“Yemek sadece yemek değildir”

02 Ekim 2017 Pazartesi

Bursa’da Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) 4’üncü kez düzenlediği Uluslararası Gıda Kongresi geçtiğimiz günlerde yoğun katılımla gerçekleşti. Kongreye perakende sektörünün yakından tanıdığı Ramazan Başan da bizzat katıldı ve kongreyi yakından gözlemledi. Kongreden sonra da gördüklerini kaleme aldı

yemek-sadece-yemek-degildir

Perakende Uzmanı ve Danışmanı Ramazan Başan, Bursa’da gerçekleşen 4’üncü Uluslararası Gıda Kongresi’ne yönelik notlarını kaleme aldı. Başan’ın notları şu şekilde:

 

“Futbol için çokça söylenen bir sözdür: “Futbol sadece futbol değildir”.
Gıda ve yemek için de aynı şeyi söyleyebiliriz: “Yemek sadece yemek değildir.” 
Gıda, yemek, gastronomi denilen sektörlerin büyüklüğü, dokunduğu insan sayısı, ekonomiye etkisi, katkısı, günlük hayatımızdaki etkisi o kadar fazla ki, gündemi her zaman meşgul etmektedir.  İşte bu gerçeği gören Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), 28-29 Eylül 2017 tarihlerinde Merinos Atatürk Kongre Merkezinde 4.Uluslararası Gıda Kongresi düzenledi.


Aylarca süren uzun mesailer ve emek sonunda birbirinden değerli konuşmacılar ile harika bir organizasyon gerçekleştirildi. Bursa’nın değerli markalarından olan Marmarabirlik, İnoksan, Kafkas, Onur Marketleri, BESAŞ, Üç-Ge, Hayat Lokantası sponsorluğunda gerçekleştirildi.


Gıda Güveliği, Gıda Teknolojisi, Gastronomi, Beslenme, Sağlıklı Gıda, Tarımsal Üretim, Perakendede Gıdanın Rolü konu başlıklarıyla önemli paylaşımlarda bulunuldu.  CarrefourSa Gıda Direktörü Ayşin Işıkgece, Perakende Mentörü Servet Topaloğlu, Gastronomi Turizmi Derneği Genel Başkanı Gürkan Boztepe, Mutfak Araştırmacısı Ömür Akkor, Futurist Ufuk Tarhan, Beslenme UzmanıAyşegül Çoruhlu ve birbirinden önemli akademisyenler katıldı.

    
İnsanoğlunun varlığından bu yana ne yiyeceği ve nasıl yiyeceği her zaman gündem oldu. Gıdanın seçimi sağlığımızı ve hayat kalitemizi etkilediğinden insanoğlu gıda tercihleri sürekli değişti. Son yıllarda ne yiyeceğimiz ne yemeyeceğimiz her gün gündemi meşgul etti.  Gıda sektörü ihracatı toplam ihracatın  %12 ‘sini,  Gıda sektörü ithalatı toplam ithalatın yüzde 5,3’ünü oluşturmaktadır. Hollanda örneği alınarak daha fazla ihracat için kooperatifçiliğin gelişmesi, kurumsallaşması sağlanmalıdır.

          
Tarımda kendi kendine yetebilen bir ülke olmaktan çıktığımız için tekrar tarımsal destekli, çiftçiliği özendirecek uygulamalara geçilmesi gerekmektedir. Samanı bile ithal ederek hayvancılığı zora soktuk. Dünyanın en pahalı etini biz yiyiyoruz. Amerika’da 6 dolar, Avrupa’da 5 Euro olan kıymayı biz 40 TL’ye  alabiliyoruz.  Bal bal değil, peynir peynir değilken coğrafi işaretler önem kazandı. Yöresel olan katkısız olan, organik olan ürünler aranır oldu. 

Ülkelerin bile kültür ihracatlarını gıda ile ilgili konularla yapmaya başladılar. Hamburger Amerika’nın, Waffle Belçika’nın, Pizza İtalya’nın, Lahmacun Ortadoğu’nun, Sosis Alman’ların, Suşi Japonların, Taco Meksika’lının , Kalamar Yunan yemeği olurken Türkiye denilince  dünyada ne algılanıyor ?

        
Türk restoranlarının dünyanın en önemli başkentlerinde açılması için devletimizin Gastronomi sektör temsilcilerini desteklemesi gereklidir. İşini doğru yapan dünyadaki Türk Restoranları gönüllü elçi şeklinde çalışmaktalar.  Bu aşamada Türkiye’nin gıda ile ilgili stratejisi, gastronomik hedeferi olmalıdır. Kars’ın kaşarı, Kayseri’nin pastırması,Tokat’ın mantısı, Afyon’un sucuğu, Susurluk’un tostu,ayranı, Ezine’nin peyniri, Edirne’nin ciğeri, Bursa’nın döneri, kestane şekeri, şeftalisi,zeytini, Karadeniz’in hamsisi, Adana’nın kebabı, İzmir’in kumrusu Aydın’ın çöp şişi  değer haline getirilmeli, markalaştırılmalıdır.  Güzel olan şu ki, Gastronomi ile ilgili bölümler öğrencilerin daha çok ilgisini çekerek, aşçılık  değer kazanan bir meslek haline gelmektedir.”