Damakta Kırmızının Tadı

Yaz geldi, mangallar dolaplarından çıktı, bir güzel silindi, parlatıldı. Biftekler, pirzolalar yollarını gözleyen sıcak ızgarayla buluştu. Yazlıkların balkonlarından, piknik alanlarından akşamüstü aç karınla geçenlerin başını döndüren kokular yükseliyor artık

Eklenme Tarihi : 17 Aralık 2007 Pazartesi
damakta-kirmizinin-tadi
Kırmızı et ve et ürünleri, besin kaynakları hayvancılığa dayanan göçebe atalarımızdan bugüne Türkiye`nin gıda kültüründeki önemini koruyor. Fakat özellikle son dönemde Avrupa Birliği`ne hazırlanan gıda sektöründe, uyum süreci için devletin ilgili organlarından gelen baskılar üreticileri ve perakendecileri de zorlamaya devam ediyor. İlk tartışma hatırlanacağı gibi Avrupa Birliği gıda kriterlerinin ilk gündeme geldiği günlerde, sakatat konusunda olmuştu. Kokoreçin geleceği hâlâ belirsiz ama ortada bize göre garip beslenme alışkanlıklarıyla meşhur Fransa örneği varken, kokoreçin yasaklanması zor görünüyor. Sadece kokoreçin hazırlandığı mekanların standartlara uygun olması gerekiyor ki bu aslında tüm gıda sektörü için genel bir sorun. Kırmızı et ve et ürünleri, besin kaynakları hayvancılığa dayanan göçebe atalarımızdan bugüne Türkiye`nin gıda kültüründeki önemini koruyor. Fakat özellikle son dönemde Avrupa Birliği`ne hazırlanan gıda sektöründe, uyum süreci için devletin ilgili organlarından gelen baskılar üreticileri ve perakendecileri de zorlamaya devam ediyor. İlk tartışma hatırlanacağı gibi Avrupa Birliği gıda kriterlerinin ilk gündeme geldiği günlerde, sakatat konusunda olmuştu. Kokoreçin geleceği hâlâ belirsiz ama ortada bize göre garip beslenme alışkanlıklarıyla meşhur Fransa örneği varken, kokoreçin yasaklanması zor görünüyor. Sadece kokoreçin hazırlandığı mekanların standartlara uygun olması gerekiyor ki bu aslında tüm gıda sektörü için genel bir sorun. Son dönemin gündem maddesi ise etteki paketleme kriterleri ve bunun perakendecilere getirecekleri. Aşağıda tüm ayrıntılarıyla yer verdiğimiz Avrupa Birliği`ne uyum yönetmeliğinde, etin niteliği ve kesim şartlarının yanı sıra paketlenmesi ve nakliyesine ilişkin de birçok madde var. Bu maddeler özellikle yerel perakendecileri yakından ilgilendiriyor. Yerellerin ortak kanısı bu değişiklikler için tüketicilerin yeterince hazır olmadığı görüşünde. Etlerin özel olarak şoklanıp, vakumlu ambalajlarda, soğuk zincirin kırılmasını önleyen özel sistemli araçlarla getirilmesinin zaten sağlık açısından gerekli olduğu yerel zincirler tarafından da kabul gören ve çoğunlukla da tam anlamıyla uygulanan bir sistem. Fakat işler, etin perakendecide sunumuna gelince biraz karışıyor. Türk tüketicileri hâlâ açık olarak gördüğü eti alıyor. Yıllarca kasap kültürün hakim olduğu bir toplumun bir anda herşeyi unutup, ambalajlı eti almasını beklemek çokta inandırıcı değil. Büyük kentlerde bu süreç daha hızlı ilerliyor ancak Anadolu kentlerindeki tüketim alışkanlıklarını da göz önüne alınca, bu bölgelerde hakim olan yerel perakendecileri, devlet ile halkı aynı anda idare etme gibi zor bir durum bekliyor. Türkiye`de durum Hayvan mevcudu bakımından ilk sıralarda olan Türkiye`de, (Türkiye Et, Süt, Gıda Üreticileri Birliği kayıtlarına göre) kültür ırkı, yerli, melezleri olmak üzere yaklaşık 11 milyon 800 bin sığır, 33 milyon 800 bin koyun, 9 milyon keçi bulunuyor. Yıllık ortalama kırmızı et üretimi ise 1 milyon ton. Halen hayvancılık ürünlerini işleyen 24 bin civarında sanayi tesisi mevcut olup, belediyelere ait 803 Adet, özel sektöre ait 96 adet mezbaha bulunmakta olup, günlük toplam kapasiteleri 27 bin 454 büyükbaş, 116.033 küçükbaş. Tarım Bakanlığı`nın kayıtlarında yer alan kalkınma planı verilerine göre 2000-2005 yılları arasında et üretiminde yıllık 1.47 artış olduğu belirtiliyor. Gıda Güvenliği ve HACCP standartları Avrupa Birliği müzakere sürecinde gıda üreticilerini zorlu bir sınav bekliyor. Özellikle et konusunda yetiştirmeden kesime, depolamadan ürün sunumuna kadar tüm aşamalarda HACCP standartları, devlet tarafından daha önce olmadığı oranda sıkı denetim altına alınıyor. AB Sürecinde olduğumuz şu günlerde ulusal yasal düzenlemelerimiz hızlı bir şekilde değişim ve yenilenme sürecine girdi. Hemen hemen tüm yasal düzenlemelerimiz elden geçmekte, global şartlara uyumlu hale getirilmektedir. Bunların arasında perakende sektörünü de yakından ilgilendiren birçok değişiklik oluyor. Bunlardan Kırmızı Et ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik (5.1.2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı) direkt olarak üreticileri ilgilendirmekle birlikte indirekt olarak söz konusu üreticilerin ürettiği ürünleri satan marketleri de ilgilendiriyor. Özellikle temin ettikleri ürünlerin uygun şartlarda üretilmiş olması hem üretici firmanın yasal şartı ve prestiji açısından hem de marketin prestiji açısından oldukça önem kazanıyor. Zira aldığımız bir üründe yaşadığımız bir problemde muhattap olarak ilk satıcı firmayı sorumlu tutmaz mıyız? Bu sebeple satıcı firmaların üretici firmaları bu konularda kontrol etmesi, denetlemesi ve uygunsuz şartlarda üretim yapan firmaların ürünlerini satmaması gerekiyor. Ülkemizde bazı büyük hipermarketler bu uygulamaları çok ciddi olarak takip etmekte, mevzuata uygun üretim yapmayanların ürünlerini kesinlikle raflarına almamaktadır. Hatta buna ilave olarak yönetim sistemleri (HACCP, ISO 9001 vb.) ile üretim yapmaları yönünde talepte bulunmaktadırlar. Gıdaların güvenliğini sağlamaya yönelik sıfır hatayı amaçlayan HACCP, Avrupa`nın kabul ettiği başlıca standart ölçümlerinden biri. Geçmişi ise oldukça eskilere, NASA`nın 1970`lerde gerçekleştirdiği astronot beslenme programlarına kadar uzanıyor. Hazardous Analysis of Critical Control Points (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) ya da bilinen kısa ismiyle HACCP, ilk olarak 1973`te NASAda, astronotlar için gıda üretiminde sıfır hata projesi sonucunda ortaya çıktı. 1993`te çıkan Avrupa Gıda Maddeleri Hijyeni direktifi ile ilk defa yasal olarak Avrupa Birliği kanunlarına girdi. 1996`dan itibaren tüm gıda endüstrisinde uygulanması gereken yasal zorunluluk kapsamına sokuldu. Türkiye`de Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen HACCP çalışmaları, HACCP, genel olarak bilindiğinin aksine maliyetleri uzun vadede azaltan bir sistem olarak dikkat çekiyor. Güvenli olmayan ürünün üretimindeki hata ve satış riski yüksek olduğundan, bu sistemin tüm riskleri minimum düzeye indirmesi amaçlanıyor. HACCP, problem ortaya çıkmadan müdahele imkânı sağlıyor. Tartışma ise Avrupa`daki gelişmiş organize perakende yapısı içinde verimli yürütülen sistemin, Türkiye`de beklenen başarıyı sağlayabilmesi noktasında başlıyor. Avrupa`da kriterlere uymayan bir üreticinin ürünü hiçbir markette yer bulamıyor. Türkiye`de küçük esnafın ve bakalların denetlenmesinin yanında, marketler bile düzenli denetlenemiyor. Dolayısıyla üreticiler ürünü istedikleri yere satabilme rahatlığıyla, gerektiği kadar dikkat etmemeye başlayabiliyor. Sistemin Avrupa`daki getirisi, çok basit bir yaklaşımla sadece gıda ürünlerinde temizlik sağlamak değil. Bu, uzun yıllar önce aşılan bir konu. Asıl amaç, tüm üreticilerde ve perakendecilerde bir standart sağlamak. Her aşamada kontrol Standartların sağlanması için sadece hijyen departmanlarının değil, satınalma, üretim, satış gibi tüm enstrümanların uyumlu çalışması gerekiyor. HACCP kriterlerine uymayı garanti eden firma, gıda ile ilgili tüm üretim aşamalarından kullandığı kimyasallara, çalışanların temizliğinden ürünün nakliyesine kadar her şeyi kayıt altına almak ve sürekli denetlemek zorunda. Gerek üretim tesisinde gerek perakende satış noktasında kritik kontrol noktaları belirlendikten sonra işlemler kontrol altına alınıyor. Özellikle kimyasal tehlikeler ilk planda incelenip, haşere ilacı, temizlik maddesi, bakteri üremesine yol açacak yiyecek içecek gibi unsurlarda kontrolün en üst düzeyde tutulması gerekiyor. Çalışanlarının prosesi daha iyi anlamaları için işletmede kayıt ve dökümantasyonun tutulurken, Yazdığını yap, yaptığını yaz sloganı sistemin de temel kuralını oluşturuyor. HACCP, atıkların azalmasını sağlarken, firmaya olan güveni arttırıyor. Güvenlik riskleri açısından et ve et ürünlerinin en yüksek 4 °C`de saklanması gerekli çünkü bakteriler, 4 °C ile 65 °C arasında yayılabiliyor. Fakat 4 °C`nin altındaki sıcaklık değerlerinde mikroorganizmalar çoğalamıyor. Balıklar için ise 2 °C`nin üstü riskli bölgeyi oluşturuyor. Mikroorganizmaların önemli bir kısmı gıdalarla taşınıyor. Bu nedenle tarladan veya hayvan çiftliklerinden başlayarak, işleme, depolama, taşıma ve son tüketiciye satışa kadar tüm aşamalarda mikroorganizmaların gıdalara bulaşma riskinin kontrolü gerekiyor Mikroorganizmaların gelişmesinde sıcaklık, nem, gıdanın yapısı gibi faktörler etkili oluyor. Genellikle zor temizlenen taşıma ve iletme bantlarına, boru sistemlerine, tanklara, vanalara, fayanslara ve tezgâhlara yerleşen mikroorganizmaların yoğun olarak bulunduğu bir diğer ortam da tuvaletler. Yayılımı esnasında bakteriler bölünerek çoğalıyor ve uygun ortamda sayıları ortalama her 20 dakikada bir iki katına çıkıyor. Bu kurala göre; başlangıçta bir gıda maddesinde bulunan 100 bakteri, bir saat sonra 1600`e yükseliyor. Bakteri yayılmasında, gıda işletmesi içinde sigara içilmesi, sakız çiğnenmesi, yemek yenmesi risk arttıran etkenlerin başında geliyor. HACCP standartlarını hedefleyen bir işletmenin bu üç konuya özel dikkat edip kesinlikle yasaklaması gerekiyor. Bunu sağlamak için personel eğitimine özel önem gösterilmesi gerekiyor. HACCP`in altın kuralları - Çalışmaya başlamadan önce, aralarda, tuvalete gittikten sonra çalışanlar ellerini, mutlaka sıvı sabunla yıkayıp ve dezenfektanla temizlemelidir. - İşletmede çalışma ayakkabısı ya da galoş kullanılmalıdır. Saçlar, kep veya bone ile kapatılır. Elbisenin üst cebinde bir şey taşınmaz. - Gıdalara doğru hapşırılmaz veya öksürülmez. Hapşırmak gerektiğinde, ellerle ağız kapatılır sonra eller hemen dezenfekte edilir. Hasta oldunulan durumlarda amire bilgi vermek gerekir. - Çiğ gıdalarla pişmiş gıdalar beraber depolanmaz. Çiğ gıda işlerken kullanılan ekipman pişmiş gıdada kullanılmaz. - Donmuş ürünler kesinlikle çözünüp tekrar dondurulmaz. - Soğukta gelen gıdaları 4°Cnin üstünde, balıklar 2°Cnin üstünde depolanmaz. - Kasa veya ambalaj içerisindeki ürünler, yerle temas ettirilmez. - Depolarda bulununan ürünler, ambalajsız ve açık şekilde depolanmaz. İmal ve son kullanma tarihleri olmayan ürün bulundurulmaz. Tüm ürünler etiketli olmak zorundadır. - Tahta saplı, paslı ekipman kesinlikle kullanılmaz. Çürük ve küflü ürünleri, imhasını sağlamak için hemen amire bildirilir. - Temizlikte kullanılan deterjan ve dezenfektan bidonları, yiyecek maddelerinden ayrı bir yerde kapakları kapalı şekilde orjinal ambalajlarında depolanmalıdır. - Müşterilere tadım yapıtırılırsa kaşık ve kap temizliğine özel dikkat edilmelidir. Aşağıdaki bölümde, söz konusu yönetmeliğin amacı, uygulanması zorunlu ilgili kurum ve kuruluşlar (kapsam) ile genel ve özel şartlar yer alıyor. a) Tesislerin çevresi en az 1.5 metre yüksekliğinde duvar veya tel örgü ile çevrilir. Ancak şehir içerisinde ve sıkışık yerleşim düzeninde bulunan yerlerde kurulacak veya kurulu bulunan kombina ve mezbaha haricindeki tesislerin çevresinin en az 1.5 metre yüksekliğinde duvar veya tel örgü ile çevrilmesine gerek yoktur. b) Etin üretildiği, etin ve sakatatın parçalandığı, hazırlanmış et karışımlarının yapıldığı, mamul madde haline getirildiği, soğutulduğu, muhafaza edildiği, ambalajlandığı, paketlendiği, nakledildiği odalar ve koridorlarda zemin, su geçirmez, kolay temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir malzemeden yapılır. Suyun birikmemesi için kanallara doğru yeterli bir eğim oluşturulur. c) Atık suyun; etin üretildiği, etin ve sakatatın parçalandığı, hazırlanmış et karışımlarının yapıldığı, mamul madde üretiminin yapıldığı odalarda ızgaralı ve koku kapanlı drenlerle, diğer oda ve alanlarda ise uygun bir sistemle, akış yönü temiz sahalardan kirli sahalara doğru olacak şekilde tasfiyesi sağlanır. Kanalların temizlik ve dezenfeksiyona uygun, yuvarlak şekilli, yeterli derinlik ve büyüklükte, kanal kapak ve/veya ızgaraları kolay çıkabilen özellikte ve katı artıkların tutulması için bölümler arasındaki kanal bağlantılarında özel tertibatın bulunması gerekir. Tesisten çıkan atık suyun, şayet var ise atık su arıtma tesisine bağlanması için kapalı bir kanal sistemi bulunur. ç) Duvarlar; soğutma, dondurma ve muhafaza odalarında, en az depolama yüksekliğine kadar, kesim salonunda en az 3 metre yüksekliğe kadar, diğer oda ve alanlarda ise en az 2 metre yüksekliğe kadar açık renkli, yıkanabilir ve dezenfekte edilebilir, sağlam, düzgün ve geçirgen olmayan bir malzeme ile kaplanır. d) Soğuk depolar hariç duvar-zemin bağlantısının yuvarlatılmış yapıda olması gerekir. e) Kapı ve pencere çerçeveleri dayanıklı paslanmaz materyalden yapılır, eğer ahşap ise bütün yüzeyleri düzgün ve su geçirmez bir materyal ile kaplanır. Açılabilen dış pencerelerin tamamı sinek, haşere ve kemiricilerin içeri girmesini engelleyecek şekilde pencere teli ile kaplanır. f) Kapı ve pencerelerin yeterli genişlikte olması gerekir. Et ve sakatat gibi yenen maddelerin işlem gördüğü bölümlerde bulunan kapıların otomatik veya iki yönlü çalışır tipte olması sağlanır. g) Havalandırma ve buhar tahliyesini sağlayacak uygun bir sistem bulunur. Çalışma esnasında kapı ve pencereler açılarak doğal havalandırma yapılmaz. ğ) İşlemlerin rahatlıkla yapılmasına imkan veren ölçüde yeterli doğal ışık veya renkleri değiştirmeyen yapay ışıklandırma bulunur. h) Tavanın düzgün ve kolay temizlenebilir yapıda olması veya bu özellikte bir malzeme ile kaplanmış olması gerekir. ı) Çalışma yerleri ile temizlik yapılan bütün bölümlerde devamlı, içilebilir nitelikte ve yeterli basınçta sıcak ve soğuk su imkanı ile yeterli sayıda elle ve kolla kumanda edilmeyen tipte musluk bulunur. Buralardaki lavabolarda sıvı temizlik malzemesi, dezenfektan, bir kez kullanıma mahsus havlu ve kapağı ayakla açılan çöp bidonu bulundurulur. i) İçme suyu niteliğinde olmayan suların taşındığı boruların ayrı renkte olması ve etin parçalandığı, hazırlanmış et karışımlarının yapıldığı, et ve sakatat ürünlerinin bulunduğu odalardan geçirilmemesi gerekir. Ancak zorunlu hallerde, içme suyu niteliğinde olmayan su tesisatının; musluk, vana ve hortum takma yeri olmadığı durumlarda, bu odalardan geçirilmesine izin verilir. j) Kullanılan aletlerin temizlik ve dezenfeksiyonu için çalışma alanlarının uygun yerlerinde en az +82 0C sıcaklıkta su veya dezenfektan madde içeren kaplar bulundurulur. k) Temiz ve kirli bölümler arasında iş akışını engellemeyecek şekilde uygun bir ayırma yapılır ancak bu bölümler arasındaki geçişin zorunlu olduğu durumlarda geçiş yerlerinde uygun bir dezenfeksiyon sistemi bulundurulur. l) Kullanılan alet, masa, taşıma kapları, taşıyıcı bantlar ile etle temas eden tüm materyalin ete zarar vermeyecek, kolayca temizlenip dezenfekte edilebilecek nitelikte ve paslanmaz materyalden yapılmış olması gerekir. Etle temas eden veya edebilecek yüzeylerin, kaynak ve birleşme yerleri dahil, düzgün yapıda olması gerekir. m) Çöplerin, atıkların ve tüketime uygun olmayan et ve sakatatın konulması için su geçirmez, paslanmaz, kolay temizlenir ve dezenfekte edilir nitelikte ve özel işaretli kilitlenebilir yapıda taşıma araçları bulundurulur. Eğer çöp ve atıklar her çalışma günü sonunda tesisten uzaklaştırılmıyor veya imha edilmiyor ise bunların konulması için kilitlenebilir bir soğuk oda bulunması gerekir. n) Et ve et ürünleri ile ilgili tüm bölümlerde termometre veya termograf bulundurulur. o) Ambalajlama ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yerlerde, bu işlemler için gerekli olan materyalin hijyenik olarak depolanması için ayrı bir oda gerekir. ö) Tesisin kapasitesine göre yeterli büyüklük ve sayıda soğuk depo bulunacak ve soğuk depolar uygun soğutma ekipmanlarına sahip olacaktır. Bu ekipmanların defrost suyunun atılmasını sağlayacak bir sisteme sahip olması ve tavanda oluşabilecek yoğunlaşma suyunun atılmasına uygun bir sistemin bulunması gerekir. Karkaslar en fazla +4 0C ve sakatat ise +3 0C soğutulmadan sevk edilemez. p) Kombina ve mezbahalarda; et, karkas ve sakatat şok ve şok muhafaza yapılmak istendiği takdirde bu durum verilecek beyannamede bildirilecek ve şok ve şok muhafaza depolarının toplam sayısı ile alanı belirtilecek ve ancak bu durumda denetim sırasında bu depoların olup olmadığına bakılacaktır. Parçalama Tesisleri 1) Parçalama, kemikten ayırma ve paketleme için yeterli genişlikte, işlemlerin hijyenik kurallara uygun yapılmasını sağlayacak şekilde düzenlenmiş oda ve/veya odalar bulunur. Hazırlanmış et karışımları ve bunların ambalajlanması ayrı odada yapılır. Bu odalarda termometre veya termograf bulunur. 2) Paketlenmiş ve paketlenmemiş et ile hazırlanmış et karışımları için ayrı ayrı olmak üzere yeterli kapasitede soğuk ve/veya şok depolar bulunur. 3) Paket veya ambalaj materyallerinin depolandığı odaların hijyenik koşullara uygun nitelikte ve materyali buluşturabilecek odalarla hiç bir hava bağlantısı olmayan özellikte olması gerekir ve bu materyallerin bu odalarda, kullanılacağı zamana kadar ambalajı açılmaz. 4) Ambalajlama ve paketleme malzemelerinin, ambalajlama ve paketleme odasına hijyenik koşullarda nakledilmesi sağlanmalıdır. 5) Parçalama, kemikten ayırma ve paketleme için işlemlerin hijyenik koşullarda yapılmasına imkan verecek genişlikte bir oda veya alanın bulunması halinde bu işlemler için ayrı ayrı odalara gerek yoktur. 6) Sakatat ve et parçalama işlemi aynı zaman içerisinde yapılacak ise bu işlemler için ayrı odalar ve ekipman gereklidir. Ancak, etin ve sakatatın parçalanma zamanları ayrı ise gerekli temizlik ve dezenfeksiyon yapıldıktan sonra aynı oda ve alet ekipman kullanılabilir. 7) Taze et ve sakatat ayrı soğuk depolarda muhafaza edilecektir. Ancak ambalajlanmış ve paketlenmiş et ve sakatat uygun bir fiziki ayırımın sağlanması koşulu ile aynı soğuk depoda muhafaza edilebilir. 8) Kombina veya mezbaha dışında bağımsız olarak faaliyet gösteren bir parçalama tesisinde kanatlı hayvan eti de parçalanmak istenirse, bu parçalama işlemi kırmızı etin parçalandığı gün ve saatler dışında ve arada gerekli temizlik ve dezenfeksiyon yapıldıktan sonra gerçekleştirilebilir. Soğuk Depo Tesisleri 1) Bunlar yeterli kapasitede ve gerekli soğutma sistemine sahip olmalı ve sıcaklıklarını gösterir termometre veya termograf bulunmalıdır. 2) Bu odaların kapasitesi; 1 m2 lik alan için büyükbaş hayvanlarda en fazla 200 kilogram et, küçükbaş hayvanlarda en fazla 100-200 kilogram et, domuzlarda en fazla 150 kilogram et alacak şekilde olmalıdır. 3) Soğuk depo, şayet bir mezbaha veya kombina içerisinde ise karkasların iletilmesi için; kesim salonu, nakliye koridoru, nakliye platformu ve ilgili olduğu diğer bölümlerle uygun bağlantılara sahip havai ray hattı bulunur. Soğuk deponun tek başına karkas kabul ve sevk faaliyeti göstermesi durumunda ise yine nakliye platformu ile uygun havai ray hattı bağlantısı olmalıdır. 4) Soğuk depo içinde karkas, et, sakatat ve bunlara ait ürünlerin tabana veya duvarlara değmeden giriş ve çıkışı ile depolanmasını sağlayan paslanmaz özellikte bir donanım bulundurulur. Ambalajlama ve Paketleme Tesisleri 1) Bu tesislere; taze et, sakatat, hazırlanmış et, hazırlanmış et karışımları, et ve sakatat ürünleri, kolay temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir paslanmaz materyalden yapılı, su ve hava geçirmez özellikte taşıma kapları içerisinde ve soğuk zincirin kırılmasına imkan vermeyen nakliye araçları ile getirilir. 2) Büyük ambalaj ve/veya paketler halinde ithal edilen ya da bu şekilde ülke içinde üretilen et ürünleri soğuk zincirin kırılmasına imkan vermeyen nakliye araçları ile getirilir. 3) Ambalajlama ve/veya paketleme ya da daha küçük dilim veya porsiyonlar haline getirilme işlemi hemen yapılmayacak ise bu maddeler tesise getirildikten hemen sonra soğuk muhafazaya alınmalıdır. Daha sonra bu işlemlerin yapıldığı ve ortam sıcaklığının sürekli olarak azami +12 0C olduğu dilimleme ve porsiyonlamanın yapıldığı oda ve/veya odalara hijyenik şekilde nakledilmelidir. 4) Büyük ambalaj ve/veya paketler halinde ithal edilen ya da bu şekilde ülke içinde üretilen et ve sakatat ürünleri, kombina içerisinde bulunan veya bağımsız durumdaki bir et parçalama tesisi veya mamul madde üretim tesisi içerisinde daha küçük dilim veya porsiyonlar haline getirilecek ise bu işlemlerin yapılacağı yer tesisin diğer bölümlerinden tamamen ayrı olmalı ve ortam sıcaklığı azami +12 0Cyi geçmemelidir. Kaynaklar: Tarım Bakanlığı Kayıtları Türkiye Et, Süt ve Gıda Üreticileri Birliği Türkiye Gıda İthalatçıları Derneği Resmi Gazete Sitesi Bilgileri sağlamadaki katkılarından dolayı Neslihan Karota`ya, fotoğraflardaki katkılarından dolayı da Sesset`e teşekkür ederiz. Aytaç 1993 yılında gıda sektörüne entegre et, süt, yem ve hayvancılık tesislerini kurarak adım atan Aytaç, Türkiyenin ve Avrupanın en büyük et entegre fabrikasına sahiptir. Çankırı-Çerkeşte 852 bin metrekarelik alan üzerine kurulu Aytaç; et, süt, yem ve hayvancılık tesislerinde 600 uzman personelle, 7 ayrı işletmede üretimlerini gerçekleştirmektedir. Aytaç, hammadde tedarikinden üretime, üretimden nakliyeye, nakliyeden pazarlamaya yani üretimden sofraya kadar a kalite garantisini vurgulamakta ve halkımızın dini duyarlılıklarına uygun olarak üretimlerini yapmaktadır. Beşler Beşler, Türkiye`nin et mamülleri üretimini gerçekleştiren büyük entegre et tesislerinden biridir. Veterinerlerin kontrolünde yapılan titiz bir seçimle belirlenen küçük ve büyük baş hayvanlar kesimden üretime hazırlamada, aşama aşama çok titiz bir kontrolden geçirilerek, dünyanın en gelişmiş teknolojileri kullanılarak tüketime hazır duruma getirilir. Başka bir deyimle, canlı hayvandan, ambalajlanmış ürüne kadar üretimin tüm aşamaları Beşler`in entegre tesislerinde gerçekleştirilir. Beşler, ilk yıllarında belirlediği ilkelerini bugüne kadar hiç bir taviz vermeden uygulamaktadır. Kalite... Sağlık... Ekonomi... Lezzet... Hizmet... Bu beş ilke, Beşler`in başarısını belirleyen en temel üretim ve pazarlama yöntemini de oluşturmaktadır. 80`li yıllarda Türkiye`de ilk özel et kombinası ruhsatını almayı başaran kuruluş da Beşler olmuştur. Beşler sucuk, salam, sosis, pastırma ve kavurma ürünleri Beşler ve ORA markalarıyla bugün tam 88 ayrı çeşide ulaşmıştır. Çok farklı lezzetlerle harmanlanmış bu çeşitler tümüyle Türk damak zevki gözönüne alınarak hazırlanmış ve Türk tüketicisinden büyük bir beğeni almıştır. Çeşitlemede yeni buluşlarıyla birçok ilke imza atan Beşler, kendi alanında öncü olmayı da başarmıştır. Coşkun 1975 yılında Kemal Coşkun tarafından kurulan Coşkun Et ve Mamulleri, on yıl içinde sağlıklı bir büyüme sağlayarak, 1985 yılında özel Et Kombinası ruhsatı aldı. Uzman veterinerlerin denetiminde, islami yöntemlerle kesilen etler, şirketin kurucusu Kemal Coşkun`un yıllara dayanan bilgi birikimiyle oluşturduğu modern tesislerde Türk damak zevkine uygun olarak üretilmektedir. Danet Danet, 1975 yılında, Afyonun küçük bir ilçesi olan Şuhutta Afyon Tipi sucuk üretimiyle piyasaya girdi. İmal ettiği ürünler beğenildi ve aranır hale geldi. İmkanlarıyla sadece bölgesine ulaşabiliyordu. 1982de toptan et pazarlamasına başladı. 1997de 7500 metrekarelik alanda bölgesinin en büyük ve en modern entegre et tesisini kurdu. Ege bölgesinden temin ettiği büyük baş hayvanların kesimini bu tesislerde veteriner kontrolü altında, İslamî usûllere uygun olarak gerçekleştirerek İstanbulun et ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaktaydı. Fakat Danetin asıl hedefi başkaydı. O, kendi tesislerinde kestiği büyükbaş hayvanları paket et ürünleri haline getirmeliydi. Yani tesislere canlı olarak giren bir büyükbaş hayvan; çiftlikten mutfağa anlayışıyla sucuk, salam, sosis olarak tüketiciye ulaşmalı, en iyi en ekonomik olarak sunulmalıydı. Kısa bir sürede entegre tesislerinin hemen yanı başına Avrupa standartlarındaki fabrikasını kurdu. 2000 yılına bu hedefini gerçekleştirerek girdi. Sucuk, salam, sosis, pastırma, kavurma... Bugün firma, 40a yakın çeşidiyle tüm paket et ürünlerini imal ediyor. Pınar İlk özel girişimin sembolü haline gelen Pınar, yolculuğuna 1975 yılında Pınar Sütle başlamıştır. Dünya trendlerini yakından takip ederek, en sevilen lezzetleri, en sağlıklı ürünleri, en son teknolojiyi kullanan çağdaş üretim tesislerinde güvenilir koşullarda üretip, en modern ambalajlarda sunar. Sütten ete, undan peynire, sudan meyvesuyuna, balıktan mayoneze kadar çok çeşitli ürün kategorisi ile 29 yıldır sektörüne öncülük etmektedir. Pınar Süt, Pınar Et ve Un, Pınar Su, Marmara Su, Yaşar Birleşik Pazarlama, Pınar Anadolu Gıda, Çamlı Damızlık, Çamlı Besicilik ve Yem, Almanyada bulunan Pınar GMBH şirketleri ile büyümeyi sürdürmektedir. Altınkaya ABye hazır Altınkayanın İşletme Müdürü Gökhan Coşkun ile firmanın yeni ürün, yatırım planlarını ve sektördeki son gelişmeleri konuştuk... Altınkayanın kuruluş öyküsünü sizden dinleyebilir miyiz? Altınyaka Et Mamülleri firması Celal, Cahit, Saim Altınkaya kardeşler tarafından pazarlama şirketi olarak kurulmuştur. Daha sonraları büyüyen iç piyasada Topçularda 1990lı yıllarında imalathaneye geçilerek üretime başlanmıştır. 1995de Türkiye ürün kalitesi ve hizmetiyle önemli bir yere gelen Altınkaya Et Mamülleri, Pendik Kurtköyde fabrikaya geçmiştir. Altınkaya Et Mamülleri, 120 çeşit ürün portföyü, İstanbulda bulunan fabrika ve pazarlamasıyla Bölge Müdürlükleri ve 37 bayisiyle Türkiyenin en seçkin ulusal, yerel marketleri, otel, restoran ve tatil köylerinde hizmet vermektedir. Bayilik Sisteminizle ilgili bilgi alabilir miyiz? Şu an Türkiye genelinde 37 adet bayimiz bulunmaktadır. 2005 Pazarlama stratejimiz olarak bayilik sistemimizde her ilde 2 adet bayilik kurmayı düşünüyoruz. 2 adet bayilik kurmamızın sebebi ise toplu tüketim ve perakende bazında ili ikiye bölmeyi düşünüyoruz. Bu çalışmalarımızı da pilot iller belirleyerek projelerimizi gerçekleştirmeye başladık. Markalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Markaları yaratırken neleri gözönünde bulundurdunuz? Beşyıldız ve Müjde markalarıyla senelerdir hizmet vermekteyiz. Beşyıldız markası ürün kalitesiyle şarküteri kimliğiyle soframızda yer almıştır. Müjde ürün grubumuz ile Beşyıldızdan sonra yine Beşyıldız ürün grubuna yakın olarak ekonomik ürün markaları arasında yer almıştır. Yeni çocuğumuz Beşyıldız Bendis markasıyla peynir üretiminde yerini almıştır. Markaları yaratırken en önemli nokta müşteriyle doğru iletişimi kurmak lazım. Bu iletişimde reklam da var, fiyat da var, hizmette var tabii ki önemli olan ürün kalitesiyle kalıcı olabilmek ve bu iletişimi sürekli kılabilmek. Bu iletişimi sürekli müşteriyle sürdürebilirseniz o zaman siz bir marka olabiliyorsunuz. Yeni ürün veya marka projeleriniz varmı? 2005 yılında gerçekleştirdiğimiz Kaşar Peyniri projemiz Bendis oldu. Şu an portföyümüzde olan donuk ürün gruplarıyla ilgili çalışmalarımız devam etmektedir. Üretim portföyünüzde hangi ürünler yer alıyor. Üretim kapasiteniz ve tesisleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? Altınkayanın üretim portföyünde salam, sosis, sucuk, jambon, pastırma, kavurma, füme dil ve füme ürünler ana ürün gurplarını oluşturmaktadır. Bu guruplara bağlı çeşitleri ve piliç hindi ürünlerini de katarsak yaklaşık 120 çeşit ürünü fabrikamızdan satışa vermekteyiz. Bunlara ek olarak dondurulmuş ürünler sınıfından hamburger, köfte, döner gibi ürünleri yaklaşık olarak bir yıldır fason olarak Altınkaya markası ile ürettirip portföyümüzü zenginleştirdik. Bunun yanında et ürünlerine ek olarak pazarda sıkça talep edilen taze kaşarı da Bendis markası adı altında fason olarak ürettirip satış listemize eklemiş bulunmaktayız. Üretim kapasitemiz yaklaşık olarak 5 bin ton / yıldır. Tesislerimiz yaklaşık 5 bin metrekare kapalı alan üzerindedir. Tesisimiz girişinden sevkiyata kadar ISO ve HACCP kuralları ile işletilmektedir. Kullanılan tüm üretim ve paketleme makineleri sektörde bilinen en son teknolojiye uygun tamamı paslanmaz çelikten gıda üretiminde olması gereken yapıda ekipmanlardır. Zemin antiasit (bakteri üremesine müsaade etmeyen) yapıda yer kaplama malzemesi ile döşenmiştir. Yönetim olarak işletmemizde yenilikler ve gelişmeler takip edilip mümkün olduğunca bu gelişmeler sistemimize entegre edilmeye çalışılmaktadır. Gıda güvenliği hakkında neler söylemek istersiniz? İçinde bulunduğumuz gıda sektörü tartışma götürmez olarak insan sağlığını direkt ilgilendiren bir sektördür. Ayrıca ürünlerimiz birçok kişi tarafından tüketilmektedir. Bu durum da olayın ciddiyetini artırmaktadır. Bu sebeplerden dolayı yaptığımız işte önce dışarıdan temin ettiğimiz hammaddelerin (et, baharat, katkılar, ambalaj malzemeleri v.b.) güvenli olup olmadığını kontrol ederiz. Bu kontrolu yaparken referanslarımız TSE, Türk Gıda Kodeksi ve konu ile ilgili diğer yasal mevzuatlardır. Eğer tedarikçilerimizde aradığımız kriterler ve gerekli belgeler mevcut ise uygun olarak değerlendirilir. Bunun yanında bu yerleri belirli periyotlarda denetleyerek beyanlarının sağlamasını sağlarız. Gerekli durumlarda rutin olarak kendi laboratuvarlarımızda yaptığımız analizlere ek olarak devlet tarafından akredite edilmiş laboratuvarlarda da hammaddeleri analize gönderip çift kontrolle hammaddenin güvenli olduğuna emin olduktan sonra alımlarımızı gerçekleştiririz. Hammaddenin işletmeye girmesinden sonra bizim sorumluluğumuz başlar. Bu konuda da tüm işlemlerimiz HACCP normlarına göre takip edilerek ürettiğimiz ürünün güvenli bir şekilde tüketicilerimize ulaşmasını sağlarız. Bu arada unutulmaması gereken önemli bir nokta üretim prosesinin her noktasındaki personelin gıda güvenliği konusunda yeterince eğitilip bilgilendirilmesi ve bu eğitimin sürekli olarak tazelenip çalışanların bu önemli ayrıntıları kavrayıp kavramadıkları test edilmesidir. Anlatmaya çalıştığım HACCP belgesini alan bir firmanın almış olduğu belgenin arkasına sığınıp her şeyi oluruna terk etmemesi gerektiğidir. Aksine işletmeye hakkı ile verilmiş bu belgenin gereğini daimi olarak yerine getirmelidir ki gıda güvenliği sağlanabilsin. Yoksa alınan HACCP belgesinin bir kağıt parçasından başka bir değeri olmaz. İşletmelerin yanı sıra tüketicilerinde gıda güvenliği adına sorumlulukları vardır. Piyasada satılan üzerinde ürün veya üretildiği yer ile ilgili hiçbir bilgi yer almayan ürünleri almayarak hatta bu ürünleri gördüklerinde gerekli yerlere ihbarda bulunarak, bu konuda bilgisi olmayan sadece alım zorluğu çektiği için fiyatının düşük olmasının cazibesine kapılarak bu tarz ürünleri tüketebilecek insanları da dolaylı olarak biraz da olsa korumuş olacaklardır. Kısacası toplum olarak gıda da ve diğer tüketim mallarında bilinçli tüketici olmamız gerekmektedir. Yüksek standartlarda üretim gerçekleştiriyorsunuz ve bunu da aldığınız uluslararası kalite belgeleri ile pekiştirdiniz. Sizce bu şartlara sahip olmayan firmalara karşı yeterince tedbir alınıyor mu? Merdivenaltı üretim ve bunun yol açtığı haksız rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz? Önlenmesi için neler yapılması gerekir? Aslında sorunuzun birinci kısmının cevabı ikinci kısmında var, yani yeterince tedbir alınamıyor ki merdiven altı üretim halen gündemde. Doğal olarak uygun bir üretim alanı olmayan, sigortasız işçi çalıştıran, temizliğe ve hijyene önem vermeyen ve bu konuda yatırımı olmayan, menşei belli olmayan ucuz ve kalitesiz hammaddeler ile üretim yapan, bunun yanında faturasız alışveriş yaparak vergiden muaf olan bir kısım merdivenaltı üretici ile tüm bu saydığımız adımları lâyıkı ile yerine getirip yatırım yapan üreticinin aynı pazarda eşit şekilde rekabeti mümkün değildir. Bu durum hem sektörde hiç hak etmediği kötü bir intiba uyandırıyor, hem de farkında olmadan bu ürünleri tüketen kişilerin sağlıklarını riske ediyor. Bu tarz üreticilerin önlenmesi tabi ki devletteki yetkili mercilerin yoğun kontrolleri ve baskısı sonucu olacaktır. Fakat içinde olanların bildiği gibi yetkililer yıllardır ellerinden geldiğince çabalamakta fakat kadro çok kısıtlı olduğundan bu oluşumları önlemekte başarılı olamamaktadırlar. Son aylarda aldığımız bilgiler kadroların yetecek derecede takviye edileceği ve yetkililerin hazırladıkları güncel yasalar ile kararlı bir şekilde bunların üzerine gideceğidir. Bu tabiki sevindirici bir gelişmedir. Fakat ne olursa olsun bu oluşumları önlemekte toplum olarak bizlere düşen görevlerde yok değildir. Bir kenarda oturup her şeyi devletten bekleme alışkanlığını aşıp, gördüğümüz bu tip olumsuzlukları yetkililere bildirerek, kötü üretilmiş ürünleri satın almayarak, bilinçli tüketici oluşturmak adına özel sektör olarak çalışmalar yaparak ve en önemlisi belgesiz ve merdiven altı üretime karşı yılmadan hijyenik ve belgelendirilmiş üretim yaparak, merdivenaltı üretime karşı birlik olarak kısa zamanda bu sorunları da çözeceğimize inanıyorum. Türkiyedeki et sektörünü nasıl değerlendiriyor, geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yıllardır sektörü kalkındırmak adına gündeme getirilen politikalar yanlış değerlendirildiğinden, iyiye gitmesi gereken hayvancılık ve tarım daha da kötülemiştir. Bu durumu, et fiyatları Avrupada 1,5 Euro civarında iken Türkiyede 5,5 6 Euro civarında olmasından görebiliriz. Konuyu biraz daha açmak istersek, ülke hayvan populasyonunu korumak için ithal et ve damızlık hayvan ithalatı açılmış, fakat bununla birlikte tarım ve hayvancılığa aktarılan krediler görünüşte bu işler için verilmiş fakat kredileri alanlar bu paraları başka alanlarda kullanmışlar veya çarçur ettikleri için geri ödeme zamanın da faizlerini dahi ödeyemeyecek duruma gelmişlerdir. Sonuçta hem dışardan ucuz et girmiş yerli üretici zarar etmiş, hem de besiciler kredileri yanlış kullandığı için hayvan populasyonu artmamıştır. Bu örnek, sebeplerden sadece bir tanesidir. Bununla beraber tarımda ve meracılıktaki yanlış uygulamalar et sektörüne büyük darbeler vurmuştur. Tabi bunun yanında doğudan kaçak olarak getirilen ve etleri ucuza satılan hayvanlar dürüst besi yaparak para kazanmayı amaçlayan çiftçinin belini bükmüştür. Tüm bu ve buna benzer problemler tarım ve hayvancılıkta Türkiyenin dünya lideri bir konuma ulaşması gerekirken şu anda dışarıya bağımlı hale gelmesine neden olmuştur. Geleceğe baktığımızda iç politikalarda Tarım Bakanlığı birçok destekleyici proje üretmekte ve adım adım bunları uygulamanın periyodlarını planlamaktadır. Normalde de aklı başında olan bir hükümet Türkiyenin öncelikle bir tarım ve hayvancılk ülkesi olduğunu bilmeli ve tüm kaderimizin bu doğal varlıklarımızı elimizde tutmak, geliştirmek ve bu konuda en üst düzeye çıkarak dünyada söz sahibi bir ülke olması gerekliliğini bilmelidir. Sevindirici olan şu anda bu anlayışa yönelik çaba artarak sürmektedir. Dış politikaya baktığımızda yine kendi görüşüm olarak belirtiyorum; ABnin tarım ve hayvancılık alanın da izlememizi istediği yol önce belirttiğim anlayışa taban tabana zıttır. Tabi bu görüşleri basından takip ettiğimiz gelişmeler kapsamında belirttiğimizin bilinmesi gerekir. Yani tarım ve hayvancılığın geleceği bizlerin yaptıklarında veya yapacaklarındadır. Bu konuda özel sektörün katılımcı olarak daha aktif rol oynaması ihtiyaçlarını, sorunlarını yetkililerle paylaşması gerekmektedir. Çünkü bu sorunları yaşayan daha iyi bilir. Sorunlarla beraber çözüm önerileri de gündeme getirilir yetkili mercilerde bunları değerlendirmeye alırsa geleceğin hayvancılık sektörü için daha iyi sonuçlar getireceğine inanıyorum. Bonet MAP ambalajda BONET Türkiye de ilk defa MAP (Modified Atmosphere Processing) teknolojisine sahip sağlıklı şeffaf ambalajında Türk tüketicisine ulaştırıyor. 50 Yıllık kırmızı et firması Bonfilet, kıymadan hazır köfteye her türlü kırmızı et ürününü artık MAP (Modified Atmosphere Processing) teknolojisiyle tüketicilere ulaştırıyor. Türkiyenin değişik yörelerinden özenle seçilen büyük ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen kırmızı et ürünleri, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinin hijyen denetimi altında tüketicilere en sağlıklı ve hijyenik koşullarda ulaştırılıyor. MAP teknolojisi kullanılarak hazırlanan özel ambalajlar, etin ilk günkü tazeliğini 0 4 ºCde 10 gün, -18 ºCde 6 ay boyunca koruyarak, BONET ürünlerinin besin değerlerinden hiçbir kayıp olmaksızın tüketilmesine olanak sağlıyor. Ayrıca, üretimin ve ambalajlamanın her aşamasında uygulanan HACCP kriterleri ve İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi tarafından gerçekleştirilen hijyen denetimi, beslenmenin protein değeri bakımından en önemli öğesi olan kırmızı et ürünlerinin, BONET markasıyla en sağlıklı ve hijyenik koşullarda tüketicilere ulaşmasını sağlıyor. Kırmızı et ürünlerinde her damak zevkine uygun, zengin bir seçenek sunan BONET, kıymadan kuşbaşına, taze köfte ürünlerinden antrekota, pirzoladan özel etlere kadar uzanan geniş dana, kuzu ve hazır ürün grubuyla tüketicilerine Carrefour, Champion SA, DIA SA, BİM, Migros gibi ulusal zincir marketler ve diğer seçkin satış noktaları üzerinden ulaşıyor. İkbal örnek oluyor 1922 yılında Afyonda mütevazı bir Anadolu lokantası olarak başlayan İKBALin öyküsü, bugün kalitenin, lezzetin, güvenin ve dürüstlüğün adı olarak sürüyor... İkbal, sağlıklı beslenme hakkına duyduğu saygı ve üretim anlayışının temeline yerleştirdiği Önce İnsan, Önce Sağlık ilkesi doğrultusunda yatırımlarını sürdürüyor. ISO ve HACCP belgelerine sahip kuruluşun İkbal Gıda A.Ş. Üretim Tesisleri, Afyon Tarım İl Müdürlüğüne bağlı Kontrol Şube Müdürlüğü tarafından örnek tesis seçildi. Afyonu ziyaret ederek, burada bulunan üretim tesisleri hakkında bilgi almak isteyen Uşak Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, Afyon Tarım İl Müdürlüğü Kontrol Şubesi görevlileriyle birlikte, İkbalin üretim tesislerini gezerek, üretim teknolojisi ve ürünleriyle ilgili bilgi aldı. Afyon Tarım İl Müdürlüğü tarafından ziyaret edilmek üzere örnek tesis olarak seçilen İkbal Gıda A.Ş. Üretim Tesisleri, 15 bin metrekarelik alan üzerine, 6 bin metrekare kapalı alan olarak kuruldu. Tüm İkbal ürünleri, Türkiyenin en kalite etleriyle, en modern üretim makinelerinde, gelişmiş üretim ekibi tarafından bu tesislerde üretiliyor. Kalitenin bireye, topluma ve genel ahlak ilkelerine duyulan sorumluluktan doğduğuna inanan İkbal Gıda, Türkiyede kalite anlayışına insan odaklı yeni bir yaklaşımla büyümeye devam ediyor. Markalı ette Sesset damgası Sesset, Türkiyede bir ilki gerçekleştirerek, bugüne dek ihmal edilmiş bir konuda yepyeni bir ürün gamı sunuyor. Sess Gıda`nın, Canım ve Sesset marka et ve şarküteri ürünleri market raflarındaki yerini aldı. Sess Gıda`nın, Canım markasıyla sosis, sucuk, salam, Sesset markasıyla antrikot, bonfile, biftek, dana kuşbaşı, dana sote, homeburger, kontrafile, kuzu pirzola, ossobucco (Dana İncik) ve T-Bone Steak`ten oluşan 10 yeni ürünü tüketicilere sunuldu. Amaçlarının, Türkiye insanına satın alınabilecek en makul fiyata, en kaliteli ve en sağlıklı eti sunmak olduğunu belirten şirket yetkilileri; yakın gelecekte hizmete geçecek entegre gıda fabrikaları ve kurulacak besi çiftlikleri ile, insanımızın protein gereksinimine kalıcı ve yapıcı bir çözüm üretmek için önemli bir adım atacaklarını söylüyorlar. Şarküteri ürünlerinde saygın markaların olduğunu, ancak kırmızı etin bir markasının olmadığını belirten şirket yetkilileri, Sessetin bu alanda markalaşmanın öncüsü olacağını kaydediyor. Bugüne kadar, et sektörünün cazibesini yitirmesinde ve etin pahalı bir ürün olmasında, yanlış hükümet politikaları yüzünden besicilik sektörünün geriye gitmesi neden olsa da, Sesset bu sektörün tüm zorluklarını bilerek, yatırım yapıyor. Özellikle laboratuvar koşullarında test edilmemiş, merdiven altında kesilmiş ve ne durumda tüketiciye sunulduğu belli olmayan et ve sucuk, salam, sosis vb et ürünleri, yarardan çok zarar veriyor ve birçok hastalığa yol açıyor. Sesset, Çoklu Koruma Yöntemi adı altında, bir dizi işlemden geçirdiği et ve et ürünlerini, tüketiciye en çağdaş ve en sağlıklı biçimde sunmayı amaçlıyor. Sesset, hayvan seçiminden kesimine, etin dinlendirilmesinden şoklanarak dondurulmasına, vakumlanarak ambalajlanmasına ve kutulanmasına kadar her aşamada, sağlıkla ilgili tüm mevzuatların yanı sıra ekstra koruma sistemlerini de ihmal etmiyor. Türkiyede yeni bir sistem olan, ışınlama Sessetin koruma sistemlerinden biri olarak bazı ürünlere uygulanıyor. Türkiyede yalnızca Gamma-pak A.Ş.nin verebildiği bu hizmet ile gıda ürünlerinde üremesi olası tüm patojen organizmalar yok edilebiliyor. Sesset yetkilileri, sadece sağlığı ön plana almadıklarını; önemli olanın, tüketicinin lezzetli bir et yemesi olduğunu belirtiyor. Bu amaçla, kemiksiz ürünlerin tümü, dinlendirilmenin yanı sıra marinasyon yani terbiye işleminden de geçiyor. Böylece, tüketiciye, etin terbiyesiyle hiç uğraşmadan, sadece arzuladığı yeme biçimini uygulamak düşüyor. Yaşamı Kolaylaştıran Lezzetler jeneriği ile sunulan, sağlıklı Sessetler, önce Migros, Carrefour-Sa ve Champion-Sa raflarında yerini alıyor Yakında bütün Türkiye genelindeki seçkin marketlerde yerini alacak olan ürünlerin satış ve pazarlamasında, soğuk zincire tam uyan satış noktaları esas alınıyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive