Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses

Groseri, Adana ve Mersinde bulunan 16 şubesiyle yaklaşık 14 bin metrekarede 107 kasa ve 948 çalışanla hizmet veriyor. Ay sonuna kadar 2 mağaza açıp sonrasında komşu yerleşimlerde büyümek isteyen Groserinin Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, uzun vadede İstanbul, ardından da Paris ve Londrada şube açmayı hedeflediklerini anlattı

Eklenme Tarihi : 19 Nisan 2010 Pazartesi
groseri-yonetim-ve-icra-kurulu-uyesi-levent-ugurses
Özlem ELGÜNGroseri, bugün Çukurova'nın sembol markalarından biri... Markanın sektörde geçirdiği değişimin öyküsünü bizlerle paylaşır mısınız? Adana Tansaş nasıl doğdu, neden ve nasıl Groseri oldu? Siz, bu öyküye nasıl dâhil oldunuz?1968 Adana doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi burada tamamladım. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduktan sonra ABD Atlantada finans üzerine yüksek lisans yaptım. Daha sonra Çekiç Güçte uluslararası görevle askerliğimi tamamlayıp iş hayatına atıldım. Okul dönemlerinde turizm sektöründeki uluslararası kongrelerde öğrenci bütçeme katkı amaçlı mihmandarlık ile babamın Ülker Bölge Müdürlüğü döneminde sömestr ve yaz tatillerinde yaptığım stajlar sayesinde piyasayla yakın temaslarım oldu. İstanbulda uluslararası bir firmada göreve başlamak üzereyken babamın ortak olduğu ancak aktif olarak çalışmadığı süpermarketteki ortaklarının baskısı ve iknası, benim de nişanlılık dönemimde Adanayı tercih etmem neticesinde benden daha tecrübeli iki ortağımla süpermarket işine başladım. Onlar benden dinamizm ve yenilik beklerken, ben de onlardan destek ve birikim aktarımı bekliyordum. Karşılıklı beklentilerimiz güçlü bir harmonide en başından bugünlere kadar devam etti. Perakende sektörüne 1989da gıda giriş yapan, 1996da 15 kasa ile hizmet veren ortaklığımız, 21 yıl sonra bugün 107 kasayla devam ediyor. Halen Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi olarak göreve devam ediyorum. 2003 yılında Jaycees tarafından İş Dünyası ve Ekonomi dalında Akdeniz Bölgesinde En Başarılı İşadamı seçildim. 13 yıldır evliyim ve iki kız çocuk babasıyım. 1989 yılında İzmirde başlayan Tansaş modeli, aralarında babamın da olduğu dört girişimci ortak (Zihni Uğurses, M. Ali Önür, Ersin Özdemir ve Bülent Sarkut) tarafından izlenerek Adanada aynı yapının belediye ile ortak girişimi planlandı. Bu ortaklar o yıllarda kimisi belli üretici firmaların bölge müdürlüğünü, kimisi gıda toptancılığı yaparken piyasa ortamında tanışmış. Bu tanışıklıklar ve sohbetler ortak bir gıda üst toptancılığı şirketi kurmaları ve bölgede en etkin firmalardan biri olma sürecine kadar gitti. Düşünülen tanzim satış projesinde belediyenin onayladığı mağaza lokasyonları dahi belirlenmişken, ilk seçimlerde mevcut belediye seçimi kaybedip, yeni gelen belediye yönetimi bu işe soyunmayınca, babam dâhil diğer ortaklar yalnız başlarına kaldılar. Yine de inandıkları projeden vazgeçmeyip yollarına Adana Tansaş ismini verdikleri mağazalarında, kendi koydukları sermaye birikimi ile süpermarket operasyonuna başladılar. 1996 yılında, hiç unutmam, tam da benim başladığım ilk yılda İzmirde devam eden Tansaşın halka açılma ve marka tescili süreçlerinden sonra bizden isim değiştirmemiz istendi. Biz de bir isim yarışması açtık. Ankaradan gerekli marka tescili yaptırarak Groseri ismi ile faaliyetlerimize devam kararı aldık. Tansaşı şeklen daha küçültüp yanına şeklen biraz daha büyük Groseri ismini yerleştirdik. Önce insertlerde, medyada, sonra poşetlerde, en son tabelalarımızda ismimiz bir müddet Tansaş-Groseri olarak devam etti. Daha sonra Groseri olarak değiştirdik. Yeni markanın ne zaman oturduğunu öğrenmek için yıllarca dolmuşlara binip insanlar mağazalarımızın önündeki Tansaş durağı denilen duraklara ne zaman Groseri durağı diyecekler diye test ettik. Çok da uzun sürmedi; 12 yıl içerisinde duraklar Groseri diye anılmaya başladı. Zaten tabelaların değiştiği bu dönem benim de işe başladığım ikinci, yani benden beklenen yeniliklere hız verip imza attığımız yıllardı. Belki de isim değişimi hayırlı oldu; yenilediğimiz barkodlu kasalar, ışık, zemin, donanım ve genel mağaza atmosferine isim de eklenince sanki bambaşka bir markanın doğuşu gibi algılandı. Yaptığımız değişiklikler müşteri tarafından beğeni topladı. Bu değişim Adanaya o yıllarda gelip ulusal ve uluslararası sermayece açılan değişik semtlerdeki 50 bin metrekare yeni alışveriş alanına rağmen, ciddi büyümemize destek olup bizleri bugün Adana ve Mersinde faaliyet gösteren aktif kasa büyüklüğünde en önde giden zincir haline getirdi. Şu anda üç ortaklı yapımız mevcut. Benle başlayan ikinci kuşağa geçiş süreci 1999da Kazım Önür ve 2005 yılında Dide Özdemir Tuncer ile beraber beni en yaşlı ve tecrübeli icra kurulu üyesi yaptı. Yönetim Kurulu olarak halen M. Ali Önür ve Ersin Özdemir ile devam ediyoruz.Çeyrek asırlık bir birlikteliği sürdürmek, krizde yüzde 25 büyümek, ciroyu 120 milyon dolara ulaştırmak, Hızlı Balık gibi ödüllere değer gösterilmek... Şu anda Groserinin perakende sektöründeki yerini nasıl görüyorsunuz?Şirket ömürlerinin ortalama 12 yıl olduğu ülkemizde, ortaklık yapısı iyi kurgulandığında bu rakamların geçileceğine ve ülkemize katma değer yaratacağına inanıyorum. Sonuçta bu tarz şirketler, kazandıklarını önce bölge sonra ülke ekonomisine geri yansıtan, faydalı bir dinamiğin temsilcileri... Peki, tüketicilerin gözündeki Groseri algısının nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?Bölge tüketicisi son derece akıllı; hizmetin, çağdaş yaklaşımın ve teknolojik hızın nerede verildiğine bakıyor ve bunları yerine getirebilen kimse, ona katkı sağlamaya gayret ediyor. Yakınlık kriteri olarak kullandığı, hangi işletmenin kazancından doğan vergisini nereye yatırdığı... Bu anlamda eşit hizmet kalitesi sunsak dahi bölge marketi olmayan rakiplerimize karşı yarışa 10 önde başlıyoruz. Kimi perakende markaları ucuz, kimi de pahalı ama kaliteli olmasına vurgu yapar. Bu anlamda Groserinin belli bir fiyat politikası var mı?Önce kavramlara açıklık getirelim; kim pahalı, kim ucuz? Aynı marka 1 litre süt, üç ayrı yerde üç ayrı fiyatta ise o malın piyasa fiyatı en düşüğüdür. Alıcı için alırken en düşük, satarken en yüksek olandır. Ticaretteki her işletmenin amacı, en düşüğü alıp en yükseğe satabilmektir. Belirli satın alma teknikleri uygulayarak malı en düşük fiyata almaya gayret ediyoruz, çok sıkı takip ettiğimiz yaklaşık 250 üründe ise piyasadaki en ucuz ikinci fiyatın üzerine asla çıkmıyoruz. Doğal olarak bu, ortalama sepet fiyatımızın tüketiciye en iyi olma durumunu yaratıyor. Önce İstanbul, sonra Paris ve LondraAdana ve Mersin illerinde sürdürdüğünüz hizmeti Anadolunun başka illerine yaymayı düşünüyor musunuz? Hayallerinizde Paris ve Londra gibi dünya şehirlerinin de olduğunu okumuştum. Nasıl ve ne kadar büyüyeceksiniz? Yeni iller olmasa da 2010 yılında Adanada Nisan ayı sonuna dek iki mağaza açma planımız var. Bir diğerinin inşaatı da hızla devam ediyor. Adana, Mersin ve Ceyhan operasyonumuza ek olarak Tarsus, Hatay, İskenderun, Osmaniye, Kozan, Silifke, Erdemli gibi komşu yerleşimlerde büyümek istiyoruz. Dinamikler bir gün gelip bizi bölgenin dışına iterse, öncelikli kararımız İstanbul olacak. Sonra da hep dediğimiz Paris ve Londra şubeleri... İnandığım Türk lokal perakendeciler, mutlaka bir gün Avrupada bu işi başaracaklar. En büyük hedefimiz ilerde Avrupa Birliği entegrasyonu sonrası orada olacak Türk müteşebbis gücü içinde yer alıp, Paris ve Londrada mağazalar açmak. Biz olmasak da Türkiyeden mutlaka birileri becerecektir bu işi. Çünkü kimyamız ve kültürümüzün bizlere verdiği tüm özellikler, bu işi başarma şansımızı yüksek hale getiriyor.Groseri denince akla ilk gelenlerden biri de düzenlediği farklı kampanyalar... Meslek gruplarına indirimli alışveriş imkânı, önemli gün ve haftalarla ilgili indirimler, yemek kursları ve özellikle çocuklara yönelik faaliyetler... Bu tür kampanyalar ve faaliyetlerle neyi amaçlıyorsunuz? Geri dönüşü ölçülebilir etkinlikler mi bunlar?Temel pazarlama stratejimizin dayanak noktası, organize perakende Türkiyede daha yokken bu işleri büyük beceri ile yapan bakkal amcalarımızın müşterileri ile sağladığı sıcak teması, hizmeti, değişen dünya şartlarına ve beklentilere uygun olarak devam ettirmek oldu. Tabii çoğalan şube ve artan müşteri sayımız bakkal amcaların ismen tanıdığı, sohbet ettiği gibi bir müşteri diyaloguna ulaşmamızı engellese de, bizler teknolojik alt yapıya ciddi yatırım yapıp destek vererek, CRMyi kullanarak binlerce müşterimizle benzer teması sağlamaya çalışıyoruz. 17 yıldır sürdürdüğümüz başarılı öğrencileri ödüllendirme ve burs kampanyamız, meslek günleri indirimlerimiz, sağlık günleri konferanslarımız, yaz okulu projemiz, yemek kursları, Devlet Tiyatrosu bilet hediyelerimiz, kasada çalan zille gelen hediyeler, Anneler Gününde yılın annesini seçmemiz, hastanelerde o gün doğum yapanları herkesi hediyelerle ziyaretimiz, Babalar Günü tavla yarışmalarımız, Sevgililer Günü balomuz, iftar davetlerimiz, yılbaşında her yıl bin evi Noel Baba kılığında ziyaret ederek hediye vermemiz, aşure, sıkma, sucuk ekmek günlerimiz, tekne turlarımız, doğum günü olanlara, hamilelere, eşofmanla gelenlere indirimler; şu anda ilk aklıma gelenler... 2003 yılından bu yana CRM çalışmalarına devam ediyoruz. Halen Adana ve Mersinde aktif olarak alışveriş yapan 400 bin kayıtlı müşteri yanında 30 bin çocuk müşteri kaydımız var. Bu insanları yaş, cinsiyet, ürün, saat, meslek, gelir dağılımları bazında inceleyip isteklerine cevap vermeye çalışıyoruz. Hafif haute couture oluyor yapılanlar. Çocuk kart projesi daha evvel bu insanların harcamalarında yapılan analizler ile ortaya çıkardığımız bir ihtiyacın giderilmesi sonucu doğdu. Çok da memnun kaldık ve devam ettik. Çocuklar ve kadınlar alışverişlerde ihmal edilmemeli. Biz bırakın ihmali, öne çıkarıyoruz. Karne dönemlerinde başarılı olanlara indirimler, yaz tatillerinde piknikler, fabrika gezileri, çocuk film ve tiyatroları yapıyoruz. Sistemimiz sayesinde tedarikçilerimizle daha iyi sepet analizleri yaparak kampanya stratejileri belirliyoruz. Yine tüketiciler lehinde, yapılan kampanyalara katılırken zevk almadıkları form doldurma bürokrasisinden kartlarını kampanyaya iştirak ederken okutmaları sayesinde sağladık. Gelmek istediğimiz ve çaba harcadığımız nokta, kartını mağazaya okutarak giren müşterimizin içeri girdiğini haber alan ve bu müşterinin en tipik özelliklerini önündeki ekranda gören personelimizin hizmetlerini o beklentiler dâhilinde yapıp, hatta jestlerle süsleyebilmesi...Bu gibi etkinlikler dışında, müşteri memnuniyeti için neler yapıyorsunuz?Tüm müşterilerimizin yazılı ve sözlü olarak bildirdikleri istek ve önerilerini dikkate alıyor, inceliyor, değerlendirerek uygun olanları hayata geçiriyoruz. Memnun olmadıkları ürünleri iade alıp değişimini sağlayarak, durumu ilgili üretici firmaya kadar iletip paylaşıyoruz. Müşterilerin alışverişleri sırasında karşılaşabilecekleri olası ama hak etmedikleri zararları karşılayarak mağduriyetlerini gideriyoruz. Telefon ve internet ile sipariş imkânı sağlayarak, evlerine kadar hizmet sunuyoruz. En hassas olduğumuz konulardan birisi bu. İlgili arkadaşlardan sonra bizler de her ay yüzlerce öneri formunu tek tek okuyor ve çözüm yolları bulmada olabildiğince destek oluyoruz. Bu desteğin uzun vadede bize çok katkı sağlayacağının bilincindeyiz.Hizmet sektörünün her alanında ancak özellikle perakende sektöründe insan faktörü öncelikli önem taşıyor. Groseri, yerel perakendecilerde pek rastlanmayan bir yapılanmayla etkin bir insan kaynakları departmanına sahip. Neler söyleyeceksiniz bu konuda? Bizdeki insan kaynakları sistemi tamamen adalete dayalı... Hak edene hak ettiğini veren, etki eden değil aklı ve eylemleriyle tepki veren, iyiyle kötüyü ayıran, iyiyi teşvik ederken kötüyü eleyen, sonuçtan sorumluluk, sebepten bağımsızlık ilkelerine bağlı çalışan dinamik bir sürece sahip bir sistem... 900 kişi bu sistem dâhilinde her ay değerlendiriliyor ve her çalışan aldığı her TLnin hangi kriterden geldiğini detaylı olarak biliyor. Primi azaldığında bunun sebebini ve gelecek ay artırma şansının olduğunu biliyor.Groserinin çevreye duyarlı bir kuruluş olduğunu biliyoruz. Yakın zamanda Kadıköy Belediyesinin öncülüğüyle Kadıköyde poşet kullanımı yasaklandı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz genel anlamda çevreyi koruma anlamında neler yapıyorsunuz?Groseri, çevreye duyarlı bir kuruluş. Bu kapsamda çeşitli faaliyetler yürütüyoruz. Poşet kullanmak istemeyen çevreye duyarlı müşterilerimiz için Groseri çevre dostu çanta tasarlayarak satışa sunduk. Her ay, Groseri çevre dostu çanta ile aynı değerde hediyelerle kampanyalar yapıyoruz. Çanta kullanımı esnasında da avantajlarımız var. Atık pil toplama kampanyası ile 16 mağazamıza ve birimlerimize atık pil kutuları yerleştirdik. Müşterilerimizden gelen atık pilleri Adana Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Şube Müdürlüğüne teslim ediyoruz. Daha doğal taşıma aracı olduğu ve çevreye zarar vermediği için bisiklet kullanımını teşvik etmek amacıyla bisiklet yarışması düzenleyerek, yüzlerce katılım sağladık. Mağaza mutfaklarımızda kullanılıp atığa dönüşen kızartma yağlarını geri dönüşüm projesi kapsamında değerlendirilmek üzere ilgili kuruma teslim ediyoruz. Groseri ormanı, çevreye duyarlılığımızın en önemli göstergelerinden biri. Perakende sektörü her gün binlerce müşterinin ihtiyacına cevap veren canlı bir yapıya sahip Bu hızlı tempoda çalışırken çevreye duyarlı projeler üretmeyi sosyal bir görev edinmek, faydalı faaliyetler yürütmek gerekiyor. Tüm kuruluşların bu yönde çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden Kadıköyde belediyenin yaptığı bu çalışma diğer belediyelerce izlenmeli ve varsa eksiklikleri geliştirilmeli, yaygınlaştırılmalı. Yereller eski değerlere ulaşmakta zorlanacakSektörün geleceğine dair ne düşünüyorsunuz? Yerel-ulusal dengesi nasıl gelişecek sizce?Türkiyenin pazar dinamiğine bakınca, (kayıt dışı, organize pazar dengesi) lokal marketlerin iyi yönetilmek şartıyla ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğu kanısındayım. Nitekim Türkiyenin her bölgesinde bu durumu lehine çeviren başarılara şahit olduk. 2000lerde birçok uluslararası üretici dâhil bu gelişimi fark edip araştırma şirketlerinden aldıkları verileri analiz etti, bünyelerinde yerel marketler direktörlüğü kadroları açtı. Ancak son gelişmeler beni 90lardan bu yana ısrarla savunduğum söylemlerimin tersi doğrultusunda ikna etmeye başladı. Düşüncem, 2010 ve ilerisinde bu payın azalacağı ve eski değerlere ulaşma şansının çok zor olacağı bir döneme gireceğimiz şeklinde. Yola devam edenler olacak, olmalı da. Heyecanla ve alkışla takip edeceğiz onları, kanımca müzede sergilenecek kadar övgü hak edenler onlar... Büyüme hızı İstanbul ya da Ankara gibi değil ama yine de Adana ve Mersin, Türkiyenin önde gelen şehirlerinden... Fazla göç alıyorlar ama gelen insanların gelir seviyeleri ve eğitim düzeyi düşük... Dolayısıyla süpermarket kültürüne adaptasyon zaman alıyor. Bu zorluklara karşı en büyük avantajımız, bölge insanının eşit hizmet sağladığımızda bizleri ulusal zincirlere karşı desteklemeleri... Bunu da kendi coğrafyasına ait kuruluşların vergisini o coğrafya kurumlarına ödediğini bildikleri için yapıyorlar. Ayrıca sermaye gücümüzün rekabet ettiğimiz uluslararası sermayeye göre zayıflığı, ciddi bir sıkıntı. Bunun çözümü, ilerde oluşacak bölgesel sermaye piyasalarında bizim hisselerimize yatırım yapacak bölge insanının desteği. Bu sermaye zayıflığı uluslararası rekabetin sahip olduğu yatırımlardaki hata marjı şansını bizlere tanımıyor.Gündemdeki Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazalar Kanun Tasarısı Taslağını nasıl değerlendiriyorsunuz?Böyle bir yasanın olumlu olacağı kesin. Hükümet-piyasa-sektör-işletme zincirinde nerede hata varsa o bir üzerindekini yıkar, o yüzden her biri birbirlerine son derece bağlı ve uyum içerisinde işlemesi gereken yapılar. Rekabet mutlaka olmalı. Rekabetten zayıf olanlar kaçar. Ürünü tüketiciye en iyi fiyata ulaştıran çabanın önündeki tüm engellerin yasa tarafından korunmasını doğru buluyorum. Olay hazır giyim, terzi meselesi değil; uluslararası sermaye geldi diye rekabette lokal zincirler yok olmamalı ve bu yok olma süreci tüketici lehine değil, bilakis aleyhine. İki mağaza daha açacak2010 yılı hedeflerinizden bahseder misiniz? Yılsonuna kadar kaç mağaza daha açmış olacaksınız? Uzun vadede hayata geçirmek istediğiniz ne gibi projeler var?2010 yılında Nisan sonuna kadar iki mağaza daha açacağız. Diğerinin inşaatı halen devam ediyor. Her zaman hedefimiz satışları artırmak, kaliteyi bozmadan toplam maliyeti azaltmak, çalışan birey gelirini yükseltmek. Yine hâkimiyetimizi artırarak kurum bilinci oluşturmaya gayret ediyor, Groseriyi bu bilincin yönetebilmesi için çalışmalar yapıyoruz. 2010 yılında yine merkez depoda et hazırlama, sebze-meyve-şarküteri soğuk odaları, fırın, sucukhane projesinin inşaatına başlayacağız. Sadakati artıracağınıza inandığımız Groseri tık para uygulamasına başlayacağız. Levent Uğurses, işin dışında neler yapıyor? Nasıl biri? Nelerden hoşlanır, neleri sevmez? Bize biraz da kendinizden bahseder misiniz? Kimseye zarar vermeden, herkese hakkını vererek dürüst bir yaşam sürdürmeye gayret eden, ailesini çok seven, onlarla seyahat etmekten çok keyif alan, aynı zamanda altı yaşında takmaya başladığı atkı ve şapkasını halen çıkarmadan tribünlere giden sıkı bir Fenerbahçe taraftarıyım. Yemek yapamam ama Türkiyenin ve dünyanın neresinde ne yenir?e cevap veren çok iyi bir arşive sahibim. Bu arşivi bir yere gitmeden önce ön araştırmalar yaparak geliştirmek en büyük zevklerimden bir tanesi. Son aylarda bu tarz düşünen arkadaşlarla bir araya gelerek Fransa kökenli uluslararası bir zincirin Adana Gastronomi şubesini kurma çalışmalarımız devam ediyor. Serbest Çağrışımİnsan: Beden+ruh Wal-Mart: Mike Tyson Discount: Yaygın Perder: Faydalı Firmalar: Dost AVM: Çağın piknik yerleri Marka: Hizmetle değişen Private label: Rekabette olumlu destek veren Rekabet: Şart Market dergisi: Gıda perakende için bir şansBu röportaj Market dergisinden alınmıştır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive