Mopaş Genel Müdürü Reşat Narman

İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalovada bulunan 51 mağazası, 34 bin metrekarelik toplam satış alanı ve bin 350 personeliyle Mopaş, ulusallaşma yolunda emin adımlarla ilerliyor... Mopaş Genel Müdürü Reşat Narmanla firmanın hedeflerini ve kurumsallaşma çalışmalarını konuştuk

Eklenme Tarihi : 20 Temmuz 2009 Pazartesi
mopas-genel-muduru-resat-narman
Özlem Elgünİlk mağazanızı açtığınız günden bugüne neler değişti? O günlerde kafanızda nasıl bir yol çiziyordunuz? Bugün hedeflerinize ulaşmış olduğunuzu düşünüyor musunuz?Hedefimizi çoktan aştık... 1996 yılında ilk mağazamızı açtığımızda bugünlere gelebileceğimizi çok da düşünmüyorduk açıkçası. O zamanlar yine perakendedeydik ama organize değildik. Aile üyeleriyle birlikte amacımız, yalnızca ticari varlığımızı sürdürebilmekti. Sonrasında mağazalar açmaya başladık. Her ortak yüreğini, emeğini koydu bu işe. Herkes birbirine destek oldu ve dolayısıyla daha hızlı bir gelişim gösterdik. Belli bir yere geldikten sonra, önüne hedefler koymaya başlıyorsun. Öncesinde sadece aile üyelerinin sorumluluğunu taşırken, sonrasında çalışan sayın artıyor ve 150200 kişinin sorumluluğu üstüne biniyor. Sadece ortaklık kültürüyle düşünmekten sıyrılıyorsun. Bir işveren olarak, geleceği daha çok düşünür hale geliyorsun. 1996 yılında, Anadolu Yakasının en büyük mağazası olan Gebzeyi ve ardından Tuzlayı açtık. İkisi de o dönemde iyi planlanmış noktalardı. Daha sonra hedefi geliştirdik ve büyüttük. 2000 yılında Bursada bir ortağımızla yatırım yaptık. Dolayısıyla bir de bölgesel zincir olma hedefi doğdu. O zamandan beri bu hedef doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Mopaş, son zamanlarda hummalı bir şekilde kurumsallaşma çalışmaları içerisinde. Mağazalarınızın daha organize ve sistemli çalışması için neler yapıyorsunuz?Kurumsal yapıyı oluşturmak adına yaklaşık 3 yıldır danışmanımız olan Dr. İlhami Fındıkçı ile çalışıyoruz. Şirketin misyonvizyon, şirket kültürü, yönetim ve anayasası bu kulvarda yürüyor. Ayrıca 1,5 yıldır da bir eğitim danışmanıyla çalışıyoruz. Eğitim danışmanımız daha çok sahayla ilgili; yani mağazalar, yönetim sistemleri ve personel ilişkileriyle ilgili çalışmalar yapıyor. Daha önce de benzer çalışmalar yaptık. Örneğin geçtiğimiz şubat ayına kadar bin kişilik personelimiz 4 saat eğitim aldı. Mağaza müdürleri, yardımcıları ve şefler ise kendi branşlarında daha yoğun eğitimler alıyor. Geçen yıl da hedeflerimiz ve ilkelerimizi oluşturduk; önce ofislerde sunduk, bir süredir de mağazalarımızda müşterilerimizle paylaşıyoruz. Özellikle mağaza standartlarımızın ve yöneticilerimizin nasıl olması gerektiği konusunda çalışmalar yaptık. Bu çalışmaları içeren bir kitapçık oluşturduk ve özel bir toplantıyla, yöneticilerimize yol haritası olması için paylaştık. Bu kitapçıkta davranış, iletişim, beceri, disiplin yönetmeliği ve ufuk açıcı bilgiler yer alıyor. Bütün ekibin yer aldığı toplantıda, şirketin şu ana kadar geldiği süreci ve bundan sonraki hedeflerimizi konuştuk. Söz konusun toplantı sonrasında arkadaşlarımızın daha da heyecanlı çalıştığını gözlemledik. Özellikle eğitim, mağazaları geliştirme ve standart hale getirme çalışmalarımız aynı süreçte devam edecek. Bir bu kadar daha mağaza açacak lojistik altyapımız varİki sene önce yeni genel müdürlük merkez depo binanıza taşındınız. Performans değişikliğiyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?Şu anda içinde bulunduğumuz genel müdürlük binası, öncekine göre daha güncel. Burada mağazalarımızı destekleyen, ihtiyaçlarını karşılayan daha organize bir yapı oluştu. Hem lojistik hem altyapı hem de IT anlamında daha iyi, daha hızlı bir trafik oluşturduk. Bu merkezde 7080 mağazaya hizmet verebilir durumdayız. Yani bir bu kadar daha mağaza açacak lojistik altyapımız var şu an. Depo ve yönetim birimleri olarak 120 personel ve 40 araçla hizmet veriyoruz.Son olarak Dudulluda 51inci mağazanızı açtınız. Yani istikrarlı büyümenizi sürdürüyorsunuz. Yılsonuna kadar mağaza sayınız kaça ulaşacak?Eylül ayına kadar iki mağaza daha açmayı planlıyoruz. Her iki mağazanın da yerleri hazır Birisi Şerifali, diğeri Kurtköyde olan bu mağazaların çalışmaları sürüyor. Ağustos sonuna kadar yetiştirmeyi düşünüyoruz. Varolan mağazalarınızda iyileştirme çalışmaları yapacak mısınız?Mağazalarımızla ilgili iyileştirme çalışmalarımız hâlihazırda sürüyor. Geçen sene Hasanpaşa ve Sahrayıcedid mağazalarımızı yenilemiştik. Bu sene de Gebze ve Darıca mağazalarımızda birtakım çalışmalar yapacağız. Yenileme çalışmalarının, yeni bir mağaza açmak kadar katma değer sağladığını düşünüyoruz. Bu arada bu seneki hedeflerimiz içerisinde Darıcada bir inşaat projesi yapmak da var. Yılsonuna kadar üç-dört ek yapılanma daha düşünüyoruz, ama çok net değiliz o konuda. Zira lokasyon çok önemli. Zaman zaman görüşmeler yapsak da satın alma konusunda netleşmiş bir çalışmamız şu an bulunmuyor. Ancak Mopaş olarak her an bir sürpriz yapabiliriz... Hedef, ulusal olmak!Uzun vadeli hedefleriniz neler?Yerel bir marka olarak, ulusal olmayı hedefliyoruz. Bunu her ilde olmak anlamında söylemiyorum. Her ilde olmaktan ziyade perakende sektöründe bilinen, saygın ve değerli bir firma olarak anılmak istiyoruz. Gerçi İzmit, İstanbul, Bursa ve Yalovada varız; yani Marmara Bölgesini tamamladık sayılır. Bir tek Avrupa Yakası ve Adapazarı kaldı. Avrupa Yakasını çok düşünmesek de, bir taraftan orada da bulunmamız gerekiyor. Ancak sadece orada olmak için değil, prestiji olan, birkaç şubeli bir yerel alarak o bölgelerde de olmak istiyoruz. Ulusal bir marka olmayı hedefliyorsunuz... Peki, yerel ya da bölgesel olmanın avantajları yok mu sizce?Yerel ya da bölgesel olmak kesinlikle avantajlı... Az önce de söylediğim gibi, ulusal olmak, nokta olarak bütün Türkiyede olmak değil. Amacımız, hem nokta sayısı hem bulunduğumuz bölge hem de şirket değeri olarak sektördeki ilk yerel oyuncuların içinde olmak. Türkiyede bilinen, saygın perakende markalarından biri olmak istiyoruz. Bunun için hangi illerde olmamız gerekiyorsa, orada olacağımız bir dönem hayal ediyoruz Bu arada malum, artık büyümek değil, yer bulmak mesele. Eğer yerel ya da bölgeselseniz, bu yerlerden önce sizin haberiniz oluyor. Ya da standardınız için yeterli lokasyonlar bulmakta daha az zorluk çekiyorsunuz. Bilgi önce size geliyor ve oralarda siz konumlanıyorsunuz. Bölgesel olmak, bu anlamda avantaj Yerel zincirlerin daha organize, daha verimli ve dolayısıyla daha güçlü olmaları için neler yapmaları gerekiyor sizce?Yerel perakendecilerin sermaye birikimleri genellikle az. Ek sermaye koyma şansları da çok yok. Ne yapıyorsak, kazandıklarımızla yapıyoruz. Çark, bir şekilde dönüyor. Zamanla, herkes kendi bölgesinde gelişiyor. Birçok yerel market, 50100 trilyonun üzerinde ciro yapar hale geliyor. Bu, küçümsenecek bir başarı değil. Ancak sektörde varlığını sürdürebilmek için altyapıya değer vermek lazım. Mağazalara, müşteriye, personele yatırım yapmak gerekiyor. Küçük yatırımlarla büyük beklentiler gerçekleşmiyor. Mağazayı hazırlarken, müşteri profilini ve mağaza yerini seçerken yatırım ve altyapı önemsenmeli. Böyle olursa, büyüme süreci daha ciddi, tutarlı ve sağlam oluyor. Kısa vadeli düşünürsen bir rakip tarafından hırpalanman işten bile değil... Tabii burada içimizden çıkıp ulusal olmuş Kiler, Makromarket ve Adesede durum farklı. Onlar sektördeki hedeflerine ulaşma çabasıyla, çalışarak bugüne geldiler. Gelecekte de var olmak için belki de küçük sermayeleri birleştirmek lazım, o da bizim kültürümüzde pek mümkün olmuyor...Aslında sermayeleri birleştirmekte sorun yok... Sermayeler birleşti, Fayda A.Ş oldu; 11 milyon TLlik bir şirket... Faydanın 72 tane ortağı var. Hepsinin 29 ilde 875 şubesi bulunuyor. Bu şubeler tek yetkiyle çalışabiliyor olsa, şu an şüphesiz bir numara olur. Ancak orası bir üst kurum. Herkese belli ölçüde destek vermeye, rekabet şansını artırmaya çalışan bir tedarikçi. Bu yüzden bütünlüğü ve dinamizmi her ortakta eşdeğer hissedilemiyor. Zaman gerekiyor tabii. Böyle bir projeyi hayata geçirmek bile çok önemli bence. Bu aşamadan sonra sektörün ve piyasanın yönüne göre farklı uygulamalar olabilir. Gelecekte mutlaka sektörde olmak isteyenler, birleşme veya sermayelerini kuvvetlendirme adına bir çözüm bulabilirler. Özellikle gözlemlediğim ve önemsediğim bir şey var, PERDER ve Fayda A.Ş olgusuyla birlikte; birbirimizle daha çok şey paylaştıkça, sorunlarımızı ve projelerimizi konuştukça sektördeki standardın arttığını görüyorum. Herkes işini daha düzenli, daha istikrarlı ve daha programlı yapıyor. Müşteriye karşı sorumluluğumuzu yerine getiriyoruzİstanbul PERDER ve Kontrollabın bir süre önce yaptığı işbirliğine göre PERDER üyesi marketlerde satışa sunulan ürünler ve üretim alanları her ay kontrol ediliyor. Mopaş, içinde bulunduğu bu proje ile neyi hedefliyor?Sattığımız ürünler her ne kadar standardı, içeriği belli, belgeli ürünler olsa da, biz müşterimizin kendilerini daha güvende hissetmesini istiyoruz. Amaç, PERDER üyesi marketlerin, müşterilerine sunduğu ürünlerin sağlık ve hijyen kurallarına uygun olup olmadığının kontrol edilmesi. Dernek yönetimi olarak tespit ettiğimiz ürünleri mağazalardan alıp laboratuara gönderiyoruz. Tahlil sonrası bize rapor iletiliyor. Firma raporuyla bizim raporumuzu karşılaştırıyoruz, iyileştirilmesi gereken veya standarda uygun olmayan bir durum varsa bunu üyelerimiz ve firma ile paylaşıyoruz. Bu çalışmayla ürünlerde bir standart oluşturmayı amaçlıyoruz. Müşterilerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı da bu çalışmaya destek veriyor. Aslında biz de bakanlığın yapacağı kontrolleri kendimiz yaparak onlara destek vermiş oluyoruz. Ayrıca Mopaşa özel olarak yaptığımız bir anlaşmayla mağazalarımızın hijyen, servis ve sunum konularında da TÜBİTAK tarafından denetleniyoruz. Amacımız hem mağaza hem ürün olarak müşterilerimize güvenli ve iç rahatlığıyla alışveriş imkânı sağlamak.Son zamanlarda marketler tekstil reyonlarını zenginleştirip, uygun fiyatla satış yapmaya başladı. Sizin de bir giyim bölümünüz var. Vatandaşın bu bölüme ilgisi ne düzeyde? Tüketiciler markalı ürünlere hangi mağazalarınızdan ulaşıyor?Mopaşın her mağazasında giyim bölümü yok. Yalnızca Gebze 1, Tuzla 1, Tuzla 2, Yenimahalle ve Zümrütevler şubelerimizde var. Tekstil konusunda çok başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz. Büyük mağazalarımızda çeşitliliği artırmak için bu çalışmayı yapıyoruz. Perakendenin farklı bir alanı olduğu için, odaklanmak lazım. Bu yüzden zaman, çaba ve dikkat gerektiriyor. Modayı da takip etmek lazım mesela... Bir de tekstil reyonundaki sirkülasyon ciromuza göre yavaş olduğu için parti mal alıp satıyoruz. Mümkün olduğunca günceli takip etmeye çalışıyoruz ancak çok iddialıyız değiliz. Peki, Mopaşın iddialı olduğu bir bölüm var mı? Manav ya da şarküteri bölümü gibi mesela...Mopaş, her gün mutfağa giren taze ve günlük ürünlerde iddialı. Mesela sizin de örnek verdiğiniz manav bölümü, bizim en önemli kalemimiz. Kasap ve şarküteride de iddialıyız. Bizim için istikrar önemli. 10 yıldır aynı etçiden et alıyoruz, hiç değiştirmedik. Manavda piyasa koşullarına göre fiyatlarımız biraz daha yüksek, ancak mutlaka fiyata değer kaliteli ürünler bulunduruyoruz. Müşterinin, poşetten çürük ürün çıkar mı? gibi bir endişesi olmaz. Süt ürünlerini de kendi mağazalarımızda ve piyasada satılan Seçkin markasıyla kendimiz üretiyoruz. Dolayısıyla peynir de bizim için önemli bir kalem. Perakende, Türkiyenin lokomotif sektörü Perakendecilik, Türkiyede de son yıllarda giderek güçlenen bir sektör. Zamanla Türkiye pazarında hatırı sayılır bir yer edinecek mi kendine? Kısacası sektörün gelecek yıllardaki durumunu nasıl görüyorsunuz? Perakende, bugün olduğu gibi gelecekte de Türkiyenin lokomotif sektörlerinden biri olacak... Aslında geçmişte de öyleydi. O zamanlar pazar dağınıktı; bakkallar, çarşılar vardı. Ölçülemiyordu, gücü hissedilemiyordu. Ancak son 10 yıldaki süreçte ciddi bir pazar haline geldi. Yabancı sermaye tarafından en çok yatırım yapılan sektörlerden biri, perakende. O yüzden gelecekte de bu trendini yükselterek devam ettirecek. Türkiyede fert başına düşen gelir yükseldikçe, yine en fazla para harcanacak şey, gıda ürünleri olacak. 25 milyon genç insan var. Bu insanların hayat standartları geliştikçe, perakende pazarı da aynı oranda gelişecek. Sizce krizde dibi gördük mü?Türkiye garip bir ülke... Perakendedeki genel verilere göre kriz tam anlamıyla hissedilmedi. Ancak şirketine yatırım yapmayanlar, sadece ucuzluk gibi argümanlarla müşteri çekmek isteyenler sıkıntı yaşadı. Ciddi ciro kaybettiler. Bizim cirolarımızsa normal seyrinde devam etti. Yavaş yavaş da toparlanıyor. Genelde mayıs ve eylül ayları, özellikle İstanbul için yılın en iyi sezonlarıdır. Manav reyonumuz önemli dedik ya, özellikle mayıs ayında ürünler çeşitleniyor. Müşterinin ilgisi de buna uygun olarak artıyor. Bütün bunlar ve ekonominin getirdiği eğilimle bir yükselme hissediyoruz. Biz zaten önümüze kriz olgusunu koyarak bir program yürütmedik. Sanki kriz yokmuş ve piyasa dinamikleri aynı yöndeymiş gibi belirledik hedeflerimizi. O dönemde üç yeni mağaza açarak yolumuza devam ettik. Hep işten konuştuk, biraz da sizden konuşalım... İş dışında neler yapıyorsunuz?İş dışında başka bir şey yapabildiğimi söylemek zor... İşe çok fazla zaman ayırıyorum. Mopaş dışında PERDER, Fayda A.Ş. ve bulunmam gereken programlar zamanımın çoğunu almış oluyor. Sektörümüz başlı başına tüm zamanımızı kaplayacak yoğun bir çalışmayı gerektiriyor. Yapabildiğim sosyal faaliyetler de yine işi besleyen faaliyetler oluyor. Sonrasında da zaten çok vaktim kalmıyor. Çocuklarla birlikte değilsem arada bir pazar günleri de mağaza ziyaretleri yapıyorum. Hatta bazen çocuklarla birlikte gidiyorum. Onun dışında yaptığım başka bir şey yok. Kendime özel zaman ayırma konusunda becerikli sayılmam... Serbest Çağrışım - İnsan: Saygı- Walmart: Büyük şirket- Discount: Bakkalın abisi- PERDER: Sorumluluk- Firmalar: Ortak gelecek- AVM: Mimari çöküş- Marka: Değer- Private label: Rekabetçi ürün- Rekabet: Adil yarış- Market Dergisi: Sektörün dinamiğiBu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive