Vitrinden Mağazaya Sözsüz Satış - III

Sözsüz satış dosyası kapsamında konunun uzmanlarından görüş almaya devam ediyoruz. Bugün Yuda Mimarlık'tan Aslı Dağaltı, Ulaş Yılmaz ve Meriç Manken'den Hakan Alpay Meriç'le Hülya Meriç Korkmaz'ın görüşlerine yer veriyoruz

Eklenme Tarihi : 05 Şubat 2009 Perşembe
vitrinden-magazaya-sozsuz-satis-iii
Aydınlatmadan mimariye, mağaza personelinin giyiminden raf sistemlerine, vitrin çalışmasından mağaza içerisinde çalınan müziğe, ortam kokusundan soyunma kabinlerinde yaşatılan deneyime kadar uzanan çok geniş bir alanı kapsıyan görsel yönetim, perakende sektörü için giderek önem kazanan bir alanda kodlanıyor. Bugün 3'üncü bölümünü yayınladığımız Sözsüz satış dosyası kapsamında Üçge Butik Bölüm Yönetmeni mimar Cemil Azder, Yalın Tan Jeyan Ülkü İç Mimarlık'tan mimar Jeyan Ülkü, YKM Görsel Sunum Müdürü Mine Merkit, Vetrina-Display Mannequins Visual Merchandising Visual Merchandiser Group Manager Enis Tilav'ın görüşlerine yer vermiştik. Bugün de Yuda Mimarlık'tan Aslı Dağaltı ile Ulaş Yılmaz ve Meriç Manken'den Hakan Alpay Meriç ile Hülya Meriç Korkmaz'ın görüşlerini paylaşıyoruz.Yuda Mimarlık - Aslı Dağaltı, Ulaş YılmazBir kavram olarak sık sık karşımıza çıkan mağaza tasarımı, uygulamada ne anlama geliyor? Perakendede görsel yönetim konusuna dahil edebileceğimiz başlıca unsurlar neler? Mağaza tasarımının ilk şartı, fonksiyonellik... Ürünle kullanıcının en efektif şekilde karşılaşmasını sağlamak, tasarım açısından vazgeçilmez bir kriter. Mağaza, aynı zamanda markayı tanımlayan mekan. Marka ne söylemek istiyorsa, ürünler neyi refere ediyorsa, mağaza tasarımı onu yansıtmalı. Hızlı, basit ve net bir markaysanız, mekandaki anlatımınız da öyle şekillenmeli. Ciddi, elegant bir erkek giyim markasıysanız, mekandaki maskülen havayı pekiştirmek için ağır, koyu renkli ve kesinlikle metal barındıran tasarımları tercih etmelisiniz. Mağaza tasarımının uygulamaya dökülmesi, aslında markanın somutlaştırılması anlamına geliyor. Marka kimliğiyle mağaza tasarımını birbirinden ayırmadan değerlendirmek, gerçek başarıyı getiriyor. Görsel yönetim fonksiyonellikle birleştiğinde ise son derece etkili geri dönüşler sağlanıyor. Bazen, işlevsiz gibi görünen materyaller de mağaza tasarımına ifade katıyor. Satmaktan ziyade, sadece göstermek amacıyla orada bulundurulan ürünlerden söz ediyorum. Sözgelimi nevresim mağazasında Cow Parade sergisinden bir inekle karşılaşmak, hem tanıdık hem aykırı gelecektir tüketiciye. İlk şaşkınlığı geçtikten sonra mağazada geçirdiği süreyi uzatacak, markayla bağ kuracaktır. Öte yandan, ürün farkı diye bir şey kalmadı artık. A mağazasındaki malı, ufak tefek değişikliklerle Bden alabiliyorsunuz. Nasıl ayıracaksınız birini öbüründen? Yine görsel sunum çıkıyor yolumuza. Mağazada farklılık, ambalajda farklılık... Herhangi bir markanın logosu, rengi ve kurumsal kimliğiyle başlayan etki, görsel sunum sayesinde vitrine geçiyor. Mağaza iç dizaynı, dış alanı, soyunma kabinleri ve kasa bölümünde çarpıcı farklılıklar yaratmak, görsel yönetimin başlıca konusu. Mağazadaki ışığın rengi dahi sunumun bir parçası... Tasarımda eğlence eksik!Marka ve satış/sunum mekanı arasında nasıl bir denklem kurulmalı? Firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler?Perakende mağazacılıkta tek bir doğru veya tek bir yanlış yok. Hepsi değişken. Dönemsel olarak tekrar edilen davranış biçimleri, markaların birbirlerinden gördüklerini uygulaması sonucu kalıplaşıp yerleşiyor ve doğru farz ediliyor. İnsan algısına sürekli tecavüz edilerek, görsel bir şölen yaşatmak isteniyor. Yeni olan, çabuk eskiyor. Markaların farklılık arayışı, söz konusu devinimi hızlandırıyor. Ancak üst üste yapılan yanlışlar yüzünden ürünlerin kalitesi düşüyor. Pervasızca bütün farklılıkları denemek, Ben yaptım, oldu tavrını takınmak, marka değerine hasar verebiliyor. Kurumsallaşma sürecini tamamlamış firmaların mağazacılıkta değişiklik yaratması çok daha kolayken, yeni markaların denenmemişi denemesini tehlikeli buluyoruz. Kurumsal markaların taklidi, ne yazık ki benzer mekanların türemesiyle sonuçlanıyor. Ucuz olsun diye bilindik çözümler, bilindik malzemeler kullanılıyor. AVMlerde yönetimlerin dağıttığı bir dekorasyon şartnamesi var sanki(!) Tek tip malzemeye yönelmiş mekanlar yan yana... Müşteriyi şaşırtma kriterinden yola çıkılıyor belki ama yapılan değişiklikler temelsiz kaldığından, istenilen etki uyandırılamıyor. Doğru aydınlatma nedir, bilinmiyor. Çok çiğ renklerdeki ışıklandırmalar, mekansal farklılıkları fazlasıyla vurguluyor. Dolayısıyla kasa, erkek-kadın reyonları ve kabinler, başka başka mağazalara aitmiş gibi görünüyor. AVMlerdeki farklı ışık renkleri, kimi yerde markanın tanınmasını zorlaştırıyor. Ve nedense ürün sergilemenin, mağaza tasarımının önemli bir öğesi olduğu unutuluyor. İndirim dönemlerinde iyice düzensizleşen sergilemeler, ortalıkta dolaşan askılar, markanın itibarını sarsabiliyor. Mağazayla kullanıcı arasındaki bağlantı da zayıf. Mekanlar, eğlenceli tasarım anlayışından yoksun. Kullanıcıyı dışlayan bir yaklaşımın hakim olduğu bile ileri sürülebilir. 2 doz matematik, 1 doz yaratıcılıkSizce bir mağaza tasarımının ne kadarı matematik, ne kadarı yaratıcılık? Boyutlar, ölçekler, oranlar, ulaşılabilirlik ve faydanın matematiği... Hepsinde de ölçü insan. İnsan boyutuna, alışkanlıklarına vakıf olmadan, ona hitap edebilmek mümkün değil. Askıların göz hizasında sıralanması ve renklerine göre bir düzenleme yapılması, yere yakın yerlere ayakkabıların konması, yüksek yerlere stok ve yarım beden mankenlerin dizilmesi, hep matematik kökenli yönelimler. Modern mimarlığın atası Le Corbusierin kurduğu altın oranlar ilkesi, tüm tasarım dallarında ve perakende mağazacılığında başvurulacak en temel kaynak. Yeni bir ürün ortaya koyarken, matematik altyapıyı yaratıcılıkla desteklersiniz. Böylece ortama dinamizm ve ritim duygusu katarsınız. Dans etmeye benziyor. 2 doz matematik, 1 doz yaratıcılık... İkisi arasında sürekli gidip gelen, ayrıca birbirlerinden beslenmelerine imkan tanıyan bir denge modeli. Görsel mağazacılık ile tüketici ihtiyaçlarındaki değişim arasında nasıl bir ilişki var? Konseptin bu derece öne çıkmasını, neye bağlıyorsunuz?Görsel mağazacılık, tüketiciyi yönlendirir. Diğer taraftan, tüketici ihtiyaçları da görsel mağazacılığı... Yalnızca sezon değişimlerinde değil; Anneler Günü, Sevgililer Günü, Babalar Günü, yılbaşı ve bayramlarda kullanıcıyı vitrinden yakalamak önem kazanıyor. Hiç akıllarında olmayan bir ürünü, sırf konsept gereği alabiliyor insanlar. Birtakım trendler ise kullanıcıyla bağlantıya geçme olanağını artırıyor. Daha organik, daha doğal ürünlerin revaçta olduğu günümüzde, bu sinyali vitrinden tüketiciye vermek işe yarıyor. Konseptin öne çıkmasının başlıca sebebi, tüketicinin dikkatini çekmek istemek. Bir anlamda tanımlı olabilmek... Çünkü tüketici, tanıdığı ürünle daha çabuk bağlantı kuruyor. Konsept bütünlüğü, kullanıcıyla ürünün direkt temasını sağlıyor. Ürün açısından baktığınızda da zahmetsiz seçim imkanını ve satın alınabilme hızını beraberinde getiriyor. Konsept, atlanmaması gereken bir detay. Amerikalıların dediği gibi Perakendede şeytan, detayda gizli. Rekabet koşullarında öne çıkma kaygısı taşıyan perakendeciler, tüketiciyi çekebilmek için mutlaka yenilikçi ve kullanıcıyla direkt bağlantılı bir duruş sergilemeli. Son kurşun: Altıncı duyu 10 üzerinden 10 verilecek iç dizaynlar, tüketicide nasıl bir etki uyandırmalı? Şaşırtmalı mı, gülümsetmeli mi, yoksa sadece hayranlık uyandırması yeterli mi? 10 üzerinden 10 verilecek iç dizaynların, en başta ticari başarıyı desteklemesi, yani para kazandırması lazım. Mutlaka ses getirmeli. Alışılmışın dışına çıkıp, takip edilecek yeni değerler katabilmeli sektöre ve tasarım dünyasına. Hayranlık uyandırmak, her zaman çok doğru olmayabilir. Ulaşılabilirlik kavramından fazla uzaklaşmadan, kullanıcıyı etkilemesini tercih ediyoruz. Altıncı duyu, yani duyu ötesi algı, son birkaç sezondur sektör oyuncularının da ilgi odağı. Peki, görsel mağazacılığa ne katıyor? Aslında işin reklam yönü ile tasarımı birleştiren bir kesişim kümesine işaret ediyor. Denenecek pek çok şey zaten denendiği için elde kalan son koz ve son kurşun olarak bakılıyor bu algı meselesine. Sonsuzluğa açılan ve çeşitliliği olan bir oyuncak!.. İşin nahoş tarafı, kandırmaya müsait bir durum yaratması. Sırrı ise samimi olup, inanılan değerler konusunda müşteriyi ikna edebilmekte saklı. Tamamen güvenilir olmakla alakalı. Mağazalarda çalınan hızlı müziklerin, insanları alışverişe sevk ettiği düşünülürdü eskiden. Son yıllarda tam tersi geçerli. Huzurlu ve sakin ortamların, karar verme sürecini pozitif yönde etkilediğini gözlemliyoruz. Renkler, fiyat etiketleri ve promosyonlar da satışı desteklemeli tabii. Burada bilinmesi gereken en önemli şey, mağaza dekorasyonunun tek başına satışı artırmaya yetmeyeceği gerçeğidir. Sürekliliği, markanın tutarlı ve sağlam duruşu sağlar. Perakendede kimlerle çalışıyorsunuz? Birkaç örnek vermeniz mümkün mü?Fabrika Altınyıldızın Adapazarı Ada Center AVMdeki mağaza uygulaması, Altınyıldızın yeni markası Altınyıldız Classics için mağaza konsept tasarımı, İstanbul Mayadrom Alışveriş Merkezindeki Johns Coffee, Selfishe özel tasarladığımız geleceğin mağazası, Uludağ Gazozun Köln Anuga Yiyecek İçecek Fuarı (2007) ile Paris Fuarında (2008) sergilenen standı, Krea Dizayn dış cephesi ve iç mekan konsept projeleri, Koton firmasına ait Winmax markasının restoran tasarımı, Ole markasına cafe tasarımı, başarıyla taçlandırdığımız çalışmalar arasında... Kullanıcı odaklı yaklaşım Genelde ne tür malzemeler kullanmayı tercih ediyorsunuz?Uyguladığımız bütün projelerde denenmemişi denemeye, bilindik malzemelere yeni kullanım alanları yaratmaya özen gösteriyoruz. Kullanıcıya Acaba mı? sorusunu sordururken, akılda kalıcı mekanlara imza atıyoruz. Genelde organik malzemelerden yararlanma eğilimindeyiz. Doğallığı, kullanıcıyla aramızdaki mesafeyi kısaltmak adına önemsiyoruz. Değişik malzemeleri bir araya getirmeyi, onların enerjisini diğer materyallerle birleştirmeyi seviyoruz.Aydınlatmadan raf tasarımına uzanan görsellik zincirinde, dünyadaki gelişmeler ne yönde?Butik mağazaların görselliği ile ilgili strateji, perakende mağazacılığından farklı. Gerçekte, perakende sektörünü yönlendiren de A sınıfı müşteriye hitap eden butik markaların getirdiği yenilikler... Kişiye özel, kesinlikle sıradışı ve modüler tasarımlara sıkça rastlıyoruz. Ancak tasarım öyle bir dünya ki, her an her şey yer değiştirebiliyor. Sektörler ve tasarım alanları, birbirine nüfuz edebiliyor. Bu sene otel dekorasyonunda ön plana çıkan renkleri, bir sonraki sene mağazalarda, teknelerde, hatta evlerde görebiliyorsunuz. Malzemelerin kullanılabilirliği giderek artıyor. Eski, her zaman değerini koruyor. Yerel unsurlar, tasarıma daha fazla dahil ediliyor. Çok hızlı bir görsel iletişim ağının içinde yaşayan insan, hâlâ görüp dokunduğu, kokusunu duyabildiği şeyleri benimsiyor. Markaların sağlam duruşunu mümkün kılacak kaynak da aynı aidiyet duygusu. Dolayısıyla kullanıcı odaklı olma ve kişiye kendini özel hissettirme kavramları, uzun bir süre daha tasarıma yön verecek. Meriç Manken - Hakan Alpay Meriç, Hülya Meriç Korkmaz Geçmişten bugüne baktığınızda, nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Sektör, kendini yeterince geliştirmeyi başarabildi mi? Firmamız, 60lardan beri faaliyette. Köklü geçmişimiz, en büyük güvencemiz. Bu birikim ve tecrübe, zamana tanıklık ettiğimiz anlamına da geliyor tabii. Sektörümüzün geçirdiği evreleri, bizzat yaşayarak deneyimledik. Aslında Türkiyedeki gelişmelere paralel ilerlediğimizi söyleyebiliriz. Büyük sıkıntıların çekildiği, yoktan var etme mücadelesinin verildiği dönemler geride kaldı. Kurucumuz Rafet Meriç, 1958 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Resim ve Heykel Bölümünü bitirdiğinde, vitrin mankenciliği konusu el değmemiş, bakir bir alandır ülkemizde. Sektörle alakalı Schaufenster dergisinde Almanyada vitrin mankeni üreten bir firmanın heykeltıraş aradığını okuyan Rafet Bey, ilana başvurur ve 5 yıllık yurtdışı macerasını başlatır. Sektörün çeşitli bölümlerinde çalıştıktan sonra Türkiyeye döner. İlk atölyemiz, Çorumda kurulur. Malzeme eksikliği bir yana, vitrin mankenlerinin birleşim noktaları için ihtiyaç duyulan torna sektörü bile yoktur henüz. Her ayrıntıyla tek tek uğraşmak gerektiği açık. İlk sevkıyatlar, İstanbul Beyoğluna yapılır. 70lerde, firma İstanbula taşınır. 80lerde, ekonominin canlanması ve mağazacılığa verilen önemin artması, servis yaptığımız mağaza sayısını çoğaltır. 90larda, maalesef tescil konusu gündeme gelir. 2000ler ise sektörümüzün kendini bulduğu, hatta kendini aştığı yıllar... Sektörel yatırımlarımıza, her yıl yeni modeller sunarak devam ediyoruz. Trendleri izleyip, dünya kalitesinde yeni, özgün ve kullanıma elverişli teşhir mankenleri hazırlıyoruz. Almanyadaki Euroshop Fuarı ile Avrupadaki diğer moda fuarlarına katılıp, ülkemizi temsil ediyoruz. Oralarda sergilediğimiz ürünler, uluslararası platformda geldiğimiz noktayı gösteriyor. Fakat hâlâ bazı ürünlere zor ulaşıyoruz. Çeşit çeşit mankenPerakendede kimlerle çalışıyorsunuz?Dünyanın önde gelen firmalarına kendi koleksiyonlarımızı pazarlıyor ve bunun haklı gururunu yaşıyoruz. Yurtdışı bağlantılarımız çok fazla. Son 20 yılda, mağazalaşma sürecinde önemli mesafeler kateden Türk markalarıyla da oldukça başarılı görsel sunumları paylaştık. Paylaşmayı sürdürüyoruz. Organize perakende sektöründeki gelişmeler ve giderek yaygınlaşan AVM kültürü sayesinde, modellerimiz herkese ulaşır oldu. Sizi tercih eden markalar, hangi kriterleri dikkate alıyor?En temel sebep, tasarımda yakaladığımız kalite... Uluslararası standartlarda ürettiğimiz koleksiyonlar, çözüm ortaklığı yaptığımız markaların işini kolaylaştırıyor. Hızlı ve iyi servisimiz, satış sonrası destek hizmetimiz de etkili elbette. Markalar, kendilerini en doğru şekilde ifade etmelerine olanak tanıyacağımızı ve özgün modeller hazırlayacağımızı biliyor. Nasıl bir koleksiyona sahipsiniz? Kaç değişik modelde manken üretiyorsunuz? Kuruluşumuzdan beri yaptığımız tüm kalıpları saklıyoruz. Şimdi, sayısını kestiremeyeceğimiz kadar çok modelimiz var. Yurtdışı fuar organizasyonları öncesinde, özellikle Euroshop öncesinde, yeni bir koleksiyon oluşturuyoruz. Firmalardan da farklı talepler geliyor. Böylelikle model sayımız devamlı olarak artıyor. Rakam vermek imkansız. Baby face mi, karakteristik hatlar mı?Türkiyede, canlı modelden çalışarak vitrin mankeni üreten tek firmasınız. Zor olmuyor mu?Sadece Türkiyede değil, Balkanlardan Çine uzanan coğrafyada, bunu gerçekleştirebilen tek firmayız. Ne ölçüde emek harcandığını, siz tahmin edin artık. Vitrin mankenine yakışacak yüzleri bulmak, hakikaten ayrı bir uğraş gerektiriyor. Yapılacak yüze karar verdiniz diyelim. Modeli çamurla çalışıyorsunuz, birebir ölçülerde. Zor ve zahmetli. Avrupada bile birkaç büyük firma dışında, hiç kimse tarafından yapılamıyor. Üstelik çok maliyetli. Canlı modelden düzgün bir prototip çıkarmak, ortalama ne kadar sürüyor?Tek kafa ise yaklaşık 2 ay... Bütün bir vücut çalışıyorsanız, tamamlanması ve en son halini alması 6 ayı buluyor. Genelde eski Doğu Bloğu ülkelerinden gelen kadınlarla çalışıyorsunuz. Bulgar ve Çekoslovak asıllı modellerle... Neden Türk kadını değil de yabancılar?Vitrin mankenlerinde, karakteristik hatlar çok önemli. İyi bir yüz, iyi bir kemik yapısı, çamurla yaptığınız çalışmadan verim almanızı sağlıyor. Türk kadını çirkin sonucu çıkmasın buradan, yalnızca kemikli bir yüz yapısı yok. Ama çok beğendiğimiz modeller de mevcut. Cansu Dere, Sema Şimşek mesela, vitrin mankeni olabilecek hatlara sahip. Vitrin gerçeğin aynası Teknolojinin sunduğu imkanlardan ne ölçüde yararlanıyorsunuz?Biz, geleneksel üretim şekli olan el işçiliği ile çalışıyoruz. Ancak daha gelişmiş teknolojileri kullanma arayışımız devam ediyor. Güzellik, göreceli bir kavram. Yapılan tanımlar, sürekli yenileniyor. İdeal kilodan saç boyuna kadar, tepeden tırnağa revizyona uğruyor kadın... 10 yıl öncesinin değer yargıları, şimdikinden çok farklı. Algı ve beğenideki bu değişiklikler, vitrin mankenlerini de etkiliyor mu? Nasıl? Kesinlikle çok doğru bir tespit. Yerden göğe kadar haklısınız. 50li yıllardan itibaren vitrin mankeni akımlarına bakarsanız, gündemdeki kadının kopyası ile karşılaşırsınız. Her dönemin modası, vitrin mankeni modasını da şekillendirmiştir. Örneğin şimdi belirgin, kemikli yüzler, biraz kemikli vücutlar, geniş omuzlar, hatta hafif adaleli kollar ve hafif kaslı bacaklar revaçta. Yani fit duran vücutlar... Üçge Butik Bölüm Yönetmeni mimar Cemil Azder ve Yalın Tan Jeyan Ülkü İç Mimarlık'tan mimar Jeyan Ülkü'nün görüşlerine linkten ulaşabilirsiniz http://www.perakende.org/haber.php?hid=1233643924YKM Görsel Sunum Müdürü Mine Merkit ve Vetrina-Display Mannequins Visual Merchandising Visual Merchandiser Group Manager Enis Tilav'ın görüşlerine linkten ulaşabilirsiniz http://www.perakende.org/haber.php?hid=1233729856
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive