Kızından babasına baba diliyle; Suzy

Sözlerini İbranice yazdığı “Unut Sevme Beni” şarkısıyla sesini duyuran Suzy, Ortadoğu’dan çıkan en ünlü dünya müziği yıldızlarından biri haline geldi. Suzy, babasına şarkılarını kalbinden ve Türkçe söylüyor

Eklenme Tarihi : 11 Nisan 2013 Perşembe
kizindan-babasina-baba-diliyle-suzy

Cenk ERDEM

15. yüzyıl İspanya'sından tüm Akdeniz'e ve Ortadoğu’ya yayılan en etkileyici Sefarad şarkılarını, 1998 yılında sırf çocuklarına aktarmak için kaydettiği 10 geleneksel Sefarad şarkısı… Müthiş bir efsaneye dönüşen, ardı ardına yayınladığı albümlerle ve meşhur “Unut Sevme Beni “ şarkısına yazdığı İbranice sözlerle ünlü olan şarkısı “Tishkah”… Ortadoğu’dan çıkan en ünlü dünya müziği yıldızlarından biri haline gelen: Suzy… Babasına şarkılarını kalbinden Türkçe söylüyor…

Ünlü yıldız, 10 yıldır hiç konser vermezken, ilk kez Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yeni albümünün şarkılarının prömiyerini de sahnede gerçekleştirmiş oldu. Suzy’nin albümü “Baba Dili” Pasion Turca etiketiyle çıktı bile ve dağıtımını EMI Müzik Türkiye üstleniyor.

5’inci stüdyo albümüyle ilk kez Türkçe bir albüm kaydeden yıldız, babasının en sevdiği şarkıları ve kendi yazdığı yepyeni şarkıları aynı albümde topluyor. Ünlü sanatçıyla Ladino geleneğini, şarkılarını ve son albümünü konuştuk. Aniden kaybettiği sevgili babasına ithaf ettiği duygularını da içtenlikle paylaşmış olduk.

Biliyorum ki ilk başlarda hiç şarkıcı olmak gibi bir niyetiniz yoktu. Peki, ilk albümünüzü kaydederken sizi harekete geçiren ne oldu?
Bundan 17 sene önce anneannem ve teyzemi kaybettim. Bu kaybın acısıyla savaşırken, onlarla beraber Ladino dilini de (Yahudi İspanyolcasını) kaybettiğimi fark ettim. Bunun üzerine, bir kısmını onlardan öğrendiğim 10 tane Ladino şarkıyı kaydederek, bu giderek kaybolan kültürün bir parçasını oğullarıma devretmek kararını aldım. Oğullarım Yahudi İspanyolcası bilmeseler de, küçük oğlum piyano çalmasını bildiği için, şarkıları kaydedersem bu şarkıların benden sonra da ailemizde yaşayabileceğini düşündüm.

İlk olarak ne zaman Ladino geleneğine tutulduğunuzu da hatırlıyor musunuz?
16 yaşındayken, Musevi cemaatinin İstanbul'daki kültür ve sanat derneği olan Dostluk Derneği’nin faaliyetlerine katıldım. Orada, İzzet Bana'nın sahneye koyduğu, 1920'li yıllarının Kuledibi semtinde yaşayan Musevi topluluğunun hayatını tasvir eden "La Kula" müzikalinde yer aldım. Bu eseri 23 kez sahnede canlandırdıktan sonra, orada söylenen Ladino şarkıları unutmama imkân yoktu. Böylece, zaten ait olduğum Ladino kültürüne iyice bağlanmış oldum.

Peki, ailede Yahudi- İspanyol geleneğiyle olan bağınızı size hissettiren ilk kim oldu?
Büyükannelerim; özellikle anneannem. Anneannem bazen evde şarkı söylerdi. Onlar Ladino konuşurken, bir de baktım çaktırmadan öğrenivermişim deyimleri, şarkıları... Onların yaptıkları yemekleri ve tatlıları ise öğrenmediğime pişmanım.

İlk albümünüz Herencia (Miras) 1998 yılında yayınlandı ve büyük ilgi gördü; kendi geleneğinizle elde ettiğiniz başarı öncelikle ailede nasıl karşılandı?
Maalesef anneannem ve teyzem bu başarıya tanık olamadılar. Ailemin diğer fertleri gurur duyduklarını söylediler.

Sadece bir şarkıcı değilsiniz ayrıca kendi şarkılarını yazan bir şarkı yazarı kimliğiniz de var; ilhamınız nelerden alıyorsunuz?
Acılarımı ve kayıplarımı en anlamlı şekilde böyle dile getirebiliyorum; söz ve müzik yazarak ve sonra onları şarkı olarak kaydederek. Biraz garip olacak belki ama kaybettiğim sevdiklerimin anısına bir şeyler yapmak beni biraz rahatlatıyor, sanki onları biraz daha yaşatmak gibi, sanki onlar hayatta iken belki yeteri kadar gösteremediğim sevgimi hissetmelerini sağlamak gibi... 3. albümüm "Aromas y Memorias" (Aromalar ve Anılar) da başka bir deneyimim oldu. Özel bir deneyim... Belki biliyorsunuzdur, Ladino şarkılar 400 küsur sene evveline uzandıkları için genelde anonimdirler. Bir gün, ünlü Ladino şairi Margalit Matitiahu telefon edip benden şiirlerini şarkıya çevirmemi rica ettiğinde, bu yüzden çok sevinmiştim. 14 tane şiir kitabından istediğim şiirleri seçebileceğimi söylemişti. Seçmek için oturup okumaya başladığımda, bazı şiirleri okurken, müziklerini duyduğumu hissettim. Ne nota okumayı ne de bir enstrüman çalmayı bilmediğim için, kafamın içinde dolaşan müziği hemen kaydettim. Böylelikle, o albümde olan 9 şarkıdan 8 tanesini, bir saat on beş dakikada bestelemiş oldum. Profesyonel arkadaşlar bana inanmadıklarını belirttiklerinde, bu olayın özel bir deneyim olduğuna, benim besteci değil, sadece bir kanal olduğuma inandım.

Ünlü Türk şarkısı “Unut Sevme Beni” için yaptığınız adaptasyon “Tishkah” en başarılı şarkılarınızdan biri oldu; neden özellikle o şarkı?
İsrail'de oryantal müzik seven büyük bir kitle var. Ona göre de oryantal müzik yapan bir sürü sanatçı. Benim de içimden bu kitleye hitaben, bu güzel şarkıyı İbranice yorumlamak geldi. Beğenildiğini görünce yarısı İstanbul, yarısı İsrail'de çekilmiş olan bir video klibini yaptım. Ama en güzeli, bir aile ferdinin İstanbul'un ünlü kulüplerinden birinde bu şarkıyı duymuş olması... Bunun üzerine, 5 sene evvel Budapeşte'de katıldığım EuroMed Festivalinde tabii ki repertuara ekledim.

5. stüdyo albümünüz “Baba Dili- Father Tongue” aynı zamanda Türkçe kaydettiğiniz ilk albümünüz; bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Daha önce de söylediğim gibi, acı kayıplarımı en iyi böyle dile getirebiliyorum. Sevgili babacığımı 66 yaşında iken ansızın kaybetmek beni çok sarstı. Onun anısına albüm yapmak da beni biraz olsun rahatlattı. Kaydetmesi en zor olan albümüm oldu; yapımına 3 kere başladım. İlk iki keresinde bir şarkıyı ağlamadan baştan sona bitiremiyordum. Neyse ki 6 yıl sonra becerdim. Babamla iletişim lisanım Türkçe olduğu için de onun anısına ilk Türkçe albümümü yapmış oldum.

Eleştirmenler yeni albümünüzü de yüksek duygusal tonuyla çok övüyorlar; siz albümünüzdeki duygusallığı nasıl tarif edersiniz?
Bu albüm manen benim için kaydedilmesi en zor albümüm oldu ama yetenekli ve tecrübeli müzik direktörüm ve müzisyenlerim sayesinde elde edilen sonuçtan çok memnunum. "Baba Dili" benim kişisel sevgimi, acımı, özlemimi ifade ederken, aynı zamanda hayatının bir döneminde herkesin yaşamış olabileceği kaybı ve bu kayıp acısının getirebileceği evrensel duyguları tanımlıyor. Türkçe, bence yumuşak bir dil, Türk müziği ise içli ve çok yönlü bir dünya müziği. Bu müzik zenginliğini ve bu evrensel duyguları, her şarkıda başka bir özel Türk enstrümanı kullanarak dile getirmeye çalıştık. Yeni ile eskiyi, klasik ile moderni, hüzün ile iyimserliği, söz, müzik ve yorumda birleştirerek, Türkçe anlamasalar bile, dinleyicilerimizin kulaklarına hoş gelecek olan, duygulanacakları ve etkilenecekleri bir eser sunmak için çabaladık.

Türkiye’de de kökleriniz var; Türkiye hakkındaki hisleriniz?
Evet, İstanbul'da doğdum, büyüdüm. Hayatımın çok güzel bir kısmı olan ilk 17 senem İstanbul'da geçti. İsrail'de evlenip çocuk sahibi olduktan sonra bile, hiç bir zaman Türkiye ile olan derin bağlarım kopmadı. Her sene aile - arkadaş ziyaretine, tatil geldim, tatil için geldim, oğullarım az da olsa Türkçe öğrensinler diye geldim, yemekleri özlediğim için geldim. Son 7 senedir daha da fazla gidip geliyorum. Tabii ki değişiklikler görüyorum. Normal, aradan 34 sene geçmiş. Özellikle Türkçe'mizdeki yeni sözcükleri öğrenmeye çalışıyorum. Ama Bebek'te veya Boğaz'da bir balıkçıda kırmızı soğanlı bir lakerda yiyip, yanında bir kadehcik rakı içtim mi, benden iyisi yok; işte o zaman hiç bir şey değişmemiş gibi geliyor...

Sizin Türkiye ile ilgili samimi duygularınız çok belli; peki Türkiye’den sevdiğiniz sesler?
Tanımadığım birçok yetenekli sanatçı var. Kiminin sesini radyoda, televizyonda veya İstiklal Caddesi’nde yürürken duyuyorum, hoşuma gidiyor. İsimlerini not edersem, hatırlayıp CD’lerini satın alıyorum. Geçen sene, Ajda Pekkan'ın Çeşme'deki bir konserine denk geldim. Onca senedir bitmez tükenmez enerjisini çok takdir ettim. Favorilerim ise, hiç eskimeyen Sezen Aksu ile benim için yenilerden sayılan Ferhat Göçer.

Son albümünüzde babanızın sevdiği klasiklerden de okudunuz; en çok hangi şarkıyı okurken duygulanıyorsunuz?
Kendimi sert göstermeye çalışmama rağmen çok duygusal bir kişiliğe sahip olduğum için kalbime  ve ruhuma hitap etmeyen bir şarkıyı söylemek zaten içimden gelmez. Bu söylediğimden de anlaşılabileceği gibi beni duygulandırmayan şarkıları seçmem. Bu albümdeki şarkıların arasında ise söylerken beni en çok duygulandıran şarkı, babamın vefatından sonra, anısına yazıp bestelediğim ilk şarkı olan "Yanımdasın, biliyorum".

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive