Nurdağ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sarıtemur

İstanbul Avrupa Yakasında 7 şubesi bulunan Nurdağ, eğitime, altyapı çalışmalarına gösterdiği önem, verimli mağaza yatırımları ve gündemi iyi takip eden yöneticileriyle, yerel perakendenin geleceği parlak markalarından biri... Nurdağ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sarıtemur bu ayki perakendeci konuğumuz

Eklenme Tarihi : 05 Kasım 2007 Pazartesi
nurdag-yonetim-kurulu-baskani-mehmet-saritemur
Mutlu Olduğum İşi Yapıyorum Yaz durgunluğu bitti ve Ramazan geldi. Siz nasıl hazırlandınız bu dönemde? Yaz durgunluğu artık klasik hâle geldi fakat Ramazan ayı, sonrasında bayram, Kurban Bayramı ve hemen ardından yılbaşının geldiği bir dönem yaşıyoruz. Zaten Eylül ayında okulların açılmasıyla hareketlenen perakende, bu önemli günlerinde aynı tarihlerde olmasıyla iyice hızlanıyor. Şu anda iki koldan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Birincisi okulların açılmasıyla ilgili olarak kırtasiye malzemeleri ve okul ihtiyaçlarıyla ilgili ürün portföyümüzü hazırlıyoruz. İkincisi de Ramazan ayında çok tercih edilen bakliyat ve içecek kategorilerinde bir aksama olmaması için hazırlıklar yapıyoruz. Bu yıl kuraklık ve olumsuz iklim şartları nedeniyle, özellikle bakliyat olmak üzere temel gıda maddelerinin fiyatlarda artış bekleniyor. Bu nasıl yansıyacak sizce sektöre? Maalesef böyle bir durum var. Talep fazla olduğu için ithalatla da olsa bu açık kapatılacaktır ancak yerli üretici açısından kötü bir durum söz konusu. Ben geçenlerde bir gezimde kendi gözlerimle gördüm. Trakyada resmen ayçiçeği kalmamış durumda. Bakliyattan yağa kadar birçok üründe fiyatlar kendini göstermeye başladı bile. Yeniden yapılanma yılı Nurdağ açısından 2007 yılı nasıl geçiyor? Biz bu yılı tamamen yeniden yapılanmaya ayırdık. Giderlerimizi baştan aşağı gözden geçirdik, eksiklerimizi tamamlamak için fizibilite çalışmaları yaptık ve gerekli tedbirleri uygulamaya koyduk. Somut örneklerle anlatayım; örneğin önceden bütün mağazalarımızda ayrı yemekhane ve mutfak vardı. Oysa şimdi tek bir merkeze mutfak koyduk, şubelere oradan gidiyor. Buradaki masraf kalemlerimizi ciddi kontrol altına aldık. Basit görünen ama gider kalemlerini ciddi düşüren bir hareket oldu. Yine örneğin kasap bölümümüzü de tek bir merkeze aldık. Et orada işlenip bütün şubelere tek bir noktadan gidiyor. Orada da hem çok ciddi kontrol hem de verimlilik sağladık. Şubelerin birbirine yakın olması da bu adımlar için avantaj oldu sanırım. Peki daha değişik noktalara açılmayı, örneğin Trakyaya doğru ya da Anadolu Yakasında mağaza açmayı düşünmüyor musunuz? Mağaza açabilecek finansman gücümüz var, iyi yer bulduktan sonra neden olmasın. Ancak özellikle yerli zincirler açısından operasyonu bu şekilde dağıtmak verimli olmaz bence. İstatistiklere göre merkezden uzak her mağaza, lojistiğe yüzde 2 daha fazla yük bindiriyor. Başarılı olmuş yerel zincirler, merkez mağaza etrafında büyüyerek gelişenlerdir, biz de öyle büyüyoruz. Merkezden çok uzaklaşmama isteği, kendi başına doğru insiyatif kullanacak kaliteli yönetici bulamamakla ilgili olabilir mi? Biliyorsunuz bu perakende sektörünün başlıca ve en çok bahsedilen sorunu... Sadece perakendeciliğin değil, bütün özel sektörün sorunu bu. Şirketler küçük ölçekten orta ölçeğe, ortadan da büyüğe geçerken güvenilir, kalıcı, kaliteli personel bulmakta zorlanır. Perakendenin bir okulu olmadığı, üniversitelerde bu işin eğitimi yeni yeni verilmeye başlandığı, bugüne kadar üzerinde durulmadığı için daha çok yaşanıyor bizlerde. Ancak kendi adıma konuşursam bizde personel sirkülasyonunun çok az olduğunu söyleyebilirim. Neler yaptınız peki bu başarıyı sağlamak için? Tabi öncelikle eğitime önem verdik. Bir eğitim salonu yaptırdık ve yararını gördük. Sadece dışarıdaki uzmanlardan aldığımız eğitimlerde değil, bir araya geldiğimiz değerlendirme ve vizyon toplantılarında da kullanıyoruz. Bence bu konu cimrilik yapılacak ya da bekletilecek bir konu değil. Her arkadaşımızın, her yerli zincirin kendilerine ait eğitim salonunun olması gerek. Eğitimlerin dışında personel yapılanmasıyla ilgili değişik uygulamalar getirdik. Örneğin bizim yakın olan mağazalarımıza bir müdür bakar. Birbirine yakın iki mağazayı bir kişinin yönetmesinin değişik sonuçları var. Öncelikle mağazalardaki diğer yöneticiler müdür yardımcısı sıfatıyla bu kişiye bağlı. Böyle olunca müdür dediğiniz insanın yetkisi ve hareket alanı artıyor. Yönetici pozisyonunun altı doluyor. Ayrıca iki ya da üç mağazayı tek başına kontrol yetkisi verince, olması gereken esnekliği de kazanıyorsunuz. Örneğin bir mağazada iş yapmayan ürünü hemen diğerine kaydırma, veya bir mağazada izinli personel çoksa diğerinden uygun yere, uygun zamanda takviye yapma gibi. Yöneticilerim bu konularda irade kullanıp, değişiklikleri hızlı yapabiliyor. Çalışanları kendi içimizde yetiştiriyoruz Manav veya şarküteri gibi bölümler direkt uzmanlık gerektiriyor ancak bu işin okulu yok. Yeni şubeler açtığınızda buraları nasıl dolduruyorsunuz? Kendi içimizde yetiştiriyoruz tabi ki zaten böyle yapmak zorundayız. İşin okulu olmadığı için, perakende sektöründe tecrübeli olduğunu söyleyip gelenlerin genelde tekstilde çalıştığını görüyoruz. Oysa gıdanın bambaşka bir çalışma şekli ve kuralları var. Dolayısıyla tecrübeli olduğunu söyleyenlerden bile yeterince verim alınamıyor. Biz bunu kendi içimizde yetiştirdiğimiz personeli görevlendirerek aşıyoruz. Yerel zincirlerin dinamik yapısı içinde, mağaza açtıkça tecrübeli personel daha üst seviyelerde görev alabiliyor. Aslında hep şikayet ediyoruz ama bu da sirkülasyonu azaltmak için bir avantaj. Yerel markalar çok daha hızlı şube açıyor ve başarı gösteren çalışanın yükselme imkânları daha fazla. Bu imkânlar olsa bile çalışanların da yükselebileceklerini bilmesi gerekli. Perakendenin tercih edilmemesinin sebeplerinden biri de kariyer fırsatlarının kısıtlı olması. Siz kendi çalışanlarınıza kalıcı olmaları adına bir açılım sağlayabiliyor musunuz? Örneğin bizim mağazalarımızın her biri için ayrı ayrı belirlenmiş ciro hedeflerimiz vardır. O mağaza, kendi hedefini geçerse belirli oranlarda ödül mağazanın tüm çalışanlarına paylaştırılır. Bu bile önemli bir motivasyon kaynağı çünkü o mağazadaki tüm ekip için bir takım ruhu yaratıyor. Birbirlerine destek olmalarını ve kaynaşmalarını sağlayan, insanları ortak bir amaç doğrultusunda birleştiren bir sistem bu. Ayrıca çalışanlarımızla sürekli iletişim içindeyiz. Eğitim salonumuzun devreye girmesinden sonra sadece birkaç yöneticiyle değil, yönetim kademesinin her birimindeki çalışanlarımızla daha sık bir araya gelme ve performans değerlendirme fırsatını yakaladık. Onlar başarı sağladıklarında, Nurdağ markası büyüdükçe, kendilerinin de daha iyi noktalara ve pozisyonlara geleceğinin bilincindeler. Ayrıca kalıcılık sağlayan diğer bin unsur; bizde tamamen mekanik, insani değerleri geri plana iten ve kişiyi robotlaştıran bir sistem yoktur. Çalışanlarımızın doğum günlerini, özel günlerini, düğünlerini birlikte kutlar, destek oluruz. Ayrıca sosyal kaynaşma yaratan piknikler, geziler düzenleriz. Çalışma sistemini aksatmadan bu aktiviteleri planlayıp uygulayabilmek sizi zorlamıyor mu? Hemen akabinde sektördeki çalışma saatlerinin ve şartlarının etkileriyle ilgili fikirlerinizi öğrenmek isterim... Zorluyor, hepimizi zorladığı gibi. Vardiya şeklinde planlamalar yapıyoruz, aktivitelere gezilere grup gurup götürüyoruz. İlginç bir örnek vereyim bizim şirketimizde farklı departmanlarda çalışan iki arkadaşımız evlendi. Birkaç hafta sonra benim kafama takıldı ve bu çiftin izinlerini bir kontrol ettirdim. Gördüm ki yeni evli çift, daha evlendiklerinden beri neredeyse bir gün izinlerini denk getirememişler. Resmen vicdanım sızladı, talimat verdim hiç olmazsa bunların ikisini aynı güne denk getirmeye çalışın diye. Bu çok acı bir durum. Biz ne yaparsak yapalım sektörün çalışma saatleri değişmediği sürece böyle tatsızlıkları yaşayacağız ve perakende sektörü bu yüzden tercih sıralarında hep alt sıralarda kalmaya mahkum olacak. Pazar tatilinin yasalaşması ne kadar iyileştirir bu süreçleri? İnanarak söylüyorum çok fark ettirecek. Her açıdan çok önemli, sektörün tercih edinilirliği artacak. Personel sirkülasyonu azalacak ve verimlilik artacak. Her açıdan çok önemli... Sektörde ne bu konuda, ne de haksız rekabet, zararına satış ve diğer tüm standartlarda hâlâ bir yasa olmaması gerçekten inanılmaz. Bu düzenlemelerin gelmemesi ve başıboş ortamda istedikleri gibi büyümek için bazı güç odakları lobi yapıyor, baskı yapıyor. Böyle olduğunu herkes biliyor. Umarım artık hükümet ve yetkililer de doğru olanı yapar. Onların bu sorunları iyi bildiğini ve bir şeyler yapmak istediğini biliyoruz. Önceki hükümetlerden daha sıcak ve istekli yaklaştılar ama bu baskılardan dolayı yine gecikti yasanın çıkması. İnanıyorum ki artık bu dönem çıkacaktır. Müşteri kapılardan sığmıyordu Biraz da Nurdağın hikayesinden bahsedelim isterseniz. Nasıl karar verdiniz perakendeci olmaya? Ticarete küçük yaşta başladım. Serbest olarak ticaretle uğraştım daha sonra bir dönem tekstille ilgili bir firmada düzenli çalışmaya başladım. Ancak ay sonunda maaş beklemek beni mutlu etmedi. Para verip, para almayı çok sevdiğimi ve bu konuda yetenekli olduğumu hissettim. İnsan mutlu olacağı işi yapmalı. Ben de bunun üzerine devralmak için bakkal aramaya başladım. 1990 yılında kısmet oldu başladık. Dile kolay tam 17 yıl geçmiş. Distribütörlerin değil toptancıların kral olduğu, her gün üç yeni marketin açıldığı o dönemleri hep sektörün içinde yaşamışsınız. Neler değişti o günden bugüne? Evet, gerçekten çok değişikler yaşadık hepimiz. Bunların da yaşanması gerekiyordu aslında. Bizim bakkallığa adım attığımız yıllarda toptancılar güçlerini koruyordu. Ne kadar satacağınız, kaça satacağınız hepsi onların elindeydi. Bunu görünce kardeşlerimle birlikte bir kamyon ve depo kiraladık. Başladık servis yapmaya. Tabi bu müthiş bir dönemdi, toptancı tarafında olunca mamulü de ucuza alıyoruz, bakkalımızda da ona göre ucuz satıyoruz. Sürekli müşteriyle diyalog halindeyiz, her şeye çok özen gösteriyoruz. Bu şekilde birkaç yıl çalıştık, müthiş de iş yaptık. Market konseptine geçmeye nasıl karar verdiniz? Sektör bu şekilde giderken birden Unilever çıktı ve bundan sonra benim ürünlerimi ya ben dağıtacağım ya de benim şartlarıma uyacak büyük distribütörlere vereceğim dedi. Bu milat oldu. Zaten diğer büyük üreticiler de onu izlediler ve toptancılık o anda bitti. Enflasyonun da devam ettiği bir ortamda, toptancının keyfini beklemeden direkt olarak mal alıyorsun ve istediğin zaman satıyorsun. Bakkallığın hiçbir avantajı da kalmadı. Herkes market açmaya başladı. Örnek vereyim o zaman Şirinevlere yakın Mahmutbey yolu üzerinde açılan Kiler, bir hafta boyunca müşterileri sırayla içeri almak zorunda kaldı. Kapının önünde kuyruk oluyordu ve içerisi biraz boşalınca yeni müşterileri alıyorlardı. Öylesine iş yapıldığı bir dönemdi. Bizim de işlerimiz iyiydi ve büyütmek için gücümüz oluşmuştu. Uygun yeri de bulduk, herşeyi hazırladık, arsaya inşaatı yapacakken deprem oldu. 2 yıl temel atmak için bekledik. Sonunda sağlamlık raporlarını, her şeyi standartlara göre sunup izinlerimizi aldık ve başladık. Tam krizle birlikte sektöre girmişsiniz. Bu da ilginç değil mi, genelde tam tersini gördük krizde birçok firma çekilmek zorunda kaldı... Daha hayırlı olduğuna inanıyorum. Şartlar çetin olduğu için ağır ağır, hep emin adımlarla büyüdük. Az kredi kullandık, borçlanmadık. Ayrıntılara özen gösterdik. Herşeyin kendiliğinden kolay gittiği bir zaman yerine, öyle bir zamanda büyümeye başladığımız için temelimiz sağlam oldu. Son olarak sektöre vermek istediğiniz mesaj nedir? Eskiden birbirimizi görürdük, bazılarımız tanışık olsak bile sanki öcü gibi işimizle ilgili hiç konuşmazdık. Kim, ne yapıyor, hiç bilgimiz yoktu. Gelişim açısından hiç örnek yoktu, paylaşım yoktu. Şimdi oturuyoruz, konuşuyoruz, paylaşıyoruz. Bazı arkadaşlarım çok farkında değil belki ama PERDERin yaptıkları bizi gerçekten çok geliştirdi. Çok yararını gördük ve göreceğiz. Derneğimiz sektörün kurallara kavuşması ve yasanın çıkması adına da elinden geleni yaptı ancak karşıt görüşte de çok güçlü, köklü kuruluşlar var. Daha da geç kalmadan bu adımı atmak çok önemliydi, bunu başardık ve yapılandık. Bundan sonra daha kararlı adımlar atacağımıza ve hep birlikte başarılı olacağımıza inanıyorum. Şube sayısı: 7 Çalışan sayısı: 150 Kasa sayısı: 28 Toplam alan: 6 bin 500 metrekare
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive