KİM Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Ersan

Yıl sonuna kadar şube sayısını 50ye çıkararak İstanbulun en büyük yerel zinciri olma iddiasıyla yola çıkan Kazançlı İstanbul Marketleri (KİM), yatırımlarını hızlı, çok sayıda ama dikkatli ve doğru yapmayı planlıyor. KİM Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Ersan ile KİMin geleceğini ve sektördeki gelişmeleri konuştuk

Eklenme Tarihi : 05 Kasım 2007 Pazartesi
kim-grup-yonetim-kurulu-baskani-atilla-ersan
İstanbulun en hızlı büyüyen markasıEmre DurduKilerden ayrılma kararını nasıl verdiğinize dair gelişmeleri sizden dinleyebilir miyiz? Kiler markasıyla hizmet verdiğimiz dönemdeki yapılanmanın Türkiyede çok eşi görülmemiştir. İki ayrı kurum olmasına karşın başarıyla büyüyen ve gelişen bir marka yaratıldı. Bunu nasıl sağladınız? 2006nın son çeyreğinde kurumsal büyümemizin ve profesyonel yapılanmamızın etkisi ve oluşabilecek problemlerin önceden bertaraf edilmesi adına, karşılıklı olarak oturup böyle bir karar aldık.Öncelikle şunu net olarak belirtmekte yarar var ki, bizim aramızda herhangi bir ortaklık yoktu. Sadece karşılıklı anlayışa ve özveriye dayalı bir tabela birliği vardı. Birlikte olduğumuz süre zarfında karşılıklı anlayış ve özveriye dayanan ticari prensiplerle birlikte aile yapımızın da çok kuvvetli olması, bizi her zaman çok güçlü kıldı. Kim ismine nasıl karar verdiniz? Sloganınızı, logonuzu ve kurum renklerinizi belirlerken nelerden yola çıktınız? Müşterilerimize kaliteli hizmeti, ürünleri ve mümkün olan en indirimli satma avantajlarını sağlamak hedefinde olmamız nedeniyle, Kazançlı İstanbul Marketleri ve aynı zamanda Kaliteli İndirim Marketlerinin kısaltması olan KİM markasını tercih ettik. Bu konuda kurumsal kimliğimizi ve markamızı oluştururken, profesyonel eğitim ve destek alarak birçok değişik çalışmadan sonra uygulamaya geçtiğimiz; Kazançlı İstanbul Marketleri, KİM konusunda karar kıldık. Kim, kısa zamanda şube sayısını 32ye çıkardı. Yıllık ve daha uzun sürede ulaşmayı hedeflediğiniz şube sayısı nedir? Yatırımlarınızı hangi bölgelerde ve metrekare / satış stratejisi bazında hangi konseptlerde sürdürmeyi düşünüyorsunuz? 2006 sonu itibariyle 25 olan mağaza sayımızı, yüzde 50 büyümeyle 2007 sonuna kadar 37-38e çıkarmayı planlamıştık. ½ükürler olsun ki, yılın ilk çeyreğinde yüzde 30 gibi bir büyümeyi sağlayıp yıl sonuna gelmeden yüzde 50 hedefimizi tutturacağımızı, hatta bu oranı biraz daha geçeceğimizi düşünüyorum. Böylelikle İstanbulun en büyük yerel zincir bayrağını taşımaya devam edeceğiz. Bizim için ille de şu bölge veya bu bölge diye bir tanım yok ama Anadolu Yakasında mağazamız olmayışından dolayı önceliği oraya verdik. Prensip olarak mağaza sayımızı artırmış olmak için mağaza açmıyoruz. Rantabl olmayan, fizibilite yapılmamış yerlere girmiyoruz. Tercihimiz ise 800 ve üzeri metrekarelerdeki mağazalar. Özellikle İstanbulda perakende mağaza yatırımı yapacak uygun ve verimli yer bulabilmek çok büyük bir sıkıntı. KİM, bu bağlamda İstanbul dışında yeni açılımlar düşünüyor mu? Özellikle 2007 senesinde Türkiye genelinde hızlı bir trend yaşanıyor. Türkiyede organize perakendenin yüzde 20lerin biraz üstünde olduğunu düşünürsek halen pazarda ciddi bir boşluk var. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi uygun ve verimli yerleri bulmak gerekiyor. Bu anlamda biz seçici davranıp emin adımlarla ilerlemek istiyoruz. İstanbul dışında İzmirde Ersan AŞye ait 8 bin metrekare arsa içinde 6 katlı, her katı 3 bin 750 metrekare bir alışveriş merkezi projemiz var. Şu an kaba inşaatı bitti. İnşaatımızı 2007 sonuna kadar ince işlerini tamamlayarak elektronik- giyim- fastfood- cep sineması- olarak İzmir halkının hizmetine sunacağız ve böylece Ege Bölgesindeki yapılanmamızı da başlatmış olacağız. Stoktan para kazanma dönemi bittikten sonra verimlilik adına teknoloji kullanımı, lojistik yatırımları ve doğru stok yönetimi önem kazandı. Kim, altyapı anlamında ne gibi çalışmalar yapıyor? Biz yatırımlarımızı yaparken önceliği hep alt yapımızdan yana kullandık ve bugüne kadar çok ciddi mesafe kat ettik. Mevcut yapımızı geliştirirken teçhizatımızı da sürekli modernize ettik. ½u an lojistik olarak 50 mağazaya kadar bizi rahatlıkla götürecek depomuz mevcut. Yine de ilerisini düşünerek projelerimiz arasında şirket merkezimizin ve ana depomuzun bir arada olduğu bir dizi çalışmamız da devam ediyor. Perakende sektörünün son dönemde gündeminde yerli perakende markalarının dernekleşmesi geliyor. Siz PERDER oluşumları ve kısa süre önce genel kurulunu gerçekleştiren Türkiye Perakendeciler Federasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz? Ülkemizde halen perakende sektöründe gerek dernekleşme gerekse sivil toplum örgütlerinin yapılanması anlamında çok ciddi eksikler var. Geçmişteki çabalar ise istenen yerlere gelmedi. Sanırım PERDER kurulalı 1 yılı geride bıraktı. PERDERi bu vesile ile tebrik ediyorum. Sektörde gerçekten çok başarılı, kendini kanıtlamış üyelerden oluşan bir yapılanma, sürecinin en zor kısmını başarılı bir şekilde atlattılar. Zaman içerisinde hedefledikleri noktaya geleceklerine inanıyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Yıllardır gündeme gelen ama sonuca ulaşamayan Hipermarket Yasa Tasarısı hakkında düşünceleriniz nelerdir? Hipermarket Yasasıyla birlikte birçok problemin içinden çıkılamaz bir hale geleceğini düşünüyorum. Pazar günleri mağazaların kapalı olmasını destekliyorum. Gerek küçük bakkalların korunması gerekse sektörde çalışan insanların pazar günleri aileleriyle bir arada olabileceğini düşünmesi beni mutlu ediyor. Ancak bu kapsama zincir mağazaların ve discountların tamamının da alınması gerekiyor. Sadece metrekareye bakılarak yasalaşırsa haksızlık olur. Bu kapsama fabrika satış mağazalarını da dahil edilmesi gerekir. Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde sebze meyveden şarküteriye kadar birçok alanda perakende sektörüne yeni düzenlemeler, mevzuatlar geliyor. Sizin bunlar hakkında düşünceleriniz nelerdir? Ülkemizde özellikle İstanbulda kısa sayılabilecek bir sürede perakende çok iyi bir noktaya geldi. Gelişim süreci olarak önümüzdeki yıllarda da Avrupadaki modernizasyonun ülkemizde de eş zamanlı gelişebileceğini düşünüyorum. Biz Kazançlı İstanbul Marketleri (KİM) olarak bu yapılanmamızın büyük bir bölümünü tamamladık. Antalya-Fethiye günün koşullarına göre Türkiyenin birçok yerinden meyve, sebzedeki alımlarımızı haldeki kendi yerimizde ayrıştırarak mağazalarımıza dağıtımını sağladık. Gerek et ürünlerinde gerekse şarküteri ürünlerinde paketlenmiş ve ambalaj sistemine geçiş yaptık (gazlı vakumlu). Müşteri memnuniyetini ve güvenini kazanmak ve mevzuata uygun olabilmesi için bunları yapmak gerekiyor. Sonuçta tüketici hijyenik ambalajlı ve sağlıklı olduğuna emin olduğu ürünleri satın almak istiyor. Yeni uluslararası zincirlerin Türkiyeye geleceği, mevcutların satın almalarla büyüyeceği iddiaları sürekli gündemde. Sizce Türkiyede perakendeciliğin geleceği nasıl şekillenecek? Yerli yabancı perakendeci dengesinde ne gibi değişimler olacak? Üretici ve tedarikçiler açısından pazarda ne gibi değişimler görülecek? Uluslararası zincirlerin Türkiyeye gelmeleri kaçınılmazdır. Kısa bir süre önce mevcutlar bünyelerine katılımları gerçekleştirdiler. Yeni gelecek olanlar ise sonuçta pastadan pay almaya çalışacaklardır. Yerli yatırımcıların pazar paylarını kaybetmeyip geliştirmeleri için de müşteri odaklı çalışma yapmaları, kurum içi eğitime önem vermeleri ve altyapı yatırımlarından kaçınmamaları gerekmektedir. Üçlü sacayağı olan fiyat- hizmet- güven esasına dayalı çalışmalarına hız vermeleri gerektiği düşüncesindeyim.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive