Paşalılar Süpermarketin Sahibi Zeki Paşalı

İşimizden Mutlu OlabilmeliyizPaşalılar Süpermarketin Sahibi Zeki Paşalı, çevresindekileri saran samimiyeti ve esprileriyle PERDER toplantılarına enerji katan bir isim... Bu yıl markasını geliştirmek için önemli yatırımlar gerçekleştirecek Paşalı ile daldan dala konan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik

Eklenme Tarihi : 25 Şubat 2008 Pazartesi
pasalilar-supermarketin-sahibi-zeki-pasali
Emre DURDU Perakendeci olmayı nasıl seçtiniz? Ailemizin seçimi, bizim de seçimimiz oldu. Bakkallığa 1981 yılında başladık, 1998e kadar da aynı bakkalla geldik. Beykoz, boğaz hattında çalıştık. 1998den sonra market formatında Beykoz Merkezde bir mağaza açtık. Ondan sonra Kavacık ve Paşabahçede birbiri ardına şubeler açtık. Her şey iyi giderken ve hızla büyürken 2001 krizi geldi malumunuz. Ondan sonra yavaşladık. Ne kadar etkiledi kriz sizi?Ümraniyede açtığımız bir şube vardı. Anadolu Yakasında Beykoz ekseni dışında büyüyebilmek için bir adımdı. Ancak kriz gelip işler zorlaşınca henüz verim alamadığımız o mağazayı finanse edebilecek ve yatırımın geri dönüşünü bekleyebilecek gücümüz kalmadı. Orayı kapamak zorunda kaldık. Ayrıca yine Ortaçeşmedeki şubemizi de devrettik. Küçülüp iyi tanıdığımız, bildiğimiz bölgeye yoğunlaştık. 2003le birlikte o kötü devreyi atlatmaya başladık. O yıl önce mağazalarımızın iç dizaynını yeniledik. Teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeye başladık. En son Acıbademde açtığımız mağazayla, 6 şubeli bir yerli zincir olarak bugünlere geldik. Beykozun simge markalarından Paşalılar markası yerel bir zincir olmaktan öte Beykozun simgelerinden biri haline gelmiş. Bana biraz Sarıyer Marketi hatırlatıyorsunuz. Nedir sizce bunun sebebi?Beykoz, örnek verdiğiniz Sarıyer gibi bir yer. Hatta Anadolu Yakasının Sarıyeri diyebiliriz. İstanbulun keşmekeşinden uzak, daha sakin bir semt, oturanlar çok uzun yıllardan beri buradalar, dışarıdan gelip yerleşen sayısı az. Coğrafi konumu itibariyle İstanbulun diğer semtleri gibi değil, kendi içinde ayrı bir kent gibi konumlanmış. Bizim bakkallığımızdan bugüne tanıdığımız müşterilerimiz var. Beykozspora destek veriyoruz, maçlarına gidiyoruz. Semtle ilgili diğer sosyal aktivitelerde yer alıyoruz. Yani burası bizim evimiz. Geçirdiğimiz olumsuz dönemlere karşın boğaz hattında, özellikle Beykozda hangi market bilinirlikte birinci sırada derseniz cevap Paşalılar Market çıkar. Bölgede sağladığınız başarının bir gün büyük markalar tarafından yıkılacağını ve Beykozdan ayrılabileceğinizi düşünüyor musunuz?Sadece bizim değil, ortak bir şeyler yapmazsak bütün yerel zincirlerin 5, en fazla da 10 yıl içinde teker teker ortadan kalkacağını düşünüyorum. Beykoz gibi nevi şahsına münhasır bölgelerde daha zor olabilir, biz daha çok dayanabiliriz ama eninde sonunda hepimiz teslim olacağız ortak bir güç haline gelmezsek. Güç birliği ile ilgili ayrıntıları PERDER ile ilgili konuşurken açarız. Siz bugünlerde ne gibi değişimler görüyorsunuz Beykozda? Böylesine karamsar olmaya iten nedir sizi?Ben hiçbir şartta karamsar olmayan, hayata daima pozitif bakan bir insanım. Tanıyanlar da bilir. İşle ilgili düşüncem ise tamamen gerçekçi tespitlere dayanıyor. Bizim bölgemizde örneğin Kavacıkta Kilerin açılmasıyla beraber oradaki imparatorluğumuz sona erdi. Beykozda iyiyiz ama son zamanlarda da etrafımıza pıtrak gibi çok sayıda discount geldi. Beykozda öyle geniş metrekarelerde yer bulmak imkansız Binalar ve semtin yapısı müsait değil. Ulusallar discount formatlarıyla geliyor. Tabi Beykozun müşteri profili de farklıdır. Beykoz emekli bölgesidir. Yaş ortalaması yüksek, alışkanlıklarını kolay değiştirmeyen insanlar yaşar. Ne kadar Bim, Dia, Şok açılırsa açılsın, onlar Paşalılardan vazgeçmiyor. Ben mesela Beykozu ve boğaz hattını daha gelir grubu yüksek, uydu kentlerin olduğu bir bölge olarak bilirim. Böyle midir?Hayır öyle değil. Dışarıdan, bilmeyen için öyle çünkü Beykoz Konakları var, Acarkent var. Bunları gören biri Beykozu A gelir grubunda sanabilir. Oysa eskiden Sümerbank, Tekel, cam fabrikası vardı, bunlar taşındı, yerine hiçbir şey gelmedi. Beykozun ekonomisinden ayda en az 20 trilyon lira para gitti. Uydu kentlerde oturan kesim gelir seviyesi yüksek, daha üst tabaka kesim. Fakat burada oturanların kendi dünyaları, kendi alışveriş merkezleri var, sitelerinin içinde kendi bakkalları, esnafı, her şeyi var. Bu insanlardan hiçbir tanesi Beykoz sahiline veya Kavacıka inip herhangi bir marketten veya perakendeciden alışveriş yapmıyor. Dolayısıyla Beykoz bölgesi perakendeciler için çok cazip bir pazar kesinlikle değil. Kalıcı çalışan bulamamak, en büyük sorunumuz Çalışanlarınızı Beykoz çevresinden mi seçiyorsunuz?Bizim en büyük problemimiz eleman problemi. Beykoz, boğaz hattında son durak olduğu için, burada mevcut eleman yapısıyla çalışmak zorundasınız. Beykozun eleman yapısına baktığınız zaman genç insanlar olmadığını görüyorsunuz. Genellikle bu bölgenin insanı emeklilerden oluşuyor. Onların ikinci nesilleri Beykozun dışında çalışıyor, üçüncü nesil de Beykozda iş bulamadığı için dışarıda. Bu anlamda sorun yaşıyoruz. Zaten perakende sektörünün en büyük sorunu, eleman sorunu. Sizce çözüm nedir? Örneğin üniversitelerle işbirliği...Hayır, açık konuşmak gerekirse o şekilde çözüme ulaşılacağını düşünmüyorum. Ben bugün oğlumu bakkalda kasiyer olsun, kasap olsun diye üniversiteye yollamam açıkçası. Hiç kimse çocuğunu bu hedefle üniversiteye göndermez veya üniversitede okuyan biri ben gideyim de bakkalda kasiyer olayım diye gitmez. O halde sorun nasıl çözülür, mevcut çalışanları kalıcı kılmak ve kalifiye etmek mi gerekiyor?Mevcut çalışanları artıracaksın, mutlu edeceksin onları, 8 saat çalıştıracaksın, haftada 2 gün izin vereceksin, asgari ücretin üzerinde bir ücret vereceksin, sosyal paylaşımlarını artıracaksın, çay molaları vereceksin, kısacası işinden mutlu olmalarını sağlayacaksın, o zaman eleman problemin olmaz. Bu arada zaten öyle bir iş ben de arıyorum, bulsam gideceğim. Ama bizim sektörümüzde daha yeni 10 saate düştü çalışma saatleri. İnsanları pazar günleri de çalıştırıyoruz, sonra da kalıcı olmalarını bekliyoruz. Tabi ki olmaz... Biz patron olarak kendimize zaman ayıramıyoruz ki elemanımız ayırsın. Benim mesela pazar günü telefonum hiç susmuyor. Ailemle geçirsem bile elimde sürekli telefon, mağazayla konuşuyorum. Burada elektrik teknisyenimiz, havalandırma uzmanımız, aydınlatmacımız hazırda beklemiyor ki git şunu yap diyesin diye. Öyle bir ekonomik gücün yok sonuçta. Pazar günü diğer sektörler de tatilde olduğu için düzgün hizmet alman da mümkün olmuyor. Çıkabilecek her sorun krize dönüşüyor. PERDERe geçelim isterseniz. Sizi bütün toplantılarda görüyoruz, oldukça aktif bir üyesiniz...Tabi, derneğin Kavacıkta olmasından dolayı ben biraz da ev sahibi gibiyim, sonuçta benim bölgem. Dernek toplantılarını aktif şekilde takip etmeye, kaçırmamaya çalışıyorum. İstanbul PERDERin bize çok önemli kazançlar sağladığını düşünüyorum. 8 projeye kadar geçen sürede bu kazançlar manevi anlamdaydı. Şimdi hem maddi hem manevi kazançlar söz konusu. PERDER, arkadaşlığı, dostluğu sağladı. PERDERin şu ana kadar yaptığı, benim gördüğüm kadarıyla birbirini tanımayan İstanbul içinde 40 kişiye, şehir dışında da belki 100 kişiye birbirini tanıma imkanı verdi. En azından şu anda ben 100 kişiye bir anda ulaşabiliyorum, sohbet edebiliyoruz, piyasanın nabzını tutabiliyoruz. Siz yararlanmaya başladınız mı bu projelerden?Evet sırayla hepsini devreye sokuyoruz. Etkisini giderlerde hemen hissettiren, gerçekten önemli projeler. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün bireysel olarak hangi firma gidip herhangi bir akaryakıt şirketinden yüzde 6 buçuk iskonto alabilir? Alamaz. Ama PERDER olarak arkadaşlarımız çalışarak aldı. İyi teklif gelirse satabilirim Eskiden hiç görmediğimiz ancak şu günlerde her hafta yenisine tanık olduğumuz yerli markalar arasında güç birliklerini ve satın almaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Güç birliği ve ortaklıklar zor işler. Şirketlerin yapısı birbirine uymuyor. Makro ve Uyum çok zor bir işe kalkıştı. Yine de bunu en iyi yapabilecek iki marka onlar. Kurumsal yapıları yerellere göre çok güçlü, çalışma sistemleri birbirine benziyor. Özellikle küçük markaların bu yapıya katılma gibi bir istekleri olursa, çok zorlanacaklarını düşünüyorum. Yapının içine nasıl adapte edilecekler bilemiyorum. Daha büyük ölçekli zincirler bu sorunu yaşamayabilir ve Makro- Uyuma katılabilir ancak bizim gibi zincirler için zor. Daha küçük zincirlerin ise büyükler tarafından satın alınacağını düşünüyorum. Zamanla küçük zincirlerin sayısı azalarak, daha orta ölçekli güçlere dönüşecek, onlar da birleşerek daha güçlü yapılar oluşturacaklardır. Paşalılar olarak ne düşünüyorsunuz bu konuda?Bizim işimiz ticaret. Bisküvi, çikolata da satabiliriz, mağaza da satabiliriz. Örneğin ben iyi şartlarda mağazalar bulursam hiç düşünmeden alırım. Yani satın alma yapabilirim. Ama aynı şekilde iyi bir teklif gelirse satabilirim de mağazalarımı. Çünkü ticaret yapıyoruz, dolayısıyla alırız da, satarız da... 2008de satma veya alma gibi durumlar dışında kendi içinizde ne kadar büyümeyi planlıyorsunuz?Biz 2008 yılı içerisinde en asgari 3 mağaza daha açmayı düşünüyoruz. Bu yıl bir milyon dolarlık yatırım projemiz var. Mevcut mağazalarımızı da büyüteceğiz, eklemeler yapacağız. Aynı zamanda dış görünüşlerinde düzenlemeler yapacağız ve logolarını revize edeceğiz. Yenilenme çalışmalarını Hazirana kadar bitireceğiz. Hem mağaza açtığımız hem mevcutları yenilediğimiz çok hareketli bir yıl olacak. Ama tekrar ediyorum ki her türlü gelişmeye de açığım. Bir bakarsın iki üç şubeli başka bir markayı satın almışız ya da biz birine satmışız. Size özel bir sorum var. Yemek konusunda engin tecrübeleriniz olduğuna ve PERDER aktivitelerinde bu tecrübelerin sık sık gündeme geldiğine tanık oluyoruz. Sektörden sizi yüz yüze tanımayanlar için biraz bahseder misiniz?Öncelikle yemek yemeyi çok seviyorum. Bununla birlikte her gittiğim ilde en iyi yemek nerde yenir öğrenmekten keyif alıyorum. PERDERin en çok tuttuğum tarafı, sosyal aktivitelere ağırlık vermesi. Bu anlamda seyahatler ve yemek organizasyonları çok hoşuma gidiyor. Yemek konusundaki tecrübelerimi arkadaşlarımla paylaşıyorum. Damak zevki ve yemeklere düşkünlük konusunda en iyi anlaştığınız PERDER üyesi kim?Hatipoğlundan Selamet Bey yemek konusundaki partnerimiz. Onun da yemek konusunda birikimleri gerçekten çok yüksek. Bu özelliğinizi mağazalarınıza da yansıtıyor musunuz? Örneğin şarküteride...Tabi ki... Ulusalların hepsinden bu anlamda daha iyiyiz. özellikle et, şarküteri ve manav reyonunda farklıyız, hepsine fark atarız. Onların satın alma mantığıyla bizim satın alma mantığımız farklı. Çünkü biz, bu işin içinden geldik. Şu anda PERDER üyesi olan marketlerin hepsi pazardan geldi, bakkaldan geldi. Ama diğerlerinin satın almacıları üniversitelerden geldi. Onlar domatesin tarlasını bilmezler. Biz o domatesi kendimiz üreterek geldik, sütü köydeki ineklerimizden sağladık, sütün nasıl sağıldığını, neyin nasıl elde edileceğini biz biliyoruz. Ama onların satın almacıları bunları bilmez, bunlar bire bir bizim işimiz. O yönde PERDER üyeleri veya yerel perakendeciler meyve- sebze ve şarküteride diğerlerine fark atar. Son olarak iletmek istediğiniz mesaj nedir?Biz o meşhur fıkradaki birbirini kazanın içine çekenlerden değil yeni versiyon Türklerden olalım istiyoruz. İstanbul PERDER kuruluşundan bugüne çok yol aldı. Maddi birliktelik konusunda hassas davranıldı, önceki tecrübelerden ders alındı. Ancak artık birbirimizi tanıdık, daha cesur adımlar atmamamız, gücümüzü sektörün her noktasına taşımamamız için bir engel yok. Yeter ki kaya gibi sağlam durabilelim. Örneğin 8 proje görüşmelerinde çok ilginç şeyler yaşadık. Adını vermek doğru olmaz ama bazı şirketler, anlaşmalarımızdan sonra üyelerin aklını çelmek için anormal iskontolar verdi. Böyle durumlarla güçlendikçe daha çok karşılaşacağız, bizi içimizden bölmek isteyenler çıkacak. Önemli olan ortak karara uyup, gücün ortak hareket etmekten geldiğini görebilmek. Bireysellikle gidersek 10 yıl önceki bakkallar bugün nasıl yoksa, 10 yıl sonra da yerel marketlerin olmayacağına inanıyorum. Belki çok iddialı konuştum ama bizim de 28 yıllık bir tecrübemiz var. Bunlardan dolayı PERDERin kıymetini bilelim ve hep birlikte desteklemeye devam edelim.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive