Dikkat! İçinde aşk var!

İspanyanın en özel seslerinden biri olarak bütün dünyayı kucaklayan Luz Casal, La Pasión isimli yeni albümüyle aşk dolu şarkılar hediye etti her birimize. Yitik sevinçler, kararlı bağlılıklar, yorgun ağıtlar, yürekli itiraflar ve her şeye rağmen umutlu başlangıçlar bırakarak avuçlarımıza... Ünlü sanatçı ile 30 yıllık kariyerini, şarkılarının hikayesini, Fransız hükümetinden aldığı sanat nişanını ve daha pek çok şeyi konuşup, hayattan sayfalar açtık

Eklenme Tarihi : 20 Eylül 2010 Pazartesi
dikkat-icinde-ask-var

Cenk ERDEM

1992 yılında, Pedro Almodóvarın filmi Yüksek Topuklarda, bir Agustin Lara klasiği olan Piensa en mi (Beni Düşün) şarkısına yaptığınız yorumla tüm dünyanın hayranlığını kazandınız. Almodóvar filmlerinin, şarkılar üzerinde sihirli bir dokunuş etkisi yarattığını söyleyebilir miyiz?Filmlerine seçtiği müzikler, yine onun ince zevkinden izler taşıyor. Ayrıca çok göze çarpan işler çıkarıyor. Bana göre de kadınları en iyi anlayan, en iyi anlatan erkek yönetmen. Kadın-erkek ilişkilerindeki gelgitleri, günlük hayatta karşılaştığımız anormalliklerin kendi içinde barındırdığı normallikleri ve ötekini yabancılaştırmadan tanımanın gücünü buluruz aktardığı öykülerde. Müzik ise gerçekten önemli bir öğe onun filmlerinde. Senaryoların konusu kadar canlı ve sürprizli... 1995 yılında dinleyicisine ulaşan ve 800 binden fazla satan Como la flor prometida (Söz Vermiş Çiçek Gibi) albümü, kariyerinizin en başarılı çalışması oldu. Farkı, sırrı neydi sizce? Satışta başarıyı yakalamak, bir veya birkaç şarkının denk gelmesi ile alakalı sanırım. İmaj ve moda faktörleri de devreye giriyor orada; görsellik belli ölçüde belirleyici. Fakat albümlerimden birinin diğerlerine nazaran daha çok ilgi görmesi, tam anlamıyla muamma. İnanın, perde arkasını bilmiyorum. Kuzguna yavrusu şahin görünür derler ya... Hakikaten doğru. Benim için öyle. Birini ayırıp üstün tutmam, mümkün değil. Aşka adanır bazı ayrılıklarTe deje marchar (Gitmene İzin Veriyorum) isimli şarkınız, eleştirmenler tarafından İspanyol müziğinin en kıymetli hazineleri arasında gösteriliyor. Kelimelerin çoktan aştığı o sınırda, ne yaşanıyor? Şarkıdaki gizemi anlatır mısınız biraz? Aşktan feragat etmenin hikayesi aslında. İnsan sevdiğinden vazgeçer mi? Evet, vazgeçer. Kanaya kanaya vazgeçer hem de. Kanarken kanatarak... Ruhuna eş saydığı bile olsa, bırakır bazen onu kendi yoluna. Bırakmak zorunda kalır. Gerçek sevgi, doğası gereği dönüştürücüdür çünkü. Kişi, sevdiğine zarar vermek istemez. Kendi isteği uğruna ona zarar gelecekse, gitmesine göz yumar. Bir daha hiç geri dönmemesi ihtimalini göze alarak üstelik. Herkes sevdiğini öldürür demiyor mu, Oscar Wilde? Yaşadığımız süreçler, doğrulamadı mı bunu pek çok defa? Zor elbette. Hiç kuşkusuz, büyük bir sınav aşkta... Kariyerinizin ilk dönemlerinde daha çok pop müzik yapıyordunuz, sonra ne değişti?Haklısınız, daha çok pop söylüyordum. Pop-rock ve Anglo-Saxon etkisi, güçlüydü o yıllarda. Adım adım ilerledim, kulaklarımı başka müziklere ve başka dillerde okunan şarkılara açmaya çalıştım. Değişim kaçınılmazdı. Sezgilerin gücü adına! Son albümünüz La Pasión (Tutku), Latin Amerikadan bir nefes sanki. Siz nasıl tanımlıyorsunuz?Hispanik Amerikan kültürünün köklerine, zamana direnerek popüler kalmayı başaran bolerolara ithaf edilmiş bir albüm söz konusu. Tarzı belli. Söylediğim şarkılar, hep aynı çatı altında. Arayışlarım açısından değerlendirirsek de ciddi bir meydan okuma. Albümün mutfağı, birbirinden usta müzisyenlerle dolu. İngiliz şarkıcı Jane Birkinle çok iyi projeler üretmiş, Björk gibi ünlü isimlere remiksler yapmış Fransız prodüktör Renaud Letang mesela... Gerçekten önemli bir referans. Onun katkısı, yorumlarınızı nasıl etkiledi? İşleri Renaudya, bir müzik aranjörü olarak da Eumir Deodatoya teslim etmek, bana büyük güven verdi. Bu tür müziklerle anılan profesyonellere, seslendirdiğim şarkılara uygun ruh ve atmosferi yaratabilecek isimlere özellikle ihtiyaç vardı. Aksi halde, bütünlüğü sağlayamayabilirdik. Kayıtlar sırasında yalnızca sezgilerimizi dinledik. Sonuçtan hepimiz memnunuz. Şunu da şöyle yapsaydık keşke diyebileceğim hiçbir şey yok şimdi. La Pasión, kayıtlarında yer alan herkes için çok farklı ve sıradışı bir iş oldu. Bir başka bakıyor, bir başka gülümsüyor fotoğraflardaAlbüm, oldukça çarpıcı bir görselliğe sahip. Madonna, Björk ve Sting başta olmak üzere, pek çok ünlü isme video klip çeken Jean Baptiste Mondinonun adı geçiyor tüm fotoğraflarda. Efsanevi moda fotoğrafçısıyla nasıl bir araya geldiniz? Kullanılan renklerden kostümlere, imajlardan matbaaya uzanan süreçte, her aşamada doğru bağlantılar kurmak çok önemli. Mondino, fotoğraf çalışmaları ile inanılmaz parlak bir isim. Biz de nettik, ekibe katılmasını isterken. Adaptasyon sorunu yaşamadık. Albümü dinleyince, hemen işin içine giriverdi. Aynı duygu ve düşüncelerde birleştiğimizden, cesaretle açıldık uzak ufuklara. La Pasión, Türkiyede de yayınlandı. Dinleyiciye en tanıdık gelen parça ise Historia de un amor... Bu şarkının sizdeki karşılığı ne? Historia de un amor, albüm repertuarında en fazla bağlandığım şarkı. Kişisel tarihimle, anılarımla, duygularımla ilgili sanırım. Yani ben de biraz torpil geçmiş olabilirim söylerken. Ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığınızı ve verdiğiniz zorlu mücadeleden galip çıktığınızı biliyorum. Bir kırılma noktasıydı belki, müziğe bakışınızı nasıl etkiledi? Kanser, bazı yönlerimi geliştirmeme fırsat tanıdı. Hayatımdaki öncelikleri değiştirdim, müzik kariyerime daha büyük bir heyecanla sarılmaya başladım. Anladım ki siz yoksanız, hiçbir şey yok! Gerçeklikle yüzleşme anı bir bakıma. Tercihler de insanın kendiyle imtihanı bence. Onlara yakından bakmak lazım. Hatta büyüteçle tekrar tekrar bakmak lazım. Fransız hükümetinden sanat nişanı Mi Confianza ve Soy, size ödül getiren parçalar... Hiç ödül almadığı halde çok özel bulduklarınız, bir kenara ayırdıklarınız var mı içlerinde? Bir şarkıya söz yazdığımda ya da beste yaptığımda, ruhumu deşifre ediyorum. Ruhumun derinliklerinde gezintiye çıkıyor, göç ediyorum kendimde bir uçtan öteki uca. Evin arka bahçesinde dolaşmaya benziyor bazen, kuytularda ve yalnız. Sadece bana ait bir dünyanın kapılarını açıp, içtenlikle paylaşıyorum yüreğimden/düşüncemden taşanları. Başarılı olmak, ödüle değer bulunmak, alkışlanmak güzel ama benim derdim başka. Kendimi ortaya koymak ve samimiyetle ifade etmek... Peşine düştüğüm şeyler, bunlar işte! Kasım 2009da, Fransızların ünlü sanat nişanı ile onurlandırıldınız. Kültür Bakanı Frederic Mitterandın takdim ettiği bu ödülü, nasıl yorumlamalı? Ah, bir bilebilsem! 1992 yılından beri Fransada başıma gelenler, hâlâ koruyor esrarını. Ne zaman konser versem, ne zaman radyo veya televizyon programına katılsam, müthiş bir ilgiyle karşılanıyorum orada. Doğal çekim, gerisi empati... Dinleyici ile kurduğum duygusal bağın yüzeysel olduğunu zannetmiyorum. İstanbul büyüleyici bir şehir Baharda, meşhur Olympia bekliyor sizi. Parisi müzikle fethedeceksiniz anladığım kadarıyla. Fransızlar, hangi şarkılarınızı seviyor en çok? Piensa en mi, Entre mis recuerdos, No me importa nada, şimdiye dek Fransız halkının gözdesiydi. Ne unuttular ne unutturdular o şarkıları. La Pasióna gelince, durum biraz değişik. İlk günden beri, neredeyse albümün tüm şarkılarını ezbere söylüyorlar. Çok gurur verici tabii. Ortaya çıkardığımız eserle övünüyorum. Yakında, Türkiyeyi de ziyaret etmeyi planlıyorsunuz. Neler çağrıştırıyor İstanbul size, şehri tanıyor musunuz? Geçmiş yüzyıllardan miras tarihi ve kültürel dokusu, mimarisi ve edebiyatı hakkında çok şey duyuyor, biliyorum. Tek kelime ile büyüleyici. İspanyol devlet televizyonu TVE, sizin için özel bir şov hazırladı. Flamenko ve caz şarkıcısı Buika ile yayın esnasında gerçekleştirdiğiniz düet, epey konuşuldu sonra. Yine bu tarz işbirlikleri düşünüyor musunuz? Hayır, bir kerelikti o. Ama Fransız dörtlüsü Quatuor Ebene ile albüm kaydetmek, yapılacak işler listemde ilk sırada şu aralar. Önümüzdeki aylarda da İspanyol rock grubu Leno, çoktan tamamladığımız kayıtların yer aldığı yepyeni bir albümle piyasada olacak. İsminiz Luz, İspanyolcada ışık anlamına geliyor. Siz, çoktan açığa çıkardınız içinizdeki ışığı. Peki, biz nasıl keşfedelim? Şarkılarımı dinleyip, gösterilerimi izleyin. Birlikte bakalım gökyüzüne; yıldızlarımız ışık sağsın, dağılsın karanlıklar. Hayatlar sönmeden önce içimizdeki ışığı çoğaltalım. Yoksa boşuna her şey!..

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive