Mariza ile duygusal saklambaç

Lizbon kıyılarında denizcilere yakılan ağıtları tüm dünya ile paylaşan çağdaş fado yorumcusu Mariza, İstanbula geliyor. Latin Grammy ödüllü sanatçı, 20 Şubatta İş Sanatta olacak. Hüzünle barışık, endişeyle karışık, mutlulukla tanışık, aşkın her rengine alışık bir kadın sesi düşerken sahneye, hep özlenenler ve gidip de dönmeyenler için söyleyecek şarkılarını...

Eklenme Tarihi : 28 Temmuz 2010 Çarşamba
mariza-ile-duygusal-saklambac

Cenk ERDEM

Tanışmamızın üzerinden neredeyse üç yıl geçti. Bu süre içinde bambaşka bir noktaya taşıdınız müziğinizi. En popüler fado şarkıcılarından biri olmak bir yana, dünya müziği kategorisindeki divalar arasında gösteriliyorsunuz artık. Bir sanatçı için büyük sorumluluk değil mi? Müzik yapmak, her zaman sorumluluk ister. Çünkü hissettiklerinizi paylaşıyorsunuz şarkı söylerken. Hissedilenlerin yükü, paylaşılanların derinliği... Doğal olarak, sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Fakat bunları düşünüp, planlayarak şarkı söylemek mümkün değil. En azından benim için. Yüreğim sesimde! Kurgu yok. Neye inanıyorsam, onu söylüyorum. Sanatçının ruh haline göre sahnede doğaçlama yapmaya imkan tanıyan lirik bir şarkı söyleme tarzı fado. Sizin ruh haliniz genelde nasıl oluyor? Bir sevgili, bir erkek arkadaş gibi beni alıp götürüyor müzik. Çağrısına direnmek, öyle imkansız ki... Karşı konulmaz bir gücü var üzerimde. Elimden gelen tek şey, onu takip etmek. Bunu yaparken de sesimi araç olarak kullanıyorum. Fado benim çocukluk aşkımSon albümünüz Terra ile Latin Grammysi kazandınız ve bu ödülü alan ilk Portekizli sanatçı oldunuz. Portekiz halkının tepkisi nasıl?Böyle prestijli bir ödüle aday gösterildiğimde, zaten kazanmış saydım kendimi. Fado ile anılmak, dilini bilmediğim ülkelerde kabul görmek, Portekizden kilometrelerce uzakta bile dinleniyor olmak... Asıl ödül o! Yoksa sahneye çıkıp heykelciği kucaklamak, çok sembolik bir şey. Ben dahil, herkes memnun şimdi sonuçtan. 5 yaşındaymışsınız fado söylemeye başladığınızda... O kadar küçük yaşta nasıl tutuldunuz müziğe?Çok geleneksel yaşayan insanların ortasında büyüdüm. Müzik hep sihirliydi ve şarkı söylemenin anlamı buydu. Elbette farkında değildim fadoda anlatılanların. Fadoya aşık olduğumun da farkında değildim, sadece seviyordum. Kariyerinizin ilk yıllarında, Amália Rodrigues ile karşılaştırılıyordunuz. Bugün ise öncesiz ve sonrasız bir yerde duruyorsunuz sanki. Peki, yeni sanatçılar arasında sizin favoriniz kimler? Amália Rodrigues, bir tane ve yegane. Hep de öyle kalacak. Onunla kıyaslanmak, benim için onurların en büyüğü. Ancak o kadar sık seyahat ediyorum ki yeni şarkıcıları kaçırıyorum. Günceli yakalamak çok zor bu tempoda, bu yoğunlukta. Yolculuklarım sırasında, eski şarkıları ve geleneksel fadoları dinlemeye özen gösteriyorum. Birçok yeni şarkıcının fado söylediğini biliyorum ama... O çok renkli ama şarkıları melankolikGeleneksel fadoda 1 Portekiz gitarı ile 1 ya da 2 viyola kullanıldığı halde, siz enstrüman çeşitliliğini seviyorsunuz. Piyanoyu, yaylıları, hatta Afrikadan ilham alan perküsyonu katıyorsunuz müziğinize. Kendi fadonuzu nasıl tanımlıyorsunuz? Amália Rodrigues ve fadonun efsane isimlerinden Carlos do Carmo yapıyordu bunu. Ben de ilk albümümden beri benzer bir çizgideyim. Kulağıma, şarkılarıma iyi geliyor böylesi. Son albümüm Terra, yıllardır çıktığım seyahatlerin ve tanıdığım farklı kültürlerin birikimini daha çok yansıtıyor olabilir. Evet, daha farklı renkler taşıdığını kabul ediyorum. Ben değişiyorum çünkü. Benimle birlikte, müziğim de değişiyor. Fadonun o güzelim melodilerine, çoğunlukla yas dolu melankolik sözler eşlik ediyor. Ruh halinizi dengelemek için popüler müzikler de dinliyor musunuz?Elbette dinliyorum ama geleneksel Afrika ve Brezilya müzikleri daha hoşuma gidiyor. Köklerimi besleyen müzik onlar. Fado söylerken kendi ruh halimden uzaklaşsam bile şarkının içine girmekte zorlanmıyorum. Melankoliye takılmıyorum. En azından performans anlamında... Bir nehir gibi akıyor müzikİspanya'dan dünyaya sıçrayan Buika ile pop yıldızı Nelly Furtadonun düeti, bomba gibi düşmüştü müzik piyasasına. Siz kiminle çalışmak isterdiniz? John Mayer, harika bir seçim bence. En beğendiğim erkek pop vokallerinden biri. Onunla beraber şarkı söylemek, keyifli olurdu. Başka kiminle düet yapmak bana zevk verirdi diye düşünüyorum da... Sanırım, yine John Mayer! Son albümünüz Terra, kendi kişisel ifadenize daha çok yer bırakmış gibi. Siz de aynı fikirde misiniz?Çok haklısın, tamamen katılıyorum sana. Böyle hissetmiş olmana sevindim. Bir kadın, bir birey ve bir şarkıcı olarak büyümeye, olgunlaşmaya ihtiyacım var. Büyüyüp olgunlaşıyorum. Karakterimi daha net ortaya koymasaydım, o rahatlığı yakalayamasaydım, kesinlikle sorun yaşardım. Bu, kendimi hiç geliştiremediğim anlamına gelirdi. Albümünüzde, ünlü İspanyol prodüktör-flamenko gitaristi Javier Limonun adını görüyoruz. Onun elinin değmesi, albüme biraz caz havası vermemiş mi? Albümü her dinleyen, farklı duygularda... Kişinin kendi donanımıyla ilgili galiba. Bazı arkadaşlarım Küba müziklerinin etkisinden kurtulamamış, bazıları flamenko tadı almış. Sen de caz diyorsun. Hepsi doğru aslında. İlla tanımlamak gerekirse, bu albüm daha çok ben diyebilirim. Yeni deneyimlere açıkPequenas Verdades adlı şarkıda, Buikayla düet yapıyorsunuz. İkinizin kökleri de Afrikada. Şarkının hikayesini öğrenebilir miyiz? Buikanın CDsini, çok yakın bir arkadaşım vermişti bana. Daha ilk şarkıda aşık olmuştum dumanlı sesine. Javier Limonun plak şirketine bağlı çalıştığı için ortak bir proje gerçekleştirmeyi aklımdan geçiriyordum açıkçası. Fakat itiraz edebilir diye sormaya çekiniyordum. Bir gün, stüdyodayken soruverdim Javiere. Telefonla arayışımızdan yarım saat sonra yanımızdaydı Buika. Şarkımız, karmaşık hayat serüveninde yol gösteren küçük gerçeklerden ve aşktan bahsediyor... Kübalı ünlü caz piyanisti Chucho Valdes, son albümünüzdeki gizli kahramanlardan. Latin caz dokunuşu, hemen fark ediliyor... Yine caz diyorsun. Temelde yatan, kendi topraklarımın müziği. Portekiz kültüründen ve Lizbondan esintiler... Onun üstüne inşa ettiğimiz binada ise değişik malzemeler bir arada. Dinleyiciye orijinal bir deneyim yaşatmak istediğimiz için özgür bıraktık projeyi. Su gibi, aktı ve yolunu buldu. Valdesle her şey çok kolaydı. Olağanüstü bir yetenek, hakkını teslim etmek lazım. İstanbulun büyülü dekorundaDaha önce de İstanbula gelmiştiniz, şehri gezme fırsatınız olmuş muydu o zaman? Bir şehre konser vermek amacıyla gittiğimde, keşif yapacak vakti pek bulamıyorum. Fakat burada başka bir şey oluyor; şehir içine çekiyor insanı. Boğaz, köprü, yemekler, gördüğüm konukseverlik, hepsi bana Lizbonu hatırlatıyor. Kendimi rahat hissediyorum. 20 Şubatta İş Sanatta sahneye çıkıyorsunuz, sizce İstanbula en çok yakışan şarkınız hangisi? İstanbul, değişik medeniyetlerin izlerini taşıyan zengin bir şehir. Kaprisli, çelişkili, esrarengiz ve tutku dolu. Günün her saatinde aşkla sarmaş dolaş. Hüznüyle, mutluluğuyla bir bütün. Üstelik insanlarınızı çok seviyorum. Sıcak, samimi ve ilgililer. Ortak noktamız oldukça fazla. O nedenle Fado Em mim (İçimdeki Fado) albümümdeki O Gente da minha Terra (Toprağımın İnsanları) parçasını, konserde İstanbula ithaf edeceğim.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive