Rock müziğin yeni Maskottu

ABDye yerleşen ve orada Maskott adlı bir grup kuran eski Kargoculardan Koray Candemir ile Serkan Çeliköz, Amerikan pazarına Türkçe şarkılarla Merhaba dedi. İkilinin yepyeni albümü Tuval, hayata düşülen notlar gibi...

Eklenme Tarihi : 06 Aralık 2010 Pazartesi
rock-muzigin-yeni-maskottu

Cenk ERDEM     

Kargo grubunu tamamen geride bırakarak, alternatif rock ve grunge müziğin başkenti Seattlea yerleştiniz. Neden böyle bir seçim, neden şimdi?..          
SÇ: Eskiden menajerliğimizi yapan Simla, çok iyi arkadaşımız. Seattleda, kendisine yeni bir hayat kurdu. Evlendi, barklandı ve biraz kafa dinleyelim diye bizi yanına çağırdı. Onun daveti üzerine ABDye gittik. Yani öyle özel bir plan yoktu öncesinde kurguladığımız. Bambaşka bir hayatın içine dahil olma fikrini sevdik ve orada kaldık. Kargodan ayrıldıktan sonra farklı bir ortamda ruhumuzu, düşüncemizi dinlendirmek, müziğimizi tazelemek için de bir fırsattı hiç kuşkusuz.       
KC: 6-7 ay, misafirliğin keyfini çıkardık. Sonra çalışma izni alıp, yerleşik hayata geçtik. Yavaş yavaş ortama ayak uydurmaya başladık. Oradaki Türk arkadaşlarımız, genellikle evli. Dolayısıyla onlardan ayrı bir yaşam tarzımız oldu. Ev partilerine katılıyor, aynı sofralarda buluşuyoruz ama dışarıda daha çok Amerikalılarla vakit geçiriyoruz. Yeni bir sosyal çevremiz var artık. Profesyonel anlamda müzikle ilgilenen dostlarımızın sayısı da bir hayli fazla.         

Koray ve Serkan aynı Tuvalde           

Çiçeği burnunda bir ikili olarak, enerjinizi ve müziğinizi nasıl tanımlarsınız?         
KC: Piyano temelli rock diyebiliriz yaptığımız müziğe. Anadolu orijinli bir rock olmadığı kesin. Maskottun ilk albümü Tuvale gelince... Sound bakımından oldukça üst düzeyde. Hevesle tamamladığımız çalışmayı, alternatif rock veya alternatif pop-rock kategorisine dahil etmek mümkün.           
SÇ: Türkiyede çıkan yeni albümlere, söylenen yeni şarkılara kulaklarımızı tıkadık bir süre. Özellikle yaptık bunu. Kendimizi temize çekmek için. Piyanoyu ön planda tutarken, müziğimizi saran atmosferin de etkisiyle farklı bir ifade kazandık.           

Seattle soundunu oluşturan efsane gruplardan Nirvana, Pearl Jam ve Alice in Chains gibi London Bridge stüdyolarında gerçekleştirdiniz albüm kayıtlarını. Tesadüf değil herhalde. Süreç, nasıl gelişti?     
SÇ: Amerikalı arkadaşlarımız vasıtasıyla müzik piyasasında tutunmamızı sağlayacak bağlantılar kurduk ilkin. İlla şu stüdyo olsun diye kurgulamadık tabii. Verdiğimiz konserler sayesinde bilinirliğimiz artarken, yürüdüğümüz yol bizi en doğru adrese ulaştırdı galiba.  KC: Pearl Jam veya Nirvanaya benzer bir grunge soundu beklenmemeli bizden. Kazandığımız yeni tecrübelerle birleşen bir yaşanmışlık var, her söz ve melodiye sızan... O anlamda, yabancılık çekmeyeceğiniz bir müzik yaptığımızı söyleyebilirim. Bizim insanımıza yakın bir Türkçe pop-rock bu. Ancak Seattleın duygularımıza işleyen yağmurlu ve kapalı havası, bazı şarkılarımıza sinmiş olabilir.       

Hem kendimize hem müziğimize detoks yaptık              

Seattleda ardı ardına verdiğiniz konserlerle bir hayran kitlesi yaratırken, değişik şehirlerde de Amerikan dinleyicisi ile tanıştınız. Türkçe rock nasıl karşılanıyor orada?   
KC: Konser verdiğimiz mekanların yüzde 90ı, ABDde yaşayan Türklerle doluydu. Kargo hitlerimize eşlik edecek kadar iyi tanıyorlardı bizi. Amerikalılar ise kalabalığın coşkusundan etkilendi. Çok geçmeden, onlar da uydu müziğin ritmine. Yıldızların Altındayı ezbere söyleyen Türk dinleyicisi, herkese heyecan aşıladı. İnanılmaz ilgi gördük.             

İlk albümünüze ismini veren Tuvalde, Geçmiş peşimizde diyorsunuz. Peki, Kargonun şöhreti nereye kadar takip edecek sizi?               
KC: Geçmiş, hiç kimsenin peşini bırakmaz. Fakat bir süre ABDde yaşamak, detoks kampına girmek gibi bir şeydi bizim için. Yeni kimlik arayışlarında, coğrafyayı değiştirmek iyi geldi. Sıfırdan başlamak, en doğrusu oldu. Çok daha özgün bir müzik tarzı yakalayabildik böylece.        
SÇ: Burada kalsaydık, kendimizi yeni fikirlere adapte etmemiz zorlaşırdı. Çünkü ne yaparsak yapalım, hep Kargo ile kıyaslanırdı. Aylarca dinleyicinin gözü önünden kaybolmak, işe yaradı. Döndüğümüzde, geçmişten arınmış dinç bir algı bekliyordu bizi.

Kenan Doğuluya tam not                     

Bu albümde, yine Seattledan çıkan efsane grup Heartın davulcusu Ben Smith eşlik ediyor size. Birbirinize kolay uyum sağlayabildiniz mi?         
KC: O kadar profesyonel bir müzisyen ki... 7 parçayı 6 saatte kaydedip, gitti. Olağanüstü yetenekli. Albümü zenginleştirdiği kesin. 
SÇ: Çoluk çocuğa karışmış, rock yaşam biçimini bırakmış ama hâlâ hiperaktif bir adam. Tecrübesine hayran kaldık.              

Bundan sonra da bir ayağınız hep ABDde mi olacak?      
SÇ: Evet, öyle görünüyor. ABDdeki müzisyen çevremiz, bizi çok cesaretlendiriyor. Derdimiz, ortalığı yıkmak değil. Yalnızca İngilizce bir şarkı yapıp, tepkiyi ölçmek istiyoruz. Hepsi bu...  

Türkçe rock ve alternatif rock gruplarının 2000ler boyunca ülkemizde yakaladığı çıkışı neye bağlıyorsunuz?       
KC: O tür bir çıkışa, pek inanmıyorum ben. Markalaşan belli isimler olsa bile rock gruplarının pastadan aldığı dilim çok küçük. Festivallerde ilgi gören, şarkılarını geniş kitlelere duyuran bazı gruplar var ama rock müziğin piyasaya hükmettiğini söylemek, pek gerçekçi sayılmaz.           

Alternatif rock ve R&B hakimiyeti, yerini elektronik popa bırakıyor yurtdışında. Türkiyede ise tam tersi geçerli. Türkçe rock, hedef kitlesini eritmeden koruyor. Ya sizin favorileriniz?..     
KC: Objektif olamayabilirim. Mesela Harun, çok iyi arkadaşım. Doyamıyorum onun müziğine. Mor ve Ötesini dinlerken de keyif alıyorum. Kendi alanında istikrarlı bir başarı sergileyen tüm isimleri takdir ediyorum. İlla rock söylemesi gerekmiyor. Kenan Doğulu, iyi bir örnek mesela. Uzun yıllar zirvede kalacağına eminim. Gece ve Teneke de potansiyeli yüksek gruplardan.       
SÇ: Koraya katılıyorum. Markalaşan birkaç isim ve grup dışında, kaç rock müzik şarkıcısı doldurabiliyor Açıkhavayı?.. Marketteki payımız, gerçekten az.                

Bir çocuk kadar cesur olmalı                        

İngilizce şarkı söylemekten bahsettiniz, planlarınızı öğrenebilir miyiz?       
SÇ: Bir maksi single ile şansımızı Amerika marketinde denemek istiyoruz. Çok iyi isimlerle işbirliği yapabiliriz.     
KC: Şarkı yazma biçimi, bizdekinden çok farklı orada. Amerikalı bir prodüktörle veya bir şarkı sözü yazarıyla çalışabiliriz. Bu konuda hırslı değiliz, sadece kendi sınırlarımızı yokluyoruz. Cesur olmalıyız. Bir çocuk kadar cesur...              

Şarkı sözlerinizde, hüzne ve karanlık düşlere dokunarak ilerliyorsunuz. Yanılıyor muyuz?      
KC: Doğru hissetmişsiniz. Bunda piyanonun payı çok büyük. Serkanın kendi kendine çaldığı piyano rifleri öyle melankolikti ki, kafam onlarla doluyor ve vokal melodileri ister istemez hüzünlü oluyordu. Seattledaki atmosferin etkisini de yadsıyamam.      
SÇ: İki hafta hiç güneş görmeyen bir yerdesiniz, havasından suyundan etkileniyorsunuz elbette. Ruh haliniz çok başka.        

Rock sosuna batırılmış kadın şarkıları!            

Şarkı sözlerini yazarken, kendi duygusal hayatınızdan da ödünç fikirler aldınız mı?          
SÇ: İlk kez biz bize kaldık o üretim esnasında. Kargo deneyiminde, herkes kendi kendineydi. Çalışmak için bir araya geliyorduk. Sende ne var?, Bak, bende bunlar var deyip, toparlıyorduk albümleri. Şimdi aynı evde uyanıyorsun, Haydi, biraz müzik yapalım moduna giriyorsun. Ben piyano çalarken, Koray da evde. Hâl böyleyken, çok spontane işler ortaya koyabildik. Daha doğal, daha bizden... İlk melodilerini dandik bir orgla 3.5 ayda çıkardığımız, 1.5 sene hiç dokunamadığımız bir bestemiz oldu örneğin. Sonunda, çok samimi bir şarkı haline geldi.           
KC: Evet, Mum gibi. Çok özel bir şarkı. O dandik haliyle bile o kadar sıcaktı ki, ertelenmiş işler rafına kaldıramadık. 1.5 sene sonra tamamladık parçayı. Tuval, Seattleda yaptığımız ilk şarkı. Onun için yeri ayrı. Söz yazarken, beste yaparken, pek çok şeyden esinleniyoruz. Tamamen o anki duygularımıza bağlı.              

Kargo ile bir cover albüm yayınlamış, Yıldızların Altında uzanmıştınız dinleyiciye. Maskott olarak yabancı rock şarkılarının coverını yapacak olsanız, hangi şarkıları söylemek hoşunuza giderdi?            
SÇ: Kadın şarkılarını yeniden okumayı düşünebilirim. Farklı tarzdaki meşhur şarkılara rock yorumu yapmak da enteresan olabilir. Rihanna, Norah Jones, Tori Amos... İlk aklıma gelenler bunlar. Özel kadın şarkıcıların özel şarkılarına özel yorumlar... Yeni bir yolculuk vaat etmez mi, hem bize hem dinleyenlere? O halde, yeniden düşebiliriz yollara.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive