Pınar Market Yönetim Kurulu Üyesi Fevzi Pınar

Samsun Perakendeciler Derneğinin (Sam-Per) kurulmasında ön ayak olan Sam-Per Genel Sekreteri Fevzi Pınar, bölge ve Türkiye perakendeciliğinin gelişmesi için projeler üretip hayata geçiriyor. Pınar Markette İnsan Kaynakları Uzmanı görevini yürüten Fevzi Pınar, ucuzluk yapıp fiyatla rekabet etmediklerini; hizmet, kalite, hijyene önem vererek müşterilerinin birinci tercihi olmak istediklerini söyledi

Eklenme Tarihi : 06 Kasım 2007 Salı
pinar-market-yonetim-kurulu-uyesi-fevzi-pinar
Pınar Marketi tanıyarak başlayalım söyleşimize. Pınar ailesinin ticari geçmişi 1974 yılında gıda toptancılığı ile başladı. 1991 yılında Pınar Market olarak perakende sektörüne girdik. 1998 yılında perakendeyi de tam olarak öğrendiğimiz kanaatine vararak ve gelişmeleri yakından takip ederek şubeleşme kararı aldık. 1998den bu yana şubeler açıyoruz. Perakende sektöründeki gelişmeleri yakından takip ederek ve bunları Samsuna uyarlayarak hizmet veriyoruz. İlk şubenizi nerede açtınız? İlk şubemizi Cumhuriyet Meydanında açtık, ancak o şube şu anda bize ait değil. Daha sonra Modern Pazarda ikinci şubemizi açtık. Sonra da yeni bir yerleşim olan Türk-İşte şube açtık. Şu anda şehrin muhtelif yerlerinde sekiz şubemiz var. Private Label ürünlerimiz var mı? Pınar Marketin özel markalı ürünleri var. 2001 yılında Private Label Fuarına gidince tanışmıştım özel markalı ürünlerle. Dört marka oluşturduk. Beğenal, Punto, Göçebe ve Kolina markaları. Göçebe hariç diğer tüm markalarda üretim yaptık. Beğenal gıda ürünlerinde, Punto ve Kolina temizlik ürünlerindeki markalarımız. Özel markalı ürünlerle üretim yaptığımız zaman Türkiyenin ekonomik krizine denk gelen bir zamandı. İnsanlar markalarını çok da bilmedikleri ekonomik ürünlere yönelmişti, bu nedenle bu ürünler çok tuttu. Sonra satış grafiklerine bakarak bazılarını üretmeye devam ettik. Samsun perakendesini genel özellikleriyle değerlendirmenizi istersek neler söylersiniz? Ankara ve İstanbuldaki yerel örgün perakendecilerle karşılaştırılınca aramızda farklılıklar var ve bu farkların çoğu negatif. Samsunda daha çok günü kurtarır şekilde perakendecilik yapılıyor. Bugün perakendeciliği yapıyorum, yarın ne iş yapacağımı bilmiyorum, gittiği yere kadar gider, o yüzden çok yatırım yapmama gerek yok, bugün ne kazanacağıma bakmak durumundayım mantığı hakim. Samsunda işine yatırım yapan, altyapısını çözen, iyi kadrolarla çalışan, organize olabilen, ulusallara karşı iyi rekabet edebilen, yapısı güçlü, her rüzgarda yıkılmayacak perakendeci modeli bulmak güç. Ki, Karadeniz Bölgesi için de bu geçerli. Bu saydığım özellikleri taşıyan iki ya da üç tane zincir var bölgemizde. Biri de zaten ulusallardan birine devroldu. Buradaki perakendecilerin Ankara ve İstanbula gidip oradaki perakendecilerin özelliklerinden araştırma yapmaları gerekiyor. Peki sizce sektörün en önemli sorunları nelerdir? Sektörümüzde insan kaynakları sıkıntısı var. Personeller bu işi meslek olarak görmüyor ama esasında bu sıkıntı patronlardan başlıyor, patronlar da bu işi meslek olarak görmüyor. Bu işi özellikle Samsunda yapan biz de dahil toptancılıktan gelmekteyiz. Toptancılık yaparken perakendecilerin ürün çekiş sirkülasyonlarını, kar marjlarının görünce perakendenin toptancılıktan daha iyi olduğunu düşünüp perakendeciliğe girdik ancak toptancılığı da bırakmadık. Perakendeciliğe yan kol olarak girdik. Koşuya iyi hazırlanamadan çıkınca sonlarda bitirirsiniz. Burada da öyle oldu. Finansal yapı, altyapı, insan kaynakları çok iyi olmadığı için sektöre giren hem toptancılık hem perakendecilik yapan insanlar işlerini ikiye böldü. Samsundaki perakendeci modeli işi meslek olarak görmediği için aynı psikolojik durum çalışanlara da yansıdı. Samsundan güçlü bir bölgesel zincir çıkıp da sesini duyuramadı. Gerçekten bizi zorlayan, iyi rekabet eden firmalar bulamıyoruz, bu da bizi bir nevi uyku havasına sokuyor. Samsunda ve Karadeniz Bölgesinde perakendeciliğin gelişebileceğine inanıyor musunuz? Perakende sektörü Samsunda gelişmeye başladı. İnsanlar bu eksikliklerini gördü. Biz iki yıl önce Samsun Perakendeciler Derneğini kurduk. Bu dernekle birlikte organize olmak istedik. 22 üyemiz var, ancak bu insanların içinden bir iki perakendeci olarak işleri sırtladık. Lojistik birlik, ortak hareket etmek, senkronize olmak, birlikte sesimizi çıkarmak adı altında bir araya geldik. Bugün Türkiye Perakendeciler Federasyonunun taşıdığı mantığı o gün biz kendi aramızda kurarak birleştik. Samsun halkının alışveriş kültürü sizce nasıl? Samsun halkının alışverişinde bir standart yok, böyle bir standardın olmamasının tek sebebi de biz perakendecileriz. Çünkü onlara düzgün bir yönlendirme yapamıyoruz. Biz ilk önce kendi şirket kültürümüzü oturtturmak zorundayız. Ondan sonra gelen müşteri benim alışveriş kültürüme, kurallarıma uygun alışveriş yaptığı için zaten bir altyapı oluşturmuş oluruz. Promosyon çalışmaları, iade olayları gibi birtakım kuralları ve uygulamalar konunca vatandaş buna göre alışveriş yapıyor. Kuralları olmayan, esnek uygulamalar benim hiç işime gelmiyor. Çünkü kültürü dengesizleştiriyor. Ama genel manada baktığınızda biz semt mağazaları olarak yayılmış durumdayız, insanlar bizim mağazalarımıza günlük uğruyor. Bakkala gitmek yerine süpermarkete uğruyorlar. Listeleme yok, günlük sirkülasyon, promosyonlu ürünlere yönelmek. Kişilerin kendi kültür yapılarına ve eğitim durumlarına göre bir alışveriş kültürü var. Karadeniz göç veren bir bölge ve bu da sektörün geleceği için olumsuz bir gelişme. Bu durumun değiştirilebilmesi için ne tür önlemler alınabilir? Samsunda son beş yılda 50 bin kişilik nüfus azaldı. Hükümet bu durumu görünce bununla ilgili bir önlem aldı. Samsun, Karadeniz Bölgesinde kalkınmada öncelikli olmayan tek ildi. Hükümet bundan yana muzdarip olduğumuz görerek Türkiyede 12 ili cazibe merkezi ilan etti. Samsun da bu illerden biri. Cazibe merkezi olunca bizim çıktı maliyetlerimizde herhangi bir düşüş olmuyor. Sadece Türkiyede yerli ve yabancı yatırımcı devletten lojistik destek görmek istiyorsa bu 12 il onlara gösteriliyor. Cazibe merkezlerinin altyapısını devlet tam anlamıyla bitirecek. Hava alanları, demir yolları, kara yolları, OSBler hepsi elden geçecek. Samsun şanslı durumda. Rafineri de bu tarafa yönlendiriliyor. Samsunun geleceği parlak. Yüksek maaşlı bir kitle buraya akın edecek. Bundan iki üç yıl önce Samsun ve Türkiyeyle ilgili fazla umut taşımıyorduk ama zamanla Samsun sosyal ve kültürel bir şehir haline geldi. Bu da bizim sektörümüz için umut vaat edici bir gelişme. Büyük Market Yasa Tasarısı değerlendirir misiniz? Yasaya Türkiye çapından, perakendecilerin geneli açısından bakarsak kesinlikle destekliyoruz. Biz olaya lokal olarak bakmıyoruz, hatta lokal açıdan bakarsak tasarının bize zararları bile var diyebiliriz. Ama bugün Ankaranın, İstanbulun, İzmirin sorunları olan durumlar birkaç yıl sonra bizim başımıza gelecek. Henüz ulusallar buraya hücum etmiş değil. Pazar günü kapalı olmamız evet bize bir miktar ciro kaybı yaşatacak. Ama benim çalışanlarım ve bana hizmet eden lojistik firmaların hepsinin tatil yapması, insan gibi yaşaması, ailesiyle pikniğe gidebilmesi, pazar sabahları kahvaltı yapabilmesi, çocuğunu parka götürebilmesi demek. Bunlar çok önemli şeyler aslında. Biz yaptığımız işle kültürümüzü bozuyorsak kendimizi de kültürümüze de haksızlık yapıyoruz demek. Aileler arası iletişimi bitirdik. İnsanlar kuralsız ve alışveriş kültürsüz yaşadığı için zarar görürüz gibi düşünüyoruz. Ama herkes pazar günü marketlerin kapalı olacağını bileceği için pazar günü yapacağı alışverişin bir miktarını diğer günlerde harcayacaktır. Açılış kapanış saatleri uygulamasına da destek veriyorum. Ben bile şu anda kendi mağazalarımda sabah 9.00a kadar olan harcamaları gereksiz gördüğüm için 9.00dan önce hiçbir şubemi açmama kararı aldım. Tasarıyla birlikte bu 10.00 olacak. Mağazalar yüzde 90 cirosunu 12.00 ile 20.30 saatleri arasında yapıyor. Pazar günleri insanlar izinli olduğu zaman her mağazada yedek eleman statüsünü ortadan kaldıracağız. Personel tasarrufu yapağız. Saat 10.00 ile 20.00 arası tek vardiya ile çalışabilir. Bu durum bizim hem çıktı maliyetlerimizi düşürüyor, paralelinde de girdi kazançlarımızı düşürmüyor. Tedarikçilerle ilgili olan çalışmalara, indirimlerle ilgili olan düzensizliklere, şehir merkezlerinde büyük mağazaların kurulmasıyla ilgili ihtiyaç koşullarının gözden geçirilmesine, bununla ilgili yerel mercilerin görevlendirilmiş olmasına da destek veriyorum. Sermayeyi sokaktan toplamıyoruz. Finans, insan kaynaklarından sonra bizim en önemli alanımız. Kredi kullanarak, borç paralarla iş yapıyoruz. Doğru yere karar verecek olan belediye, valilik olabilmeli. Tekrar Pınar Markete dönelim. Pınar Marketin müşterilerine özel uygulamaları nelerdir? Öncelikle şunu belirteyim, biz semt pazarlarıyla rekabet edebilmek için halk günleri gibi uygulamalar yapmıyoruz. Biz temizliğimizi, kalitemizi ve hijyenimizi ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Semt pazarlarında bunların hiçbirine önem verilmiyor. Artık marketlerde her gelir düzeyine göre markalar var ve bunlar pazarlardan daha kaliteli. Prosedürlü, arkasında belli bir firmanın ürünlerini satıyoruz. Pazarlarda ise hiçbir hizmet kalitesi yok, kayıt dışı. Marketlerde fiş, fatura, ambalaj, personel davranışları, servis araçları, kredi kartıyla ödemeler gibi bir sürü avantaj var. Biz fiyatla rekabet yapmıyoruz. Sadece pazarlar için söylemiyorum bunu, her anlamda rekabette de böyle. Çünkü seni takip eden bir firma kazanıp kazanmadığına bakmadan senin fiyatının hemen altına iner. İnsanları da fiyata odaklayıp sadece uygun fiyat için gelme sebebi yaratmıyoruz. Yapmış olduğumuz anketlere göre fiyat uygunluğu bir satış noktasını tercih etme nedenleri arasında 4 yıl önceki bir ankette 4. sıradaydı, geçen sene ise 5. sıraya geriledi. 4 yıl önceki ankette hiç olmayan iki sonuç ise ilk sırayı aldı: Biri personel davranışları diğeri de sağlıklı-kaliteli ürünlerin satılması. Bu insanların alışveriş kültürünün değiştiğini gösteriyor. Beş senedir müşteri kartı uygulamamız var. 65 bin kayıtlı müşterimiz var ve bunların bilgilerini güncelliyoruz. Kiosk uygulamamız var. Türkiyede yerel olarak her şubesinde kiosk bulunan tek market Pınar Markettir. Kiosk uygulamarıyla müşteri kartları uygulamalarını aktif hale getirdik. Bu uygulamayı uzun zamandır yaptığımız için insanlara yerleşti. Puan uygulamamız var. Her ürünün farklı bir puanı var. Herkes hak ettiği kadarını alıyor. Çekiliş, kura gibi uygulamalara karşıyım çünkü tesadüfen mağazaya uğramış bir kişiye araba verdik. Herkes hak ettiği kadarının mükafatını alsın istiyoruz. 4 çeşit Pınar Kart uygulamamız var. 18 yaş altı için Genç Kart, toplu tüketim için alışveriş yapanlar için Toplu Tüketim Kartı, 18 yaş üstü için Pınar Kart, en çok puan biriktiren müşterilerimize ücretsiz olarak gönderdiğimiz ve çift kat puan toplamalarını sağlayan Gold Kart. Alışverişi daha zevkli ve cazip hale getirebilmek için insertler çıkarıyoruz. İnsertlerimizde çok dip fiyatlardan ziyade fiyatı uygunlaştırılmış kaliteli ürünlere yer veriyoruz. 2006 yılını nasıl geçirdiniz? 2007 yılında yeni yatırımlarınız olacak mı? 2006 yılını hem Samsun perakendesi hem de Pınar Marketler için değerlendirmek gerekiyor. Bu yıl Samsun perakendesi hareketliydi. El değiştirmeler yaşandı, şube sayısını artıranlar oldu. Kendi vizyonel ve kurumsal kimlik çalışmalarını hızlandıranlar oldu. Bunlar sevindirici gelişmeler. Yalnız bir yandan da ulusal alışveriş merkezleri Samsuna geldi. Bu da müşteriyi buralara kaydırdı. Yine başka bir ulusal zincir Samsunda önümüzdeki yıl bir yer açacak. Gıda perakendesi dışında birkaç büyük marka Samsuna şube açtı. Bu bizim de işimize gelir, hareketlilik kazandırır. Pınar açısından ise, 2005 yılı sonunda açtığımız bir şubenin bölgeye hakim olabilmesi için bazı çalışmalarımız oldu. Mevcut olan Gürbüz şubemizi komple yenileyerek daha yeni ve şık bir hale getirdik. Ramazanın birinci günü Adalet Mahallesi şubemizi açtık. Yani bu yılı üç şubemizle uğraşarak geçirdik. Ayrıca bu yılında sonunda Pelitköy şubemizi de hizmete açmaya hazırlanıyoruz. Pelitköyde Başbakanlık toplu konutları var, yaklaşık bin kişilik bir yerleşim mevcut burada. Bu 9uncu şubemiz olacak. 10uncu şubemizin yeri de hazır, onu da 2007 yazında faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Pelitköy şubemizde sıcak unlu gıda fırınımız var. Şube 4 kat toplam bin 600 metrekare. Şubenin 3 katını market, bir katını da kafe ve çocuk oyun alanı olarak kullanacağız. Zaten 2006 yılındaki hareketliliklerimizden biri de iki şubeye daha kafe ve çocuk oyun alanı yapmak oldu. Caffood Kafeterya, Pınar Marketlerinin tescilli markasıdır, onu da genişletmeye ve yerleştirmeye çalışıyoruz. Bir yıl içinde altı mağazamızda kafe açtık. Bir yandan da 2006 yılında sıcak unlu gıda alanlarımıza başladık. Balık reyonları koymaya başladık mağazalarımıza. Kuruyemiş reyonumuzu özelleştirmeye çalışıyoruz. Kuruyemiş-aktar-baharat şeklinde genişleterek tarz oluşturmaya başladık. Bu uygulamaları deneyeceğiz ve başarılı olanları yaygınlaştıracağız. Amacımız Samsun müşterisinin tercih nedeni olabilmek sırasında ihtiyaçlarının tümünü karşılayabilmek. Sadece ürün değil, psikolojik ihtiyaçlar. Niçin bir marketi tercih edersiniz sorusunun cevabı yüz taneyse bunların oldukça çoğunluğunu karşılamaya çalışıyoruz. İşimizi bir meslek olarak görüp düzgün bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. İnsanların harcama olarak gördüğü şeyleri biz bir yatırım olarak görüyoruz. Durup dururken gelmedik bulunduğumuz noktaya. Pınar ismini Samsunda bir marka yaptık. Bölgede bir marka yapmaya çalışıyoruz. Üç yıl içinde beş şube daha açmak istiyoruz. İlçelere ve yakın il merkezlerine gitmeyi düşünüyoruz ama bunların hiçbirini aceleyle yapmak istemiyoruz. Her işimizi oturttuktan sonra diğer işimizi hedefimize geçiyoruz. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Türkiye Perakendeciler Federasyonu resmi kuruluşunu tamamladı. Siz federasyonun sektöre neler katacağına inanıyorsunuz? Federasyon yerel perakendeciler açısından çok geç kalmış bir birliktelik. Umarım başarılı olur. Bunun için gerçekten PER-DERi kurmak adına öncülük eden insanların çabalarını takdir etmek gerek. Bu insanların iki yönü var. Bir tanesi bu kadar çaba sarf edebilmelerinin tek nedeni kurumsal firmalara sahip olmaları. Çünkü bu işlere zaman ve enerji harcayabiliyorlar. Bu ne demek? Herkes lütfen kurumsal olsun. Her şey satış yapmakla olmuyor. Satışın dışında sektörü, perakendeciliği ve kendini korumak adına sosyal, siyasal ve sivil toplum birliktelikleriyle hareket edebilmek için yeterli kadroyu ve sermayeyi oluşturmak gerekiyor. İkinci açıdan bakarsak bununla ilgili kişisel gelişimlerini tamamlamış, motivasyonları yüksek, eğitimleri iyi arkadaşlar bir araya gelmiş. Perakendecinin eğitimi iyi, motivasyonu yüksek olmalı ve böyle bir personelle çalışmalı. Dernek ve federasyondaki arkadaşların bu nitelikleri mevcut. Biz maddi ve manevi onlara destek olmalıyız. Ulusal olanların birliktelikleri var, senkronize hareket ediyorlar. Biz de böyle yapmalıyız. Devletle örgütlü bir şekilde ilişki kurmalıyız. Devlet, sektörümüzle ilgili yalan yanlış kanun çıkarırsa biz mağdur oluruz. Ama onları bilgilendirirsek daha iyi şeyler olacaktır. Sesimiz çıkacak, Türkiyedeki gücümüzün farkına varacağız. Ulusallar kadar güçlü olacağız. Gücümüzü ortaya koyduğumuzda bizi hiçe saymaları mümkün değil. Sam-Per olarak biz de Federasyonda kurucu üyeyiz. Sektörümüze gelirsek şöyle bir sıkıntı var. Yerel veya ulusal zincirler pastada belli payları almışlar. Bu payları çoğaltabilmek için şirket evlilikleri oluyor. Karlılıklara dikkat edilmiyor. Karlılık yok, buradaki tek amaç pazarı ele geçirmek. Rakibi öldürüp pazarı ele geçirip büyüyelim, mevcut pazar elimizde olursa yurt dışında büyük bir marka gelirse ona devreder büyük paralar kazanırız diye hesaplar yapılıyor. Operasyon karlılığından çok devir karlılığı hedefleniyor. Bu, hem sektörümüzü hem üreticimizi hem de tüketicimizi madden ve psikolojik olarak çok bozuyor. Tüketicinin kafası karışıyor, ne yaptığını o da bilmiyor. Federasyondan beklentileriniz nelerdir? Perakendeciler Federasyonunun Ankaradaki toplantısında insan kaynakları üzerine çok konuşuldu. Ben bir çalışma yaptım, bunu şu an henüz Federasyona sunmadım. Küçük perakendeci arkadaşlarım için bir perakendeci modeli hazırladım. Bu çalışmanın içinde maliyetsiz bir şekilde sadece enerji ve zaman harcayarak, insan kaynakları, finans, pazarlama ve muhasebe gibi konularda neler yapılabileceğini, en doğru yöntemlerle başarıya nasıl ulaşılabileceğini hazırladım. İnsan kaynakları sektörümüz için gerçekten çok önemli bir alan. Federasyonun bu konuyu ayrıca işlemesi gerekiyor. Bu konuda mesela PEBEV gibi bir eğitim ve danışmanlık şirketiyle anlaşıp, daha uygun maliyetlerle işbirliği yapabilir. İnsan kaynaklarının güçlü hale getirilebilmesi gerekir. İnsan kaynakları ve finans sorunlarını çözen firmaların, kurumsallığa yönelik çalışmaları olması gerekiyor. Federasyonun bunları da desteklemek için ortak iş yapacağı bir ajansı olması gerekiyor. İnsert, grafik tasarım, kurumsal logo, radyo-tv reklamları çeken bir yapıyı oluşturması gerekiyor. Yerli perakendecileri kendi imkanlarıyla baş başa bırakmamak lazım. İstanbul ve Ankara bağımlılığımız bitmeli. Bunu da Federasyona teklif olarak sunacağım. İnsan kaynakları, finans ve kurumsallıkla ilgili destek alabileceğimiz firmalarımız olmalı. Lokal sorunlarımızı kendi içimizde çözelim, ama Federasyonu göz ardı etmeyelim. Federasyonun en büyük sorunlarımızı kökünden halledeceğini bilelim ve ona göre hareket edelim.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive