Nostaljik ve romantik

The Puppini Sisters 1940’ların Hollywood filmlerinden çıkmış bir imajla, hem o dönemlerin swing pop şarkılarını hem de swing pop yorumuyla en ünlü pop şarkılarını yorumlayan nostaljik ve romantik bir vokal üçlüsü. 2004 yılında kurulan grup, 1930’lu ve 1940’lı yıllara hepsi birbirinden şık dönem kıyafetleriyle yeniden hayat verirken, swing türünü tüm dünyada yeniden sevdiriyor. Özellikle Michael Buble’nin satış 1 numarası olan “Christmas” albümü için kaydettikleri şarkılarla daha da ünlenen üçlü, 1930'lardan, 1950'lere kadar onlarca hit şarkı çıkararak Amerika'da büyük başarı yakalayan The Andrew Sisters ve The Boswell Sisters gruplarına gönderme yaparak, sımsıcak şarkılar söylüyor. The Puppini Sisters, geçtiğimiz günlerde ilk kez Türkiye’ye gelerek neşeli şarkılarını İş Sanat Sahnesine taşıdı

Eklenme Tarihi : 27 Aralık 2012 Perşembe
nostaljik-ve-romantik

Cenk ERDEM

Marcella Puppini’nin kurduğu The Puppini Sisters gerçekte kız kardeş olmadıkları halde, vokalde müthiş bir uyum yakalıyor ve tıpkı Michael Buble gibi, Cyndi Lauper'dan, Prens Charles'a kadar çok ünlü hayranları da var. Sahnede coşkulu ve eğlenceli bir punk tadı da veren grup, ayrıca “I Will Survive” ve “Walk Like An Egyptian” gibi efsanevi pop şarkılarına bambaşka bir hava katıyor. Son olarak hepsi ünlü olmuş, klasik sinema filmlerinin şarkılarını yorumladıkları “Hollywood” albümlerini yayınlayan grubun şarkıcıları arasından grubun beyni ve kurucusu Marcella Puppini ile görüştük. 

The Puppini Sisters, isminizle swing döneminin efsanevi grubu The Andrew Sisters’a gönderme yapıyorsunuz. Peki, onların meşhur şarkısı “Boogie woogie bugle boy”u çıkış şarkınız yapmaya nasıl karar verdiniz?
Grup olarak “Boogie woogie bugle boy” bize ilk ilham veren şarkılardan biri. The Andrew Sisters’ın en çok bilinen şarkılarından biri olduğu gibi üstelik sadece bize değil Bette Midler gibi birçok ünlü isme de ilham vermiş bir şarkı. Hatta Christina Aguilera ‘Candyman’ şarkısında da yine The Andrew Sisters’ın bu ünlü şarkısından melodiler ödünç almıştı. 

Bazı eleştirmenler tarzınızı swing- punk olarak yorumluyorlar, katılıyor musunuz?
Özellikle canlı performanslarımız için bu yorumu yapıyorlar ve kesinlikle doğru. Swing döneminin şarkıcıları gibi sakin bir şarkı söyleyişimiz olduğu pek söylenemez; sahnede şakalar yapmayı, her ne kadar dansçı olmasak bile dans etmeyi ve izleyici ile iletişim kurmayı çok seviyoruz. Coşkulu bir swing- pop grubu sayılabiliriz.

“Belleville Rendez-vous” adlı animasyon filmini izledikten sonra ilham alıp 2004 yılında The Puppini Sisters’ı kurduğunuzu okumuştum. Peki, böyle bir grup oluştururken diğer motivasyonlarınız nelerdi?
Her zaman uyum içinde şarkı söylemeye büyük tutkum vardı. Kardeşimle beraber İtalyanca şarkılar söylerdik. Aslında Manhattan Transfer gibi toplulukları da çok seviyordum ama swing pop döneminin kıyafetleri de bana ayrıca cazip geliyordu. Aslında müzik okulundan önce moda okudum, hatta Vivienne Westwood’la çalışıyordum. Sanırım o dönemle ilgili olarak müzikler dışında beni en çok çeken moda faktörü.

1940’ların caz ve swing müziklerinin şimdiki çağdaş temsilcileri gibisiniz. Müzikler ve o meşhur kırmızı rujlar dışında o dönemin en çok nelerini seviyorsunuz?
Bize nostaljik ve romantik geliyor. Sahnede şarkı söylemek demek, biraz tiyatro demek, ayrıca bana göre kılık kıyafetle de moda yaratabilmek demek ve o dönemde her ikisi de var. Ama beni en çok o dönemde gerçek hayatta olup bitenlere ve savaş dönemine rağmen Hollywood’un yarattığı dünyadaki peri hikâyeleri ve şarkılardaki mutluluk çekiyor.

Başlangıçta İngiltere’deki en prestijli müzik okullarından The Trinity College diğer kızlarla tanıştığınız yerdi. Sizin müzik beğenilerinize nasıl bir katkısı oldu?
Bir genç kız olarak Billie Holiday’i keşfettikten sonra birden pop dinlemeyi bırakıp caz standartları ve operaya merak sardığım bir dönem oldu ama Trinity College boyunca daha çok modern caz dinler hale gelmiştim. Açıkçası kolejden sonra tekrar 1930’ların, 1940’ların caz şarkılarına ve erken swing döneminin şarkılarına kapıldım.

Şarkılarınız ünlü televizyon dizileri Grey’s Anatomy ve Chuck’ta kullanılmıştı, hangisi favoriniz?
Grey’s Anatomy benim arkadaş çevremde de çok popülerdi. Şarkılarımızın kullanılması elbette bizi çok mutlu etti ama açıkçası kendi adıma dizileri seyrettiğimi söyleyemem. Yine de arkadaşlarımdan harika reaksiyonlar aldım. Hem ayrıca bizim kızlardan Kate, Grey’s Anatomy dizisini izliyordu.

1940’ların şarkılarının aşk ve hatta cinsellik hakkındaki şarkı sözlerinde bile müthiş bir zarafet ve masumiyet var. Bugünlerdeki liste şarkılarının sözlerini nasıl buluyorsunuz?
Hem şarkı sözlerindeki küfürlere ya da çok açık sözlerle kişisel olarak çok aldırmam hem de bugünlerdeki şarkıların sözleriyle ilgili hiç sorunum yok çünkü bugünlerin pop şarkılarını çok dinlemiyorum. Bu aralar daha çok indie şarkılar ya da indie pop dinliyorum. Liste şarkıları arasında da elbette kimi zaman Fun ve şarkısı “We are young” gibi iyi şarkılar da oluyor. 

Ayrıca Beyonce’nin Crazy in love şarkısı gibi Gloria Gaynor’ın disko klasiği I will survive gibi meşhur pop şarkılarını da yeniden yorumladınız. Swing pop olarak yorumlayacağınız şarkıları nasıl seçiyorsunuz?
“Crazy in love” bizim Soho’da bir gece kulübünde sahneye çıktığımız dönemde çok popülerdi. Her gece DJ biz sahneden indikten sonra geceye “Crazy in love” şarkısıyla geçiyordu. “I will survive” aynı şekilde sahneye çıktığımız kulüpte çok seviliyordu. Aslında şarkıları seçerken o dönem yaptığımız sahne şovları etkili oluyor. Bir başka kulüpte Kate Bush şarkısı “Wuthering Heights” çok seviliyordu ve repertuarımızda olmadığı halde çok kısa bir süre içinde repertuara aldık. Sonrasında kulüpte bizim yorumumuzla, o şarkı olduğu anlaşıldığı her anda yine büyük coşku oluyordu.

Diyelim tüm izinleri aldınız; swing tarzında en çok okumak istediğiniz pop şarkısı hangisi olurdu?
Benim için bir pop şarkısı olarak türünün zirvesi Deee-Lite ve “Groove is in the heart”. Hem melodisi çok yakalıyor, hem dans ettiriyor, ayrıca kılık kıyafetleri çok stilli ve üstelik çok mutlu bir şarkı. Kesinlikle en sevdiğim pop şarkısı. Ama ayrıca hip hop şarkılarını da çok seviyorum.

‘Jilted’ klibiniz için Vivienne Westwood tasarımlarıyla dönem kıyafetleri giymiştiniz. İstanbul’da İş Sanat’ta 19 Aralık’ta sahne alıyorsunuz, sahne kostümleriniz?
Bir kısmını ben tasarlıyorum. En başından beri kostümlerimiz ve dönem kıyafetlerimize çok önem veriyoruz. Sahne şovlarımız için de farklı farklı tasarımcılarla çalışıyoruz ama söylediğim gibi ayrıca benim tasarladığım kıyafetlerle de çıkıyoruz. İstanbul’da da en çekici kostümlerimizle sahnede olacağız. 

Son albümünüzle ünlü sinema filmlerinin müziklerini yorumladınız. Filmini de göz önüne alacak olursak, en çok hangi şarkıyı yorumlamaktan keyif aldınız?
Kesinlikle Cole Porter’ın yazdığı Grace Kelly ve Bing Crosby’nin oynadığı “High Society” filminin şarkısı “True Love”. 2005 yılında, evlenirken düğünümde de kızlarla birlikte söylemiştik. Vivienne Westwood tasarımı kırmızı gelinliğimle söylediğim şarkı da True Love.

Pop yıldızları arasından bir şarkıcı seçecek olsaydınız; imajıyla ve şarkılarıyla 4. kız kardeş olarak aranıza kimi konuk etmek isterdiniz?
The Puppini Sisters olarak sadece pembe saçlımız yok, bu yüzden Nicki Minaj harika olurdu. Ciddi olmak gerekirse Nicki Minaj’ı çok beğeniyorum. Popülerliği artınca daha farklı bir tarza geçmiş oldu ama özellikle ilk dönem şarkılarına bakacak olursanız çok yenilikçi biri. Şarkı aralarında rap yapardı ve harika olurdu. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive