Özhan, 50’nci yılında daha iddialı

Özhan Marketler Zinciri, 1963 yılında bakkal dükkânında başlayan perakendecilik yaşamındaki 50’nci yılını kutluyor. 1992 yılından bu yana Özhan Marketler Zinciri bünyesinde yer alan ve çeşitli birimlerde görev yapan Özhan Marketler Zinciri Genel Müdürü İbrahim Özhan, “İlk aşamada ulusal, uzun vadede ise uluslararası bir marka olmayı düşünüyoruz” diyor

Eklenme Tarihi : 15 Temmuz 2013 Pazartesi
ozhan-50nci-yilinda-daha-iddiali

Uğur TATLI, Caner KOLAĞASIGİL

Babanız Tevfik Özhan, başarı hikâyesinin sırrını “Ben hiçbir zaman parayı sevmedim, işimi daha çok sevdim. Çocuklarımda da aynı şeyi görüyorum” şeklinde açıklıyor. Sizin için aile şirketinde çalışmak ne anlam ifade ediyor? 
Kendimi bildim bileli, okul dönemlerinde hafta sonları, şirkette bakliyat paketleme, mal indirme bindirme, kasapta kemik sıyırma da dâhil olmak üzere hep çalıştım. O zamanlar kendime ‘niye tatil yapmıyorum, arkadaşlarım eğlenirken ben neden buraya geliyorum’ diye sorduğum zamanlar da oldu. Ama şimdi bakıyorum ki çok doğru bir süreç yaşamışım. Küçük yaşlardan itibaren her kademeyi görmem, her gün yeni bir şeyler öğrenmem daha rahat karar verebilme imkânı sunuyor. Bu anlamda şanslı bir aileyiz. Aynı süreci sadece ben değil, kardeşlerim de yaşadı. O yüzden büyüklerimizin bizi bu konuda doğru yetiştirdiğini,  bizim de gördüklerimizi başarıyla uyguladığımızı düşünüyorum.  Dedelerimizden bize yadigâr kalan bu mesleği en doğru şekilde sürdürmek, projelerimizi ve yatırımlarımızı hayata geçirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. İşimizi severek yapıyor, bizden sonraki kuşaklar için de elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Genel Müdürlük görevine atandığınızda neler hissettiniz? O süreci bize anlatır mısınız?
Dedemizin 1963 yılında ilk bakkal dükkânını açmasıyla birlikte aile olarak 50 yıldır perakendecilik sektörünün içindeyiz. Baktığımız zaman Türkiye’de çok az şirketin ulaşabildiği bir yıl. Bizim içinde hem yeni bir yapılanmaya girmek hem de yeni bir enerji yakalamak için iyi bir dönemdi. Aslında organize perakendede 20 yıldan bu yana profesyoneller tarafından yönetilmiş bir şirketiz. Bu noktada zamanında ciddi adımlar atılmış olduğunu görüyoruz. 2012 yılı Temmuz ayında Genel Müdür görevine atandım. Özellikle bizim için çok önemli olan 50’nci yılımızda bu bayrağı taşımak benim için de çok daha anlamlı oldu. 2013 yılında sektörde yapmak istediğimiz yeniliklere de fırsat vererek, farklılığımızı daha ileri götürebilmek adına kararlar aldık. Yönetim Kurulu dâhil tüm personelimiz hem fikirlerini paylaşıyor hem de üzerlerine düşen görev neyse yapıyorlar.

50’nci yıla özel uygulamalar

Bu yapılanma sürecinde Özhan Marketler Zinciri ne gibi değişikliklere imza attı?
50’nci yılımızla birlikte kendi içimizdeki yapılanmada dinamizm konusunda izlenebilirliği en üst seviyeye çıkarmaya çalıştık. Teknolojinin her geçen gün ilerlemesi sayesinde uluslararası firmaların kullanmış olduğu B2B (Business to Business) adı altındaki sistemi 2013 yılında kullanmaya başladık. B2B’de Bursa’daki firmalar arasında bir ilk olacağız. Bu sistem tedarikçiyle olan diyalogumuzu daha da pekiştirecek ve daha sağlam kararlar alabilme imkânı sunacağına inanıyorum. Şirket olarak üzerinde çalıştığımız ve tamamen Özhan’a ait alt yazılımla birlikte ölçülebilir bir hale geldik. Elde edilen bilginin okunması, kurgulanması ve sahaya yansıtılması gerekiyor. Bu sayede yaptığımız her türlü işin sonucunu görebiliyoruz.

Perakende zincirleri için sadık müşteri önem arz ediyor. Bu bağlamda Özhan Kart, müşterilere nasıl bir imkân sağlıyor?
Müşterilerimize Özhan Kart ile promosyonlarımızdan faydalanma fırsatı tanıyoruz. Bu kartın en önemli özelliği ise bize sadık olan müşterilerimize teşekkür etme şansını yakalıyoruz. Müşteriye ulaşılabilirlik açısından büyük bir avantaj sağlıyor.

Özhan’ın hedefi büyük

Özhan Marketler Zinciri’nin büyüme stratejisi nedir ve nasıl bir yol izleniyor?
Özhan’ı ulaşılabilir ve tercih edilebilen bir marka haline getirmek için çalışmalarımız sürüyor. İlk aşamada ulusal, uzun vadede ise uluslararası bir marka olmayı düşünüyoruz. Kontrollü bir şekilde büyümeyi planlıyoruz. Bu aynı zamanda bizim şirket politikamız. Büyüklüğün şube sayılarında değil verimli büyümekte olduğuna inanıyoruz. Bunu yaparken de sektörümüzü olumsuz etkileyecek hareketlerden ve haksız rekabet şartlarından uzak durmaya çalışıyoruz.  Yaptığımız işin hem müşterimiz hem de çalışanlarımız tarafından beğenilmesi ise en büyük başarımız.

Özhan, kendi bölgesinde yenilikler yapmayı seven bir marka görüntüsü çiziyor. Bu anlamda sektöre öncü olacak yeni projelerinizden de bahseder misiniz?
Özhan Marketler Zinciri olarak, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Unilever ile birlikte yürüttüğümüz Yeşil Nokta Projesi ile Türkiye’de bir ilke imza attık. Ertuğrul şubesi için aldığımız ‘Yeşil Nokta Diploması’ ile sektörümüzde öncü ve örnek olduğumuzu bir kez daha göstermiş olduk. Yaptığımız düzenlemelerde kullanılan poşetlerden kese kâğıdına, aydınlatmadan soğutmaya,  teşhir için kullanılan tüm ekipmanlara kadar her şeyin doğa zarar vermeyecek şekilde hazırlanmasını, üretilmesini ve enerji sarfiyatının en aza düşürülmesini sağladık. İnsanın doğayla uyum içinde yaşayabildiği bir geleceğin yaratılması için bireysel olarak bilinçlenme adına da Özhan çalışanları WWF-Türkiye yetkililerinden eğitimler aldı. Biz de sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmanın mutluluğuyla, diğer şubelerimizde de uygulamak için çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz.

Bursa dışına çıkma, farklı şehirlere mağaza açma gibi bir planınız var mı?
Biz bildiğiniz gibi Bursa’nın ilk yerel market zinciriyiz. Teknolojinin ve lojistiğin çok zor olduğu dönemlerde bile çıtamızı yükseltmek adına ikinci şubemizi en uzak noktada, Gemlik’te açmıştık. Günümüz şartlarında şehir dışına açılmamız çok zor bir olay değil. Bilgisayar alt yapı sistemlerimiz, raporlama ve denetim sistemlerimizle artık uzaktan da çok rahat bir şekilde denetleyebilir, kontrol edebilir bir noktaya geldik. Ama bir gerçek var ki; her bir bölgenin kendi içerisinde farklı alışkanlıkları,  talepleri bulunuyor. Mağaza yeri bulmak ve açmak işin kolay yanı, asıl önemli olan müşteriye en iyi hizmeti verebilmek. İlk aşamada ulusal uzun vadede ise uluslararası bir marka olmayı düşünüyoruz. Yakın zaman içerisinde değişik illerde şubelerimizi açarak Özhan’ı ulaşılabilir ve tercih edilebilen bir marka haline getirmek için çalışmalarımız sürüyor.

“Gıdada kayıt dışı oranı çok fazla”

Perakende sektörünün gelişimi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Mesleğimizin zorlukları yanında, hızlı temposu da bir bakıma günün ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığınız, sıkılma şansınızın olmadığı bir ortam yaratıyor. Eğer insana hizmet etmeyi seviyorsanız, gerçektende keyifli bir işimiz var. Biliyorsunuz gelecek yüzyılın en önemli sektörü perakende sektörü olacak. Şu anda dünyanın en büyük şirketinin de bir perakende şirketi olduğunu düşünürsek; ben her geçen gün öneminin artacağını düşünüyorum. Uluslararası firmaların Türkiye’ye 80’li yıllardan sonra gelmeleri ile birlikte, sektörde gelişim ile birlikte gerçek anlamda olumlu katkıları oldu. Bunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Rekabetin çok önemli bir olgu olduğunu düşünüyorum. Rekabet, sizin gelişiminizi sağlıyor, yanında başarıyı da getiriyor. Ancak tek taraflı başarı olmaz. Bursa halkının da yerellere karşı olumlu bakışının büyük etkisi var. Bunun karşılığında hizmeti ve memnuniyeti de sağlıyor olmamız gerekiyor. Biz Özhan olarak bu noktada üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Bu sayede Bursalıların güvenini kazandığımızı düşünüyoruz.

Sektörel olarak kanunlar tarafından güvence altına alınıyor musunuz? Sizce sektörde böyle bir yasa tasarısına ihtiyaç var mı?
Verilere baktığımız zaman sektör her yıl üstüne koyarak büyüyor. Ama devletin yasal düzenlemelerle bizim gibi şirketleri desteklemesi çok önemli. Şu anda özellikle gıdada kayıt dışı oranı çok fazla. Yurt dışında belli kıstaslar altında, belediyenin ortak hazırlamış ve vermiş olduğu komite izninin ardından işletme kurabiliyorsunuz. Bizim ülkemizde hala AB uyum yasalarıyla birlikte bu düzeye ulaşmasını bekliyoruz. Yan yana açılan marketlerin yanı sıra, kayıt dışı her köşe başına açılan küçük büfe, dükkân gibi yerlerle, sektörün ciddi bir sıkıntı çektiğini, verimsizleştiğini ve katma değer üretemediğini söylemek yanlış olmaz. Çok tartışılan, içinde çok ciddi konular barındıran ‘Mağaza Yasa Tasarısı’ konusunun bir an önce irdelenmesi ve yürürlüğe girmesi gerekiyor. Bunlar düzenlendiği takdirde de sektörün uzun yıllar daha sağlıklı yol alacağını söyleyebilirim.

Kısa ve uzun vadede planlarınız neler?
50’nci yılımızda yenilik olarak butik şarküteri mağazalarımızı açma kararı aldık. Şarküteri grubumuzun büyük beğeni görmesi ve bu yönde gelen talepler nedeniyle, ilk mağazamızı Nilüfer Belediyesi tarafından yaptırılan Agora’da açıyoruz. Bizim için yeni bir başlangıç olacak. Uzun vadede ise kendi alışveriş merkezimizi yapmak gibi planlarımız var. Aldığım eğitimle birlikte, turizm sektörüne atılma arzumu da bir şekilde gerçekleştirmiş olacağım. En iyi et, en kaliteli şarküteri ürünlerin bizde olduğunu ve ürünlerin yüzde 60’ını kendimizin ürettiğini düşündüğümüzde; özellikle restoran kısmında çok ciddi başarılara ulaşacağımızdan şüphem yok. Müşterimizin duyduğu memnuniyet bizim için önemli bir referans olacak.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive