Fadonun yıldızı Ana Moura İstanbuldan geçti

Pek çok fado sanatçısının katıldığı bir yılbaşı partisinde fado ses sanatçısı Maria de Fe tarafından fark edilen Ana Moura, bugün dünyanın gelmiş geçmiş en saygın fado sanatçıları arasında gösteriliyor. Ana Moura, 7 Mart 2011de Cemal Reşit Rey Konser Salonunda verdiği konserle dinleyenleri fadonun büyüsü ile etkiledi

Eklenme Tarihi : 22 Nisan 2011 Cuma
fadonun-yildizi-ana-moura-istanbuldan-gecti

Cenk ERDEM

 

Sahnede ünlü Fado şarkıcısı Maria de Fe’nin keşfettiği günden beri, Ana Moura çağdaş bir fado şarkıcısı olarak tüm dünyada yükselmeye devam ediyor… 2003 yılında yayınladığı ilk albümü “Guarda-me a Vida na Mão” ile yakaladığı başarıyı 2004 yılında ikinci albümü Aconteceu ile sürdüren Ana Moura, aynı sene dünyanın en prestijli konser salonlarından New York’s Carnegie Hall’de sahne alan ilk Portekizli şarkıcı unvanını almış oldu. Dünyanın her yerinde konserler vermeye başlayan Ana, ünlü rock yıldızı Mick Jagger ile aynı sahneyi paylaştıktan sonra 2007 yılında Amalia Rodrigues Vakfı tarafından “Yılın En İyi Fado Yıldızı” ödülünü kucakladı. Son albümü “Leva-me aos Fados” piyasaya çıktıktan kısa bir süre sonra platin plak satışlarını geride bırakırken, Ana Moura ilk kez İstanbul’da 7 Mart’ta Cemal Reşit Rey’in konuğu oldu. Ana Moura ile bir fado yıldızı olarak yükselişini, ona cesaret veren annesini ve şarkılarını konuştuk.

Anneniz Fernanda Pereira’nın güzel sesinizi fark eden ilk kişi olduğunu okumuştum, peki sizi şarkı söylemeye teşvik eden kişi de yine anneniz miydi?
Evet, beni hep iyi bir şarkıcı olduğuma inandıracak şekilde konuşuyordu. Benim ailemde neredeyse her akşam şarkı söylemek ya da müzik çalmak çok doğaldı. Bu yüzden henüz 4 yaşındayken şarkı söylemeye başlamıştım bile. Bütün ailem beni destekledi. Aslında benim ilk hayranlarım sayılırlar. Annem şarkı söylemek konusunda ve özellikle fado söylemek konusunda beni cesaretlendirdi.                                                                                                                                

İlk olarak bir pop/rock cover grubu olan Sexto Sentido’ya şarkıcı olarak katılmıştınız, o günlerde en çok hangi şarkıyı söylemekten keyif aldığınızı hatırlıyor musunuz?

Sexto Sentido senin de söylediğin gibi çoğunlukla cover’lar çalıyordu. Buna rağmen, bana söylerken en çok dokunan şarkı Amalia Rodrigues’in meşhur ettiği bir fado şarkısı olan “Povo Que Lavas No Rio” oldu. Sözlerini Pedro Homem de Melo’nun yazdığı, bestesi Alain Oulman’a ait bir şarkı. Belki de çoktan içimde hissettiğim fado kökleri yüzünden her zaman bu şarkı söylemeyi çok seviyordum.

Bir pop grubundayken aynı zamanda fado evlerinde şarkı söylüyordunuz, peki fado tutkunuz ne zamanlar başlamıştı?
Fadoya aniden aşık olduğum özel bir an olduğunu sanmıyorum. Zaten çok küçükken ailemden duyduğum ilk fado şarkılarından beri her zaman fado benim için çok özel oldu. En ünlü geleneksel fado evlerinden biri olan Sr Vinho’da şarkı söylemek üzere ilk kez davet edildiğim ilk andan itibaren harika ozanlar, farklı nesillerin fado şarkıcıları ve müzisyenlerle çevrelendim. Hepsi beni yaşam tarzı haline getirdikleri fadonun bir parçası haline getirdiler.

Sahnedeyken ünlü fado şarkıcısı Maria de Fé sizi keşfetmiş, o geceyi hatırlıyor musunuz?
Maria da Fé beni ilk kez kendi sahibi olduğu fado mekânlarından birinde fadonun birçok ünlü ismiyle birlikte bir yılbaşı yemeğinde dinlemişti. O gece bazı müzisyenler şarkı söylemem için beni de davet etmişlerdi. Fado denildiğinde hayranlık duyduğum isimlerden birinin önünde şarkı söyleyeceğim için çok heyecanlıydım, ama aynı zamanda benim için çok özel bir andı. 
Lizbon’da meşhur Sr.Vinho’da sahneye almaya başladıktan sonra şarkı yazarı, prodüktör ve şarkıcı Jorge Fernando ile tanıştınız, bu tanışma kariyerinizde bir dönüm noktasıydı diyebilir miyiz?
Evet. Jorge Fernando benim dört albümümün prodüktörü ve söylediğim birçok fado şarkımın da bestecisi. Benim şu anda bulunduğum yere gelmemde çok yardımcı oldu ve şimdiye kadar beraber yaptığımız işlerden onur duyuyorum.

İlk albümüz “Guarda-me a Vida na Mão”, 2003 yılında yayınlandıktan sonra en çok tanınan çağdaş fado şarkıcılarından biri haline geldiniz, peki müziğinizi siz bize nasıl tarif edersiniz?

Müziği kelimelerle tanımlamaya çalışmak çok zor, en azından benim için öyle. Benim müziğim fado ama elbette benim müziklerim ayrıca benim kişiliğimi de yansıtıyor. Müziğim hakkında söyleyebileceğin en iyi şey içtenliği. Çünkü okuduğum fado şarkılarına her zaman kendi ruhumu da katıyorum.

Mick Jagger’la 2007 yılında şarkı söyleyerek, efsanevi bir rock topluluğu Rolling Stones’la aynı sahneyi paylaşan ilk ve tek fado şarkıcısı oldunuz. Bu bir fado sanatçısı için bir tür meydan okuma sayılmaz mı?
Benim için büyük bir meydan okuma ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Konserlerine sadece birkaç saat kalmışken beni de sahnede şarkı söylemeye davet ettiler ve bu nedenle prova bile yapamadık. Bu beni daha da çok heyecanlandırdı. Ama sonunda benim için sihirli bir deneyim ve büyük bir şeref oldu.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive