Vitrinden Mağazaya Sözsüz Satış

Fark yaratmanın sırrı olarak gösterilen görsel yönetim, sessiz ama etkili yöntemlerle perakendenin en büyük gücü... Perakende tasarımı ve görsel yönetim konulu yazı dizimizin bu ilk bölümünde Üçge Butik Bölüm Yönetmeni Cemil Azder ile mimar Jeyan Ülkü, sorgulayan düşüncelerle sözsüz satışın kodlarını çözüyor

Eklenme Tarihi : 03 Şubat 2009 Salı
vitrinden-magazaya-sozsuz-satis
Berrak CoşkunHani bazen, donar kalırsınız bir vitrinin önünde. Mankenin üzerindeki kırmızı elbise, Tam sana göreyim, beni mutlaka al diye bas bas bağırır sanki. Ya o güzelim dekor eşliğinde sunulan ayakkabılara ne demeli? Onlarsız bir adım dahi atamayacağınız hissine kapılırsınız aniden, hiç aklınızda yokken. Daha ne olduğunu anlayamadan, mağazanın içinde bulursunuz kendinizi. Satın almaya istekli ve kararlı vaziyette! İşte böyle bir gücü, böyle bir etkisi var görselliğin. Ayaklarımızı yerden kesen, gönlümüzü çelen büyülü bir dünyadır çünkü. İlk görüşte aşk gibi, çağrısına kayıtsız kalmak imkansız. Rekabetin çarkı hızla dönerken, perakende markaları da mekan, ürün tasarımı ve çeşitli görsel düzenlemelerle tüketicinin dikkatini çekmeye çalışıyor. Tüm dünyada sözsüz satış olarak adlandırılan perakende tasarımı ve görsel yönetim, her geçen günle birlikte yeni anlamlar, yeni boyutlar kazanıyor. Üstelik aydınlatmadan mimariye, mağaza personelinin giyiminden raf sistemlerine, vitrin çalışmasından mağaza içerisinde çalınan müziğe, ortam kokusundan soyunma kabinlerinde yaşatılan deneyime kadar uzanan çok geniş bir alanı kapsıyor. Konusunda uzman isimlerle yaptığımız söyleşiler ise görsel kodları deşifre edip, sektöre ayna tutmak açısından önemli... Cemil Azder Üçge Butik Bölüm Yönetmeni/ Mimar Görsel sergileme ve alan yönetimi başarısı, günümüz rekabet koşullarında perakende markalarına nasıl bir avantaj sağlıyor?Perakende dünyasında görsellik hep önemliydi ama şimdi, her zamankinden daha önemli. Aslında mağazalar, bu dili kullanarak müşterileriyle konuşuyor. Bir mağaza, sadece görünümüyle bile Ben pahalı ve herkesin alışveriş yapamayacağı bir markayım mesajını verebilir tüketiciye. Ya da tam tersi... Seçilen renkler, reyonları ziyaret etme yönü, orada geçirilecek süre, hepsi de mağazanın donanımı ile doğrudan ilgili. Mağazadaki her ayrıntının, o mağaza için bir mimik olduğunu söyleyebiliriz. O nedenle bazı mağazalar samimi bir gülümseme ile Hoş geldiniz, nasıl yardım edebiliriz size? algısı yaratırken, bazıları ise Bir an önce alacağını al ve çık hissi uyandırır. Dolayısıyla mağaza donanımı deyip, geçmemek lazım. Çok dikkat edilmesi gereken bir konu... 34 yıllık tecrübe Üçge Mağaza Ekipmanları olarak, çözüm ortaklarınıza sunduğunuz ayrıcalıklar neler?Üçge, 34 yıldır mağaza ekipmanları üretiyor. Yurtiçinde ve yurtdışında edinilen onca deneyim, Üçgeyi dünyanın sayılı üreticilerinden biri yapmıştır. Bu elbette müthiş bir bilgi birikimi demek!.. Üçge Yönetim Kurulu Başkanı Gökçin Arasın ileri görüşlülüğü de firmayı geleceğe taşımıştır. Daha hızlı, daha güçlü, daha yükseğe ilkesi, Üçgenin felsefesini özetlemeye yeter sanırım. Hızlı hareket edebilen, hem insan kaynakları hem teknolojiyle gücüne güç katan Üçge, her zaman daha iyiye ulaşmayı hedefler. O yüzden bugün 65 ülkeye ihracat yapabiliyoruz. O yüzden dünyanın en büyük perakendecileri Üçgeyi tercih ediyor. Anahtar teslim çözüm ürettiğimiz için... Her şeyden önce, mimari ekibimiz çok güçlü. Butik grubundaki bütün mimar arkadaşlarımız, konusunda uzman. Ayrıca hepsi, kurumsal müşterilerimizle uzun yıllara dayanan dostluklara sahip. Çünkü Üçge ile çözüm ortaklarının ilişkisi, devamlılık arz eder. Mağazanın proje aşamasından itibaren hep beraberiz zaten. Projelerimizi ihtiyaca göre şekillendirip, mağaza yerleşimini yapıyoruz. Ardından, en uygun malzemeyi seçiyoruz. Üretim aşamasında da hızlı ve pratik yaklaşımlarımız var. Yaşa göre mağaza tasarımı Marka ve ürün sunumu arasındaki denklem nasıl kurulmalı? Markaya uygun mekan oluştururken, firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler? Mağaza konseptinin markayla uyumlu olması şart. Aynı şekilde, satılacak ürün ile mağaza dizaynının temel unsurları arasında da bir uyum yakalanmalı. Bu, sıkça yapılan hataların başında geliyor. Uyumsuzluk, markayı ve satışları olumsuz etkiliyor. Uyum, satışları artıran önemli bir faktör. Markanın imajını kuvvetlendiren bir özellik aynı zamanda. Hemen hemen bütün markalar, kendi müşteri profillerine uygun özel teşhir sistemlerine yöneliyor. Müşteri grubu gençlerden oluşan mağazalar ile orta ve üzeri yaş grubuna hitap edenleri gözünüzün önüne getirin, ne demek istediğim daha net anlaşılır o zaman. Örneğin, genç kitlenin hedeflendiği mağazaları ele alalım. Renk ve malzeme açısından ötekilere benzemez. İçinde dinamik, değişken, hatta çılgın izler taşımalı mutlaka... Ürünlerin hak ettiği raf payını alabilmesi için nelere dikkat etmek gerekir?Aslında doğrudan doğruya ürünle ilgili. Satılan ürünün kalitesi, dizaynı ve çeşitliliği çok belirleyici. Satış hızı da önemli. Çekici, görece pahalı ürünleri sıradan bir teşhirle sunmak, ürünün değerini düşürür. Özel ürünlere özel sistemler uygulanmalı. Mağaza ışığına rağmen ayırt edilecek bir ışıkla aydınlatılmaları yerinde olur. Ürünlerin sergilenmesine imkan tanıyan yükseklik ayarları ise tüketici davranışlarını etkiler. Kot pantolonların yakınında, göz hizasında bulabileceğimiz kemerler gibi... Raf düzeni, ürüne değer katarFonksiyonellik mi, estetik mi, dayanıklılık mı? Mağaza içinin planlanması sırasında, hangisi daha öncelikli? Bu konuda farklı görüşler var. Bana göre estetik, fonksiyonellik ve dayanıklılık şeklinde bir dizilim olmalı. Önce müşteriyi mağazaya çekmek lazım. Mağazanın cazibesi, müşteriye verilen ilk mesaj... Estetik algısı paylaşıldıktan sonra, sıra mağaza içindeki müşteri hareketlerine geliyor. Fonksiyonellik, işte burada karşımıza çıkıyor. Müşteri ürün ararken, fiyatları incelerken, ürünleri denerken, zevk almalı ve rahat etmeli. Mağaza içi planlama, müşteriye kolaylık sağlamalı. Herkes her şeyin farkında artık. Müşteriyi mağazada daha fazla tutmak için sıkıcı hilelerle alışverişi uzatma çabası, her iki tarafa da yarar sağlamıyor. Dayanıklılık ise özellikle mağaza çalışanlarını ve sahiplerini ilgilendiriyor. Beklenen ürün performansı ile maksimum etkiyi yaratacak raf konumlaması arasında nasıl bir ilişki söz konusu? Ürün performansı, dizaynı oluşturan öğelerle yakından alakalı. Raf dizaynı, ürünün doğru yansıtılmasını saylayan en önemli etken. Ürünlerin biçimleri, çeşitleri, hatta renkleri, uygun raf dizaynının belirlenmesinde rol oynar. İyi planlanmış raf düzeni, ürüne ve markaya değer katar. Raf sisteminde kullanılan malzeme, tasarım, ergonomi, renk seçimi ve ışıklandırma da ürün performansını direkt olarak etkileyen diğer ayrıntılar... Bir perakende klasiği ÜçgeGörsellik, tüketici tercihlerini nasıl etkiliyor? Birkaç örnek vermeniz mümkün mü?Tüketici, mağazaya girmeden önce de girdikten sonra da görselliğin etkisi altında hareket ediyor. Ürünü öne çıkarmak veya ürüne değer katmak adına yaptığınız görsel çalışmaları, mağazanın geneline yayabilirsiniz. Tedarikçilerinize bağlı biraz. Son yıllarda, Üçgede ahşap yatırımlarına ağırlık verdik. Çok şık, ince işlenmiş ahşap ürünlerimizle sıcak bir mağaza ortamı yaratıyoruz. Tüketici, içeride kendini rahat hissediyor. Neticede, marka ve ürünler hakkındaki olumlu yargısı güçleniyor. Lake boya hattımızdan çıkan pürüzsüz parlaklıktaki ünitelerimiz ise üzerinde sergilenen ürünlerin daha kaliteli olduğu algısına yol açıyor. Perakendede kimlerle çalışıyorsunuz? Butik mağazacılık olarak, bir çırpıda sıralayamayacağım kadar çok markanın çözüm ortağıyız. Levis, Dockers, Celio, Puma, Lee-Wrangler, Koton, Mudo, Beymen, Harvey Nichols, Accessorize, YKM, Network, Fabrika, Yataş, C A ve Matraş, ilk aklıma gelenler... Öte yandan, Üçge olarak 34 yıldır gıda perakendesinin devleriyle çalışıyoruz. Metro Group, Carrefour, Migros, Tansaş, Bim, Kiler, Çetinkaya, Adese ve Makromarketi, listenin en başına yazabiliriz. Dünyanın dört bir yanında hipermarket çalışması yaparken; Koçtaş, Praktiker, Tekzen, Bauhaus gibi yapı marketlerle de ortak projeler yürütüyoruz. Ayrıca son dönemde sayısı hızla artan teknoloji marketleri için çözüm üretmeye devam ediyoruz. Elektro market zinciri Teknosa, Bimeks ve Media Marktla işbirliği içindeyiz. Üçgenin müşteri portföyü çok geniş. Depo-raf sistemlerinden zücaciyeye, eczaneden kütüphaneye, müzik marketlerden bijuteriye; kısacası satış olan her yere özgü ürün mevcut. En üst düzeyde teknoloji Harvey Nichols için gerçekleştirdiğiniz özel çalışma, pek beğenilmiş ve hayranlıkla karşılanmıştı... Detaylarını sizden öğrenebilir miyiz? Mağazacılık anlamında yalnızca bizim için değil, ülkemiz için de çok önemli bir projedir Harvey Nichols. Hasan Mengü imzasını taşıyan mağaza, kusursuz dizaynı ile her türlü malzemenin en iyi şekilde değerlendirilmesine olanak tanıdı. Çok özel malzemeler ve detay çözümler uygulanarak, tam bir butik mağazacılık örneği verilmiş oldu. Rafların boyası, kalitesini belirlemede önemli bir etken... Soyulmuş, pul pul olmuş boyalar, markanın o güne dek müşteride uyandırdığı imajı bir anda tuzla buz edebiliyor. Üçgenin bu konuda gösterdiği hassasiyetten ve kullandığı modern teknolojilerden bahseder misiniz? Tam o noktada, Üçge ön plana çıkıyor. Estetiği ve görselliği kuvvetli ekipmanların yıllarca sorunsuz kullanılması, Üçge farkıdır. Dünyanın dört bir yanında yaptığımız mağazalar, iyi birer örnektir. Teknolojide de iddialıyız. Fabrikalarımızın üretim hatlarında hizmet veren makine parkımız sürekli geliştiriliyor. En ileri teknolojilerden yararlanıp, doğru ürünü ideal haliyle üretiyoruz. Hatlardan çıkan tüm ürünler, sevkiyat sahasına gönderilmeden önce kalite departmanında ayrıca kontrol ediliyor. Şu anda Üçgede bulunan makine parkı, Avrupadakilerden bile ileri seviyede. Üretim hatlarımızı ziyaret eden Avrupalı çözüm ortaklarımız, hayranlığını gizleyemiyor. Çeşit yönetiminde nasıl bir politika izliyorsunuz?Mağazacılıkta 34 yıllık deneyimimiz ve yenilikçi anlayışımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Mağaza dizaynını oluşturan her türlü ürünü üretebiliyoruz. Hizmetimiz, müşterilerimizin tercihlerine göre şekilleniyor. Kurumsal müşteriler, Benim konseptim şu. Bunu üretir misiniz? tarzında bir yaklaşım sergiliyor. Böyle durumlarda konseptin dışına çıkmıyoruz. Bazıları ise konseptine ek olarak, yeni bir ürün tasarımı istiyor. O zaman, AR-GE ve YÜT (Yeni Ürün Tasarımı) bölümlerimizdeki hummalı çalışmaların sonunda baştan aşağı yeni bir ürün ortaya koyuyoruz. Konsepti tamamen bize bırakan müşterilerimiz de var. Onlar için satış alanındaki bütün ürünleri tasarlıyor, mağazanın tarzını belirliyoruz. Üçgenin mimari kadrosu, bu anlamda çok deneyimli. Dünyanın her yerinde mağaza donattığımızdan, müşteri profillerine ve alışkanlıklarına hakimiz. Jeyan ÜlküYalın Tan Jeyan Ülkü İç MimarlıkGörsel bütünlüğü yakalamak ve markanın imajını mağazanın görselliğine yansıtmak, soyut bir kavramı somutlaştırmaya benziyor biraz... Siz nasıl tanımlıyorsunuz? Mesleğimiz gereği hayal satıyoruz. Ancak satış aşamasına gelmeden önce müşteriyi tanımak ve anlamak için gerçeklere dayıyoruz sırtımızı. Profesyonelce hazırlanmış pazar araştırma raporları, markanın tüm verilerini artı ve eksi yönleriyle önümüze seriyor. Kurumsal firmalar, zaten bu araştırma raporlarıyla bize ulaşıyor. Yeni yaratılacak markalarda, durum biraz daha farklı. Yeni bir oluşum adına marka danışmanları, reklam ve PR ajanslarıyla birlikte konuyu irdelemeye, hikayeyi oluşturmaya başlıyoruz. Tam bir takım çalışması! Marka yaratmanın ve markayı yaşatmanın koşulları, giderek güçleşiyor. Günümüzde üründen çok, markayı nasıl pazarladığınız ve pazarda ona nasıl bir yer açtığınız önemli. Pazarlamanın en etkin silahlarından biri ise mekan tasarımı. Reklamın da önünde olduğu, yapılan araştırmalarda açıkça belirtiliyor. Mekan, markanın en iyi şekilde anlatılabildiği hakiki ve samimi bir ortam olarak kabul ediliyor. Reklam filmlerinin veya gazete sayfalarının veremeyeceği samimi bir buluşma noktası... Dünyada yaratılan perakende noktaları markalarıyla değil, mimarlarıyla anılıyor artık. Markanın neye yatırım yaptığı konusuna geliyoruz yine. İşin en can alıcı kısmı, burada gizli. Çünkü duyguları somutlaştırıp tüketiciyle buluşturmak, en nihayetinde de markayı tüketilen ürün haline getirmek, iyi malzeme kullanmakla veya renk seçimiyle açıklanabilecek matematiksel yaklaşımlardan çok daha derin bir mevzu. Perakendeyi ve tasarımı bilmeniz, bu konularda ihtisaslaşmanız lazım. Lüks = mekan denklemiPerakendede kimlerle çalıştınız? Zamanla şehir efsanesine dönüşen projelerinizden söz etmeniz mümkün mü?Yalın Tan Jeyan Ülkü İç Mimarlık olarak, şimdiye dek pek çok yerli ve yabancı markayla çalışma fırsatımız oldu. Koleksiyon, Matraş, Jeanslab, Penti, Diesel, Levis, Dockers, Gebe, Yataş, Oriflame, Mango, Centro, Go Mongo, Starbucks, Doğa, Replay, Guess, Vero Moda, Jack Jones, bunlardan bazıları... Mesleğe atıldığımız ilk yıllarda perakende tasarımı yapmak gibi bir hedefimiz yoktu. Fakat belli bir konuda uzmanlaşmanın önemine, başarının ancak böyle kazanılacağına inanıyorduk. Perakende sektöründen gelen talepler artınca, yönümüzü belirlemiş olduk. Biz konuyu ciddiye aldık, sektör de ürettiğimiz işleri ciddiye aldı. Attığımız her adıma başarı eşlik etti. Temelde yaptığımız şey, -bütün güncel malzemeleri yan yana koyarak- bir markayı iç mimari kimliği içinde tanımlamaktan çok farklı. Yarattığımız mekanın basit bir mağaza olmaktan öteye geçmesi gerektiğini, zamanla ve tecrübeyle öğrendik. Evet, perakende tasarımındaki başarıda tasarımcının payı büyük. Ben biraz daha ileri gidip, markanın tanınırlığında ve tüketilirliğinde de tasarımcının payı olduğunu, hatta bundan sorumlu olduğunu düşünüyorum. Tasarımcı, bir bakıma markanın ticari sorumluluğunu üstlenir. Marka ile perakende tasarımı ve satış mekanı arasında nasıl bir ilişki var? Daha doğrusu, nasıl bir ilişki kurulmalı? Marka sahibinin markadan beklentisi ve markayı konumlandırması, bizim için çok önemli. Var olan markalarda ise geleceğe ilişkin hedefleri bilmek şart. Markanın konumlandırılmasına göre mağaza sirkülasyonları önerir, içerideki trafiği yönlendirirsiniz. Ürün teşhiri, vitrin cephesi, kabinler, kasa-paket, depolama... Hepsinin farklı formasyonda sunulması gerekir. Lüks = mekan. Ama buradaki lüks, pahalı anlamında anlaşılmamalı. Daha çok, kendini özel hissettirmeye odaklı bir lüks... Mekanın getirdiği artılarla markaya, dolaylı yoldan da müşteriye verilen değer... Satış alanının metrekaresi, hacmi, doğru aydınlatma çözümleri, geniş soyunma mekanları, kolay ve yormayan bir alışveriş ortamı, sözünü ettiğimiz değeri açıkça ortaya koyar. Mağaza var, mağazacık var! Ürünlerin uygulama ve görselliğe uygun bir şekilde sergilenebilmesi için mekanda neler yapılmalı? Başarılı sunumun formülü ne?Satılan ürünün içeriği, her zaman dikkate alınacak ilk kriter. Mağazanın ana odağı ürün olduğuna göre, en doğru formatta sunulmalı. Ayrıca iyi bir hikayesi olmalı. Çünkü ürüne olan inancımızı, onun üzerine yazacağımız hikayeyle ifade etmeye çalışırız. Bazen, müşteri kendi hikayesiyle gelir bize. Hikayeye uygun bir bütçe oluşturmak, hemen ardından mağaza yerleşimi, mekan ve cephe çözümleri, doğru aydınlatma, kullanışlı, dayanıklı ve yenilikçi malzemeler, zincir mağaza ise bu prensibe yönelik teşhir sistemleri, mekan kurgusunu tamamlamaya yardımcı olur. Projenin her evresini ürünle ilişkilendirmek, işin püf noktası. Tüm markalara ve ürünlerine aynı hikayeyi yazamayacağınız gibi, farklı ürünlere de aynı bütçelerde bir oluşum sağlayamazsınız. Aynı proporsiyonlarda mekan çözümü yapamazsınız; seçeceğiniz aydınlatma armatüründeki ampul renk kodu bile ürünler arasında farklılığa yol açar. Ürünü ön plana çıkaracak malzeme, renk ve doku tercihleri, teşhirde çok önemli bir yer tutar. Bugün, pek çok mağazada benzer hataları görüyoruz. Tasarımdaki minimalizm akımı, beyaz renk ve boş mekanlardan ibaret sanılıyor(!) Böyle dejenere olmuş bir yığın mağazacık var sektörde. Mağaza ve aydınlatma bembeyaz, ürünler iç içe... Dünya modasına yön veren trendler, iç mimariyi nasıl etkiliyor? Kullandığınız renkler, malzemeler, sık sık değişiyor mu? Mağaza konseptlerine, genelde 4-5 yıllık bir tüketim ömrü biçilir. Son dönemde perakendenin içinde bulunduğu genel krizi de düşünürseniz... Süre biraz daha uzayabilir. Markalar, yatırımlarını belli başlı ülkelere ve adreslere; amiral gemisi olarak adlandırdıkları mağazalara yönlendiriyorlar artık. Bir kısmı ise mevcut konseptine evrim geçirterek, mağaza algısını farklılaştırmaya çalışıyor. Sonuç itibariyle mağazaların konsepti 5 seneden önce değişmiyor. Zaten her sene yeni bir yüz belirlemek, kalıcı olmayı zorlaştırır. Bir markanın dekorasyonu ile trendlerin örtüşmesi, ancak bu boyutta gerçekleştirilen evrimlerle mümkün hale geliyor. İç mimari firmalarının trend takibi, daha çok güncel malzemelerle ilgili. Çünkü malzeme, yarattığımız kurgudaki kimliğin çağdaş duruşuna destek verir. Renkleri ve farklı malzemeleri kullanmayı seviyoruz galiba. Doğru aydınlatma alışveriş isteğini tetikliyorMağaza tasarımında aydınlatma ne kadar önemli? Mekana ait malzeme ve renk seçimlerinin bir bütünlük içinde olduğunu farz edelim. Sıra aydınlatmaya gelir, yani her şeyin düğümlendiği noktaya... İstenen kurguyu yaratabilmenin, tanımlamanın, müşteriyi iştahlandırmanın, ürüne verilen değerle birlikte kişiye verilen değeri ön plana çıkarmanın en kıymetli yoludur aydınlatma. Mekan konseptine uygun armatür belirlendikten sonra doğru aydınlatma seviyesi tespit edilir. Profesyonel firmalar tarafından yapılan aydınlatma senaryoları, gün içinde mağazadaki aydınlatma seviyesini değiştirir. Amaç, ürün üzerinde beklenen etkiyi uyandırmak ve bunu mağazaya yansıtmaktır. Ürünün mağazada başka, evde başka durmasını engelleyen de aydınlatmadır doğal olarak. Aynı şekilde, fabrikada ayarlanan kombinlerin, mağazaya girdiğinde farklılaşmamasını sağlar. Hepsi bu kadar mı? Değil elbette. Vitrinin önünden geçen müşterinin ürüne odaklanmasına, tabiri caizse orada çakılıp kalmasına neden olur. Alışveriş isteği bile doğru bir aydınlatma ile kolayca tetiklenebilir. Dolayısıyla aydınlatma, bilinen tüm perakende taktiklerini destekleyici boyutta ve profesyonellikte yapılmalıdır. Bir yanda estetik, diğer yanda işlevsellik! Projelerinizde önceliği hangisine veriyorsunuz? Bu iki kavramı birbirinden ayırmak çok zor. Tasarım aşamasında müşteri profilimizi oluştururken, işveren markanın verilerinden yararlanırız. Söz konusu veriler ikiye ayrılır. İlki, markanın vizyonu ve misyonu hakkındadır. İkincisi ise markanın perakende operasyonuyla... Birincisi; estetiğin mimari bazda yorumlanmasıdır, başka bir deyişle konseptin yaratılması. İkincisi de saptanan konseptin perakende kuralları dahilinde çalışması anlamına gelir. Veriler, amaca hizmet eder: Hedef kitlenin beklentilerine yanıt verecek rahat bir alışveriş ortamı sağlamaya... Müşterinin bilinçaltı şifreleri tasarıma yön veriyor Dekorasyon konusunda firmaların en çok tekrarladığı yanlışlar neler? En büyük yanlış, maalesef kopyalamak! Amerikayı yeniden keşfedelim demiyoruz tabii ama aradaki çizgiyi görmek lazım. Kopyalamak başka şey, perakende dünyasındaki trend-setterlardan esinlenip markanın misyonu ve Türk tüketici alışkanlıkları dahilinde harmanlamak başka... Doğrusu da budur. Kısaca küresel düşünüp, yerel hareket etmek biçiminde özetlenebilir. Mağazayı müşterinin gördüğü gibi mi görüyorsunuz? Evet, öyle görmeye mecburuz. Üstelik müşterinin bilinçaltı beklentilerini de yanıtlamak zorundayız. Çünkü bilinçli müşteri, içgüdüsel olarak büyük bir farkındalıkla hep aynı tarz restoranları, otelleri, gece kulüplerini ve mağazaları ziyaret eder. Dinlediği müzikleri ve bindiği arabaları da buna dahil ederseniz, onun hayat tarzını yakalamış olursunuz. Mekan tasarımı ile müşteri sadakati artırılabilir mi? Kesinlikle evet. Bütün mesele, hedeflediğiniz tüketici grubunun hayat tarzını keşfetmekte... Ona paralel tasarladığınız mekanlar, doğal bir cazibe merkezine dönüşecektir. Mağaza tasarımında farklılaşma nasıl sağlanır? Markanın hitap ettiği müşteri grubunu iyi analiz etmek, sık sık uğradığı diğer alışveriş mekanlarını öğrenmek, rakip mağazaların tasarımını incelemek ve oralarda sunulmayanı sunmak... Başka çözüm yok! Mango ve Zara, bence bunu çok iyi yapıyor. Çağdaş, konforlu ve lüks hissi veren mekanlarında uygun fiyatlı kıyafetler satıyorlar. Uluslararası standartlar açısından değerlendirdiğinizde, Türkiyedeki mağazaların görsel yönetim uygulamalarını nasıl buluyorsunuz? Yabancı markalar için yorum yapmayacağım, çünkü onların görsel tasarımları orada hazırlanıp burada uygulanıyor. Ülkemize dönersek, ne yazık ki bir-iki yerli markanın dışında çok kötü. Mağaza açılıyor, ürünler yerleştiriliyor fakat konsept korunamıyor. Tasarladığımız mekanlar, tanınmayacak hale geliyor bazen. Mağaza sahiplerinin de geçerli sebepleri vardır herhalde. İşte o noktada, işlevsellik ve görsel estetik dengesi önem kazanıyor. Yarın: YKM Görsel Sunum Müdürü Mine Merkit, Vetrina-Display Mannequins Visual Merchandising Visual Merchandiser Group Manager Enis Tilav
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive