Adese Genel Müdürü Ramazan Keser

Adese 1994 yılında Konyada başlattığı çağdaş perakendecilik anlayışını başarıyla uygulayarak günümüze taşıdı. Diğer yandan iş ve istihdam potansiyeli yanında ekonomiye sağladığı katma değerle de farklılığını ortaya koydu. Bu gelişim ve başarının ayrıntılarını Adese Genel Müdürü Ramazan Keser ile konuştuk...

Eklenme Tarihi : 07 Kasım 2007 Çarşamba
adese-genel-muduru-ramazan-keser
Konyadan Türkiyeye büyüyor Adesede başarının sürekliliği nasıl sağlandı? Biz sadece belli bir mal ve hizmet gurubunu alan satan bir firma değiliz. Yani sadece kara odaklı bir misyon gütmüyoruz. Hizmeti verirken bireyin toplam refahını artırmaya odaklı bir sitemi benimsedik. Bu anlayışımızdan asla taviz vermeyerek hayata geçirmeyi sağladık. Üretilen mal ve hizmetleri istediğimiz normlarla müşteriye sunmayı hedefledik. Tabi bu da Adeseye başarıyı getirdi. Yatırım yaptığınız kentlerde küçük ölçekli şubeler yanında genellikle büyük boyutlu ve geniş ürün yelpazesine sahip mağazalar benimsiyorsunuz. Bu anlayışın avantaj ve dezavantajları nelerdir? Avantajlı tarafı bireylerin daha fazla beğenisine hitap ediyorsunuz. Otomatikman daha geniş bir kitleye sunum yapıyorsunuz. Tabi ki bu kadar bir alanın bakımı,yönetimi, kullanımı ve stok maliyeti daha büyük maliyetler gerektiriyor. Ancak hangi lokalin ne kadar büyük olacağı ne kadar mal koyacağınız bir ihtisas konusu. Alanınızın büyüklük ve küçüklüğünü talebe göre kullanmanız bence daha mantıklı. Şu sıralar üzerinde çok konuşulan ve mecliste görüşülme sırası bekleyen Marketler Yasası konusundaki değerlendirmeniz nelerdir, yasa sektör için ne ifade ediyor? Tabi ki belli yasal düzenlemelerin her sektörde olduğu gibi bizim sektörde de uygulanması gerekiyor. Ancak işin gerçeği şu andaki mevcut yasanın problemleri ortadan kaldırmayacak niteliktedir. Bunun üzerinde daha fazla çalışılması gerekmektedir. Yani söylendiği gibi tüm sorunlara çözüm üretecek bir yasa değil. Peki sizce yasa nasıl olmalıydı? Ticari içerikli yasa ve yaptırımların bu kadar net ve kesin olması sonuç getirmez. Bunun yerine daha esnek ve yönlendirici politikalar izlenmeli. Ticari faaliyetleri net ve kesin yaptırımlara yönlendiremezsiniz. Geçmişte Türkiye bu konuda çok sıkıntılar çekti. Onun yerine bu konu orta ve uzun vadede realize edilmeli diye düşünüyorum. Türkiye son zamanda uluslar arası perakende markalarının ilgi odağı olmuş durumda. Ve arka arkaya ses getiren yatırımlarla yaygınlaşıyorlar. Adese olarak bu seyri nasıl değerlendiriyor ve nasıl bir strateji belirliyorsunuz? Sonuçta her kurum gibi bizde bugünü ve yarını düşünmek zorundayız. Türkiyenin organize perakendecilik alanında kat edeceği uzun bir yol var. Bu anlamda Henüz sektör ancak yüzde 30-40 oranında organize olmuş durumda. Bu durumda perakende pastasının ciddi bir bölümü ortada duruyor. Bu dilimin paylaşımı ve organize olmasının yabancı sermayeyle sağlanması da normal bir süreçtir. Ancak yabancı sermaye ile milli sermayenin aynı hak ve hükümlülüklerle faaliyet göstermeleri sağlanmalıdır. Salt yabancı sermaye çekmek adına bu guruba imtiyazlar tanırsanız orta vadede sektörde onarılması mümkün olmayan yaralar açılır. Türkiyede organize olmuş Birleşik mağazacılar Derneği (BMD), Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) faaliyetlerine devam ediyor. Son olarak da hızlı ve heyecanlı bir çabanın sonunda yerel market zincirleri birleşerek PERDER çatısı altında federasyonlaştı. Siz Adese olarak bu örgütlenme sürecini ve faaliyetlerini nasıl yorumluyorsunuz? Amansız bir rekabet ortamını soluyan sektörün içinde bu tür yapılanmaların olması mutlaka gerekmektedir. Günümüz koşullarında ayakta kalabilmek, sesinizi duyurabilmek için örgütlü olmak zorundasınız. Ama bunları organize ederken salt birilerinin orta ve uzun vadeli beklentileri için değil de toplamın ve konuyla ilişkisi bulunan unsurların ihtiyaçları gözetilmesi gerekmektedir. Biz de bu oluşumların çoğunda yer almaktayız. Bazılarıyla da görüşmelerimiz devam ediyor. hemen hepsiye yakın dostluklarımız mevcut. Diğer yandan TOBun içinde perakende konulu etkin bir meclis oluşturulmuş durumda. Bu ve benzeri organizasyonların tümü sektörün problemlerini çözmek, uluslar arası platformda söz sahibi olmak anlamında uğraş vermektedir. Bize düşende bu çabalara içinde yer almak ve destek vermektir. Bilindiği gibi sektörümüzün en ciddi sıkıntılarından biri de nitelikli eleman sorunudur. Hal böyleyken Adese web sayfasında şöyle diyor; Kendisinden sonra birçok markete nitelikli elaman kazandırarak önemli bir rol üslenmiştir. Bu söyleminizi biraz daha açar mısınız? Bizi meslektaşlarımızdan ayıran temel özelliklerden bir tanesi de bölgemizde ilklere imza atmaktır. Konyada İlk büyük mağaza uygulamasını hayata geçirirken nitelikli eleman sorununu bizde hissettik. O dönemde bu sorunu çözme şansınız yoktu. Bu sorunu kendimiz çözecektik ya da kendimiz çözecektik. Derken deneme/yanılma yöntemiyle konunun üstesinden geldik. Hatta teknolojik konularda da birçok şeyi Türkiyede ilk biz hayata geçirdik. Stok, reyon, personel yönetimi kasa hareketi, barkodlama ve diğer bildiğiniz tüm süreçleri konuları kendi çabalarımızla hallettik. Geçen zaman içinde ise burada yetişen elemanlar gerek bizde gerekse başka mağazalarda yönetim noktalarında yükseldiler. Konya ve Konya dışına ciddi eleman transferleri gerçekleşti. Yani bölgede okul görevini yerine getirdik diyebiliriz. Adesenin Konya dışında Ankara ve Mersinde başarılı yatırımları var. Önümüzdeki süreçte bu kentler haricinde yatırım planlarınız var mı? Yatırım yaparken hangi kriterlere sadık kalıyorsunuz? Çok teşekkür ederim. Günümüz perakendeciliğinde yatırım yapmadan daha doğrusu büyümeden ayakta kalmak mümkün değil. Çünkü bizler imalatçı değiliz. Çok büyük kar marjlarımız yok. Maliyetlerimiz çok yüksek. Buna paralel yatırım maliyetleri de çok yükseldi. Ancak biz daha fazla ciro, daha fazla alanda faaliyet.göstererek birim karlılığımızı yükseltebiliriz. Bu tüm sektörler için geçerli ancak özele inince bizim için daha önem arz ediyor. Bu bağlamda biz sadece Konya, Ankara ve Mersinle sınırlı kalmayı düşünmüyoruz. Bugün perakende hareketinin yüzde 40-45i İstanbulda dönerken bu sürece seyirci kalamayız. Bugün mü, yarın mı bilemeyiz ama İstanbulda mutlaka olacağız. Eğer büyümeyi amaçlıyorsak ve büyük olacaksak bu İstanbulsuz olmaz. Tabi 2007 hedeflerimiz arasında İstanbulla birlikte Adana, Antalya, Kayseri ve Gaziantep içinde oldukça ciddi düşüncelerimiz var. . Hedeflerimizi netleştirerek, ayaklarımızı yere sağlam basarak büyümeyi hedefliyoruz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive