkiyede de zamanla artan bir grafik izliyoruz. 2005 yılında 18 mağaza iken, bugün 33 noktada satış yapıyoruz. Yani talep artıyor. Yeni nesil anneler oldukça bilinçli. Kadınların çalışma hayatına daha çok ve etkin şekilde katılması, harcama miktarını yükseltiyor. Early Learning Center (ELC) markası hakkında aynı şeyleri söyleyemeyiz tabii. Türkiyede, çocuk başına düşen yıllık oyuncak harcamasının, 10 dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. ABDde çocuk başına 271 dolar olan aynı rakam, Avrupada 100 dolar. Dünya ortalaması ise 35 dolar. Demografik yapı, sosyolojik trendler, gelir ve eğitim seviyesi, oyuncak pazarının büyüme hızını kesen faktörlerden bazıları. Dünya oyuncak pazarında beklenen yıllık büyüme, yüzde 2 ile 4 arasında. Ancak bilinçli genç nüfusun ebeveyn olmaya başlaması ve çocuk gelişiminde oyuncağın rolünün her geçen gün daha iyi anlaşılmasıyla birlikte, Türkiyedeki pazarın büyüyeceği öngörülüyor. Önümüzdeki 8 yıl içinde, çocuk başına düşen oyuncak harcamasının Avrupa düzeyine yaklaşması bekleniyor. Yakın dönemde üretimi artırma planınız var mı? Ürünlerimizin tümü, Mothercare İngiltere tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinde üretiliyor. Bazı ürün grupları da Türkiyede imal ediliyor. Global sorunların yakın bir zamanda bitme olasılığı yok gibi... Miktarla oynamayacağız şimdilik. Mevcut ekonomik şartlarda, siz nasıl bir rota izleyeceksiniz? Ekonomik gelişmelere göre hareket ederken, gerekli tedbirleri almaya çalışıyoruz. Satışlarımızı iyi değerlendirip, mevcut durumumuzda herhangi bir gerilemeye yol açmayacak şekilde, mağaza açılışlarımızı ve satın almalarımızı planlıyoruz. KanzNecati BİLGİÇ - Kanz Çocuk Giyim Genel Müdürü Çocuklardan aldığı heyecan ve enerji ile yola çıkan Kanz, dünyada ve ülkemizde nasıl bir organizasyona sahip? Almanya Stuttgart doğumlu markamız, 1949 yılından beri geniş bir kesim için beklenti ve ihtiyaçların kesiştiği nokta... 60ıncı yılımızı coşkuyla kutlarken, Kanz Finansal Holdinge bağlı Stuttgart ve Hong Kongdaki yerleşik firmalar üzerinden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Dünyada 35 ülkede, 4 bine yakın noktada tüketiciyle buluşuyoruz. Bemateks ise sahip olduğu yüzde 50 hisse ile Kanz Finansal Holdingin Türk ortağı konumunda. Markanın Türkiyedeki satış, pazarlama ve üretim organizasyonundan sorumluyuz. Türkiyedeki birikimlerimiz sayesinde, bütün üretim koordinasyonunu sağlayacak güç ve yeterlilikteyiz. Türk anne babalarla tanışmanız, tam olarak ne zamana rastlıyor? Rekabetin yoğun yaşandığı sektörde, kullanıcıyı yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Türkiyede mağazalaşmaya, 1998 yılında başladık. İlk mağazamızı açtığımız gün itibariyle de hep annelerin, anne adaylarının yanında olduk. Gelişen ve değişen ihtiyaçlarını sürekli takip ederek yapıyoruz bunu. Alışılmış kalite anlayışımızdan ödün vermeden, her yaş grubunda farklı seçeneklerle en geniş ürün yelpazesini sunmaya çalışıyoruz. Mağazalarımızdaki ürün sirkülasyonu, oldukça yoğun. 12 ay boyunca yeni temalar giriyor. Böylece her defasında yeni ürünlerle, sürprizlerle karşılıyoruz müşterimizi. İstanbuldan Batmana bir çocuk klasiğiTürkiyede, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Kaç mağaza ve toplamda kaç metrekare ile hizmet veriyorsunuz tüketiciye? İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Edirne, Keşan, Aydın, Bursa, Van, Batman, Trabzon, Samsun, Ordu, Muğla, Antakya, Gaziantep, Balıkesir, Çorum, Denizli ve Yalovada tüketiciyle buluşuyor; toplam 52 Kanz shop ile faaliyet gösteriyoruz. Çanakkale, Bandırma, Manisa ve Kıbrısta da 4 adet corner satış noktamız var.Satış ve pazarlama ilkelerinizi oluşturan temel öğeler neler? İşe bakış açımız ve yaklaşımlarımız, aslında hep aynı eksende şekilleniyor. Attığımız her adım, müşteriyi iyi anlamaya ve gelen talepleri karşılamaya yönelik bir kurgunun parçası... 60ıncı yılımızı kutlarken hayata geçirdiğimiz Kanz Clupcard bile müşterimize sahip çıkmak, yeni ayrıcalıklarla tanıştırmak maksadıyla başvurduğumuz bir uygulama. Üründe ve ürüne bağlı servislerde sağladığımız faydayı, en etkin mecralara taşımanın gayreti içindeyiz. Yani kendimizi doğru anlatmanın... Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? Organize perakende sektörü, son 2 yılda önemli mesafeler katetti Türkiyede. Global krizin etkilerine rağmen büyüme hâlâ devam ediyor. Kanz olarak, biz de 20 yeni mağaza açtık. Halihazırda 22 adet şirket mağazası ve 30 bayilikle hizmet sunuyoruz. Her yeni satış noktası etüdünde, deneyim ve potansiyel bakımından markamızı temsil edebileceğini düşündüğümüz bayi adaylarını değerlendiriyoruz. Uygun bir aday tespit ettiğimiz takdirde, projeyi paylaşıyoruz. Belirlediğimiz koşullar yerine gelmiyorsa/gelemiyorsa, açılış sorumluluğunu kendimiz üstleniyoruz. Üretimin bir kısmı TürkiyedeBiraz da ürün gamınızdan bahsedelim... Nelerden oluşuyor, bebek ve çocuklarda hangi yaş aralığını kapsıyor? Koleksiyonumuz, 0-12 yaş aralığında 3 ayrı kategoriden oluşuyor. Newborn dediğimiz yenidoğan grubu 0-18ay, mini olarak tanımladıklarımız 6 ay-4 yaş, kids başlığı altında topladıklarımız ise 2-12 yaş aralığını kapsıyor. Batman, Power Puff Girls ve Story Time Princess karakterlerine ait lisanslı ürünler, şu an çok favori. Her kategoride, 30 ayrı temaya yer veriyoruz. İç çamaşırı, hediye seti, mayo, çorap, eğitici oyuncak, bebek arabaları ve diğer gereçleri de bu geniş koleksiyona ekleyerek, mağaza konseptimizi tamamlıyoruz. Üretimi nasıl ve nerede gerçekleştiriyorsunuz? Koleksiyon tasarımlarında en çok neye dikkat ediyorsunuz? Çocuk modasına yön veren markamızda her bir ürünün hikayesi, yaratıcı düşünceler etrafında şekilleniyor. Almanya ve Türkiyede bulunan dizayn departmanları, üretim zincirinin ilk halkası. Koleksiyonlarımız, İtalya ve Fransa gibi moda merkezlerine paralel çizgide. Model ve materyal seçimlerimiz de öyle. Üretim organizasyonunu gerçekleştiren ülkeler ise Türkiye, Hindistan, Bangladeş ve Çin... Almanya, Türkiye, Hong Kong ofisleri dışında, üretim koordinasyonu için Hindistan ve Bangladeş tesislerimizde, yaklaşık 50 kişilik bir kalifiye yönetici ekibi istihdam ediliyor. Uluslararası kalite standartlarına uygunluk, üretimin her aşamasında dikkate aldığımız ilk kriter. Takip ve kontrol işlemleri geliyor sonra. Ekolojik bilince ayak uyduruyor!Ultraviyole korumalı ürünler ve organik moda konusunda oldukça deneyimli olduğunuzu biliyoruz. Ekolojik tekstile yönelik çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? İçinde organik kelimesi geçen ürünlerimiz; tamamı doğal metot ve materyallerle yapılan tarım işlemleri neticesinde giyilebilir, kullanılabilir hale geliyor. Bunları, Mother Nature Me alt markasıyla tüketiciye sunuyoruz. Son yıllarda en çok tercih edilen ürün gruplarımızdan olduğunu söyleyebilirim. Sıcak, nemli iklime sahip bölgelerde, hiç zorlanmadan buluyor alıcısını. Özgül ağırlığı yüksek koton, natürel elyaf, pamuk ve keten kullanarak, ultraviyole koruma özelliği taşıyan ürün çeşitliliğini devamlı surette artırıyoruz. İplik yapısı, dokuma sıklığı ve boyar maddelerle bu özelliği pekiştiriyoruz. Tüm dünyadaki Kanz mağazalarında yapılan satışlarla ülkemizdekini kıyaslar mısınız? Türkiyenin tüketim notu kaç? Sizce yeterli mi? Ülkeler arasında yapılacak karşılaştırmalı analizlerde, Türkiyenin önemli bir yeri olduğu kesin. Farklı coğrafyalarda farklı yapılanmalar söz konusu. Bazı Avrupa ülkelerinde shop in shop konseptiyle de faaliyet gösteriyoruz. Fakat metrekare başına düşen satış adet ve tutarlarına göre değerlendirirsek, Türkiyede yine ortalamanın üstünde bir performans gerçekleştiğini görürüz. Ancak yürünecek çok yol var daha önümüzde. Performansımız maksimum seviyede değil henüz. Türkiyeye ilişkin orta ve uzun vadeli planlarınız neler? Bilinirlik ve yaygınlık anlamında, Türkiyede varlık gösteren en güçlü 3-4 markadan biriyiz. Doğru zamanda doğru projelere imza atıp, aynı rotada ilerlemeye devam edeceğiz. Yeni bir markanın üretim ve satış haklarıyla ilgili olarak, Almanya üzerinden imzaladığımız bir sözleşme daha gündemde şimdi. Söz konusu marka Steiff. Tedy Bear isimli oyuncak ayıcıkların tekstil koleksiyonu, bizim tarafımızdan Türkiyede üretiliyor artık. Dağıtım işi, Almanyada. Ayrıca ilk örnekleri Almanyada oluşturulan ve multibrand çocuk temasıyla bin 500 metrekare büyüklüğünde tasarlanan yeni mağaza konseptimizi, önümüzdeki yıllarda Türkiyeye getirmeyi düşünüyoruz. CorioNilüfer ÖZLEM - Corio Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür YardımcısıMevcut ve halihazırda yapımı süren projelerinizde, çocuk markaları konusunda nasıl bir strateji izliyorsunuz? Bu bağlamda, Anadolu AVMleri ile İstanbuldakiler arasında bir fark var mı? Olmalı mı? Büyük şehirlerde, değişik yaşam alanları ile karşılaşma şansınız oldukça fazla. Dolayısıyla ailelerin seçim şansı da fazla. Anadoludaki tablo biraz başka; AVMye gelen ziyaretçi kitlesinin büyük bir bölümü çocuklu ailelerden oluşuyor. İşte o noktada, çocuk ürünü satan mağaza sayısı ve çeşitliliği önem kazanıyor. Mağaza konumlandırmalarımızı yaparken, ziyaretçilerin dikkatini çekecek pek çok farklı seçeneği bir araya getirmek durumundayız. Uygun fiyat avantajına sahip, kolay erişilebilir, popüler ve güvenilir markaları, Corio AVMlerinde bulundurmaya özen gösteriyoruz. Çocuğun kendini ait hissedeceği, seveceği mekanlar tasarlamaya yönelik bütün çalışmalarımız, aslında mutluluğu yakalamak ve paylaşmak için... Lokasyon, konsept ve çocuk markaları üçgeninde nasıl bir denge kurulmalı? Çeşitliliğe ve kalitenin ulaşılabilir uygun fiyat koşullarında sunulmasına özen gösteriyoruz en çok. AVMnin ideal dengesi, hedef kitlenin beklentileriyle ilgili. Nitelik ve nicelik yönünden harcadığınız çaba, ihtiyaçlara cevap verebildiği ölçüde başarılı kabul ediliyor. Önce güvenilirlik, sonra çeşitlilikCorio Türkiye olarak, yol arkadaşlığı yapacağınız çocuk markalarında ne gibi özellikler arıyorsunuz? Bizim açımızdan güvenilirlik çok önemli. Her bütçeye uygun fiyat skalasına ve ürün çeşitliliğine sahip perakendecilerle çalışmak, farklı seçeneklerle çocuk dünyasının renkliliğine ayak uydurmak, bugünden geleceğe yaptığımız en büyük yatırım... Reklam ve tanıtım konusunda da üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz. AVMnin başarısı perakendecinin, perakendecinin başarısı AVMnin hanesine ekleniyor. Neden-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlı şeyler bunlar! Çocuk markalarımızı seçerken, marka bilinirliği kriterine mutlaka bakıyoruz. Ancak yeni markaları keşfetmenin, AVM bünyesine taşımanın keyfi ayrı. Alternatif ve yenilik yaratmak, kurumsal kültürümüzün mayasında var. Yerel markaların gelişimini desteklemeyi, misyonumuzu tanımlayan belli başlı ilkeler arasında sayabiliriz. Yüksek verimlilik ve performans için doğru konumlandırma gerektiği açık. Çocuk markalarının yerleşim düzeni, sizce nasıl planlanmalı? AVMlerimizde mağaza konumlandırmasını yaparken, her köşenin optimum verim sağlayacak şekilde değerlendirilmesine özen gösteriyoruz. AVM içinde ölü nokta bırakma lüksümüz yok. Aynı tip ürün satan mağazalar, ayrı bir bölüm veya katta toplanırdı eskiden. Ziyaretçi trafiğinin eşit dağılımını engelleyen bu uygulamayı doğru bulmuyoruz. Onun yerine tüm markaları harmanlıyor, aralarına kafeler serpiştiriyor ve eğlence mekanları ile bütünleştirerek AVMye en uygun yerleşim planını çıkarıyoruz. Yerel markalara destekDünyanın en önemli çocuk markalarından Polonyalı SMYK ile bizi tanıştıran, yine bir Corio yatırımı olan 365 Alışveriş Merkezi... Böyle yeni markalarla çeşitliliği artırmak, sektörde nasıl bir sinerji yaratıyor? Yeni marka demek, yeni yüzlerle güçlü bir çekim merkezi oluşturmak demek bizim için. Toplumun her kesimini kucaklama çabası olarak yorumlayabilirsiniz bunu. Ziyaretçilerimize hitap edeceğini düşündüğümüz farklı içerikteki yeni markaları, ilerleyen tarihlerde de Türkiye pazarına sunabiliriz. Ulaşılabilir uygun fiyat politikası güden değişik tarzların takipçisiyiz. Arayışlarımız, girişimlerimiz sürüyor. Yerel ürünlerin pazarlanmasını sağlayacak yeni, bölgesel markaların AVM içine taşınması fikrine nasıl bakıyorsunuz? Yerel markaların AVMlerde yer alması, yer almak istemesi, bizi mutlu ediyor. Yatırımlarımızın bulunduğu bölgelerde yerel markaları bulup keşfetmeyi önemsiyor, onların gelişimine katkıda bulunmaya gayret ediyoruz. Büyüme hedefiyle yola çıkan yerel markaların AVM bünyesine dahil olması, perakendeci açısından daha konforlu şartların doğması anlamına gelir. Alışkanlıklarını terk etmek zorunda kalmayan tüketici de memnun ayrılır alışveriş merkezinden. Tanıdığı, güvendiği markalara ulaşması kolaylaşır çünkü. Denix teknoloji ürünleri markası mesela... 2001 yılında ilk bilgisayar satış-servis-yedek parça mağazasını açarak sektöre adım atan Denix; Ekim 2004te, zincir mağazalar statüsünde Ege Bölgesinin en büyük teknoloji marketi seviyesine yükselmişti. Nisan ayı itibariyle Teras Park AVMde açılan bin 41 metrekarelik yeni Denix mağazası, markanın başarı sembolü bir bakıma. Büyüdüğünün, büyümeye devam ettiğinin göstergesi aynı zamanda... Anadoluda alışveriş kültürünün seyri, Denix örneğinde olduğu gibi geçmişe dönük bağlardan besleniyor. Bunu görmezden gelemeyiz. AVM yöneticileri olarak, Denixin müşterisiyle kurduğu karşılıklı güven ilişkisini takdir ediyoruz. Her şey çocuklar için... 2009u Çocuk Yılı ilan eden Corio, yönettiği tüm AVMlerde yaratıcı, eğlenceli ve eğitici aktiviteler gerçekleştirmeye özen gösteriyor. Almanyadan 3 tır dolusu dinozor maketi getirdiniz mesela... Minik ziyaretçiler için yürüttüğünüz diğer projeleri de sizden öğrenebilir miyiz? AVMlerimizde gerçekleştirilen Kes Yapıştır, Oyun Hamuru ile Resim Boyama aktiviteleri ve tiyatro gösterileri, neredeyse bir ritüele dönüştü artık. Eğlenceli olduğu kadar eğitici özelliği de bulunan bu tür etkinlikler, minik ziyaretçilerimizin yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya koyuyor. 6 ilde düzenlenen Lego Türkiye Şampiyonası, yine aynı kapsamda desteklediğimiz etkinliklerden biri. Adapazarı Ada, Tekirdağ Tekira ve Ankara 365 AVMde, şampiyonanın ön elemelerine ev sahipliği yaptık. TOÇEVle el ele verdiğimiz bir başka proje daha gündemde şimdi. Çocuklarımızın çağdaş eğitim şartlarına kavuşması için tasarlanan Yüzüm Umuttur projesine; önce yüreğimizi koyduk, sonra AVMlerimizi açtık. İstanbulda büyük ilgi gören sergiyi, Corio çatısı altında Türkiyenin farklı illerinde izlenime sunacağız. İlk durak, Ankara 365 Alışveriş Merkezi... Teras Park dahil, tüm AVMlerimizde çocukların hayallerine eşlik edeceğiz. Ünlü sanatçıların objektifinden yansıyan umutları paylaşıp, dilekleri gerçek kılmak isteyenler, sergiyi anımsatacak hatıra eşyalardan satın alabilecek. Bu yolla kazanılan gelir, pek çok köy okulunun onarılmasıyla birlikte, Türkiyenin aydınlık geleceğine hizmet edecek. Dilek Ağacı projesini ise haziran ayı itibariyle hayata geçirdik. Corio yönetimindeki 4 alışveriş merkezine yerleştirilen ağaçlar, küçük ziyaretçilerimizin astığı soru kartlarıyla rengarenk bir görünüme kavuştu. Böylece çocuklarımızın gelecek beklentilerini öğrenmeyi ve onları daha yakından tanımayı hedefliyoruz. Çocuklara yönelik aktiviteler, AVM bünyesinde bulunan çocuk markalarını nasıl/ne ölçüde etkiliyor? Alışveriş merkezleri, günümüzün çocuklu aileleri için hem eğlenme hem dinlenme mekanı. Sosyal yaşam alanı oluşturuyorlar çünkü. Üstelik güvenliler. Dolayısıyla ziyaretçi sirkülasyonunu artıran organizasyonlarda, çocuklara öncelik tanımak şart. Hedef kitleye uygun tasarlanan etkinlikler, çocuk mağazalarına yönelik talebi doğrudan doğruya etkiliyor. Biri ötekini tetikliyor belki de... Berrak Coşkun Chicco F. Erkin ÜLTANIR - Chicco Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Bebeğin olduğu her yerde hayatı kolaylaştıran Chicco, dünyada ve Türkiyede nasıl bir organizasyona sahip? Chicco, merkezi İtalya Comoda bulunan Artsana Grupa ait bir marka. Tescilli ürünlerimiz, dünyanın 120 ülkesinde tüketiciyle buluşuyor. Türkiye dahil 14 ülkede, doğrudan yatırım yoluyla faaliyet gösteriyoruz. Chicco mağazalarının 250 tanesi, markamızın anavatanı İtalyada. Kalan 180 tanesi, 32 farklı ülkede. Yani toplamda 430 mağaza mevcut. Diğer ülkelerdeki temsilciliklerimiz de bu büyük sistemin bir parçası. Tüm dünyada en zengin ürün yelpazesini sunan marka olarak anılmamız, boşuna değil. Türkiyede ise toptan ve perakende operasyonu şeklinde tanımlayabileceğimiz iki ayrı kâr merkezi var. 12si direkt, 8i bayi olmak üzere, ülke genelinde 20 mağaza ile hizmet veriyoruz. Toplamda, 2 bin 400 metrekarelik bir satış alanına sahibiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Batman, Gaziantep, Eskişehir, Marmaris ve Bodrumdaki mağazalarımız dışında, yurtiçindeki satış performansımızı giderek artıran çok kuvvetli bir dağıtım ağını yönetiyoruz. Bugün, Chicco Türkiye güvencesiyle 2 bin ayrı noktada, kullanıcının her türlü ihtiyacına çözüm üretiyoruz. İtalyan Chicco Türkiyeye yerleştiTürkiye pazarına girmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz? Sektörde ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Chicco, 1998 yılından önce, Türkiyede çeşitli distribütörler vasıtasıyla varlık gösteriyordu. Ancak belirli ürün gruplarında... Hikayenin gelişme bölümü, yine aynı döneme tekabül ediyor. O zamanki Türkiye distribütörlüğünün yüzde 51ini satın alan Artsana Grup, 1998in sonlarına doğru Adan Zye bütün Chicco ürünleriyle Türkiye pazarına girmiş oldu. Marka felsefesi ve profesyonelliğinin işe dahil edilmesi, Chiccoya inanılmaz bir ivme kazandırdı. Gelişmeler ışığında ülkemizle ilgili hedeflerini büyüten Artsana, Temmuz 2001de şirketin tamamını bünyesine kattı. Bu önemli hamle dengeleri tümüyle değiştirirken, Chicco Türkiyeyi de sektördeki ilk ve tek yabancı sermayeli firma haline getirdi. Diğer ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye pazarı zor mu? Zorluk derecesi, ürün grubuna göre değişiyor aslında. Buradaki avantajımız, marka bilinirliğimizin yüksek olması. Büyük şehirlerde yüzde 95lere kadar çıkan bir orandan bahsediyoruz. Fakat ilk yıllarda, pahalı marka imajı yüzünden biraz sıkıntı yaşadık. Akıllardaki olumsuz algıyı değiştirmek için gerçekten çok uğraştık. Son 6 senede elde ettiğimiz başarıyı, söz konusu çalışmalara borçluyuz. Chicco, hemen hemen her gelir düzeyinden tüketicinin ulaşabileceği bir marka haline geldi Türkiyede. Son 6 senenin rakamlarına baktığımızda ise dünyada Chicco satılan 120 ülke arasında, en hızlı büyüyen 2nci ülkeyiz. Özellikle bebek araç gereçleri, anne-bebek sağlık ve bakım ürünleri pazarında güçlüyüz. Türkiyedeki rekabet üstünlüğümüz, Capital dergisinin Mart 2009 sayısında yayınlanan bir haberle de belgelenmiş durumda. Söz konusu ürünlere ait pazarda 30 markanın yer aldığını belirten haberde, pazarın yüzde 40ının Chicco tarafından domine edildiği kesin verilerle ortaya kondu. Mutlu anne, mutlu bebekMağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? AVMlerdeki kira maliyetlerinin yüksekliği, son birkaç yılda mağaza yatırımlarından beklenen geri dönüşlerde ve operasyonel kârlılıkta ciddi sıkıntılar yarattı. Biz de son 2 yıldır tutucu davranıyoruz mağaza açma konusunda. Sadece fırsat olarak gördüğümüz projeleri değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemlerde, franchising modeline ağırlık vereceğiz. AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? İkisinin de kendine özgü avantaj ve dezavantajları var. Doğru AVMnin seçilmesi, AVM içerisinde doğru konumlandırma yapılması ve metrekare bazında doğru kira bedellerinin uygulanması halinde, yeni mağaza yatırımlarında alışveriş merkezleri öne çıkıyor. AVMlerin perakendeciye sağladığı altyapı hizmetlerini ve diğer faydaları, görmezden gelemeyiz tabii. Onları cadde mağazalarında bulmak, her zaman mümkün olmuyor. Biraz da ürün gamınızdan bahsedelim mi? Nelerden oluşuyor, bebek ve çocuklarda hangi yaş aralığını kapsıyor? Annelere getirdiğiniz yenilikler neler? Chicco, özellikle 0-3 yaş grubuna yönelik gereksinimlerde ihtisaslaşmış bir bebek ürünleri markası. Bebeğin olduğu her yerde sloganı ile hizmet verirken, tüketiciye daha fazla fayda sağlayacak detaylara odaklanıyoruz. Bazı ürünlerimiz, 6 yaşa kadar kullanılabiliyor. Bebek puseti, oto koltuğu, mama sandalyesi gibi kalemlerden oluşan araç gereçleri, tekstil ürünleri ve ayakkabılar tamamlıyor. Emzik, biberon, göğüs pedi, buhar makinesi ve bebek telsizi başta olmak üzere, çok geniş bir skalada anne ile bebeğin hayatını kolaylaştıran sağlık/bakım ürünleri, bebek kozmetikleri, bebek güneş kremleri, çeşitli koruyucular, hem eğitici hem öğretici özelliği bulunan oyuncaklar, anne adaylarının özgüvenini tazeleyen hamile kozmetikleri ise diğer ürün gruplarımızdan... Kullanıcının konfor arayışına çözüm getirmek dışında, farklı alternatifler yarattığımızı söyleyebilirim. İtalyadaki Chicco Gözlem Merkezinin koordinasyonuyla tamamen bilimsel çalışmalar sonucunda üretilen Chicco ürünleri, bebek ve ebeveynlerin her türlü ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte. En büyük iddiamız, samimiyetimiz! Türkiye pazarını yılda ortalama 100 yeni ürünle tanıştırmamızdan da belli değil mi zaten? Cironun yüzde 75i toptan satıştan Trend avcısı Marian Salzman, geleceğimizin organik ürün ve tüketici etiği kavramları ile şekilleneceğini söylüyor. Tüketici güvenini zedelemeden güçlü marka imajını koruyan Chicco, bu alanda neler yapıyor? İtalyada organik bebek tekstil ürünlerimiz bulunuyor ama henüz Türkiye pazarına sunmadık. Organik ürünlerden bahsediyorsak, önce ne anlama geldiğini tam olarak anlamak lazım. Tohumun organik olması yetmez çünkü. Ekilen toprağın bile organik olması gerekiyor. Hepsi bir bütün... Chicconun tüm tekstil ürünleri, etkinliği dünyaca onaylanmış testlere tabi tutuluyor ve Oeko-Tex® Standard 100 olarak adlandırılan bir sertifikasyon sistemine uygun koşullarda hazırlanıyor. Kanser veya alerjiye yol açabilecek boyalar kullanmıyoruz. Yapay renk, koku ve alkol içermeyen ürünlerimiz, ağır metallerin çözünmesine karşın test ediliyor. Koleksiyonlarımız yüzde 100 pamuktan üretildiği için cilt dostu PH değerine sahip. Dolayısıyla hava akışına izin vererek, cildin nefes almasını sağlıyorlar. Uluslararası standartlar haricinde, birçok Chicco kuralı uyguluyoruz üretimde. Tüketici etiğinden yana da bir kaygımız yok. Satış öncesi ve sonrasına önem veren bir kuruluşuz. İnsanlara ürün satmak, bir yere kadar... Bizim asıl amacımız, karşılaştıkları sorunları sorun olmaktan çıkarmak! İnsana, sağlıklı yaşama hakkına duyduğumuz sorumluluk büyük. Bunu bilen, üstelik hayata geçiren, teknik bilgi ve donanımı son derece yüksek bir ekiple çalışıyoruz. Chicco Bilgi ve Danışma Hattı ile teknik servisimiz sayesinde müşteri isteklerini rahatlıkla karşılayabiliyor, problemlerine hiç vakit kaybetmeden müdahale edebiliyoruz. Chicco Türkiyenin orta ve uzun vadeli planlarını öğrenebilir miyiz? Doğru zamanda, doğru yerde, doğru fırsatı yakaladığımız sürece mağaza açılışlarına devam edeceğiz. Ancak tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de perakende operasyonun çok ötesinde bir dağıtım politikası yürütüyoruz. Chicco Türkiye olarak, ciromuzun yalnızca yüzde 25ini perakende mağazalarımızdan elde ediyoruz. Toplam şirket ciromuzun yüzde 75ini, Chicco ürünleri satan 400den fazla bebek mağazası, hipermarket ve departman mağaza ile birlikte, bin 500 civarında eczaneden sağlıyoruz. Bu tabloya göre orta ve uzun vadede yoğunlaşmamız gereken alanın toptan satış ve dağıtım olduğu çok açık... BG StoreSeyidullah NEBATİBG Store Yönetim Kurulu Başkanı/Genel Müdür Ne zamandan beri bu sektördesiniz? Şirketin gelişim sürecini anlatır mısınız? Şirket, faaliyetlerine 2000 yılında başladı. Benim tekstil sektörüne girişim ise kumaş ticaretiyle oldu, 1996 yılında. 1997de, ortağımla beraber Kahramanmaraştaki örgü fabrikamızı kurduk. O üretimle ilgilenirken, ben de pazarlama takibinden sorumluydum. Bir müddet böyle devam ettik. Fakat tekrardan kaçınmak, gelişme göstermek ve girişimde bulunmak, insanın doğasında var. Türkiyede, üst segment çocuk sektöründe, bir pazar boşluğu yaşandığını fark ettik. Neler yapabileceğimizi düşündük ve başaracağımıza inandık her şeyden önce. 1999 yılında, Baby Graziella markasından ilk ithalatımızı gerçekleştirdik. Düğmeye bir kez basınca, gerisi geldi. Dünyanın en seçkin ürünlerini satıp, Türk tüketicisiyle paylaşıyorduk artık. 2001 kriziyle birlikte, atağa geçtiğimizi söyleyebilirim. Bir anda, BG Store macerasının içinde bulduk kendimizi. Şimdi, Baby Graziella dahil, 6 tane ithal üst segment markamız var. Tamamen bizim dizaynımız olan Nebati ve Riccione markaları sayesinde iyice zenginleşen ürün yelpazemizi, mağazalarımızda müşterinin beğenisine sunmaya devam ediyoruz. Sezona özgü sürprizlerle hep daha iyiyi, daha güzeli vitrine çıkarıyoruz. Türkiyede 42 mağaza Çocuk hazırgiyimi ve aksesuarları konusunda nasıl bir iddia taşıyorsunuz? BG Storeun vizyonu hakkında neler söyleyeceksiniz? Dünyanın en kaliteli ürünlerini, olabilecek en makul fiyatlarla satıyoruz. Sanırım, ilk vaadimiz bu. Trendleri ve son modayı yakından takip ediyor, yurtdışında sözü geçen markaları araştırıp buluyor, vakit kaybetmeden Türk tüketicisiyle tanıştırıyoruz. Doğru ürünü doğru fiyatla, üstelik dünya ile aynı zamanda sunmak, vizyonumuzun disiplinli bir şekilde hayata geçmesini sağlayan en temel ilke. Türkiye genelinde nasıl bir organizasyona sahipsiniz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Satış noktalarınızı belirlerken, önceliği AVMlere mi veriyorsunuz? Niçin? Tüm Türkiyede 42 mağaza ile hizmet veriyoruz. İstanbul, Bursa, Adapazarı, İzmir, Ankara, Denizli, Kayseri, Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş, Mersin, Samsun ve Trabzon, mağazalarımızın bulunduğu iller. 3 adet mağazamız da Rusyada. BG Store konsepti, ortalama 100 metrekarelik mağazalardan oluşuyor. Outlet mağazalarımızda, daha büyük metrekarelere ihtiyaç duyuyoruz. Ve evet, haklısınız. Satış noktalarına dair seçimlerde, önceliğimiz alışveriş merkezleri... Yılın 365 günü açıklar çünkü. Çocuklu ailelerin alışveriş için AVMleri tercih etmesi de çok önemli bir kriter. Çocukları güvenli, hijyenik ve sokağın tehlikelerine kıyasla koruyucu bir ortamda ağırlayan AVMler, anne babaların tüketim alışkanlığını da etkiliyor, yönlendiriyor. Mağaza sahibi olmak daha iyiYurtdışı operasyonlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz, orada nasıl konumlandırıyorsunuz kendinizi? Burada yakaladığımız sinerjiyi diğer ülkelere de taşıma planımız çerçevesinde, yurtdışı operasyonlarımızı olabildiğince geliştirmeye çalışıyoruz. İtalyada, stratejik ortaklarımızla beraber hareket ediyoruz. Bugün, İtalyanın değişik kentlerinde ve 63 ayrı satış noktasında satılıyor ürünlerimiz. Mevcut yapı içinde en zoru, Rusyadaki mağazalar... Mağaza sahibi olmak mı, franchise kanalıyla büyümek mi daha avantajlı? Sizce hangisi makul? Franchise kanalıyla büyümek avantajlı ama pek yönetilebilir değil ne yazık ki. Türkiye koşullarında mağaza sahibi olarak büyümek, daha uygun bir yaklaşımmış gibi görünüyor. Ürün gamınızda ne tür ürünler var? Hangi yaş gruplarına hitap ediyorsunuz? Hedef kitlemiz, 0-12 yaş grubundan oluşuyor. Ürün gamımızın yüzde 90ı tekstille ilgili. Fakat ayakkabı, iç çamaşırı, atkı, bere, kemer, kravat, papyon, askı ve diğer aksesuarları da mağazalarımızda bulmanız mümkün. Sezonda 750 model çalışıyoruz. Bunun standardı, yılda 250 modeldir. Sunum ve satışını gerçekleştirdiğiniz koleksiyonlarda, üretimin ne kadarı size ait? Hangi markaların temsilciliğini yapıyorsunuz? Ürünlerimizin yüzde 80i bize ait, yüzde 20si ithal. Patriza Pepe, Bogner, Killah, Phard Bebe, Mariella Burani, Bikkembergs, Zu Elements, Baby Graziella ve ayakkabı markası Twinpassın Türkiye temsilciliğini yürütüyoruz. Şimdi sıra dış piyasada! Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir politika uyguluyorsunuz? Sürekli iletişim!.. Evet, işin püf noktası iletişim... Müşterilerle yaptığımız yüz yüze görüşmelere çok önem veriyoruz. Piyasaya yeni bir marka sunduğumuz zaman, önce onların fikrini alıyoruz. Karar süreçlerinde de mağazalarımızda görmek istedikleri markaların temsilcisi olmaya çalışıyoruz. Pazarın yerli ve yabancı oyuncuları arasında rekabet gücünüzü nasıl besliyorsunuz? Türkiyede, hatta dünyada, yepyeni bir mağaza anlayışı ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. O nedenle kimseyle rekabet etmemiz söz konusu değil. Bizim için rekabet, kendimizle rekabettir! Müşteriye aradığı mükemmelliği sunmak, giydirmenin ötesinde bir amaç BG Storeda. Yerli ve yabancı oyuncular arasındaki rekabetin çok dışındayız, bu kesin. Dediğim gibi, kendi içimizde kendimizle yarışıyoruz. Her zaman en iyiyi aramak, en iyiyi bulmak üzerine kurulu felsefemiz... Önümüzdeki dönemde, BG Store için nasıl bir gelecek tasarlıyorsunuz? Orta ve uzun vadeli planlamalara göre nasıl bir strateji izleyeceksiniz? BG Store, Türkiyedeki yatırımlarının çok büyük bir kısmını gerçekleştirmiş durumda. Sunduğumuz hizmeti geliştirmeye yarayacak farklı projeler üzerinde yoğunlaşıyoruz artık. Kendimize özgü duruş ve yaklaşımları koruyarak, dünya çapında bilinirlik kazanmayı hedefliyoruz. Dış piyasada nerede, nasıl bir açılım izlemek gerektiğine ilişkin altyapı çalışmalarımız, yaklaşık 3 yıldır devam ediyor. Asıl amacımız ise giderek globalleşen ve değerleri paylaşmayı öğrenen dünyada, İtalyan işbirliği ile küresel bir marka konsepti yaratmak... GooseMahinur SARIHerry ve Goose Marka Müdürü Bayan hazır giyim ürünleri tasarlayan Herrynin kardeş markası Goose, sektördeki faaliyetlerine ne zaman başladı? 1998 yılında girdik sektöre, kız ve erkek çocukları için tasarladığımız ayrı ayrı koleksiyonlarla... Dönemin koşulları, belki da kısıtlı bir pazarda yer almamız, erkek çocuk üretimini desteklemedi. Süreç içinde o alandan çekildik. Şimdi, sadece kız grubumuz var. Türkiyede kız çocuklarına üretim yapan tek firma değiliz. Fakat çocuk sektöründe bu tarz üretim yapan tek firma olduğumuzu söyleyebilirim. (Fotoğraftakiler) Herry ve Goose Marka Müdürü Mahinur Sarı, tasarım ekibinden Bahar Karataş Şahin ve Emel YakupoğluYoğun rekabet ortamında kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Gooseun vizyonu hakkında neler söylemek istersiniz? Ülkemizde çocuk sektörü, gelişiminin çok erken bir evresinde. Hâl böyle olunca da dünyanın epey gerisinde. Bir çocuk moda dergisi, çocuk moda çekimi veya sektörel bir yayın bile bulamıyorsunuz! Çocuk için üretim yapan, samimiyetle seçenek sunan firma sayısı, öyle az ki... Çocuklarının her şeyine özenen anne babaların, giyimle ilgili bir tarz arayışı yok maalesef. Lüks bir tatil köyüne gittiğinizde, bütün çocukların birbirine benzer kıyafetler giydiğini ve neredeyse klonlanmış gibi dolaştıklarını gözlemleyebilirsiniz. Seçenek az çünkü. Pazara giren bir İspanyol markası, çocuk modası konusundaki bilgi ve deneyimlerini paylaştı ama yetmedi. Ona benzer ürün üretmek isteyen yerli firmalar, karmaşanın artmasına yol açtı. Bakış açısı farklılığından, büyüğün küçüğünü üretmek doğru sanıldı. Kalpten severek değil, ticari yaklaşıyorlar zaten olaya. Bu durumda nasıl bir rekabetten söz edeceğimizi bilemiyorum. Gooseu, o piyasanın dışında tutuyorum. Şu 10 yılı sevgiyle, ilgiyle geçirdik. Hitap ettiğimiz hedef kitle gibi büyümeye çalışıyoruz biz de. Çocuk giyim sektöründe fark yaratmak, kaliteyi makul fiyatlarla alıcıya sunmak, vizyonumuzun en temel bileşenlerini oluşturuyor. Yeni nesil Shirley Temple Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz? Minik beylere kıyasla kız çocuklarını giydirmek daha mı zor? Goosedan alışveriş, annenin isteği doğrultusunda gerçekleşiyor. Her annenin hayalindeki kız çocuğu da prensesler gibi. Dantelli, karpuz kollu, kabarık diz altı elbiseler giyen, başında tacı olan, Shirley Temple misali bir kız çocuk hayal edin. Çocuk masumiyetini yitirmemiş kıyafetiyle bıcır bıcır gezinen, henüz bilgisayarı keşfetmediği için evcilik oynayan, romantik, iyimser, sevecen ve tabii ki annesinin kızı... Minik beyler, genelde eşofman ve türevi giysilerle idare ediyor. Türk halkı olarak, erkek çocuklarının çok şık olmasından hoşlanmıyoruz galiba. Kız çocuklarını giydirmek, becerimize ve bu grubun ruhuna daha uygun sanki. Şu an kaç mağazada hizmet sunuyorsunuz? Ürünleriniz hangi noktalarda tüketiciyle buluşuyor? İstanbul dışında nerelerde?.. Henüz istediğimiz pozisyona gelmedik. İzmir Alsancak, en yoğun satış yaptığımız nokta. Astoria ve Metroport Alışveriş Merkezinde mağazalarımız var. Kadir Has Çocuk Dünyasında outlet ürünlerimiz satılıyor. İstanbul ve İzmir dışında, çok sayıda cornerımız bulunuyor. Çanakkaleden tutun da Manisa, Kastamonu, Bursa, Alanya ve Gaziantepe kadar ulaşabiliyoruz bu sayede. Ayrıca 2009 yılında, özel bir çalışmaya imza attık. Goose ürünlerini, 18 Panço mağazasında görmek mümkün artık. Franchising için erken Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? Franchising için daha çok erken. Kendi mağazalarımızı açarak devam etmek istiyoruz. Doğru zamanda, doğru lokasyonlarda olmalıyız. Satış noktalarınızın ayırt edici özellikleri neler? Dekorasyonda yalın ve sıcak renkler, davetkâr bir anlayış hakim. Özellikle öyle seçtik; farklılığı hemen anlaşılsın diye... Üretim avantajınızı nasıl kullanıyorsunuz? Yıllık üretim ve tüketim miktarları hakkında bilgi verir misiniz? Üretim aşamalarında, Herrynin desteği çok fazla. Dikiş ve kumaş kalitesi, daha başlangıçta yakaladığımız avantajlardan. Ürün tekrarlarına çok çabuk dönüş yapabilme yeteneğimiz de Herrynin kanatları altında uçuyor olmamızla ilgili. Şimdilik, yılda 60 bin adet üretim bizi mutlu ediyor. 1-12 yaş aralığında Ne dersiniz, ürün gamınızdan bahsedelim mi biraz?.. Nelerden oluşuyor, hangi yaş aralığını kapsıyor? Örme, dokuma ağırlıklı bir koleksiyon haricinde, tamamlayıcı aksesuar seçeneklerimize her gün yenileri ekleniyor. Ayakkabı, çanta, şapka, renkli toka ve taçlar çok beğeniliyor. Yaş sınırlamamızı, eskiye nazaran genişlettik son zamanlarda. 1-5 yaş grubu için ürettiklerimizi, 6-12 yaş aralığındaki çalışmalardan ayırdık bir nebze. Çok küçük detaylara eğiliyor, yaş ve özellikler üzerinde oynuyoruz. 12 yaşa kadar çıkabiliyoruz. O noktadan itibaren, kendi seçimlerini kendileri yapıyor çocuklar. Müşteri talepleri, bizi ufak yaşa zorluyor aslında. Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir politika uyguluyorsunuz? Her şeyden önce müşteriye kulak veriyoruz. Onların istekleri, beklentileri çok önemli. Hatta bazen, sil baştan tekrarlıyoruz bir ürünü. Müşterimizle aynı dili konuşabilmek için... Mağaza zincirinize yeni halkalar eklerken, önceliği AVMlere mi vereceksiniz? Pazar olanakları açısından önümüzdeki dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Önceleri, AVMlere markamızı anlatmakta güçlük çekiyorduk. Şimdi durum değişti, birlikte çalışma teklifi onlardan geliyor. Müşterinin beklentisi o yönde çünkü. Sık sık ziyaret ettikleri yerlerde, bizi görmek istiyorlar artık. Bunu AVMlerden de talep ediyorlar. Çok sevindirici ve gurur verici görüşmeler yapıyoruz. Sağlam adımlar atarak, markamızı geliştirme yolunda ilerliyoruz. Güçlenerek geliyoruz. Tepe Nautilus Mahmut GÜLTEKİN - Tepe Nautilus AVM İşletme Müdürü Tepe Nautilus Alışveriş Merkezinde hangi çocuk markalarıyla çalışıyorsunuz? Minik ziyaretçilerin ne tür ihtiyaçlarına yanıt veriyorsunuz? Best Kids, Chicco, Mothercare ve Panço, öznesi çocuk olan markalarımız... Marks Spencer, Boyner, Zara gibi mağazalarımızda da miniklerin renkli dünyasına hitap eden koleksiyonlar bulunuyor. Küçük ziyaretçilerimizin yeri hep başka Tepe Nautilusta. Farklı marka ve ürün çeşitliliği sayesinde aile alışverişlerine değer katarken, çocuklara yönelik özel eğlence alanında keyifli saatler geçirmelerine imkan tanıyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, sömestr ve yaz tatili ile okula dönüş dönemleri başta olmak üzere, yıl boyunca katılabilecekleri eğlenceli bir program takvimi hazırlıyoruz onlara. Bunlar, eğlendirirken eğiten aktiviteler oluyor genelde. En minik ziyaretçilerimize ise anne babalarının yanında güvenle dolaşabilmeleri için bebek arabaları temin ediyoruz. Önümüzdeki günlerde, sürpriz bir projeyi daha hayata geçirmeyi planlıyoruz. Hedef kitle, konsept ve çocuk markaları üçgeninde nasıl bir denge aranmalı? Bir alışveriş merkezine dair alınabilecek en hayati kararlar, hedef kitle ve konseptle ilgili olanlar... Shop mix, buna bağlı olarak geliştirilir çünkü. Çocuk markalarını da aynı genel değerlendirme kapsamında ele almak lazım, ayrı tutamazsınız. Ziyaretçi profili, gözden kaçırılmaması gereken çok temel bir kriter. AVM ziyaretçilerinin her türlü arayışına, talep ve ihtiyacına yanıt verebilecek markaları aynı çatı altında toplamak ise hedef kitle ile markalar arasındaki dengeyi sağlamanın ilk koşulu. Konfor ve eğlence bir arada Yüksek verimlilik ve performans için doğru konumlandırma gerektiği açık. Çocuk markalarının yerleşim düzeni, sizce nasıl planlanmalı? Tepe Nautilusta nasıl bir uygulama söz konusu? Tepe Nautilusta, ailelerin konforu her zaman ön planda. Çocuklara yönelik markalar ve oyuncak benzeri materyallerin satıldığı diğer mağazalar, eğlence alanları ile aynı noktada toplanmış durumda. Düzenleme sırasında, çocuklu ailelere rahat ve keyifli bir alışveriş ortamı sağlayabilmek için bütün imkanlar seferber edilmiş. AVMmizin açılış döneminde kurgulanan yerleşim planı, güncellik ve işlevselliğini hâlâ koruyor. AVMlerin çocuklara, çocuk oyun alanlarına ayırdığı metrekareler büyüdükçe büyüyor. Aynı şey, markalar için de geçerli mi? Çocuk mağazalarında optimum büyüklük nedir? Çocuk eğlence mekanı olarak tasarladığımız Play Planet, 944 metrekarelik bir alana sahip. Merkez içerisinde çocuklar için gerçekleştirdiğimiz dönemsel aktiviteler de dikkate alındığında, minik ziyaretçilerimize tahsis edilen alanın giderek daha büyük metrekarelere ulaştığını söylemek mümkün. Sektörün gidişatına bakıp, sadece çocuklara ait ayrıcalıklı bir dünya sunmak şart. Eğitimle eğlenceyi aynı potada eriten aktivitelere, çocuk algısında seçicilik yaratacak özel mekanlara yer vermeyen bir alışveriş merkezi, rekabet unsurları açısından yeterli bulunmuyor artık. Böyle bir AVMnin, diğerlerine göre birkaç adım geride kalacağını tahmin etmek, güç değil. Markalara gelince... Alışveriş merkezi ziyaretçilerinin beklentilerini karşılayacak büyüklükte, konformist bir anlayışla dizayn edilmeleri gerekiyor. Pozitif mekan olgusu önemli Alışveriş merkezi içindeki ziyaretçi sirkülasyonu ile çocuk markaları arasında nasıl bir ilişki var? Ailede karar verme pozisyonu ve yetkisi ebeveynlerin kontrolündeymiş gibi görünür ama o kararları yönlendirmede çocukların rolü çok fazla. Dolayısıyla alışveriş merkezinden mutlu ayrılan her çocuk, ailelerin tekrar ziyaretlerde bulunmasına sebep olur. Neşeli kahkahalar, ışıl ışıl parlayan gözler ve mutlu çocuklar... Başka bir sırrımız yok. Alışveriş merkezi yönetiminin markalarla işbirliği yapması ve bu ruhu yakalaması, hakikaten sihirli bir etki uyandırıyor sirkülasyon üzerinde. Biz de aynı prensip doğrultusunda hareket etmeye özen gösteriyoruz. Çocuklara hitap eden bir markanın mağaza içi dekorasyon, aydınlatma ve görsel sunum özellikleri farklı olmalı mı? Neden? Yetişkinlere yönelik markalarda, mağazanın temel sunum özellikleri ile hedef kitlenin genel nitelikleri arasında bir paralellik söz konusu. Çocuk markalarında ise durum daha karmaşık. Çünkü sunumu, hem çocuklar hem ebeveynler için cazip hale getirme mecburiyeti var. Örneğin, bebek arabalarının rahatlıkla girebileceği yürüme alanları, ebeveynlerin hayatını kolaylaştırır. Uygun yükseklikte ayarlanmış raflar da çocukların kendi seçimlerini yapmasına izin verir. Mekana dair algının pozitif olması, tamamen böyle detaylara bağlı. Bir AVM yöneticisi olarak, ev sahipliği yaptığınız çocuk markalarından neler bekliyorsunuz? Aslında tüm markalarımızdan beklediğimiz şey aynı: Müşteri odaklı satış ve pazarlama ilkelerini benimseyip, gelişime açık davranmaları... AVM yönetimi olarak, üzerimize düşen görevleri yerine getirdiğimize inanıyoruz. Şimdiye dek, bünyemizdeki markalarla ortak bir sinerji yaratmayı başardık. Çabalarımız, ilerleyen dönemlerde de sistemin devamlılığını sağlamak yönünde. Tema Mağazacılık Hami CİLARA - Tema Mağazacılık AŞ Pazarlama Müdürü LC Waikiki, ne zamandan beri miniklerin gardırobunu süslüyor? Süreci biraz anlatır mısınız? 1985 yılında hazır giyim sektörüne adım atan Fransa orijinli LC Waikiki, 1997de Tema Grubu tarafından satın alındı. O zamandan beri de hayatına bir Türk markası olarak devam ediyor. Markamızın Türkiye serüveni, 1988 yılında Taha Tekstilin kurulmasıyla başlıyor. Konfeksiyon ihracatı yapmak üzere kurulan firma, aynı yıl Fransızların ünlü markası LC Waikiki ile çalışma kararı alıyor. Üretimde entegre bir kuruluş olma hedefine doğru hızla ilerliyor, 1991de hayata geçirdiği Tema Tekstil ile LC Waikikinin Türkiye lisansörlüğünü üstleniyor. Akılcı pazarlama politikaları sayesinde LC Waikikiyi Türkiyenin her yerine götüren Tema Tekstil, 1993te marka için bir tasarım ekibi bile oluşturuyor. 1995te, LCW adıyla LC Waikikinin yetişkin koleksiyonları lanse ediliyor ilk kez. 1996 yılına gelindiğinde ise Tema Mağazacılıkın temelleri atılıyor. Amaç belli: Hazır giyim alanında markalaşmak ve mağazalaşmak... 1997 yılında, tüm isim haklarının satın alınmasıyla birlikte, LC Waikiki tamamen Türkiyeye mal oluyor. O yıllarda, corner bayi sayısı 700. 2000e kadar 10 mağaza açılıyor. Yetişkin giyimi de sunduğumuz halde, daha çok çocuk markası algısı hakim tüketicide. Yine 2000 yılında, üretim ve perakende şeklinde iki kola ayrılıyoruz. Üretim faaliyetleri Taha Grubunda, perakende şirketleri ise Tema Grubunda toplanıyor. Tema Grubu, sadece kendi mağazalarını açarak yolculuğunu sürdürüyor. Kısaca böyle bizim hikayemiz... Aile konsepti ön planda Yüzde 17.1lik pazar payı ile çocuk giyiminde liderliğini koruyan LC Waikiki, sektörde kendini nasıl konumlandırıyor? Tüketiciye vermek istediğiniz asıl mesaj ne? KMG tarafından 6 ayda bir yayınlanan Hazır Giyim Tüketim Endeksi Raporuna göre, 2004 yaz sezonundan beri pazar lideri konumundayız. ACNielsenın Türkiye ile ilgili İlk Akla Gelen Markalar araştırmasında, tüm sektörlerde faaliyet gösteren markalar arasında 6ncı sırada yer alıyoruz. Şubat 2009da IPSOS KMGnin gerçekleştirdiği En Sevilen Markalar araştırmasında da giyim kategorisinde birinciyiz. Bütün bunlar boşuna değil. Yıllardır, ulaşılabilir modanın vazgeçilmez adreslerinden biriyiz. En önemlisi, müşterilerimizle aynı dili konuşuyoruz. Pazarlama iletişiminin tüm aşamalarında, pozitif ve dinamik bir imaj çiziyoruz. Aile fertlerinin tamamına, her yaş grubuna hitap ediyoruz. Çünkü iyi giyinmek, herkesin hakkı. Mottomuzda dahi Herkes için bir LC Waikiki mutlaka vardır diyoruz. Bir kulağımız hep müşteride tabii, onu dinliyoruz. Aldığımız tepkiler, tasarım ve pazarlama politikamızda önemli rol oynuyor. Sağlıklı bir iletişim sürdürebilmek adına, değişik mecralar kullanıyoruz. En başta da mağazalarımızı... 4 yıldır düzenlediğimiz LC Waikiki ile Renkli Dünyalar-23 Nisan Geleneksel Resim Şenliği mesela, iletişim odaklı güzel bir örnek. LC Waikiki Metrocity mağazasının ev sahipliği yaptığı ilk şenliğe, binin üzerinde çocuk katılmıştı. 2009da ise 108 mağazada, 49 bin çocukla kanıtladık kocaman bir aile olduğumuzu. Aile konseptini korurken, yalnızca çocuklara hitap eden mağaza sayısını sınırlı tuttuğunuzu gözlemliyoruz. İleride bu sayıyı artırmayı düşünüyor musunuz? Türkiye genelinde 242 mağazamız var. Genel mağaza konseptimiz gereği kadın, erkek, genç ve çocuk koleksiyonlarını bir arada sergiliyoruz. 17 mağazada sadece yetişkin, 15inde de sadece genç ve çocuk grubu koleksiyonları yer alıyor. Toplamda, 227 mağazamızda genç-çocuk ürünlerini bulmanız mümkün. İstanbul dahil, 50 ilde faaliyet gösteriyoruz. Kendi mağazalarımızı açarak büyüyoruz Nasıl bir üretim organizasyonuna sahipsiniz? Yılda kaç koleksiyon hazırlıyorsunuz çocuklar için? Global bir tedarik zinciri ile ürettirdiğimiz koleksiyonların kaliteli, güvenilir ve uygun fiyatlı olması, modayı yansıtması konusunda çok hassas davranıyoruz. Bunu sağlayacak bütün bileşenler de üretim anlayışımızın çekirdeğini oluşturuyor. Tasarım, tedarik, kalite kontrol süreçlerine sürekli yatırım yapıyoruz. Doğru tasarımlar uğruna dünya modasını yerinde takip eden, her hafta mağaza ziyaretleri yaparak markanın müşterileri ile buluşan kategori bazlı bir tasarım organizasyonuna sahibiz. Hızlı moda prensibini benimsedik ve koleksiyon hazırlama işini zamana yaydık. Her şeyi önceden planlayıp ürettirmek yerine değişen moda ve müşteri beklentilerine cevap verebilen bir sistem ile sezon içinde de koleksiyonlar üretebiliyor, yeni ürünler ekleyebiliyoruz mevcutlara. Daha fazla modeli, daha az adetlerde sunuyor ve mağazaların dinamik yapısını destekliyoruz. Bütün mevsimlere yeni bir sezon olarak bakıyor, her grup için ayrı temalar belirliyoruz. Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? 2000 yılından bu yana, yalnızca kendi mağazalarımızı açarak büyüyoruz ve bayilik vermiyoruz. Fakat 2 franchise mağaza ile 120 corner bayi, hizmet ağımıza dahil şu anda. Satış noktalarımızı belirlerken, birçok parametreyi dikkate alıyoruz. Nerede potansiyel görürsek, oraya yöneliyoruz. AVMlere öncelik tanımak gibi kaygılardan uzağız. Global marka hedefine doğru Ürün gamınızdan bahsedelim mi biraz?.. Nelerden oluşuyor, bebek ve çocuklarda hangi yaş aralığını kapsıyor? LC Waikiki ile kadın ve erkek dışında, 8-16 yaş aralığında gençlere, 2-8 yaş grubunda çocuklara, 1-2 yaş kapsamında da bebeklere hizmet sunuyoruz. Yenidoğan, geçtiğimiz sezon ve öncesinde ürün gruplarımız arasındaydı. Önümüzdeki yaz sezonunda, yeniden mağazalarımızdaki yerini alacak. Üst giyim haricinde, aksesuardan ayakkabıya kadar uzanıyor ürün portföyümüz. Hakikaten çok geniş bir yelpazede tüketiciye ürün güvencesi taahhüt ediyoruz. Sunduğunuz hizmete olan ilgiyi değerlendirir misiniz? Çocuk giyimi alanında nasıl bir pazar gelişti? İlginin boyutlarını tespit eden rakam ve araştırmalar ortada. Çocuk giyiminde açık ara farkla liderliğimiz sürüyor. Türkiyenin ilk çocuk markası olmanın, hem gururunu yaşıyor hem meyvelerini topluyoruz. Tüm Türkiyede, akla ilk gelen 6ncı markayız. Çocuk giyim markası olarak sorulsa, çok büyük farkla birinci oluruz. Çocuk pazarı, no name denebilecek ölçüde markasız çünkü. Yeni mağazalarla büyümeye devam eden LC Waikikinin yurtdışı operasyonları hakkında neler söylemek istersiniz? Rusyada 2, Tataristanda 1, Romanyada 11 mağaza bulunuyor grubumuza ait. 30 bayi mağaza ve 76 corner ile birlikte, bugün yurtdışında 120 satış noktasına ulaştık. 2012den itibaren Türkiye dışındaki pazarlara ağırlık vermeyi, 2020 yılına dek de Avrupanın en başarılı ilk 3 markası arasına girmeyi hedefliyoruz. Elbette vizyonumuz çerçevesinde... Panço Yeşim Kurtuluş YÜCEL - Panço Mağazalar Koordinatörü Ne zamandan beri bu sektördesiniz? Pazarda kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? 1978den beri, yaklaşık 31 yıl oldu. İç pazarda, çocuk giyim markaları arasında önemli bir konuma sahibiz. A ve B alıcı grubuna hitap ediyoruz. Türkiye genelinde kaç mağaza ile hizmet sunuyorsunuz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Satış noktalarınızı belirlerken, önceliği AVMlere mi veriyorsunuz? Niçin? Şu an, 60 Panço shop ve 200 civarında corner ile hizmet veriyoruz. İstanbul dışında; Ankara, Bursa, Mersin, Konya, Balıkesir, İzmit, Kayseri, Eskişehir, Adapazarı, Denizli, Adana, Trabzon, Antalya, Rize, Marmaris, Kars, Elazığ ve İzmirde mağazalarımız bulunuyor. Yurtdışında ise Kıbrıs, Azerbaycan ve Türkmenistanda geniş bir kesimi kucaklıyoruz. Yeni alışveriş trendlerine uyum sağlamak adına, mağaza açarken AVMleri daha çok tercih ediyoruz. İster abiye ister günlük Büyüme yönlü hedeflerinizde hangi bölgelere öncelik tanıyorsunuz? Anadoluya daha fazla yatırım yapmayı planlıyor musunuz? İstanbuldaki projeler, elbette öncelikli. Nüfus ve alım gücü bakımından en büyük şehrimiz çünkü. Anadoluda da şehirlerin nüfus yoğunluğuna göre yeni mağazalar açmayı planlıyoruz. En son, Gaziantep Sanko Park Alışveriş Merkezinde buluştuk tüketiciyle... Mağaza sahibi olmak mı, franchise kanalıyla büyümek mi daha avantajlı? Sizce hangisi makul? Kirası yüksek AVMlerde, mecburen imalatçı şirketin mağaza açması gerekiyor. Franchise verirken, çok iyi çalışıyoruz dersimize. Her şeyden önce, fizibilite raporlarımızı ciddiyetle hazırlıyoruz. Ancak kâr elde edeceğimize inandığımızda hayata geçiriyoruz franchise mağazalarımızı. Nasıl bir bayilik modeli uyguluyorsunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili belli kriterleriniz var mı? Metrekare yerine mağazanın konumuyla ilgili kriterleri dikkate alıyoruz. Değerlendirmemizi de ona göre yapıyoruz. Her mağazanın kotası, yine kendi özel durumu çerçevesinde belirleniyor. Ürün gamınızda ne tür ürünler yer alıyor? Hangi yaş gruplarına hitap ediyorsunuz? Pançoyu Panço yapan en temel özellik, çok geniş bir ürün gamı vaat etmesi... İster spor ister abiye olsun, aradığı her şeyi burada bulacağını bilir bizim müşterimiz. Mağaza mağaza dolaşmadan, direkt olarak Pançoya gelirler zaten. Yaş gruplarımız da öyle, çok geniş bir aralıkta. 0 yaş olan hastane setlerinden başlar, 14 yaşa kadar uzanır. 31 yıldır değişmeyen kalite Sunum ve satışını gerçekleştirdiğiniz koleksiyonlarda, üretimin ne kadarı size ait? Hangi markaların temsilciliğini yapıyorsunuz? Üretimimizin büyük bölümü, kendi bünyemizde. İmalatımız arttıkça, küçük bir kısmını dışarıya yaptırmaya başladık. Kendi markamız olan Panço haricinde, popüler çocuk karakterlerinden Winx, Ben 10, Hannah Montana, Cars, Highschool Musical lisansları ile gerçekleştirdiğimiz üretim ayrı. Önümüzdeki sezon, Sünger Bob da katılacak ailemize... Pazarın yerli ve yabancı oyuncuları arasında rekabet gücünüzü nasıl besliyorsunuz? Çocuk perakende sektöründe, A ve B grubuna hizmet sunan tek lokal firmayız. Ucuz ürün yapıp satan çok firma var ama hepsi belli bir düzeyin altında. Rakiplerimiz, yabancı markalar oluyor genelde. Fakat elimiz güçlü. Çeşit ve yaş grubu marjımız oldukça geniş. Tavizsiz uyguladığımız kalite standartları da uluslararası markalar karşısında çok önemli avantajlar sağlıyor. Verdiğiniz hizmete olan ilgiyi değerlendirir misiniz? Pançoda, 31 yıldır değişmeyen tek şey kalite... Tüketicinin bize duyduğu güven, biraz da bununla alakalı. Günümüzde birçok genç anne, çocukluğunda beğenerek giydiği Pançoyu kendi çocuğuna giydiriyor şimdi. O anlamda, ilgiden çok memnunuz. Bıcırium Sebiha UÇAK - Bıcırium Genel Müdürü Sektörde kaçıncı yılınız?.. En önemlisi de nasıl bir strateji belirlediniz markanızın gelişimi için? Tam 6 yıldır, bebek sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Ne satarsak satalım, hizmet sattığımızın bilincindeyiz. İnsana yatırım, yönetim anlayışımızın temel maddesi. En başından beri, ekip arkadaşlarımızın eğitimine önem veriyoruz. Kurumsal gelişim ile insan kaynaklarının doğru kullanımı arasındaki kuvvetli bağ, markamızın bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük yatırım... Şu an kaç şubeyle, nerelerde hizmet veriyorsunuz? Yoğun rekabetin yaşandığı sektörde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? İstanbul Anadolu Yakası, Burdur, Trakya, Doğu Marmara ve Irakta; toplam 11 şube ile tüketicimizin hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bebe-çeyiz kavramını konsept haline getiren ve anne-bebe marketing olarak perakende sektörüne kazandıran ilk Türk markasıyız. Fiyatlarımız çok uygun olduğu halde, biliyoruz ki fiyatla rekabetin sonu yok! Fiyat, kendimizi konumlandırırken kullandığımız bir araç değil o yüzden. Ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti, her zaman öncelikli hedefimiz. Sanırım, yarattığımız farklılığı da böyle özetleyebiliriz. Azo free boyalar, anti nikel aksesuarlar AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? AVM mağazacılığı, modernizmin dayattığı bir var oluş biçimi. Yani yeni tanıştığımız bir anlayış... Türkiyedeki uygulaması ise her yönden haksız rekabeti tırmandıran ve şehir düzenini altüst eden bir dejenerasyon. Cadde mağazacılığı, elbette daha avantajlı. İlerleyen dönemlerde, sokağa daha fazla çıkacağız alışveriş için. Fakat yine de doğru AVMlerde, doğru lokasyonlarda mağaza açmayı sürdüreceğiz. Ciro bakımından hangisinin daha kârlı olduğu konusuna gelince... Kesin bir yargıda bulunmak hakikaten zor, soyut bir durum çünkü. Bıcırium ürünleri hakkında bilgi alabilir miyiz? Ürün gamınızda ne tür ürünler var? Hangi yaş gruplarına hitap ediyorsunuz? 2003 yılında kurulan firmamız, anne ve bebeğin hayatını kolaylaştıran özel tasarımları ile ürün kalitesinden ödün vermediği için bebek tekstil sektöründe aranan bir marka pozisyonunda. Tesis ve ürünlerimiz, uluslararası üretim (kalite-güvenlik) standartlarına sahip. Bütün ürün gruplarımız özenle, yüksek kalite işçilikle dikiliyor. Bebek sağlığına zararlı kimyasal ve kanserojen madde içermeyen azo free boyalar, anti nikel aksesuarlar kullanıyoruz. Bebeklerimizin sağlığı, maksimum kullanım rahatlığı ve konforu, asla taviz vermeyeceğimiz konulardan. İnterlok dokuma tekniği ve yüzde 100 doğal pamuktan penye iplikle hazırladığımız koleksiyonlar, kalitesi sayesinde hemen ayırt ediliyor zaten. 0-14 yaş aralığında samimi bir iddia taşıyoruz. 9 şubeye ulaştık Uluslararası zincir mağazaların da bulunduğu bir sektörde rekabet gücünüzü nasıl koruyorsunuz? Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırma, sonuç üzerinde ne kadar etkili? Salt bebe sektörü olarak bakarsanız, Türkiyede yabancı markalar ağırlıkta. Pendikte 30 metrekarelik küçük bir mağazayla yola çıkan Bıcırium ise her zaman kararlı ama temkinli adımlardan yana. İlk şubemizin hemen ardından, Avrupa ve Türkiyenin en büyük outleti ViaPort AVMde açtığımız konsept mağaza ile devam ettik ilerleyişimize. Trakyanın en büyük bebek mağazasını da Tekira AVMde (600 metrekare) açtık. 5 yıllık süreçte, -cadde ve AVMlerin gözde noktalarında olmak üzere- 9 şubeye ulaştık. Annelerin, anne adaylarının Adan Zye bütün ihtiyaçlarını karşılamaya odaklı bir ürün karması, sistemimizin çekirdeğini oluşturuyor. Müşterilerimizin ürünle temasını sağlayacak, beğendikleri şeye dokunmalarını kolaylaştıracak özel sergileme usulleri uyguluyoruz. Biz ürettik, vitrine koyduk demiyoruz tabii. Her modelin alternatifi mevcut. Öte yandan, güttüğümüz ekonomik fiyat politikası ile adetli satışa imkan tanıyoruz. Yine müşteri beklentileri doğrultusunda bebe-çeyiz kavramını yenilikçi bir anlayışla yorumluyor, annelerimizin vazgeçemediği gelenek ve alışkanlıklarla bütünleştiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yönetim sistemleri, aslında anne-bebek duygusallığı kadar sade, net, güvenilir... Katettiğimiz mesafe, kazandığımız başarı ve önümüze koyduğumuz yeni hedefler de bebe sektöründe bir Türk markası olarak verdiğimiz mücadelenin, gösterdiğimiz direncin kanıtı. Bayilere ürün kotası yok! Fiyat konusunda nasıl bir politika izliyorsunuz? Fiyat ve kalite arasında kurduğunuz hassas denge, hangi temellere dayanıyor? Malum, Türkiyede insanların geçim şartları zorlaşıyor. Bunu göz ardı eden fiyat uygulamaları, netice vermez. Bebe sektöründeki dünya markalarında yaşadık benzerini, Türkiyeye has bir uygulama geliştiremeyince başarısız oldular. Her bebeğin günde en az 2 tane bady değiştirdiğini ve 1 badyyi 3 aydan fazla kullanamadığını hesaba katarsak, ilk 2 yıl boyunca satın alınacak bady adedinin zaten çok yüksek olduğunu görürüz. Çocuğun yediği helâl, giydiği haram zihniyetiyle alışveriş yapan bir toplum olduğumuzu da hatırlarsak, ürün satış fiyatlarını çok makul tutmak gerektiği ortada. Bebek teninin hassasiyeti ölçüsünde korunan, ürün kalitesi olmalı. Nasıl bir bayilik modeli oluşturdunuz, biraz anlatır mısınız? Mağazacılıkla ilgili altyapımız, bütün detaylarıyla hazır. İnsan kaynakları stratejisi (eğitim organizasyonları, satış teknikleri vs.), stok satış takip yönetimi, doğru ürünü doğru fiyat politikası ile müşteriye sunmak, tüketici memnuniyetini en üst seviyede tutmak, Bıcıriumu Bıcırium yapan temel faktörler... Kurmuş olduğumuz sistemi yatırımcılarımızla paylaşmak ise kurum kültürümüzün bir parçası. Kendi bünyemizdeki mağazalarla ilgilendiğimiz gibi yatırımcılarımıza ait olanlarla da ilgilenmeyi garanti ediyoruz. Mağazalarda en dikkat ettiğimiz şey ise alan itibariyle 100750 metrekare özelliğinin bulunması. Ürün kotası dayatmalarımız yok. 2009da büyümeye devamPeki, elde edilebilecek aylık ciro tahminleriniz ne yönde? Mağaza metrekaresi ve lokasyona göre değişir bu sorunun cevabı. 100 metrekarelik bir mağazanın ayda yapacağı minimum ciro, 60.000 TL civarında. Maksimum ciro, 200.000 TLye kadar çıkabilir. Pazar olanakları açısından önümüzdeki dönemden neler bekliyorsunuz? Yeni yatırımlar bakımından, nasıl bir gelişim göstermeyi planlıyorsunuz? Pazar olanakları, potansiyel anlamında çok fazla. Ancak Türkiyedeki koşulların giderek zorlaşacağı kanısındayız. Elbette durmayacağız. Bahsettiğim şey başka, edilgenlik başka... Bebe-çeyiz konseptine sadık kalarak geleceğe taşıyacağımız anne-bebek temasını, zincir mağazalarla yangınlaştırmak istiyoruz. Bir sonraki bayi açılışımız, KKTCde. 2009 yılında, 10 bayilik hedefimiz var. İstanbulda Avrupa Yakası, Konya, Aydın, Gaziantep, Kahramanmaraş, Karadeniz ve Ege, listemizde ilk sıralarda. Doğru yatırımcılara franchise vererek, markamızı dünya standartlarına çekmeyi planlıyoruz. Bu haber Mağaza dergisinde yayınlanmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive