Onur Group Genel Müdürü Cemal Özen

Yerli perakende markalarının başarılı temsilcilerinden Onur Group, 1996da başlayan gelişme sürecini 2008de hem kurumsallaşma hem de büyümeyle devam ettirdi. 2009da 11 şube daha açacak olan Onur Groupun Genel Müdürü Cemal Özenle, yerli perakendecilere örnek olacak başarı hikâyesini konuştuk...

Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2009 Cuma
onur-group-genel-muduru-cemal-ozen
Şirket profili Kuruluş tarihi: 1996Çalışan sayısı: 570Şube sayısı: 17Mağaza bulunan bölgeler: Bakırköy, Eyüp, Bağcılar, Küçükçekmece, Kağıthane,En büyük mağaza metrekaresi: Bin 600 metrekareEn küçük mağaza metrekaresi: 400 metrekareOrtalama mağaza metrekaresi: 700 metrekareSon açılan mağaza: Eyüp mağazamızToplam depo alanı: 13 bin 500 metrekare (Merkez depo dahil)Toplam satış alanı: 11 bin 350 metrekareToplam kasa sayı: 73Satılan ürün çeşidi: 17 bin Private Label ürünler: Özne markasıyla süt, Aktat markasıyla şeker, Hamarat markasıyla deterjan, Hemşo markasıyla Un, Ekabir markasıyla yoğurt, Deneyin markasıyla sabun, Önem markasıyla ıslak mendil Tedarikçi profili (demirbaş)Raf: ÜçgeYazılım: Pos A.ŞSoğutucu: Ahmet Yar, Tekso İnsan KaynaklarıPersonel seçme kriterleri: En az lise mezunu, sektörde deneyimli, ekip ruhuna sahip, kariyer hedefi, gelişime açık olmasıYıllık eğitim (saat/adam): Satış personeli 24 saat Genel Müdürlük personeli 48 saat Kariyer planlaması: İnsan kaynakları departmanı performans yönetimi ve kariyer planlaması yapıyor Verilerle Onur GroupEn çok ciro yapan mağaza: İkitelli MağazasıOrtalama sepet cirosu: 13.41 YTLMüşteri profili: A, B, CMüşteri sadakat kartı: Şu an için yok. 2009 Mart ayında uygulamaya geçilecek Pozisyon bilgileri:Genel Müdür: Cemal Özen Satın alma Müdürleri: Hakkı Ediş, Nesrin Eltutan, Nihal Gürleyik, Hakan Durdurya, Fidan Kılıç, İsmail BeyseMali İşler Müdürü: Resul Öztürk İnsan Kaynakları Müdürü: Erdoğan CömertBilgi İşlem Müdürü: Erdinç Cankar Eğitim ve Ar-Ge Müdürü: Ahmet Altunok Kurumsal Gelişim Müdürü: İ. Hakan Yılmaz Reklam ve Halkla İlişkiler: Sibel Baygın İşletme Analiz: Anıl CivezÖzlem ELGÜN Onur Group u tanımayan yok... O yüzden size daha farklı, daha güncel sorular sormak istiyorum. Bulunduğunuz yerden memnun musunuz? Hedeflerinize ulaştığınızı düşünüyor musunuz?Geldiğimiz yerden memnunuz, hedeflerimize planladığımız gibi adım adım ulaşıyoruz. Biraz daha risk alarak daha büyük metrekarelerde, daha fazla sayıda mağaza açabilirdik ama adımlarımızı sağlam ve bilinçli bir şekilde attığımıza inanıyoruz, bu yüzden geldiğimiz nokta doğru yer. Hedeflerinizi sorayım o zaman?Onur Group ile ilgili 5 yıllık planımızı hazırladık. Hedefimiz 2009da 28 mağazaya ulaşmak. Şu anda mağaza sayımız 17. 11 mağaza daha açarak 2009 yılı hedeflerimize ulaşmayı planlıyoruz. Açmayı planladığımız 11 mağazanın 3ünü önümüzdeki kısa bir süre içerisinde tamamlamak için harekete geçtik. Dolayısıyla 2009 yılı hedefimizin yüzde 35ini bir iki ay içerisinde gerçekleştirmiş olacağız. Onurex mağazalarımız bu hedeflerimizin dışında tabii ki... Hazır Onurexten bahsetmişken, onun hikâyesini de anlatabilir misiniz? Onurex fikri nereden çıktı, nasıl doğdu? Yapılan araştırmalar neticesinde, tüketicinin yakın noktadaki mesafeden alışveriş yapmak istediğini, alışverişlerinden sonra kasalarda sıra beklemek istemediğini, ihtiyacını hemen karşılamak istediğini gördük. Tüketici zaman kaybetmek istemiyor. Bu ihtiyaçları ancak Onurex konseptinde bir hizmet anlayışıyla karşılayabilirdik. Bunları göz önünde bulundurarak bu konseptte de var olmak istedik. Memnun musunuz peki bu pazarda var olmaktan?Onurexten memnunuz, bu projemizi daha da büyütmeyi düşünüyoruz. Perakendeciliğin yerli bir firma olarak bizlere yüklemiş olduğu görev ve vizyonumuzun bir parçası olarak discount perakendecilikte de yerli bir firmanın başarılı işler yapabileceğini göstermek istedik. Hedeflediğimiz noktalara planladığımız gibi ulaşıyoruz. Bu da bizim başarılı olduğumuzun bir göstergesi olarak görülebilir. Onurex Özenin içinde mi, yoksa ayrı bir şirket mi?Ayrı bir şirket, ayrı bir depo, ayrı bir lojistik, ayrı bir ekip... Merkez ofisleri de dahil olmak üzere tümden ayrı bir yapıya sahip. Onur ile Onurex bambaşka işler değil mi?Her şeyiyle farklı bir iş, bu yüzden tüm ofisler ve süreçler ayrı. Hard discount ile süpermarket anlayışları arasında, müşteri konseptleri, personel istihdamı ve çalışma anlayışı, ürün kategorileri, ürün sergilenmesi, pazarlama mantalitesi ve hizmet anlayışı bakımından oldukça farklılıklar bulunuyor. İşte biz bu yüzden Onurexleri Onur Group bünyesinde yapılandırmadık. Onurexin stratejisiyle, yönetimiyle, mantığıyla, müşteri ve hizmet anlayışıyla, projesiyle; her konuda çok farklı olması lazım. Aynı mantıkla yönetildiği zaman sıkıntı yaşanıyor ve süreci yönetmek zorlaşıyor. Belli bir sayıya ulaştıktan sonra bu işi yapıyoruz denebiliyor sanırım, 100 müdür o sayı? Onurex için de bir kırılma noktası olacak herhalde, aslında daha bebek değil mi?Tabii ki daha bebek, bakıma ihtiyaç duyuyor. Mağaza sayınız düşük olduğu zaman mağaza metrekarelerinin küçük olmasından dolayı kar marjınızı iyi bir noktada tutmanız çoğu zaman mümkün olmuyor. Ama satın alma gücü olarak kendi markalarını oluşturmak adına Onur Groupla paslaşarak gittikleri için o konuda bir zorluğumuz yok. Mağaza sayısı yükseldikçe hem marjı kurtarma hem kiralık yer bulma konusunda ciddi avantajlar sağlıyorsunuz. Mağazacılık anlayışımızı müşteri taleplerine borçluyuz Hayatınızdaki kırılma noktası neydi?Özen ailesi olarak uzun bir ticaret geleneğine sahibiz, özellikle perakendenin hemen hemen her alanında faaliyet gösterdik. Tabii ki insanların ve işletmelerin hayatlarında kırılma noktaları birden fazla olabilir. Bizim ticari hayattaki kırılma noktamız olarak Sanayi Mahallesinde açtığımız mağazayla organize perakendeciliğe adım attığımız 1996 yılını kabul edebiliriz. Peki, Onur Group un kırılma noktası ne?4. Levent Sanayi Mahallesinde açtığımız şubenin kültürü, müşterisi, müşteri yaklaşımı ile 2nci şubemiz olan Yeşilyurt arasındaki anlayış farkı bizi buraya getirdi. Bu noktayı da mağazacılık anlamında kırılma noktamız olarak ele alabiliriz. Yeşilyurt mağazamızın müşterisiyle mağazacılığın önemini anladık, müşterilerin talep ve istekleri bizi yönlendirdi. Bu yönlendirmeyle hep hizmetin, kalitenin, hijyenin, ürün sunumunun daha iyisini, daha kalitelisini sağlama yönünde daha çok çalışmamız gerektiğini anladık. Değişen tüketici alışkanlıkları, davranışı ve kültürüne uygun hareket edebilmenin gerekliliğini gördük. Kısacası mağazacılık anlayışımıza müşteri istekleri yön veriyor. Bugünkü hızlı gelişmemizin temelinde de yine aynı anlayışı görebiliriz. Yine bu bakış açısıyla 2009 yılını organize perakendecilikteki ikinci kırılma noktamız olarak görebiliriz; fiziki alt yapı çalışmalarımızla, kurumsallaşma çalışmalarımızın hız kazanmasıyla ve kendimize koyduğumuz hedeflerin yüksekliğiyle çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Hedef müşteri kitlenizi kimler oluşturuyor?Hedef kitlemiz A, B ve C diyebiliriz. Çok geniş bir yelpaze değil mi peki?Sadece belli bir gelir grubuna hizmet götürmek istemiyoruz; Onur Groupun gerçek avantajın dan tüm gelir gruplarının faydalanması hem bizim marka bilinirliğimizi yükseltecek, hem müşterilerimizin kaliteli, hijyenik, taze ürün ve hızlı hizmet anlayışıyla tanışmalarını sağlayacaktır. Bu geniş yelpazeyi avantaj olarak görüyoruz. Her müşteri kitlesine hizmet edebilmemiz bizi daha dinamik tutuyor, kültürümüzü geliştiriyor, bize o anlamda yön veriyor. Yeşilyurtta da, Bağcılarda da, Göktürkde de, Arnavutköyde de mağazamız var. Dar bir müşteri kitlesine hizmet ettiğiniz zaman belli bir süre sonra o müşteri kitlesinin dışında pazar yaratmayla ilgili sıkıntılar yaşıyorsunuz. Kendinizi yenileme imkanından da mahrum olup belli bir zaman sonra da silinip gidiyorsunuz. Kalıcı olabilmek her konuda hep daha iyiye gitmekle mümkün oluyor. Şu anda sadece Avrupa yakasında varsınız. Anadolu yakasında da şube açmayı düşünüyor musunuz?Bu bizim belli bir süredir özlemimiz... Zaman geçtikçe Anadolu yakasında mağaza açmak için daha heyecanlı ve istekli oluyoruz. Konuyla ilgili oluşturduğumuz ekip arkadaşlarımız Anadolu yakasında araştırmalar yapıyor. Önümüzdeki dönemde Anadolu yakasında da yer alarak ulusal bir marka olma vizyonumuza bir adım daha yaklaşmış olacağız. Lokasyon seçiminizi belirleyen etkenler nelerdir?Konseptimiz oldukça geniş, sadece Yeşilyurt bölgesi değil. Mağaza açacağımız alan uygun bir metrekarede olmalı. Girişiyle, çıkışıyla, otoparkıyla, deposuyla süpermarketçilik hizmeti verebileceğimiz bir konumda olmalı. Hizmet kalitesinin ve müşteri memnuniyetinin yakalanabilmesi için bu şart. Bu amaçla mağaza büyüklüğü alt sınırını 2009 yılında açacağımız mağazalar için 600 metrekare olarak planlıyoruz. 600 ve üstü yer bulmak zor... O zaman bu sizi satın almaya mı itecek önümüzdeki dönemde?O konuda gelen tekliflere açığız, değerlendiriyoruz ama odak noktamız satın alma değil. Satın alacak gücümüz de var ancak kendi kriterlerimizi uygulayabileceğimiz yeni noktaları tercih edeceğiz. Çünkü devir alınan mağazalara kendi yapınızı ve standartlarınızı oturtmak oldukça zor. Buna rağmen elbette piyasa şartlarına uygun hareket etmek gerekebilir. Tüm dünyada yaşanmakta olan önemli bir kriz var, elbette bu kriz ortamı işletmelerin hedeflerinde önemli farklılıklar oluşturabilir. Şirket olarak bu şartlara uyum sağlayabilecek dinamizmde olduğumuza inanıyorum. Raflarımıza girmek vizyon ister Tedarikçinizi nasıl seçiyorsunuz? Biri raflarınıza girmek istediğinde seçim kriterleriniz neler oluyor?Konsept olarak bize mal satacak firma; sistem, altyapı, maddi-manevi değerler olarak her konuda bize katkı sağlayabilecek konumda ya da bizim örnek alacağımız bir şeyler yapıyor olmalı. İş ortağımız dediğimiz üretici ve tedarikçi firmalarla birbirimizi geliştirmemiz, birbirimize katkı sağlamamız gerekiyor. Misafirlerimiz olarak gördüğümüz müşterilerimizin ihtiyacını karşılamayı, onlara fayda sağlamayı, ürünleri zamanında sevk ederek, takibini yaparak istedikleri ürüne her zaman ulaşmalarını sağlamayı temel anlayış olarak görüyoruz. Sizin için öncelikli olan vizyonunun olması değil mi? Küçük olabilir ama çalışıyorsanız bir gelecek görüyorsunuzdur?... Biz küçük ya da büyük olmasına bakmıyoruz. Ciroya, bilançoya da bakmıyoruz. Ticareti, pazarlamayı, ürünü yapış şekillerine, yaklaşımlarına ve değerlerine bakıyoruz. Merdiven altı bir üretim mi yoksa gerçekten değerleri olan, çizgisi olan, evrakları, sistemi olan bir firma mı buna çok dikkat ediyoruz. Özellikle hangi ürün olursa olsun mutlaka yasalarımızın öngördüğü tüm üretim belgelerinin olmasına bakıyoruz. Üretime verdiği önem kadar pazarlamaya, rafa, raftaki satışa da önem vermesini, tüketicide yarattığı güven duygusunu da dikkate alıyoruz. Daha sonra kendi konseptimizde alternatif ürünümüz var mı, bu bize ek bir yoğunluk getirir mi, ürün ve raf karmaşıklığı getirir mi yoksa tüketicinin ihtiyacını mı karşılar diye bakıyoruz. Bunların hepsini değerlendirdiğimiz zaman eğer gerçekten uygunsa bu ürünleri alıyoruz. Ama temel felsefemizi müşterimizin ihtiyacını karşılamak üzerine kuruyoruz. Ödemelerinizde standart var mı? Tedarikçilerinizle belli başlı çalışma standartlarınız neler?O konuda yıllardır oturttuğumuz bir çizgimiz, standardımız var. Felsefe de mutabık kalınan vade üzerine kurulu, asla farklı bir uygulama yapılamaz. Ürünü ilk kez satın alırken, ilk yıllık sözleşme yaparken piyasa şartlarında vadesi kaç günse, kaç güne anlaşılmışsa odur. Çek kullanmıyoruz. Kim olursa olsun bize mal sattığı zaman anlaştığımız vadelerde, daha önceden vadesinin kendisine bildirilmesiyle ilgili kişinin hesabına havale ya da EFT yapılır. Tüm fatura kontrollerimizi 14 günde bir yaparız. Pazartesi planlamalar yapılır, Salı veya Çarşamba günü tedarikçilerimizin parası ödenir. Bu nasıl karşılanıyor peki tedarikçiler tarafından?İlk dönemler çok iyi karşılanıyordu. Şu anda da iyi karşılanıyor fakat son dönemde tedarikçilerimizin acaba çek olsa daha mı iyi olur gibi beklenti içerisinde olduklarını görüyoruz. Ancak bizim bu uygulamayı değiştirmek gibi bir düşüncemiz kesinlikle yok. Onur Group kurulduğu günden bu güne, kriz dönemlerinde de piyasanın çok iyi olduğu dönemlerde de hep bütçe ve iskonto endeksli oldu, vade endeksli olmadı. Bu çalışmalarımız o bakış açımızı da destekliyor. Ortalama bir mağazanın kurulma süresi nedir? Mağazanın fiziki durumuna göre 25 ile 40 gün arası. İnşaat konumunda ise 35-40 günü buluyor. Ancak mağaza yerinin fiziki koşullarının uygun olması durumunda 20-25 güne kadar çekebiliyorsunuz. Ürünü yerleştirmek zaten bir hafta, hatta 6 günde tüm ürünler sevk edilip mağaza hazır hale getiriliyor. Çünkü hangi ürünü nereye koyacağımız en ince detayına kadar uzman arkadaşlarımız tarafından daha önceden planlanıyor. Elektronik perakendeciliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuyla ilgili bölgesel ya da Türkiye geneline yönelik bir açılımınız var mı?Biraz daha dar anlamda Göktürk mağazamızda uyguluyoruz elektronik perakendeciliği. Bunu Yeşilyurt mağazamızda da uygulayacağız. Hem şube hem hizmet anlamında tüketici sisteme girip ürünleri görüp istediği ürünü sipariş verebiliyor, böyle bir ara yazılım yaptık. Önümüzdeki süreçte elektronik perakendecilikte de var olmak istiyoruz. Bu projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir gün Onur Group hiç mağazası olmadan, bölge depolarından evlere servis yapan bir sistem haline gelir mi? Perakendecilikte bu tür markaların olacağına inanıyoruz. Ama o markalardan biri olacağız diye bir düşüncemiz yok. Yerli ve yerel perakendecilik yaptığımız için tüketicimizin duygusal anlamda da ihtiyacını karşılama, onlarla birebir bağ kurmayla ilgili bir yaklaşımımız var. Müşteri bizim misafirimiz. Kültürümüzü bu anlayış üzerine oturtuyoruz. Misafirlerimizi mutlaka en iyi şekilde karşılamalı, ağırlamalı ve uğurlamalıyız. Bu aynı zamanda bizim geleneksel ticari anlayışımızın da bir parçası. Onur Groupun temelini misafirlerimiz, iş ortaklarımız ve personelimiz oluşturur, firma yönetim anlayışımız bu sacayağı üzerine oturur. O süreçleri, o değerleri kullanarak bu günlere geldik. Bu nedenle internet mağazacılığı gibi bir yapılanma düşünmüyoruz. Farklı bir sektörde yatırımınız var mı? Olacak mı?Farklı bir sektörde yatırımımız yok ve de olmayacak. Bizim işimiz perakende. İşimizi en iyi şekilde yapabilmek için de yatırımlarımızı perakende alanında yapıyoruz. Yine kendi işimizde kullanmak üzere inşaat projeleri yapıyoruz. 2009da lojistik, et ve unlu mamuller için müstakil binalar yapacağız.Sektörde neye ihtiyaç var? Sektörde biri ......... yapsa gerçekten çok faydası dokunur cümlesinde noktalı yerler neyle doldurulur?Sektörü düzenleyen yasa çıkması lazım. Sektörün meslek olarak algılanması sağlanmalı. Birlikte hareket etmeye, işbirliklerine, eğitime ve kalifiye iş gücüne ihtiyaç var. Bu konulardaki her gelişme sektörün gelişmesine fayda sağlayacaktır.Altyapısını kurup süreçleri yöneten krizi de yönetir 2001 krizini de 2008 krizini de gördünüz. Perakende sektörü açısından iki kriz arasında ne gibi farklar var?2001 ülkemizin yaşadığı bir krizdi, 2008 ise global bir kriz. 2001dekini hükümet yaşadı, şimdikini ise reel sektör yaşıyor. 2001de yedeklerimiz vardı, rahat para kazanıyorduk, krizi sübvanse edecek varlıklar vardı. Şimdi zaten son iki üç yıldır karlılıklar minimize oldu. Şirketlerin varlılarını zor idame ettirildiği bir dönemde krizin reel sektöre yansıması işleri daha da zorlaştırdı. Bu durgunluk dönemini güçlü bir şekilde atlattığınızı biliyoruz. Sizi güçlü kılan nedir? Nasıl cesaret ediyorsunuz 11 mağaza daha açmaya? Bu anlamda meslektaşlarınıza önerileriniz var mı?Bizim son 3 yıldır söylediğimiz bir şey var; altyapıyı kurup, süreçleri yönetebilmek, kurumsallaşma çalışmalarına hız vermek. Mağazalara ve müşterilere verilen önem kadar, altyapı ve sisteme de önem vermek... Sistem ve süreçleri yönetebilen bu kriz sürecini de yönetebilir. Planlamalar da o ölçüde, o önemsemeyle yapılırsa bu dönem güçlü bir şekilde atlatılabilir. Kriz döneminde insan kaynaklarını verimli kullanmayı, hizmeti aksatmayacak tasarrufta bulunmayı, yapılanmayı, stok takip ve yönetiminin etkinliğini, nakit akışını, riskleri önceden görerek tedbir almayı becerebilmeliyiz.Ekip var ama ekibin işi sonuca götürmeyle ilgili sıkıntıları var. Daha etkin, daha verimli, daha hızlı hareket edebilen bir organizasyon olmalı. Bu da insan kaynaklarını verimli ve üretken kullanmakla mümkün.Hizmeti aksatmayan tasarruf da önemli. Personel sayısını azaltarak tasarruf etme düşüncesi ancak hizmeti aksatır, müşteri kaybına yol açar. Hizmetin ve hizmet kalitesinin aksamayacağı önlemler, tedbirler alınmalı. Tasarruf hayat tarzımız olmalı, boşa gidecek enerji, su, poşet ve verimsiz çalışacak personel kesinlikle olmamalı. Bu süreçleri doğru yönetip daha dinamik, daha hızlı hareket edebilen bir sistem kurmalıyız diye düşünüyorum. Sizce 2008 yılında Türkiyede perakende sektöründeki en önemli gelişme neydi?Yerli ve yerel perakendecilerimizin büyümesi... Örneğin Makromarket ve Kilerin ulusallaşması ve tüm yerli perakendecilerin de kendi ölçeklerinde fiziki büyümeyle hizmet anlayışlarını geliştirmeleri, açılım yapmaları. Sektör için 2009 yılı öngörüleriniz neler?2009 zor bir yıl olacak, ama zorluğun derecesi konusunda kimse yorum yapamıyor. Özellikle 2009un ilk döneminde organize olmamış, yalnızca fiziki anlamda büyümüş yerel ve yerli perakendeciler elenecek. Altyapısına, sistemine yatırım yapanlar ise ayakta kalacak, ulusal markalar daha büyük rekabet gücü kazanarak yollarına devam edecek. 2009 yılından sonra organize perakendede rekabet, yerli perakendecilerle uluslararası alanda faaliyet gösteren perakendeciler arasında gerçekleşecek. Biz ne zaman uluslararası bir marka çıkartırız gıda perakendesinde? Bunun için çok güçlü bir sermaye yapısına ihtiyaç var. Fırsatları iyi görüp değerlendirmeli, yerli perakendeciler kendi aralarında iş birliklerini artırmalı, birbirine destek olmalı. Organize perakende ile geleneksel perakendenin arasındaki oranın organize lehine dönerek güçlü perakendecilerin oluşmasını sağlamasıyla, ülke dışındaki fırsatlar daha net olarak görülecektir. Ancak Türkler sadece Anadoluda perakendecilik yapmıyor. Türkiyede perakende mağazası olmayıp Bulgaristan, Kazakistan gibi ülkelerde perakendecilik yapan arkadaşlarımız var. Bu anlamda gidip araştırmalar yapan, süreçlerin yönetimiyle ilgili fizibilite raporları çıkartan yerel ve yerli perakendeciler var ama şu an için net bir şey yok. Her iş adamı spor yapmalı Biraz da sizden bahsedelim... Spora ilginiz olduğunu biliyoruz, özellikle Squash merakınız var sanırım. Nereden geliyor bu merak?Spor insanın hem zihnini hem de bedenini zinde tutan, sağlıklı olmasını sağlayan çok önemli bir aktivite. Özellikle zamanının çoğunu masa başında geçiren yöneticiler zamanlarının bir bölümünü mutlaka spor yapmaya ayırmalıdırlar. Spor lüks değil bir ihtiyaç. Squash merakım olduğu doğru, Squash aşırı derecede sert bir oyun. Refleks gerektiriyor. Ciddi şekilde stresi azalttığı için haftada en az bir kere oynuyorum ve büyük keyif alıyorum. Sadece squash değil, 10 yıldır birçok dalda spor yapmaya çalışıyorum. Her hafta mutlaka yüzüyorum. Yürümeyi, özellikle Taksimde yürümeyi çok seviyorum. İnsan kendiyle baş başa kaldığında daha fazla fikir üretir. Sporun bu noktada da faydası var mı?Elbette insan spor yaparken kendisiyle baş başa kalıyor, zihninde biriken problemlere daha rahat konsantre olabiliyor. Telefonunuz çalmıyor, kapınız açılmıyor; kendinize sanal bir dünya kuruyorsunuz. Sadece problemlerin çözümüyle ilgili değil, aynı zamanda üreteceğiniz projelerin de alt yapısını hazırlıyorsunuz. Bu alt yapıyla bir projeye başlamanız elbette bir avantaj olarak ortaya çıkıyor. Öne çıkan bir özelliğiniz var mı?Tez canlıyım, iyi bir dinleyiciyim. Sizin bir de hafızanız çok kuvvetli galiba? Hafızayla ilgili ilginç bir olay oldu mu?Geçmişte yaşamış olduğum olayları, detaylarını sanki dün yaşanmış gibi hatırlarım, anlatırken de henüz yeni yaşanmış bir olaymış gibi anlatabilirim. Genellikle yüzleri ve isimleri unutmuyorum. İşle ilgili gün kaçta bitiyor sizin için?İstisnai durumlar haricinde eve gidiş saatim ortalama 22.00dir. Haftanın birkaç günü ticari ilişkide bulunduğumuz dostlarımızla akşam yemekleri yeriz. Şirketten çıkışım bu sene genelde 19.00 20.00 civarı. Fiili olarak 12 saat ofisteyim. Güne erken başlamak benim için çok önemli. Nadiren de olsa ofise 09.00larda geldiğimde o günü gün olarak algılayamıyorum. En önemli, en verimli zamanın heba edildiğini düşünüyorum. Erken geldiğimde bir gün önceden kalan evrakları elden geçiriyorum, güne hazırlık yapıyorum, böylece o günü planlamış oluyorum. Böylece daha dinamik, daha dinç kalabiliyorum. Serbest Çağrışım:İnsan: Değerli şeyWal-Mart: Çok büyükDiscount: İndirimAğrı: MemleketimPERDER: Bizlerin temsilcisiPerakende.org: Perakende bilgisiAVM: Çok fazla varMarka: Yapabilmek çok önemliEuroshop: Çok önemli fuarKalite: Ulaşmak
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive