Hayat ağacının gölgesinde: Zeytincilik II

Başlı başına bir kültür olan zeytin, bu coğrafyada doğdu. Doğumundan binlerce yıl sonra, bugün de sağlık ve lezzet dağıtmaya devam eden zeytini ve altın sıvısını sektörün önde gelen firmalarından dinledik

Eklenme Tarihi : 21 Ekim 2010 Perşembe
hayat-agacinin-golgesinde-zeytincilik-ii
Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU, Tuğçe AKSELEkol: Açık zeytin sorununa çözüm için ambalajlı ürün üretiyoruzEkol Zeytin, çalışmalarına 1960 yılında Çorumda başladı, 1980 yılında Ankara Gimatta Aktaş Gıda adı altında devam etti. Sonrasında zeytin üretimine başlayan Ekolün zeytin fabrikası Gemlikte yer alıyor. 5 bin 100 metrekarelik bir alan üzerine kurulu üretim tesislerinde ciddi bir teknolojik yapılanma ve ekipmanlarla çalışan Ekolün üretim kapasitesi aylık 750 ton civarında. Ekol, ürünlerini iç pazarda ulusal zincir marketler ve bayiler kanalıyla tüketiciyle buluşturuyor. Yönetim ofisleri ve lojistik merkezi Ankarada olan Ekol Zeytinin güçlü bir dağıtım ağı var. Yenilikle geleneği harmanlamayı hedefleyen Ekol, bu doğrultuda ürün gamını domates kurulu, acılı ve baharatlı zeytinleri ile çeşitlendirdi. Ekol Genel Müdürü Bilgin Aktaş, sektörü ve sorunlarını şu sözlerle değerlendirdi: Sadece zeytin sektörünün değil, genel olarak gıda sektörünün sıkıntılarından bahsetmekte yarar var. Sonuçta zeytin üreticileri olarak bizler, gıda sektörünün sorunlarından doğrudan etkileniyoruz. Biz ürünümüzü topraktan alıyoruz. Dolayısıyla en başta doğa ile bir mücadele içerisine giriyoruz. Bir yıl aldığınız mahsulle bir sonraki yıl alacağınız mahsulün aynı olmama ihtimali var. Doğanın size ne hazırlayacağını, neler getireceğini bilemiyorsunuz. Ama bununla birlikte tüketiciye verdiğiniz aynı kalitede üretme sözü var. Bu, ürününü topraktan elde eden tüm gıdacıların sorunu... O yüzden öncelikle tabiatla bir anlaşma sağlamanız gerekiyor. Zeytin sektörünün bir başka temel sorunu, merdiven altı üreticiler. Kurumsal markaların yanında merdiven altı üreticinin de fazla olduğu sektörümüzde sağlıklı ürünü ortaya koyabilmeniz için merdiven altı üreticiler ile mücadele etmeniz gerekiyor. Tarım ve Sağlık Bakanlığının denetiminden geçmeyen bu üreticiler, son zamanlarda basına da yansıyan tekstil boyaları ile karartılmış, kimyasal işlemlerden geçirilmiş zeytinleri tüketiciye sunarak sektörde ciddi bir güvensizlik yaratıyorlar. Ekol Zeytin olarak bizler, üretimimizin her aşamasında, toplamadan yıkamaya, ambalajlamadan sevkiyata kadar sağlıkla ilgili karşılaşabileceğimiz her türlü problemi önceden öngörerek tedbirlerimizi alıyoruz. En önemli mücadelemiz ise ambalajlı zeytin konusunda oluyor. Yılda ortalama 200 bin ton sofralık zeytin tüketilmesine karşılık ülkemizde ambalajlı zeytin üretimi ve tüketimi maalesef son derece sınırlı. Geçmiş yıllarda pazar alanlarında üstü açık halde satılan zeytinleri satın alma alışkanlığı edinen tüketici, bu alışkanlığını günümüzde de sürdürüyor. Burada en büyük mücadeleyi tüketicinin satın alma alışkanlıkları ile yaşıyoruz. Bizler, tüketiciyi ambalajlı zeytin noktasında bilgilendirmek, bilinçlendirmek için üzerimize düşen görevleri yerine getiriyor ve tüm zorluklarına rağmen ambalajlı zeytin üretmeye devam ediyoruz. Çoğu sektörde olduğu gibi bizde de sorun çok. Önemli olan bu sorunlarla nasıl başa çıktığınız. Biz sektördeki tek düzeliği yenilikçi yaklaşımlarımızla, yeni ve farklı ürünlerimizle ortadan kaldırma çabasındayız. Tabiattan kaynaklanabilecek sorunlarla karşılaşmamak için en iyi mahsulü üretecek müstahsillerle çalışıyoruz. Açık zeytin sorununa bir çözüm getirmek için ambalajlı zeytin üretiyor ve bu ürünü benimsetebilmek için durmadan çalışıyoruz. Merdiven altı üreticilerin yarattığı sorunları ortadan kaldırabilmek için de markamıza yatırım yapmaya devam ediyor ve tüketicinin kaliteli zeytini de uygun fiyatla alabileceğini onlara göstermeye çalışıyoruz.Gem-Zey Zeytincilik: Marka bilinirliğimizi artırmaya çalışıyoruzGem-Zey Zeytincilik, sektörde 1996 yılında, Sel-San Gıda Toptan Pazarlama adı altında faaliyet göstermeye başladı. 2002 yılında patentli markası olan Gem-Zey ile ilk zeytin üretimini Bursa Gemlikteki fabrikasında gerçekleştirdi. Deneyim ve tecrübelerimizi artırarak toptan ve perakende sektöründe yerini almaya başlayan firma, 2004 yılında Sel-Sanı feshederek ana sermayesini yine 2004 yılında kurmuş olduğu Gem-Zey Zeytincilike aktardı. Gem-Zey Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yüksel ve Pazarlama Müdürü Ayhan Memiş, firmaları hakkında şu bilgileri aktardılar: Günden güne emin adımlarla marka yatırımlarımızla beraber Gem-Zey markasını kaliteden ödün vermeden üretim ve pazarlama bölümümüzle, her geçen gün nokta sayımızı çoğaltmaya ve marka bilinirliliğimizi artırma hedefi içinde ilerliyoruz. Ağırlıklı olarak Marmara, Ege, Akdeniz, Batı Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesinde ana bayilik sistemiyle ürünlerimizin dağıtımını sağlıyoruz. İkram Zeytin: Sürekli ve dengeli büyümeyi hedefliyoruzİkram Zeytin, Ahmet Yıldız tarafından 1998 yılında İstanbulda kuruldu. İlk yıllarda pazar ve piyasa şartları gereği İstanbul piyasasında faaliyet gösteren firma, 2003 yılında faaliyete soktuğu 3 bin 500 metrekarelik kapalı alana sahip tesisleri ve kurduğu pazarlama ağıyla kısa sürede ulusal ve uluslararası piyasada yer buldu. Strateji olarak sürekli ve dengeli büyümeyi hedefleyen firma, günlük 20 ton zeytin işleme kapasitesine sahip tesislerinde Gemlik ve İznik bölgesinin siyah zeytinlerini, Akhisar bölgesinin biberli, kırma, kokteyl yeşil zeytinlerini ve Edremit bölgesinin çizik yeşil zeytinlerini gıda mühendisleri kontrolü altında, hasat zamanında depolayarak ve fermantasyon işlemi boyunca tüm değerlerini kayıt altına alarak üretiyor. Son 10 yıllık dönemde, özellikle Ege Bölgesinde devletin de teşvikleriyle çok sayıda zeytin fidanı dikildiğini belirten İkram Zeytinin Genel Koordinatörü Ali Yıldız, Önümüzdeki yıllarda bu ağaçlar tam verimli bir şekilde meyve vermeye başladığında Akdeniz ülkelerinin ürettiği sofralık zeytinden çok daha kaliteli ve besin değeri yüksek ürün arzı artacak. Arz-talep ilişkisinden dolayı fiyatı daha makul seviyelerde kalacak olan bu ürünlerin uluslararası piyasalarda rakipleriyle daha rahat rekabet edebileceğine ve kalitesiyle diğerlerinin önüne geçeceğine inanıyorum. Bu madalyonun bir yüzü... Bir de diğer yüzü var. 21inci yüzyılın ilk 10 yılını geride bıraktığımız şu günlerde devletin merdiven altı firmaları hala önleyememesi, piyasadaki büyük üreticilere fazlasıyla zarar veriyor. Hiçbir masrafı, hatta vergi levhası bile olmayan bazı üreticiler, müstahsilden aldıkları ürünleri altyapısı olmadan ve sağlık koşullarını hiçe sayarak ambalajlayıp diğer firmaların maliyetlerinin çok altında fiyatlarla piyasaya sokuyor. Bu da insanların zeytinin efsanevi şifasına duyduğu güveni zedeliyor, aynı zamanda üretici - bayi arasındaki ilişkileri de zora sokuyor. Buna acilen bir önlem alınması Türkiyede zeytin sektörünün bilinçli bir şekilde gelişip büyümesi için şart dedi. Siyah Yeşil: Başlıca sorun gıda güvenliğiAdını zeytinin siyah ve yeşil çeşidinden alan Siyah Yeşil Zeytincilik, Volkan Tahsildaroğlu ve Bora Manavoğlu ortaklığında kuruldu. Bursa Orhangazi ORZİMde bulunan tesisinde Siyah Yeşil markasıyla üretim yapan firma, zeytinlerini İstanbul Mega Centerda bulunan merkez ofise bağlı profesyonel satış ekibi ve bölge bayilikleri aracılığı ile yurt içi ve dışında pazarlıyor. Genç ve eğitimli kadrosuyla dikkati çeken firma, tüketicilere en kaliteli ürünleri sunabilme hedefiyle, yeni teknolojileri ve gıda dünyasındaki gelişmeleri takip ederek faaliyet gösteriyor. Türkiyede gıda sektörünün olması gereken noktanın çok uzağında olduğu görüşünü bildiren firma sahibi Volkan Tahsildaroğlu, sektör geneli açısından başlıca sorunun gıda güvenliği olduğuna vurgu yaparak şunları dile getirdi: Gıda zincirindeki en zayıf halkalar, birincil üretim noktası olan tarım işletmeler. Ayrıca sektörün yüzde 90ını oluşturan KOBİ düzeyindeki gıda işletmelerinde kalite güvence sistemlerinin oluşturulması da önemli... Gıda kodeksine ve kalite güvence sistemlerine uygun olarak yapılan üretim ile merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretim, satış aşamasına geldiğinde haksız rekabet doğuruyor. Kaliteli üretim yapılmalı, haksız rekabet olmamalı.Sunar: Zeytinyağı pazarı bu yıl daha yüksek bir pay alacakSunar Mısır entegre tesislerinde işlenen mısırdan geriye kalan mısır özünü işlemek üzere 1990 yılında yağ üretim ünitesi devreye alınarak Sunar markasıyla mısır yağı üretimine başladı. 35 bin metrekarelik alana yayılan Sunar Yağ tesisleri, yıllık 36 bin ton rafine yağ üretim ve 72 bin ton dolum kapasitesine sahip. Firma, doğrudan doğruya çiftçiden temin ederek işlediği yağlı tohumlarla, Sunar markasıyla mısır, ayçiçeği, kanola, soya, fındık ve zeytinyağı üretiyor. Ürün gamında ayrıca Sarı Ulak ve Soğuk Sıkma Naturel Sızma zeytinyağları da butik olarak yer alıyor. Sunar Grup Direktörü Mevlüt Nacar, oturmuş bir yapıya sahip olan sıvı yağ pazarının yıllık ortalama yüzde 3 civarında büyüme gösterdiğini ifade etti. Bu yıl da benzeri bir trend ile büyüyeceğini düşündüklerini dile getiren Nacar, Türkiye 2010 yılı toplam sıvı yağ ihracatı hedefi 150 bin ton. Bu ihracat hedefi ile Türkiye 250 milyon dolarlık gelir elde etmeyi hedefliyor. Bu rakamların yüzde 11i mısır yağı, yüzde 69u ayçiçeği, yüzde 18i zeytinyağı ve yüzde 0.02si soya yağı dedi. Nacar, sektörün temel sorunlarına dairse şunları söyledi: Bu yıl bilinçsiz olarak cereyan eden GDO tartışmaları yüzünden yağ piyasasındaki tüketicilerin eğilimlerinde segmentsel bazı kaymalar gözlemlendi. Bu dönemde yapılan haberlerin de etkisiyle tüketicilerde zeytinyağına doğru bir yönelme oldu. Bu nedenle zeytinyağı pazarının toplam yağ pazarı içerisinde önceki yıllara göre bu yıl daha yüksek bir paya sahip olacağını öngörüyoruz. Sektörün bir başka sorunu ise kanun ve yürürlüklerin sık değişikliğe uğraması. Yürürlükteki kanunların ve yönetmeliklerin sık sık değiştirilmemesi ve piyasanın stabilitesinin sağlanması gerekiyor. Maalesef, 2009 yılında bu durumun aksi yaşandı, yağlı tohum ithalatı ile ilgili yönetmelik dokuz kez değişti. Bu değişiklikler hem fiyatları hem de hacimleri etkiliyor. 2010 yılında ise uygulanacak olan tarife kontenjanına yönelik yönetmelik ve uygulama talimatı halen bekliyor. Özetle sektörü ilgilendiren konularda değişiklikler yapılırken daha titiz davranılmalı ve gerekli düzenlemeler sırasında sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla istişare edilmeli. Sektörde yaşanan en büyük problemlerden bir diğeri ise dışa bağımlılığımız. Ülkemiz maalesef sektörün toplam hammadde ihtiyacının sadece 3te birini üretebiliyor. Türkiye toplam yağlı tohum ithalatı 1 milyon ton civarında. 2009 yılı toplam yağılı tohum ve yağlara ödenen ithalat bedeli 2 milyar doların üzerinde. Bu nedenle yağlı tohum ve yağ ithalatı Türkiyede petrolden sonra ikinci ithalat kalemi. Bu ithalat aynı zamanda geri dönüşü olmayan ithalat... Türkiye toplam yağlı tohum ihtiyacı 2 milyon ton civarında. İç piyasada yağlı tohum üretimini artırmaya yönelik teşvikler verilmeli. Bu bir devlet politikası haline gelmeli, Türkiyedeki tüm ekili alanların kontrolü yapılmalı, ekim programları belirli plan çerçevesinde yürütülmeli.Zeytin İskelesi: En önemli konu, zeytinyağının tazeliğinin korunmasıİzmir - Tire Organize Sanayi Bölgesinde, kalite standartları ve gıda güvenliği açısından dünyadaki en gelişmiş teknolojiye sahip zeytinyağı üretim tesislerinden biri olarak kuruldu. Tesis, zeytinyağı depolama ve dolum tesisi olarak faaliyet gösteriyor. Ege Bölgesinin; sadece natürel ve organik zeytinyağlarından Zeytin İskelesi markası ile üretim yapılıyor. Zeytin İskelesi Genel Müdürü Fatih Cenikli, zeytinyağında en önemli konunun en yüksek değerlere sahip olduğu üretim zamanındaki tazeliğinin korunması olduğu bilgisini vererek, zeytinyağlarının depolamasının paslanmaz çelik tanklarda, iklimlendirilmiş ortamda ve azot yastıklaması ile hava temasını keserek otomatik bilgisayar kontrollü (PLC sistemli) tank çiftliğinde yapıldığını belirtti. Yine zeytinyağı dolumu yapılırken hepa filtreler ile havası temizlenmiş ve azot yastıklaması ile oksidasyonu önleyici tam otomatik dolum yapıldığını, böylece, natürel zeytinyağının tazeliği tüketicinin evinde kapağı açılana kadar korunduğunu sözlerine ekledi. Cenikli, Tesisimiz, doğrudan tüketilen natürel zeytinyağı üretimi için en önemli bölüm olan tam donanımlı kimyasal ve duyusal analiz laboratuarına sahip. Laboratuarımızda; ürünün hangi bölgeye ait, hangi zeytin çeşidinden üretildiği, hangi yıl üretildiği, içinde karışım olup olmadığı, tadı açısından kusursuzluğu gibi konularda analiz ediliyor. Zeytinyağı toplam 42 noktada kontrole tabi tutuluyor dedi. Zeytin İskelesinin üretim tesisi; 20 bin metrekare üzerinde, 5 bin 400 metrekare kapalı alandan oluşuyor. 15 bin ton/yıl dolum kapasitesine ve 500 5 bin ton depolamaya sahip. Zeytin İskelesi, sadece işlem görmemiş doğrudan tüketime uygun natürel zeytinyağı grubunda üç çeşit ürün ile tüketicilerin beğenisine sunulmaktadır. Bunlar; Natürel Sızma Zeytinyağı (Maksimum yüzde 0,8 asit), Natürel Birinci Zeytinyağı (Maksimum yüzde 2,0 asit) ve Organik Natürel Sızma Zeytinyağı (Maksimum yüzde 0,8 asit). Sektörün sorunlarına da değinen Cenikli, konuyla ilgili olarak şunları aktardı: Üretici açısından; üretim maliyetlerindeki artışlara karşılık diğer üretici ülkelere göre devlet desteklerinin yetersiz olması. Tüketici açısından; ürünün yeterince tanınmaması nedeniyle, diğer sıvı yağlarla kıyaslanması, yüksek fiyatlı algılanması ve gelir dağılımındaki dengesizlik sonucu, dar bir tüketici grubunun tüketmesi. Yani tüketimi özendirici, tanıtım ve tüketici desteklerinin olmaması. Sanayici açısından; üretimin yıllara göre farklılık göstermesi, düzenli hammadde tedarik edememesi, yok yıllarında beklenmedik fiyat artışları, belli bir dönemde üretildiği için lisanslı depoların olmamasına bağlı kalite kayıpları oluşması. İhracatçı açısından; düzensiz ve yetersiz üretim sonucu, hammadde fiyatlarındaki istikrarsızlık, pazarlama desteklerinin yetersizliği.Haberimizin dün yayınlanan bölümü için http://www.perakende.org/haber.php?hid=1287557006Bu haber ve röportajlar Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive