Sahici bir kadından sahici şarkılar

İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika ile El Último Trago adını verdiği yeni albümünün hemen ardından sohbet etme fırsatı yakaladık. Flamenkoya caz yorumu katan, çağdaş dünya müziğinde farklı bir pencere açan genç şarkıcı, o kadar içten ki egosunu fırlatıp atmış sanki. Şarkılarındaki samimiyeti, söyleşimizde de bulacaksınız

Eklenme Tarihi : 16 Ağustos 2010 Pazartesi
sahici-bir-kadindan-sahici-sarkilar

Cenk ERDEM

İstanbuldaki ilk performansınızı, geçtiğimiz sene, ocak ayında gerçekleştirmiştiniz. Sahnedeki vokal tarzınız hâlâ silinmedi hafızalardan, sesinizle oyun oynar gibiydiniz. Böylesi buluşmalarda caz numaraları yapmak, özel bir seçim mi? Hayır, pek öyle sayılmaz. Caz, blues veya flamenko, benim için fark etmiyor. Şarkı söylüyorum, hissettiğim şekilde... Aslına bakarsanız, hep aynı şeylerin peşinde koşuyoruz. Aynı aşkı arıyor, aynı aşkı anlatıyoruz. Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım; aynı heyecanlarla, aynı kuruntularla, aynı kıskançlıklarla sıkışıyor yüreğimiz. Umutsuzluk ve karamsarlık, hep aynı ağları örüyor ömrümüze. Öte yandan, hayatı güzelleştirecek daha anlamlı bir başka motivasyon kaynağı yok. O yüzden aşka muhtacız. Ben de sahnedeyken aşka geliyorum galiba. Müziğin içinde kayboluyorum. Duygularım, bir yol buluyor kendine. İlla ad koymaya çalışmıyorum. Yeni albümünüz El Último Trago, Meksikanın efsane divası Chavela Vargası şarkılarıyla kutluyor. Sizce onun şarkılarını mükemmel kılan en önemli özellik ne? Bir kere, çok cesur... Hayat karşısında onun kadar cesur olmaya, hepimizin ihtiyacı var. Chavela Vargas şarkılarıyla kendim olma cesaretini kazanıyorum. Kendim olmaktan çekinmiyorum. Cazseverlere yeni bir serüven Bir önceki albümünüz Nina de Fuego, daha çok flamenko formundaydı. Son prodüksiyonunuz ise Latin caz kokulu. El Último Trago için flamenko molası diyebilir miyiz? Her gün yeni biri olabiliriz. Her yeni gün, yeni bir fırsat demek çünkü. Her yeni albüm de kendime doğru yaptığım bir yolculuk özünde. Değişiyorum, bir başka ben buluyorum içimde. Yine öyle oldu. Müzik kariyerim açısından farklı bir pencere açtım. Fakat flamenko molası değil. Zaten gerekmiyor kategorize etmek. Sadece kendimi ifade edebilmemi sağlayan yeni bir olanak, yeni bir deneyim... O 13 şarkıyı, 11 saat gibi rekor bir sürede kaydettik. İspanyadan kalkıp Havanaya gitmemiz ve 11 saat sonra albümü bitirmiş olmamız, bana bile inanılmaz geliyor hâlâ. Tıpkı sizin gibi kökleri Afrikaya uzanan meşhur Kübalı caz piyanisti Chucho Valdes ile çalışmışsınız albümde. Onun katkısı, tarzınızı nasıl etkiledi? Valdes, bir üstat. Bir öğretmen, bir kılavuz... Bize öğretiyor. Bazen kör, bazen sağır, bazen hissiz ve cahiliz ya kendimize karşı. Dönüp kendimize bakmamızı sağlarken, içimizdekini keşfetmemize aracı oluyor. Kaynağı yine kendimizde aramamız gerektiğini öğretiyor. Hepimiz, birer oyuncuyuz şu yaşam yolculuğunda. Acemi de olabiliriz üstlendiğimiz rolde, üstat da. Yaptığımız keşiflerle ilgili. Biri çıkıp yolu aydınlattığında elindeki fenerle, süreç kolaylaşıyor. Daha az yoruluyor ama daha çok şey elde ediyorsunuz o zaman. Dünyanın bütün sahneleri benim ülkem Afrika kökleriniz, Mayorkada geçen çocukluğunuz, bir sanatçı olarak kazandığınız New York ve Las Vegas deneyimleri... Dünya coğrafyasında sınırlarınız yok sanki. Sahnede hangi kimliği temsil ediyorsunuz? Benim ülkem, kendimi mutlu hissettiğim her yer. Farklı kültürlerin izlerini taşıyıp, değişik kimliklere bürünsem de ruhum, bedenim ve kalbim sahneye ait. Yerim yurdum orası galiba. O ışıkların altında başka bir düzen hakim. İşinizi iyi yaptığınızda, kimse sizin köken ve milliyetinize bakmıyor. Chavela Vargas, hem sanatçı kişiliği hem de ressam Frida Kahlo ile yaşadığı romantik ilişki nedeniyle çok çarpıcı bir figür müzik tarihinde. Aynı cesaret ve kararlılık, şarkılarına mutlaka sızıyor olmalı... Evet, bütün şarkılarında yakalıyorsunuz bunu. Özellikle yalnızlıkta mutlu olabilme cesaretini... Yalnızlığa, ondan bir hastalıkmış gibi kaçtığımızda tutuluyoruz aslında. Oysa kabullenmek ve barışmak, başka bir noktaya getiriyor insanı. Yalnızlıktan kaçmak yerine kendimize ondan ne öğrenebileceğimizi sormalıyız. Kaybolmak değil, tam tersine yüzleşmek belki. Vargas, Pink Martininin son albümünde konuk sanatçı olarak çıktı karşımıza. Seslendirdiği şarkılardan hangisi sizin tarzınıza uygun? Henüz söylemediği bir şarkı... Sırrını paylaştığımı biliyorum. Hiç söylemediği o şarkıyı hissediyorum. Yeni ufuklar, yeni hayaller, yeni deneyimler Prodüktör Javier Limonla bir tür müzikal dayanışma içindesiniz. Albümlerinizdeki füzyon ve caz havasını da ona borçlusunuz sanırım. Çalışmak istediğiniz başka prodüktörler var mı? Şarkılarımı yazıyorum, stüdyoda çok emek harcıyorum ve şimdilik Javier Limonla çalışıyorum. Hayata dair söyleyecek sözü olan herkesle kesişebilir benim yolum. Katı kurallar ve sınırlar koymuyorum önüme. Yeni isimlerle yeni deneyimler yaşamak isterim elbette. Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar, övgü dolu bir yazıyla konuk olmuş albümünüze. Takdirini topladığınız açık. Peki, siz nasıl buluyorsunuz onun filmlerini? Çok beğeniyorum. Melodram öğelerini kuvvetli dekor anlayışıyla birleştirirken, kompleks anlatımlar sayesinde derinleştiriyor çektiği her sahneyi. Kışkırtıcı ve tezatlarla dolu. Hayatın şaşırtıcı yönlerinden, zıtlıklarından, olası yalnızlıklarından alıyor gücünü. Özgürlük adına yarattığı öykülerde, cesur ve açıkyürekli. İspanyol halkının vizyonunu genişlettiği bir gerçek. O anlamda şanslıyız. Yürekli kadınlara ithaf! Dünyaca ünlü pop yıldızlarından Nelly Furtado ile son albümü Mi Plan için işbirliği yaptınız. Proje nasıl gelişti? Bütün projeleri, menajerim Mariana öneriyor. Hep stüdyodayım; şiir yazıyorum, şarkı söylüyorum. Yeni bir proje söz konusu olduğunda da yaptığım tek şey, telefona cevap vermek. Devamını, şarkılar getiriyor. Furtado ile beraber seslendirdiğiniz Fuerte, mücadele eden kadınları anlatıyor. Satır aralarında hangi mesaj gizli? Çevremizde bir sürü güçlü insan ve bir sürü güçlü fikir var. Ama esas olan, kendi fikirlerimiz... Kendi gücümüzü fark etmemiz lazım. Yaşam, onu sahiplenmemiz ve ortaya koymamız için elinden geleni yapıyor. Başkalarının gücüne hayran kalmaktan, kendi gücümüzü unutmuşuz. Tekrar hatırlamak ise sezgileri harekete geçirmemize bağlı. House dans şarkılar söylüyorsunuz bazen, elektronik müziği de seviyor musunuz?Seviyorum tabii, bayılıyorum. Bir elektronik albüm hazırlıyorum şu an. Benim tarzım budur demek istemiyorum, çünkü ne hissedersem öyle kaydediyorum. Sonando Contigo diye bir şarkı yaptım son olarak. Daha çok yeni. Genel çizgimin içinde bir arayış çabası o da. Yani böyle değerlendirmek, en doğrusu. Belli bir kalıpla tanımlamadan takdim edeceğim. Acıyı huzura kavuşturan sihir Pop arenasında kiminle çalışmak hoşunuza giderdi? Nelly Furtado ile yaptığınız düete benzer bir proje daha gündemde mi? Müziğe, bazılarının peri masallarına inandığı gibi inanıyorum. Hatta bir tür din gibi yaşıyorum. 5 bin, 25 bin kişiye şarkı söyleyen bir pop star düşünün, kesinlikle olağanüstü. Farklı fikir ve inançlara sahip insanlar, müzikte birleşiyor. Hep bir ağızdan söylüyorlar şarkıları. Bu nedenle hayranlık duyduğum çok fazla isim sayabilirim. Madonnanın canlı performansını izlemek için bir araya gelen onbinleri hayal edin...Radyolar aracılığıyla tanıştığınız Türk dinleyicisi, en çok flamenko şarkılarınızı sevdi. Flamenko rüzgarına kapılmalarını ve müziği böyle çekici bulmalarını nasıl açıklıyorsunuz? Sizin geleneksel şarkılarınıza, türkülerinize benziyor da ondan. Acıda, kahırda bile bir zarafet var. İhtiyaçtan söyleniyorlar, yürekte tutulamadığından artık. Tümüyle gerçekler, ego ile yapılan şarkılardan değiller. Sadece ağlayan şarkılar diyemeyiz, acıyı zarif bir biçimde taşıdıkları ortada. Son albümünüzün açılış parçası Soledad, yalnızlığa dair... Siz baş edebiliyor musunuz yalnızlıkla? Daha önce de söyledim, yalnızlık çok kıymetli. En iyi arkadaşım, üstelik iç sesimi duyabildiğim tek yer. Yaratıcılıkla yalnızlığın ayrılmaz bir ruh ikizi olduğunu bilmek, özgürleştiriyor insanı.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive