Mevlana Marketler Birliği Sahibi Hacı Murat

Fırıncılıktan marketler zincirine uzanan bir öykü Mevlana Marketlerinin öyküsü. Beş market, bir fırın ve bir pastanenin, kardeşleriyle ve ortaklarıyla birlikte sahibi olan Hacı Murat, kısa zamanda elde ettikleri büyük başarıda, isimlerinin de büyük katkısı olduğuna inanıyor

Eklenme Tarihi : 12 Kasım 2007 Pazartesi
mevlana-marketler-birligi-sahibi-haci-murat
Fırıncılıktan marketler zincirine Mevlana Marketlerini sorduğumda, genellikle aldığım tepki : Onların kendi fırınları var, çok güzel ekmekler yapıyorlar şeklinde oldu. Nereden geliyor bu yetenek? Bizim baba mesleğimiz fırıncılık. Biz herşeye fırında çalışarak başladık. 94te, Tuzla İçmelerde bir fırın açtık. Beş kardeş, iki yeğen sarıldık bu işe; azimle, çalışkanlıkla ve dürüstlükle buralara kadar geldik. Bu özelliklerimiz sayesinde, 4-5 sene gibi kısa bir süre içerisinde, uzun bir yol kat ettik ve sektörde iyi bir yer aldığımızı düşünüyorum. Fırıncılıktan marketçiliğe geçiş nasıl oldu? Onlara ekmek satarken, marketlerle içli dışlı olduk. Kurduğumuz bire bir ilişkiler sayesinde, marketçiliği öğrenmeye başladık. Derken fırına yakın, 300 metrekare bir yer aldık. Orayı nasıl değerlendirebileriz diye düşürken, aklımıza market açma fikri geldi. Ekmek yapmak için çok büyük bir alan. Ailece düşünüp market açmaya karar verdik ve marketçiliğe başladık. Ardından da şubeler gelmeye başladı. Bayramoğlunda, ilk şubemizi açtığımızda, Devamı gelecek mi diye soranlara; Yok şu an yeterli demiştim. Öyle bir düşüncemiz yoktu. Ama bu işe bir kez başladın mı, gerisi geliyor. Gerek şartlar, gerek rakipleriniz sizi büyümeye zorluyor. Sözün özü, başarıya doyum olmuyor. Yaptığın istihdamdan, çalışanların için ekmek kapısı olmaktan, memleket ekonomisine bir fayda sağlıyor olmaktan gurur duyuyorsun. Yola çıktık, gidiyoruz. Fırıncılık devam ediyor mu? Devam ediyor ve onu hiç bırakmayacağız. Fırıncılığa çok ihtiyacımız olduğu için mi? Hayır. Bizden sonrakiler de nereden geldiğimizi unutmasınlar diye. Ben bu fırını açtığımda, iki buçuk sene Rusyada çalışıp taksitlerimi ödedim. Kardeşlerim fırını burada işletirken, ben Rusyada fırıncılık yapıyordum borçlarımızı ödemek için. O zamanda bizimle çalışan herkese şükran borçluyuz. Marketçilik daha mı avantajlı sizce? En güzel tarafı sıcak para dönmesi. Fırıncılıkta çeklerle çalışıyorsun. Burada ise borç verme şansın yok. Kredi kartıyla da alışveriş yapılsa, paranın garantide olduğunu biliyorsun. Marketçiliği tercih etmemizin en önemli sebebi budur zaten. Şubeleriniz, satış alanınız, çalışan sayınız hakkında bilgiler verebilir misiniz? Şu anda fırınla beraber 6 şubemiz var. Tuzla İçmeler, bizim merkez şubemiz. Diğerleri ise, Darıca Gebze, Darıca Gebze 2 (Bayramoğlu), Tuzla Şifa, Sultanbeyli ve yine Tuzladaki pastanemiz ve fırınımız. Tuzla 450, Bayramoğlu 750, Şifa 400, Sultanbeyli 750, Darıca Gebze 240, yani toplamda market olarak 2 bin 590 metrekare bir alanda hizmet veriyoruz ve buna bir de fırını ekleyebiliriz (300 metrekare). Çalışan sayımız 70e yakın. Merkezde olduğu gibi Sultanbeylide açtığımız marketin içinde fırın da var. Açılıştan önce burası, 600-700 ekmekten fazla satmaz diyen bir çok tecrübeli marketçi arkadaşımızın aksine; şu anda Sultanbeylideki ekmek satışı 2 binin üzerinde. Yani ekmekte tutturduk diyebiliriz. Ekmek bizim sembolümüz diyebilirim. Diğer marketlerimize de fırın koymayı düşünüyoruz. Çünkü biz bununla özdeşleştiriliyoruz. Mevlana adı nereden geliyor? İlk şirketimizin adı Mevlana Unlu Mamülleri idi. Başta bizim Konyalı olduğumuzu düşünüyorlar genelde. Biz Erzurumluyuz. Biz, herkes gibi, Mevlana Hazretlerini çok seviyoruz. Onun hoşgörüsünü, insanlara karşı olan sevgisini... Soyadımızı kullanabilirdik, Erzurumlu olduğumuz için dadaş adını kullanabilirdik. Ama ailedeki herkes, Mevlana adını benimsedi. Şu anda bunun çok isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum. İnsanların hoşuna gitmesi bir tarafa, bu seçimin başarımızı etkilediğini düşünüyorum. 2004 yılını sektör ve Mevlana açısından değerlendirebilir misiniz? 2004ü çok başarılı bir yıl olarak değerlendiriyorum. Ekonominin de düzelmesiyle, enflasyonun düşmesiyle, zarar etmemek için stok yapma derdi ortadan kalktı. Bizim için de çok rahat ve başarılı bir yıl oldu. Hemen her sene bir şube açıp büyüyoruz. 2004te de Sultanbeyli şubemizi açtık. Hedefimiz bundan sonra yılda iki şube açmak. 2005 planlarınızdan bahseder misiniz? 2005 planlarımızı şu anda açıklamak istemiyorum. Ama ihtimalleri özetlemek gerekirse, şehir dışına yeni şube açmayı düşünüyoruz. Bize yakın gerçi ama Gebze de şehir dışıdır. Yurt dışına da olabilir. Kırgızistan örneğin. Nasib olursa çekinmeyiz. Rusyada çalıştığım zamandan kalma Rusça, burada bana büyük avantaj sağlıyor. İstanbul Avrupa yakasından da bize teklifler geldi. Bayilik almayı düşünüyoruz. Personel eğitimi konusunda çalışmalarınız var mı? Biz şu anda bu eğitimi yeni yeni vermeyi düşünüyoruz. Yönetici olarak katıldığımız bazı eğitimlerin çok faydalı olduğunu gördük ve bunu kendi personelimize de uygulamak istiyoruz. Biz personel trafiği olarak pek zorlanmıyoruz. Elbette sıfırdan alıp yetiştirdiğin bir elemanı kaybetme riski her zaman var. Ancak ilk kurulduğumuz andan beri bizimle çalışan arkadaşlarımız var. Onlara da minnettarız. Belki bu yüzden, personel trafiği az olduğu için eğitimi biraz ihmal ettik. Ama bundan sonra böyle bir girişimimiz olacak. Dışarıdan profesyonel yardım almayı hiç düşündünüz mü? Düşünmedik ama gerekli olduğunu görüyorum. Çünkü bu sektörde, ne kadar biliyorum dersen o kadar yanılırsın. Bizim de, herkes gibi, daha öğreneceğimiz çok şey var bu sektörde. 17 Aralık sonrası, AB süreci hakkında görüşleriniz neler? Ticari anlamda çok iyi olacağını düşünüyorum. Eksileri de olsa da artıları çok olacaktır. Hükümetin AB konusundaki çalışmalarını çok başarılı buluyorum. Eğer biz birlik beraberliğimizi bozmazsak, Avrupada özellikle ticari anlamda büyük işler başaracağımıza inanıyorum. Bu sürecin Türk toplumunun değişimini hızlandırdığının farkındayım. Benim babam hala televizyon izlemez örneğin, günah olduğuna inanır. Ama benim çocuklarım izliyor ve ondan çok şey öğreniyorlar. Müşterilerle ilişkileriniz nasıl? Müşterimiz geldiği zaman bire bir muhattab olmaya çalışıyoruz. Devamlı müşterilerimizle mutlaka tanışmaya çalışıyoruz. Onların görüşlerini alıyoruz. Memnuniyetlerini daima denetliyoruz. Ürünlerimizi beğenip beğenmediklerini soruyoruz. Beklentilerini soruyoruz. Müşterilerinizden nasıl tepkiler alıyorsunuz? Genelde olumlu tepkiler alıyoruz. Nadiren eleştirenler de oluyor. Niçin içki satmadığımızı soran müşterilerimiz oldu. Hatta turistlerden niçin domuz eti satmadığımız soran da olmuştu. Biz bunların hepsini hoş karşılıyoruz. Adımızdan dolayı bizi aşırı dinci olarak düşünenler oluyor. Elbette müslümanız ama aşırı dinci değiliz. Mesela bir iş başvurusunda, bir elemanımız, Başım açık da olsa alır mısınız? diye bir not düşmüş. Onu işe almadan önce yanıma çağırıp konuşmuştum. Bizde başı açık olan da, kapalı olan da çalışabilir. Müşteri olarak da biz belli bir kesime hitab etmiyoruz. Zaten aksini yaparsak taşıdığımız isimle çelişiriz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive