“Başka bir gezegenimiz yok, şimdi harekete geçme zamanı”

Sustainable Brands 2016 İstanbul, bu yıl bir kez daha sürdürülebilir gelecek için çalışan marka liderlerini bir araya getirdi. İstanbul Swissotel’de başlayan konferansta, yeni marka stratejileri, inovasyon, dijitalleşme, yeni tüketici trendleri, tedarik zinciri, sürdürülebilirlik hedefli start-up, sosyal etki ve iletişim konuları masaya yatırılıyor

Eklenme Tarihi : 26 Mayıs 2016 Perşembe
baska-bir-gezegenimiz-yok-simdi-harekete-gecme-zamani

Dünyanın en önemli 50 konferansı arasında gösterilen globalSustainableBrands buluşmalarının İstanbul ayağı, Swissotel The Bosphorus’ta başladı. Bu yıl ‘ThePower Of And’ temasıyla gerçekleştirilen Sustainable Brands 2016 Istanbul’da geleceğin değişen markaları, yeni marka stratejilerini, inovasyonu, dijitalleşmeyi, yeni tüketici trendlerini ve sosyal etkiyi tartışıyor. Sürdürülebilir marka liderlerinin bir araya geldiği konferansın açılış konuşmasını yapan Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç, tüketicinin değiştiği, dijitalleşmenin hızla sürdüğü bir ortamda markaların başarı için yeni bir yol haritasına ihtiyacı bulunduğunu belirterek: “Her yıl 12 farklı ülkede gerçekleşen Sürdürülebilir Markalar Konferansı iş dünyasına bir bilgi ve iş birliği platformu sunuyor.” dedi. Sevinç, ABD/San Diego ve Brezilya/Rio de Janeiro’dan sonra İstanbul’un, Sürdürülebilir Markalar Konferansı’nın düzenlendiği ilk 3 lokasyon arasında yer aldığını vurguladı.


“Türkiye’de yeni Aziz Sancar’lar çıkaracak cevher var”
Moderatörlüğünü dünyaca ünlü yazar ve eleştirmen Thomas Kolster’in yaptığı oturumda BASF Türk CEO’su Buğra Kavuncu, sürdürülebilir eğitim hamlesiyle Türkiye’ye katkı sağlamayı hedefledikleri ‘81 İlde 81 Kimya Laboratuvarı’ projesini paylaştı. Kavuncu: “Sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratıyoruz’ misyonudoğrultusunda farklı ihtiyaç gruplarının sesini dinliyor; ihtiyaç neredeyse orada olmaya çalışıyoruz. Türkiye genelindeki liselerde laboratuvarlarla ilgili bazı çalışmalar yapılabileceğini tespit ettiğimiz 2010 yılında bu projeyi hayata geçirdik. Bugüne kadar 60 laboratuvarı açtık, bu yıl da 10 yeni laboratuvar daha açmayı hedefliyoruz. Çocukların, gençlerin gözündeki ışığı görmek, bize büyük mutluluk veriyor. Aralarından yeni Nobeller alacak Aziz Sancar çıkması bize gurur verir.” dedi.


Tröllback’ten BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yeni iletişim dili
2015 yılının en önemli 10 medya ve iletişim gurusundan biri olan Jakob Tröllback, Sürdürülebilir Markalar Konferansı katılımcılarına, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik kurguladıkları yeni iletişim dili hakkında bilgiler verdi. İletişim için değişime yönelik yeni bir dil geliştirilmesinin insanların konuya dahil edilmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Tröllback, “Oldukça karmaşık ve uzun bir şekilde dile getirilen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini, ‘sıfır yoksulluk’, ‘sıfır açlık’, ‘karada yaşam’ gibi sloganlarla ifade etmeye çalıştık. Görsel bir dile olan ihtiyacımızı çeşitli ikonlarla karşıladık. Böylece insanların sevmesini ve duygusal olarak bağlanmalarını sağladık. Dünyanın farklı bölgelerinden fotoğraflar gelmeye başladı. Konferanslarda ve hatta konserlerde artık bu ikonlar kullanılıyor. Liverpool Futbol Takımı formasının üzerinde bu ikonlara yer verdi” diye konuştu. Tröllback, yeni bir iletişim dili belirlemek isteyen şirketlere, “Unutmayın! İletişimi daha karmaşık hale getirdikçe kimse kazanmayacak. Aksine karmaşık olanı sadeleştirin ve güzel kılın!” önerisinde bulundu.


Atık ağları kullanıp Hollywood markası yaratan İspanyol girişimci İstanbul’dan dünyaya seslendi
2013 yılında geri dönüştürülebilir malzemelerden kıyafetler üretmek amacıyla kurulan ve sürdürülebilir tüketim ile moda devrimi yaparak Hollywood markası haline gelen ECOALF’in yaratıcısı, İspanyol girişimci ve aktivist Javier Goyeneche, inovasyon, tasarım, teknoloji ve sürdürülebilirliğe dayanan üretim yaklaşımlarının ipuçlarını paylaştı. Goyeneche, kendisini bu marka girişimine yönlendiren hikâyeyi şöyle anlattı: “Dünyada her yıl 50 milyon adet plastik torba kullanılıyor. Üstelik bunun yüzde 25’lik kısmı sadece 30 dakikalık ömre sahip. Her yıl 650 bin balık ağı öylece denize bırakılıyor. Denize atılan cam şişeler 700 yıl, lastik şişeler 450 yıl, metal kutular ise 200 yıl kalıyor. Oysa bu atıkların yüzde 60’ı geri dönüştürülebilir.


Yapılan bir araştırmaya göre balıkların yediği plastik oranı yüzde 32 ve 2050 yılına kadar denizlerdeki plastik miktarı balık miktarından çok daha fazla olacak. Dolayısıyla artık ‘harekete geçme zamanı’ diyerek, sürdürülebilir kaynakları tüketmemek ve geri dönüştürülebilir malzemeleri kullanarak kıyafetler üretmek için E COALF’i kurduk. Kullandığımız malzemelerin geri dönüştüm oranı yüzde 85 ila 100 arasında. Balık ağlarını, kahve artıklarını, kullanılmış kamyon lastiklerini alarak yeni ürünler yaratıyoruz.” Goyeneche, “Başka bir gezegenimiz yok! Biz enerjimizi ekosistemi değiştirmeye harcamıyoruz, yeni bir model yaratmaya harcıyoruz. Bu şekilde atığı dönüştürebiliyoruz.” dedi.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive