Perakendenin Aktörlerinden Kriz Değerlendirmesi III

Pazartesi günü başlayan kriz dosyamızın bu üçüncü gününde, Capacity AVM Genel Müdürü Tarkan Yurdaay, Krea Gayrimenkul İcra Üyesi Zafer Ergüven ve Sinpaş Yatırım Genel Müdürü Oray Demirel'in değerlendirmelerine yer veriyoruz

Eklenme Tarihi : 20 Ocak 2009 Salı
perakendenin-aktorlerinden-kriz-degerlendirmesi-iii
Yaklaşık 30 bin satış noktasında 160 bin kişiyi istihdam eden organize perakende sektörü, ekonomik krizden nasıl etkilendi? Bu dönemde ipler kimin elinde? 17.5 milyar dolarlık cirosuyla Türkiyede önemli bir rol üstlenen sektörü, nasıl bir gelecek bekliyor? Merak ettiklerinizi sizin için sorduk, Capacity Genel Müdürü Tarkan Yurdaay, Krea Gayrimenkul İcra Kurulu Üyesi Zafer Ergüven ve Sinpaş Yatırım ve İşletme AŞ Genel Müdürü Oray Demirel cevaplandırdı.Tarkan YURDAAYCapacity Genel Müdürü Küresel likidite koşullarında yaşanan olağanüstü değişimler, ülkemize nasıl yansıyor? Organize perakende sektörü, hangi noktada duruyor?Hep beraber izliyoruz, açıklanan büyüme oranı geçen yıllara nazaran düşük. Düşüşün, 2009da devam edeceği öngörülüyor. Ama dünyadaki oranlarla kıyasladığınızda, gene fena sayılmayız. 2008 yılında artan işsizlik, gittikçe tırmanacak gibi görünüyor maalesef. Firmalar, büyümekten öte, bulundukları konumu korumak için enerji harcayacak. AMPDnin yayınladığı rakamlara bakarsak, Türkiyede son yılların en hızlı büyüyen sektörü organize perakende de hızını kesti fakat durmadı. Ekim ayında eksi büyüme yaşanan sektörde, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 5, geçen yılın kasım ayına göre yüzde 6lık ciro artışı yaşandı. Yılın ilk 11 ayı, toplamda yüzde 8 oranında ciro artışı sağlandı. 11 aylık dönemde gıda sektörünün cirosu yüzde 6, gıda dışı sektörlerin ciro artışı ise yüzde 12 oldu. Yılın ilk yarısındaki cirolar etkiledi tabii bu oranı. 2009da, daha sert bir iklim bekliyor bizi. Mevcut koşullara rağmen, ben yine de sektörün ülkemizde büyüme göstereceğine inanıyorum.   Sizce global krizin neresindeyiz?.. Buradan nereye gidebiliriz? Henüz sadece birinci perdeyi seyrettiğimizi söyleyen Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaza katılıyor musunuz?Şu anda, gerçek anlamda krizin içindeyiz. Geldi, geliyor derken, Merkez Bankası Başkanı Sayın Yılmazın da söylediği gibi krizin giriş bölümünü yaşadık. Şimdi gelişme bölümü duruyor önümüzde. Kanımca, 2009un üçüncü çeyreğinden itibaren kriz etkilerinin azaldığını görmeye başlayacağız.Birlikten kuvvet doğarKrizin faturasını kim ödeyecek? Mevcut durumu fırsata dönüştürmek mümkün mü? Nasıl?Her sektör ve her birey, bir biçimde krizi hissediyor. Dolayısıyla herkes faturadan üzerine düşeni ödüyor, ödeyecek de... Üreticiden son tüketiciye, hatta devlet kurumlarına kadar, herkese pay çıkacak bu faturadan. Zamanla tüketim alışkanlıkları değişecek. Lüks tüketime karşı dünyada benzeri görülmeyen düşkünlüğümüz, bir yerde normal seviyeye inecek. Fırsat var mı? Evet, var. Yapmamız gereken, süreçleri yeniden gözden geçirmek ve alışılmışın dışında kalan çözüm yollarını aramak. Şimdi, kazan-kazan devri. Herkes, birbirini kalkındırmak için çaba harcamalı. Krizden birlikte çıkmanın çarelerini, yine birlikte bulmamız gerektiğini düşünüyorum. Doğacak fırsatları, başka türlü yakalayamayız.     Ne felaket tellallığı ne rehavet2009dan neler bekliyorsunuz? Sektör oyuncuları, kısa ve uzun vadeli planlarda nelere dikkat etmeli?..Ülke olarak, pek çok kriz atlattık. Bu krizi de sağduyu ve iyimserlikle atlatabiliriz. Ancak finansal kesimdeki durum, insanımızı tedirginliğe sevk ediyor. Sokağa çıkmaktan, alışveriş etmekten kaçınılıyor. Oysa tüketicinin ihtiyaçlarını ertelememesi, krizden çıkışın reçetesi. O nedenle perakende sektörünün tüm oyuncuları; yani alışveriş merkezleri, üreticiler, tedarikçiler, bankalar ve diğer katkı sağlayıcılar, tüketici için en uygun alım koşullarını oluşturmak zorunda. Ayrıca felaket tellallığı yapmadan güven ortamının yaratılması, çalışanların motivasyonu ve iletişimin sürekliliği, esnek yönetim politikaları, günü kurtarmak yerine uzun vadeli stratejiler belirlenmesi, böylelikle duruma hakimiyet, en önemli konu başlıklarımız arasında yer almalı. Bir de birbirimizi dinleyerek, empati ile hareket etmeliyiz artık.      Konuyu hem AVMler hem de perakendeciler açısından ele alırsak, bu dönemde nasıl bir dayanışma zemini hazırlanmalı? Öncelikle gerçek sorunun nereden kaynaklandığını iyi tahlil etmek lazım. Zor bir dönemden geçtiğimiz açık, herkes elini taşın altına koyacak. Krizi bahane edip, kâr peşinde koşan firmalar da az değil. AVM yönetimi olarak, öyle çok örneğiyle karşılaşıyoruz ki... Eğer siz fiyat politikanızı gözden geçirmiyorsanız, mağaza ekibiniz müşteriye kaliteli servis sunmuyorsa, sistem bekle-gör kuralına uyum gösteriyorsa, bu durumda krizi kullanmak çok hakkaniyetli gelmiyor bana. Zafer ERGÜVEN Krea Gayrimenkul İcra Kurulu ÜyesiKüresel likidite koşullarında yaşanan olağanüstü değişimler, ülkemize nasıl yansıyor? Organize perakende sektörü, hangi noktada duruyor?Global krizin derinleşmesi, likidite probleminin devam etmesi anlamına geliyor. Bankaların yeni sendikasyon kredileri bulmakta yaşadığı sıkıntı, bunun en bariz göstergesi. Türkiyedeki bankaların kredi verme imkanı da otomatikman daraldı tabii. Kredi ve likiditenin azalması ise tüketimin ciddi miktarda düşmesine sebep oldu. Organize perakende sektörü, azalan tüketime göre iş modellerini tekrar gözden geçirmeli ve yeniden yapılanma sürecini bir an evvel başlatmalı.           2001 krizinden sonra kurtarma paketini açan eski Devlet Bakanı Kemal Derviş, Avrupadaki kriz Türkiyede yaşanmaz diyor. Siz de aynı fikirde misiniz? Türkiyede 2001 tekrarlanır mı?Türkiyede 2001deki gibi yüksek volümlü bir krizin yaşanacağına inanmıyorum. Bankacılık sektörünün yeniden yapılanma sürecini tamamlamış olması, ülkemiz açısından gerçekten avantaj. Avrupa ve ABDdeki krizin, aynı sarsıcı etkiyi Türkiyede uyandırmaması lazım. Kaldı ki, 70 milyon nüfusumuz ve gelişen ekonomimiz ile halen dünyanın en önemli ülkeleri arasında yer alıyoruz.     Yatırımcı bekle-gör döneminde Kriz şartları, AVM yatırımlarını nasıl etkiledi? Finansman bulunması konusunda yaşanan sıkıntılar, yeni yatırımları belirli bir süre askıya alacaktır diye düşünüyorum. Finansman meselesi çözümlenmiş, üstelik doğru lokasyonlara konumlandırılmış yatırımlar, hız kesmeden devam edecektir zaten.     Krizin faturasını kim ödeyecek? Mevcut durumu fırsata dönüştürmek mümkün mü? Nasıl?Kesilecek faturayı, hep beraber ödeyeceğiz. Toplumun bütün üniteleriyle birlikte... Elbette çalışan kesimin payı daha fazla olacak. Aslına bakarsanız, her kriz bir fırsat. Müşteriyi doğru çözümleyen, onun değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilen yaklaşımlar, aynı zamanda krizi fırsata dönüştürmenin anahtarı olabilir.  Halkın yüzde 66sı, 2009da ekonominin daha kötü olacağını düşünüyor. Siz neler bekliyorsunuz yeni yıldan? Perakende sektöründe durağan bir yıl geçireceğimiz, 2008in sonunda belli olmuştu. Yatırımcı açısından da bekle-gör yılı olarak değerlendirmek gerek. İşsizlik oranının giderek tırmanması ise Türkiyenin toplumsal gerginliklerini artırabilir. Öte yandan, felaket senaryoları yazmak manasız. Dur kalklar yaşanacak ama 2001e geri dönmemiz mümkün değil. Oray DEMİRELSinpaş Yatırım ve İşletme AŞ Genel Müdürü  Küresel krizin neresindeyiz?.. Henüz sadece birinci perdeyi izlediğimizi söyleyen Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaza katılıyor musunuz?Merkez Bankası Başkanı Sayın Yılmaz, birinci perde ile 2008 dördüncü çeyreğinin 31 Aralıkta kapanacağını ve reel sektörde bilançoların açıklanmasından sonra netleşecek hasarın 2009a da olumsuz yönde yansıyabileceğini kastetmiştir. Fakat reel sektörün içinde olanlar gayet iyi biliyor ki, ülkemizin kriz refleksi yüksek. Gerekli refleksler, büyük ölçüde gösterildi zaten. Önümüzdeki süreç, bekleme ve hemen ardından düzeltme biçiminde işleyecektir. Bir başka ifade ile şimdi izleyeceğimiz perdelerin bu kadar dramatik olmayacağını umuyorum.   Türkiye, 2001e geri döner mi? Neden?Bence olası değil. Türkiye, 2001den beri epey yol katetti. Diğer bir sebep de krizin menşei ve şekli, 2001dekinden oldukça farklı. Büyümede yavaşlama, daralan kredi hacmi, bozulan borç dinamiklerine karşın güçlenen bankacılık sektörü, krizin makro sonuçları arasında sayılabilir. Bu en temel ayrım, 2001e göre çok daha farklı bir süreci işaret ediyor. Bankalarda, likiditede, kamu maliyesinde ve kaynaklarda, 2001dekine benzer sorunlar yok. Geometrik veya psikolojik tabirler kullanmak istemiyorum ama sanırım, en temel ihtiyaç yine güven...       Mağaza kapatmak, çözüm değilMevcut durumu fırsata dönüştürmek mümkün mü? Nasıl?Krizin, birtakım fırsatları beraberinde getirdiği doğrudur. Söz konusu fırsatlar, -hem makro hem mikro düzeyde- her birimizin yaptığı işin detayındadır. Sinpaş Grubu, buna benzer dönemlerde, akılcı kararlar ve doğru yatırımlarla büyüme sağlamıştır. İşte, bizim sunduğumuz birkaç somut fırsat: İş dünyası, sırf genel trend diye onbinlerce euro kira ödediği ofislerini İkitelli, Eyüp gibi yeni gelişen bölgelere taşıyıp, aynı prestij ve altyapıya sahip ofislere YTL bazında kiralarla yarıdan az bedel ödeyerek tasarruf sağlayabilir. Perakendeciler için de böyle. Mağaza yatırımlarını durdurmak, hatta mağaza kapatmak, kesinlikle çözüm değil. Tam aksine, krizle zayıflamaktır! Devir, outlet devri. Aynı müşterinin aynı sürede ulaşabileceği, aynı konforu bulabileceği outletler var. Bazılarında beşte bire varan kiralar ödeyerek, yarı bedelli dekorasyonlar yaparak, konsolide bilançolara artı değerler eklenmeli. Stoklar buralarda çok rahat eritilebilir.Sinpaşın kısa ve orta vadeli yatırım planlarında herhangi bir değişiklik oldu mu?Hayır, planladığımız şekilde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Grup olarak, fırsatları tek tek değerlendiriyoruz. Tasarruf bizim genlerimizde mevcut. İş ve yatırımlarımızda her zaman tasarrufu ön planda tutuyoruz. Ancak durmakla, yerinde saymakla tasarruf olmayacağını, çok iyi biliyoruz. Deflasyon sınavıYeni ekonomik ortamda perakende sektörünü nasıl konumlandırıyorsunuz?Tahmin edildiği üzere kriz refleksinin ilk etkilediği sektörlerden biriydi perakende. İlk düzelmenin de yine perakende sektöründe gerçekleşeceğine inanıyorum. Dünyadaki krizin kaynağı olan Batı ülkeleri, enflasyonun tersine deflasyon tehlikesi yaşıyor. Bu, Türkiyenin alışık olmadığı bir durum. Tüketici, deflasyon ortamında daha düşük fiyattan mal alma eğilimine girer. İlk örneğini, 1988de Japonyada görmüştük. Önümüzdeki dönemde tüketicilerin daha ucuz mallara ve outletlere yöneleceği varsayımı, son derece mantıklı. Deposite Outlet Merkezi olarak 2009dan neler bekliyorsunuz?Deposite; gerek konumu, gerek marka karması gerekse konseptiyle diğer alışveriş merkezlerinden ayrılıyor. En başından beri, gerçek bir outlet merkezi oluşturmayı hedefledik burada. AVMlerin getirdiği eğlence merkezi, yaşam merkezi, yaşam tarzı merkezi gibi kavramlardan özellikle uzak durmaya çalıştık. Tek amaç, kaliteli ürünü ucuza sunmaktı. Ek maliyete neden olan tüm unsurları eleyip, kira ve işletme giderlerini daha makul seviyelerde tutabildik. Kiracılarımızdan beklentimiz ise bu tasarrufu fiyatlarına, dolayısıyla tüketiciye yansıtmalarıydı. 365 gün indirim imkanını hayata geçirerek, hedefimize tam manasıyla ulaştığımızı söyleyebilirim. 2009da, 3 ayrı blokta faaliyet gösteren Depositenin entegrasyonuna yönelik yatırımlar yapacağız. Bazı idari izinler için gerekli sürenin dolmasını bekliyoruz. Şubat 2008de açılan Depositenin birinci fazı tamamlandı, eylül itibariyle ikinci fazın kiralama çalışmaları devam ediyor. AMPD Yönetim Kurulu Başkanı Servet Topaloğlu,AYD Girişim Komitesi Başkanı Hakan Kodal ve BMD Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit'in değerlendirmelerini içeren dünkü habere linkten ulaşabilirsiniz http://www.perakende.org/haber.php?hid=1232433612
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive