Hakmar, verimliliğe odaklandı

İstanbul ve Kocaeli’nde yapılanan Hakmar Grup, 21 büyük konsept, 273 discount ve 80 Tatbak mağazasıyla hizmet veriyor. 2014 yılı sonunda mağaza sayılarını 300’e tamamlamayı planladıklarını söyleyen Hakmar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İsa Albayrak, mağaza sayısından ziyade verimliliğe odaklandıklarını ve yatırımlarını da bu doğrultuda yaptıklarını anlattı

Eklenme Tarihi : 11 Nisan 2014 Cuma
hakmar-verimlilige-odaklandi

Onur KAYA, Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU

Hakmar 2013 yılını nasıl geçirdi?
2013 yılı için net bir hedefimiz olmamakla birlikte enflasyon artışı düzeyinin üzerinde yüzde 4’lük bir büyüme öngörmüştük. Bu hedefimizi gerçekleştirdik. Amacımız büyümekten ziyade verimlilikti. Bu nedenle grup şirketlerimizin tedarik ve üretim konusunda alt yapılarının güçlendirilmesi için eğitim, lojistik ve teknolojik sahalarını içeren bir dizi faaliyet gerçekleştirdik. Bu şekilde verimliliği odak noktamız haline getirdik ve diğer grup şirketlerimizin alt yapılarını güçlendirdik. Yani belirlediğimiz hedefleri bu anlamda gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz yılın başında, “2013 bizim için bir yenilenme yılı olacak” demiştiniz. Bu anlamda neler yaptınız?
2013 yılında discount grubunda teknoloji ve bilişim ağırlıklı bir yatırım planımız vardı. Kendimize ait yazılımı uzunca bir süre kullandık. Fakat daha sonra uluslararası düzeyde kabul görmüş olan, standartlarının uluslararası niteliklere sahip olduğunu gördüğümüz, işletmelerimizin büyüme hedeflerine uygun bir altyapıya sahip olduğu ve büyümemize artı değer katacağını düşündüğümüz SAP programına geçiş yaptık. 7 - 8 ay süren bir geçiş sürecinden sonra discount mağazalarımızda bu programı kullanmaya başladık. Bu bağlamda ciddi bir yatırım yaparak bunu gerçekleştirdik. Şu anda SAP programı, Hakmar discount grubunda kullanılmaya devam ediyor. 2013 için yenilikler açısından bunu vurgulamak lazım. Bunun dışında birçok yenilik yaptık. Mağazalarımızda manuel terazileri kaldırarak kasalarda yaş sebze-meyve (manav ürünleri) tartımına geçiş yaptık ve yine bu alanda da yatırım yaptık. Lojistik konusunda grubumuz içerisinde yeni depolarımız oluştu. Çünkü mağaza sayılarının belli oranda artmasıyla birlikte 3 ayrı lojistik noktamızda da alt yapı yenilemelerine gittik. Burada liftlerden tutun araçların birçok anlamda yenilenmesine kadar birden fazla yenileme gerçekleştirdik.

Şu anda Hakmar ve Hakmar Ekspres’in hangi bölgelerde, kaç adet mağazası var?
Hakmar Grup olarak perakende satış noktalarımız, büyük mağazacılık konseptinde 21 noktada faaliyet gösteriyor. Yeni açılacak olan 2 bin metrekarelik şubemizle 22’nci mağazamızı da Mayıs itibarıyla faaliyete sokacağız. Bunun dışında discount formatında 275 noktadayız şu anda. İstanbul Anadolu Yakası’nın tüm ilçelerinde ve Kocaeli’nde faaliyetteyiz. Yine grubumuza bağlı Tatbak markasıyla Fabrika Satış Mağazaları olarak yine Anadolu ve Avrupa Yakası’nda birçok ilçe ve Kocaeli’nde 80 noktada faaliyet gösteriyoruz.

300 mağazaya ulaşacak

2014 yılı sonunda hedeflediğiniz mağaza sayısı nedir?
2014 yılı malum Türkiye’de seçim yılı. Seçim atmosferinde genel kanaat biraz daha temkinli tedbirli olmak yönündedir. Biz de bu yılı geçiş yılı olarak kabul ediyoruz. Ancak buna rağmen yine enflasyon düzeyin dışında yüzde 4-5’lik bir büyüme oranı hedeflemiş durumdayız. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, bazılarının tersine Türkiye’nin önünde çok büyük sıkıntılar görmüyorum. Her ne kadar bugün ekonomik ve sosyal anlamda çalkantılı bir süreç gibi gözükse de Türkiye’nin son 10 yılda ekonomik-sosyal-siyasal ve teknolojik anlamda elde ettiği kazanım ve gerçekleştirilen reform ve yeni uygulamalarla ciddi bir altyapı oluşturduğu kanaatindeyim. Bunu her anlamda gözlemlemek mümkün… O yüzden ben 2014 yılında birçokları gibi sıkıntılı bir süreç beklemiyorum. Genel olarak geçerli bir yargıdır ancak özelde 2014 yılı için konuşacak olursam, altını kırmızı kalemle çizerek şunu söyleyebilirim; dengeli şekilde işini yürüten, işine ait ve hakim olan kurumlar mutlaka başarılı olacaktır. Ama bunun ötesindeki işletmeler, içinde bulunduğumuz sosyal ve siyasi şartları bir şekilde kendine dayanak gösterip işlerini aksatırlarsa kendilerine dikkat etmelidir. 2014 yılı bu bağlamda önümüzü açacak, bir ufuk sergileyecektir. Bütün işletmeleri bu bağlamda biraz daha kontrollü yönetime davet ediyorum.

Hakmar Ekspres, indirim marketçiliği alanında dikkat çeken bir isim. İndirim marketleri arasında, Türkiye sıralamasındaki yeriniz hakkında neler söylersiniz?
IPSOS‘un Temmuz ayındaki verilerine göre 7’nci sıradayız.

Tatbak'tan da bahsedelim… Ürün çeşitleriniz neler? Ürünlerin çoğu grup bünyesinde üretiliyor sanırım. Bu alanda yeni yatırımlar var mı?
Tatbak’ta tatlı grubu mamulleri başta olmak üzere kuruyemişi tatlı ile beraber sunan bir konseptimiz var. Daha evvel böyle bir konsept yoktu, ilk bizimle başladı. Bizden sonra bazı kurumlar da benzer koseptler oluşturdu, taklitlerimiz çıktı. Tüm kuruyemiş çeşitlerinden tutun baklava, börek, lokum, dondurma, yaş-kuru pasta gibi geniş bir ürün yelpazemiz var. Ürünlerin yüzde 90’ı kendimize ait olan 20 bin metrekare kapalı alandan oluşan üç fabrikamızda üretiliyor ve paketleniyor. Bunların dışında birçok yöresel ürünü de tedarik ederek müşterilerimize sunuyoruz. Bu alanda yeni bir yatırımımız oldu. Geçtiğimiz Ocak ayında 10 bin metrekarelik bir fabrika faaliyete sokmuştuk. Yakında faaliyete sokacağımız yeni bir fabrika ve lojistik tesisimizle bu sektörde büyümeyi sürdüreceğiz.

“Sebze-meyve konusunda diğer işletmelere benzemiyoruz”

Hakmar, Hakmar Ekspres ve Tatbak dışında önceki yıl iki yeni marka daha yaratmıştınız. Bu markalardan ve konseptlerinden bahseder misiniz? Şu anda ne durumdalar?
Bunlar daha çok yine ağırlıklı olarak konsept mağazalar şeklinde. Bir tanesi Rençber isimli tamamen bakliyat ürünlerinin satıldığı bir mağaza grubu. Bu mağazalar şu anda devam ediyor fakat bunlar konsept mağazalar olduğu için her bölgede her müşteri kitlesine hitap etmiyor. Bu yüzden mağazalaşmaya yoğunlaşmıyoruz. Diğer yandan, Hakmar Fresh olarak sebze-meyve ürünleri sunduğumuz mağazalarımız vardı. Bu, biraz da zorunluluktan doğan bir konseptti. Birçoğumuzun mağaza önlerinde meyve sebze reyonu bulunuyor. Fakat bunun çok sağlıklı olmadığını, hijyen kurallarını zaman zaman aksattığını, müşterilerin de bu konuda şikayetçi olduğunu gözlemliyoruz. Bu yüzden mümkün olduğunca bu reyonları mağaza içlerine almaya başladık. Bu konsepte uygun olmayan mağazalarımızın yakınında bu şekilde bir yapılanmaya giderek, müşterinin isteğine cevap verdik. Çünkü bizim çok yoğun bir ürün sirkülâsyonumuz var. Sadece meyve-sebze satmaktan öte, şirketlerimizden bir tanesi tüm Türkiye çapında üreten ve ürettiren konumunda. 5 bin dönümlük bir arazide üretim yapan bir şirketimiz var. Bu yüzden sebze-meyve alanında diğer işletmelere pek benzemiyoruz. Bu alanda yoğun bir müşteri popülâsyonumuz var.

Piyasanın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Manav reyonunda kendi ürünlerinizi kendinizin üretmesi size yarar sağlıyor mu? Sizin görüşleriniz neler?
Ürettiğimiz sebze-meyveyle müşterilerimize ciddi anlamda fiyat avantajı sağlıyoruz. Bunları müşterilerimiz de zaten görüyor ve tasvip ediyor. Fakat fiyatların yüksekliği iklime ve başka nedenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Ama bizim asıl hedefimiz, ürünün müşteriye istikrarlı şekilde, aynı kalitede, aynı tatta ve fiyat istikrarıyla ulaşımını sağlamak. Fiyat avantajı sağlamak elbette önemli ama asıl önemli olan ürünü istikrarlı ürünü müşteriye sunabilmek.

Halka arz ve ortaklık tekliflerine nasıl bakıyorsunuz? Bu anlamda yaptığınız görüşmeler var mı?
Bu türden görüşme talepleriyle zaman zaman karşılaşıyoruz. Ancak şu an itibarıyla bu anlamda yapılan teklifleri değerlendirmiyoruz. Görüşmemizdeki amaç, sadece piyasadaki seyri görebilmek, talepleri gözlemleyebilmek, piyasanın nabzını tutabilmek... Ama bir ortaklık ya da satış konusu asla gündeme gelmedi. Çünkü bizim yapılanmamızda kendi kaynağımız ön planda. Dışarıdan aldığımız ek kaynak, bizi istikrarsız bir şekilde yatırımlara sevk edecekse bunu istemeyiz. Hep üzerinde durduğum bir konu var. İyi işletmelere teklifler mutlaka gelebilir, gelecektir. Kaynak ihtiyacı da hissedebilirsiniz. Ama aslolan işinizin istikrarlı şekilde, ayaklarınız yere basar tarzda büyümesini sağlamaktır. Yani çok para sahibi olmanız ya da dışarıdan maddi bir kaynak bulmanız, işinizin büyüyeceği anlamına gelmez. Bazen büyümek için elinize geçen para sizin batışınız olabilir; eğer bu parayı iyi kontrol edemezseniz.

“Kurumlar işlerini dengeli bir şekilde yürütmeli”

Büyüme stratejiniz nedir?
Bu konu hakkında hep üzerinde durduğum hususlar var. Bir kere özellikle şunu vurgulamamız gerekiyor; öz sermayesi güçlü olan, teknolojik alt yapısını tamamlamış, gelir-gider dengesini kontrol edebilen, verimli insan kaynağına sahip ve bu kaynağı elinde tutabilen, müşterileriyle iç içe ve bir marka bilinci oluşturmuş, alanında uzmanlaşmış, hizmetiyle ve ürünleriyle bir farklılık oluşturmuş olan firmalar kendi farkını ortaya koyar. Bizim de grup olarak farkımızı ortaya koyan etkenler de bunlar. Yani genel olarak baktığımızda yapmış olduğumuz tüm yatırımlarda, tüm pazarlama yöntemlerinde ya da benzer tarzdaki bütün çalışmalarda bu bahsettiğim özelliklere dikkat etmeyi hedefleyen bir kurumuz. Onun dışında dışarıdan gelecek bir yatırımla marka bilinci oluşturmak yoksa aklınızda ve hedefinizi bu bağlamda farklılaştırmaya yönelik tutmuyorsanız hiçbir strateji size fayda sağlamaz. Bu zaten zaman içinde çöküşü meydana getirir. Şunu söylemek lazım, kısa günün karı peşinde koşan bir işletme olmamak lazım. Mutlaka uzun vadeli hesaplar yapmanız gerekiyor. Ancak böyle olursa stratejiniz hem size hem topluma hem de sektöre yarar sağlar. Biz de çalışmalarımızı buna göre yürütüyoruz.

Yurt dışındaki pazarlarda yer almak konusunda çalışmalarınız var mı?
Biz zaten hiçbir zaman yurt dışından kopmuş değiliz. Sürekli yurt dışındayız. Bir ayağımız değil birden çok ayağımız yurt dışında. Dış pazarlarla sürekli iç içeyiz. Bu anlamda gerek Orta Doğu gerek Avrupa gerekse de Uzak Doğu pazarlarında ekiplerimiz sürekli çalışmalarda bulunuyor.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive