Perakendenin Aktörlerinden Kriz Değerlendirmesi II

Dün başlayan Perakendenin Aktörlerinden Kriz Yorumu başlıklı dosyada bugün Servet Topaloğlu, Hakan Kodal ve Ekrem Akyiğit'in değerlendirmelerine yer veriyoruz

Eklenme Tarihi : 20 Ocak 2009 Salı
perakendenin-aktorlerinden-kriz-degerlendirmesi-ii
Perakendenin aktörlerinden kriz değerlendirmeleri almaya devam ediyoruz. Dün başlayan dizide global ekonomik krizin doğuş hikayesine bakmış, bugüne gelişini ve perakende sektörüne olan etkilerini genel olarak birlikte hatırlamıştık. Yine dün görüşlerine yer verdiğimiz PERDER Başkanı Şeref Songör, krizin henüz başlamadığına yönelik argümanlara katıldığını belirtmiş ancak sektöre umut mesajı vermeyi de ihmal etmemişti. Bugün de, AMPD Yönetim Kurulu Başkanı Servet Topaloğlu,AYD Girişim Komitesi Başkanı Hakan Kodal ve BMD Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit'in değerlendirmelerini aktarıyoruz.Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Servet TopaloğluKrizle birlikte ortaya çıkan olağanüstü değişimler ülkemize nasıl yansıdı?Liberal ekonomilerde büyüme dönemlerinin sonunda, ''ekonomik kriz'' veya ''resesyon'' adı verilen daralmalar çok olağandır. Bu daralmaların genel ekonomiye olumsuz yanları çok olmakla birlikte, hesapsız-kitapsız büyüyen firmalar ile verimsiz işletmeler tasfiye olur, verimlilik artarak, bazı olumlu düzeltmeler de olur... Dünya ve ülkemiz son 1 yıldır bu süreci yaşıyor. Olağan olmayan bu daralma sürecinin çok uzun sürmesi ve/veya dünya devletlerinin kuvvetli reçetelerle bu krizi çözüp, tekrar büyümeye başlaması esnasında ülkemizde ise daralmanın hala devam ediyor olması olur. Bu yönde benim biraz endişelerim var. Zira dünyanın önemli güç merkezlerinde kuvvetli reçeteler seri olarak yazılıp uygulanırken, ülkemizde ''reçeteye ihtiyacımız yok, biraz aspirin alalım, vücut kendi kendini toparlar'' zihniyeti hakim. Ümit edelim ki, ülkemizde gerçekten ne ameliyata, ne de antibiyotiğe ihtiyaç kalmadan vücut tekrar toparlanır ve büyüme tekrar başlar... Bu durumda en az hasarla bu krizi atlatmış oluruz... Eğer dünyanın toparlandığı ve koşmaya başladığı süreçte toparlanamaz, yerimizde sayarsak çok sıkıntımız olur, sosyal ve ekonomik arenada ciddi tahribatlar görürüz.Türkiye perakende sektörünü 2009da neler bekliyor?2009 yılında organize perakende sektörünün hacmi çok fazla küçülmez. Hatta büyüyebilir de... Bunun nedeni 2008 yılında açılan metrekareler ile 2009 yılında imzalanmış kira mukaveleleri nedeniyle açılacak olanların satışa olan katkılarıdır... Ancak yeni açılan metrekarelerin maliyetleri, yeni satışlardan gelen hasılatlarla muhtemelen karşılanamayacağından, perakendeciler ciddi zarara uğrayabilir ve bunun karşılığında da sosyal paydaşlarına eskisi gibi destek vermeyebilirler. Örneğin eleman çıkarabilir, basın ve yayın kuruluşlarına reklam vermeyebilir, mal sahiplerine kiralarını ödeyemeyebilir, tedarikçilerine ödemelerini geciktirebilir veya devlete vergilerini olması gibi vermeyebilirler. Bu opsiyon çok açık bir şekilde önümüzde duruyor.Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Girişim Komitesi Başkanı Hakan Kodal Global finans kriziyle şekillenen mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?Tüm gelişmiş ekonomiler gibi Türkiye de dünya piyasalarının yeni yöntem ve şartlarına ayak uydurmak zorunda. Kısa vadeli yüksek borç ve hızlı büyümeye dayalı finansal modeller, çoktan rafa kaldırıldı. Dünya piyasaları, tam anlamıyla metamorfoza uğruyor. Paranın daha pahalı ve daha seçici olduğu bir ortamda iş yapmayı öğreniyoruz hep birlikte. Söz konusu seçicilik, ekonominin motoru sayılan perakende sektörüne de yansıyor doğal olarak. Tüketici, fiyat-kalite denklemine her zamankinden daha çok dikkat ediyor. 2009un ilk yarısında, piyasalardaki daralmayı konuşacağız maalesef. Beraber çözümler arayıp, yavaş yavaş toparlanacağız. Artan gelir düzeyi ile ülkemiz, orta ve uzun vadede cazibesini korumayı sürdürecek. 2009, perakende sektörü açısından neler vaat ediyor? Elimizdeki bütün veriler, yılın ilk yarısında gerçekleşecek küçülmeye hazırlanmamız gerektiğini vurguluyor. Perakendeciler, bu dönemde müşterinin fiyat duyarlılığını göz önünde bulundurarak ürün ve hizmet sunacak. Satış noktalarının verimliliği, iyice önem kazanacak. Bir genelleme yaparsak, tüketicinin yılı olacak 2009. Ne yazık ki AVMlerde bazı mağazaların kapandığını göreceğiz. Müşteri beklentilerine ve değişen tüketim alışkanlıklarına cevap verebilen yeni mağazalar gelecek onların yerine. Alışveriş merkezi yatırımcılarının fizibilitesini olumsuz yönde etkileyecek gelişmeler, yeni projelerin hayata geçişini ağırlaştıracak belki. Ancak orta ve uzun vadede sorunların aşılacağına inanıyorum. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem AkyiğitKüresel likidite koşullarında yaşanan olağanüstü değişimler, ülkemize ve perakendeye nasıl yansıyor? Böyle dönemlerde satın alma eğiliminin ve likidite oranının azalması, dolayısıyla harcamaların kısıtlanması, iç pazardaki büyümeleri etkiliyor. Daralan pazar ve pazar payına baktığımızda ise kriz söyleminin ilk etkilerini perakende sektöründe görüyoruz. Yüzde 20lere yakın bir daralma söz konusu. Tıkanan kredi kartı borçları da satın alma eğilimlerini iyice düşürüyor. Tüketici güven endeksi, yüzde 74.24e inmiş durumda. Geçen yılın aynı ayında yüzde 96.20 düzeyinde bulunan endeks, güven ölçütü 100ün yaklaşık 26 puan altında. Genel anlamıyla motivasyon düşük. Zaten iyi seviyelerde olmayan büyüme hızının, giderek düşeceği kanaatindeyim. Türk ekonomisi global krize nasıl dayanacak?Ülkemiz para birimi, makro ekonomik uygulamaların bir yansıması olarak global ekonomik kriz öncesinde yabancı para birimleri karşısında değer kazanmıştı. Bu da ihracattan caydıran, ithalata sevk eden bir etki yaratıyordu. Türkiyenin cari açığı çok fazla. Ve maalesef, yatırımlar nedeniyle değil. İlk 9 aylık dönemde gerçekleşen sermaye ve yatırım malları ithalatı, toplam ithalatımızda sadece yüzde 13.3lük bir paya sahip. Yüzde 87nin içerisinde ara malı yüzde 76, tüketim malı yüzde 10 civarında. Kısacası ithalatımızın büyük bölümü, hammaddeye ait. Düşük kur yüzünden üreticilerin ithalata yönelmesi, Türkiyenin önde gelen tekstil firmalarını rekabet edemez hale getiriyor. Fabrikalar tek tek kapanıyor. Oysa ihracatçıyı üzmemek, ithalatı tetiklememek adına, kur politikalarına dikkat etmek gerekiyor. İhracat artsın diye yüksek kur politikasını desteklemek de doğru olmaz. Maliyeti yüksek iç borçlanma yerine dış borca yönelen reel sektör, hakikaten zor bir dönemeçte. Dünya borsalarındaki çalkantılar, ani iniş çıkışlar, dolar ve euronun değişkenliği ile banka faizlerindeki hareketlilik, en nihayetinde bütün sektörlerde yankılanacak. İthalata ödenen TLnin döviz karşılığının artması ve yükselen kurun iç üretim fiyatlarını şişirmesi ise üretimi, neticede iç pazarı daraltacak gibi görünüyor. Bankacılık sisteminde sermaye yeterlilik oranları, şimdilik dış piyasalara göre daha iyi. Fakat kısa vadede sıkıntı yaşanabilir. Gecikme lüksümüz yok, bir an evvel ekonomik kararlar alınmalı. Ekonominin barometresi perakende Küresel krizin neresindeyiz?.. Buradan nereye gidebiliriz? Yalnızca birinci perdeyi izlediğimizi söyleyen Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaza katılıyor musunuz?Sayın Durmuş Yılmazın tedbirli hareket etmeye yönelik açıklamalarına olumlu bakıyorum. Ancak sektörde yaşanan negatif gelişmeleri frenleyecek önlemler için 2009 beklenmemeliydi. Türkiyenin lokomotif sektörlerinden hazır giyim ve tekstil, arada geçen zamanda toplam ihracat payını kaybetti. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, yüzde 12lik oranla üçüncü sıralara kadar geriledi. Durum ortada... Hazır giyim ve tekstile mikro düzeyde bir müdahale yapılmazsa, gelecek dönemlerde kayıplarımızın artması kaçınılmaz. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı yatırım ve teşvik politikalarının gözden geçirilmesi, ülkemize katma değer sağlayan markaların desteklenmesi şart. Hükümet tarafından hazırlanacak teşvik planlarında, gelişmiş bölgeler ve gelişmesi gereken bölgeler ayrımı da büyük önem taşıyor. Krizin faturasını kim ödeyecek? Mevcut durumu fırsata dönüştürmek mümkün mü? Nasıl?Otomotiv, perakende, gıda ve tekstil, krizin en yoğun hissedildiği alanlar olacak ne yazık ki. Perakende sektörü, ekonominin barometresidir her zaman. Günlük satın alma itkileri doğrudan satışlara yansıyacağından, dalgalanmalar da buradan izlenebilir. Üreticiyle tüketicinin bir araya geldiği ilk iletişim noktası olduğu için krizlere hemen tepki verir. Perakendede daralma veya tıkanıklık olduğunda, sistemin tamamına yayılır. İstihdam boyutundan ötürü, zincirleme kazalara yol açar. Ekonomik kriz, aslında belirsizlik ortamıdır. Belirsizliği fırsata dönüştürmenin en etkili yöntemi ise beraber hareket etmektir. Alışveriş için Gün: Bugün kampanyası, Türkiye açısından birlik ve beraberliğin en güzel örneği... 3 sektör derneğinin öncülüğünde, İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi liderliğinde, yaklaşık 28 sektörel derneğin desteklediği, 16 binden fazla mağaza ile 75 bin noktanın katıldığı bir kampanyaydı bu. Yeni ekonomik ortamda markaları yeniden yapılandırıyoruz. Perakende sektörünün geleceği için AVMlerle masaya oturuyor, maliyetlerdeki artışları fiyatlara yansıtmıyor, indirimlerle sektörü canlı tutmaya çalışıyoruz. Böylesi bir uygulama, Türkiyede ilk kez deneniyor. Amacımıza ulaştığımızı söyleyebilirim. Kısa sürede geniş kitleleri kucaklayan kampanya, müşterileri tekrar sokağa çıkardı. Konuyu perakendeciler açısından ele alırsak, bu dönemde nasıl bir strateji izlenmeli?Tüketiciden alışveriş merkezlerine, firmalardan çalışanlarına kadar, yeniden şekillenen bir perakende zinciriyle karşı karşıyayız. Durgunluk hastalığına yakalanmamak için organize perakende sektöründeki alım koşullarını yeniliyoruz. Sezon başında yüzde 25, yüzde 50 olarak kendini gösteren indirim oranları, çok kısa sürede yüzde 70lere çekildi. Bazı markalarda da 1 alana 1 bedava kampanyalarına dönüştü. Kârlılığımızı minimize ederken, çeşitli promosyonlar ve kredi kartlarına tanınan avantajlarla müşterimizi oyunun içinde tutmaya çalışıyoruz. 2009dan neler bekliyorsunuz?Krizin asıl etkilerini, 2009 yılında hissedeceğiz. İhracat politikaları, uzun vadede sektörü hırpalayabilecek bir diğer konu. İhracat yapılan ülkelerdeki finansal çalkantılar ve Avrupadaki ekonomik durgunluk, sektörümüzü üretim, tedarik, stok, istihdam gibi alanlarda zorlayabilir. Gelişmemiş pazarların önem kazandığı farklı bir sürece tanıklık edeceğimizi düşünüyorum. Dün yayınlanmış haberi linkten takip edebilirsiniz http://www.perakende.org/haber.php?hid=1232351720Yarın: Capacity AVM Genel Müdürü Tarkan Yurdaay, Krea Gayrimenkul İcra Üyesi Zafer Ergüven ve Sinpaş Yatırım Genel Müdürü Oray Demirel
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive