Ekip Mühendislik ve Soğutma AŞnin Sahibi Abdurrahman Elvan

Ekip Mühendislik ve Soğutma AŞnin sahiplerinden Abdurrahma Elvan ile Türkiyedeki soğutma sektörünü ve Ekipin sektördeki yerini konuştuk. Elvan, sektördeki en büyük sorunun haksız rekabet olduğu görüşünde...
ekip-muhendislik-ve-sogutma-asnin-sahibi-abdurrahman-elvan Eklenme Tarihi : 03 Aralık 2007 Pazartesi

Biz Bir Ekibiz Öncelikle sizi ve Ekip Soğutmayı tanıyabilir miyiz? 1965 doğumluyum. İlk ve ortaokuldan sonra endüstri meslek lisesinde öğrenimime devam ettim. Daha sonra iş hayatına atıldım. Üniversite ve iş birlikte devam etti. İTÜ Makine Mühendisliği Bölümü mezunuyum. 1990 yılına kadar farklı bir sektörde çalıştım. 1990 yılından itbaren, sektöründe bildiği Teksonun imalat müdürlüğü, fabrika müdürlüğü ve genel müdürlüğünü yaptım. 1997 yılında Ekip Mühendislik ve Soğutma Sistemlerini kurduk. Ekip A.Ş. 1997 yılında Teksonun da ortak olduğu bir firma olarak kuruldu; ancak piyasadaki diğer firmalarla da iş yapmak ihtiyacı duyduğumuzdan Tekso ile ortaklığımızı 1997 senesi sonunda bitirdik. Türkiyede bu anlamda kurulan ilk firmaydı. Karşımıza neler çıkacağını bilmememizden dolayı böyle bir başlangıç yaptık. 1997 yılı sonunda Teksonun rakipleriyle de (Ahmet Yar, Kaplanlar, Diktaş gibi) iş yapma ihtiyacımız doğdu; dolayısıyla Teksonun ortak olduğu bir firmanın böyle bir iş yapması mümkün olmadığından Teksoyla ticari ortaklığımız bitti. Biz üç ortak olarak 2000 yılına kadar devam ettik. Bu yılda bir ortağımız da ayrıldı. Şu anda iki ortak olarak devam ediyoruz. Bizim sekiz araçlık ve yirmi beş kişilik bir personelimiz var. Beş yüz metrekarelik bir imalat alanımız var. iki mühendisimiz, altı idari personelimiz var. Türkiyenin 35 noktasında yetkili servislerimiz var. Tam olarak çalıştığınız alan nedir ? Gıda sektöründe, ağırlıklı olarak gıdanın satış bölümü ile ilgili kısmında hizmet veriyoruz. Yani market piyasasına hizmet ediyoruz. Bunun dışında gıdaların ön hazırlığı kısmında; gıda üreticileri de çalışma alanımızın içinde. Bu ana sektörümüz diyebilirim. Burada Carrefourdan tutun, en küçük market zincirine kadar ulusal ve yerel zincirlerin hemen hepsine hizmet veriyoruz. Bu sektörün dışında endüstriyel soğutma sistemleri ile ilgili kimya, tekstil, plastik, alüminyum ve benzeri sektörlere de soğutma sistemleri ile ilgili hizmet veriyoruz. İsmimizin içinde ne kadar ısıtma ve elektrik geçse de; bunlar pek ağırlıkta değil. Öncelikle soğutma sektöründe hizmet veriyoruz. Bu saydığım iki sektörle ilgili bakım ve servis hizmetlerini yapıyoruz. Bununla ilgili kendi bünyemizde sekiz araçlık bir hizmet ağı sistemimiz var. Bununla müşterimiz olan marketlerin bakımını ve servis hizmetlerini veriyoruz. Yedi gün yirmi dört saat çalışan, saat 08:00-17:00 arası direkt organize edilen ve sonraki saatler için telesekreter vasıtasıyla, cep telefonuyla yönlendirilen nöbetçi servislerimiz var. Yurtiçinde otuz beş noktada yetkili servislerimiz var. Yurtdışında, hemen hemen iş yaptığımız her ülkede de yetkili servislerimiz var. Ürünlerinizi tanıtır mısınız? Ürünlerimizi iki ana grupta topluyoruz. İlki; merkezi sistem soğutma grupları, diğeri de münferit dediğimiz split sistem soğutma grupları. Ben, merkezi sistemin Türkiyedeki ilk uygulayıcılarından biriyim. Bunu biz 1991 yılında Ataköy Migrosta denedik. O zaman komple ithal bir gruptu. Sadece montajını burada yaptık. Daha sonra zaman içerisinde bir kısmı ithal, bir kısmı yerli oldu; ama bugün geldiğimiz noktada -kulandığımız malzemeyi saymazsak- tamamen yerli üretim olarak üretiyoruz . Tabii Türkiyedeki soğutma sektöründe kullanılan malzemenin neredeyse tamamı ithaldir, o ayrı. Split üniteler dediğimiz, bunlar imalatımızın daha küçük bir kısmını oluşturuyor; ancak Türkiye piyasasında da geçerli bir üründür. Her iki ürünün de yaklaşık on beşer değişik boyutlarda seri üretimini yapıyoruz. Hepsinin CE belgelerini, geçen sene içinde aldık. Ürünlerinizde ne tür malzemeler kullanıyorsunuz? Ürünlerimizde, Avrupanın ve dünyanın en üst düzey malzemelerini kullanıyoruz. Örneğin; en önemli komponent olan kompresörde Dünyanın en iyi markalarından biri olan Bitzeri , basınç presostatlarında Danfossu , kompresörlerin yağlama sistemlerinde ACR i , elektrik şalt malzemelerinde Siemens ve Telemecanique i kullanıyoruz. Hizmetlerimizi ikiye ayırabiliriz. İlki, seri üretimle yaptığımız ürünlerimizdir. Bir de proje bazında, müşterimiz projesini getirir, ona özel dizaynda bir üretim yapıp böyle bir hizmet de veriyoruz. Biz müşterilerimize bir yıllık garanti veriyoruz. Bu garanti süresinde gittiğimiz servislerin yüzde 90ı, tamamen bakımsızlıktan ve müşterinin yanlış kullanmasından kaynaklanan arızalar. Elektrik voltajındaki düzensizllik, arızaların ana sebeplerinden bir tanesidir. Ancak, biz değişik kontrol mekanizmaları koyuyoruz. Voltaj düştüğü zaman sistemin kapanma durumu zaman zaman müşteri tarafından istenmiyor; çünkü voltaj sürekli düşüyor. Bu durumda sistemin kapanmasına neden oluyor. Bizde bu durumla ilgili olarak çok fazla arıza yok. Bu da bizim marjlı çalışmamızdan kaynaklanıyor. Ancak biz bu durumla İstanbulun Avrupa yakasında ve Trakyada sıkça karşılaşıyoruz. Sektörle ilgili genel olarak ne düşünüyorsunuz? Bu sektörde çok sayıda bilinçsiz müşteri var. Bu durum bir haksız rekabet ortamı doğuruyor. Müşteri sizden neyi nasıl alacağını bilemediği için, sizi sonuç olarak sadece fiyatla karşılaştırıyor. Bu bizim piyasada en çok zorlandığımız konu. Kurumsal firmalar ise bu durumu atlatmış gözüküyorlar. Gima, Migros, Tansaş ve Kiler gibi kurumlar yavaş yavaş neyi aldıklarının bilincine varmaya başladılar. Ancak bu durumdan biraz da bizim sorumlu olduğumuzu söylemem lazım; çünkü müşteriyi tam anlamıyla bilinçlendirmediğimize inanıyorum.Sektörde belli başlı bir iki kurum dışında kurumsallaşmış ve belli bir bilinçte olan firmalar yok. Bu diğerleri bizim kaba tabirle tanımladığımız merdiven altı firmalar. Sektörle ilgili başka hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Özellikle, malzeme tedariğinde karşılaştığımız sorunlar var. Kullandığımız malzemelerin yüzde 90ı ithal. Bunları ithal eden firmalar da çok fazla profesyonel olmadıkları için, zaman zaman taleplerinizde sıkıntı çekebiliyorsunuz. Örneğin; bir kompresöre ihtiyacınız oluyor, ithal edecek firma bundan elli tane getirmiş, siz öyle kullanmışsınız ki, size daha fazlası lazım oluyor. Bulamıyorsunuz ve yerine alternatifler aramak zorunda kalıyorsunuz. Zaman zaman böyle de sıkıntılarımız oluyor. Avrupa Birliği sizin için, bir sıkıntı konusu oldu mu? AB kriterleri sizi nasıl etkiledi? Avrupa Birliğinin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Biraz daha profesyonelleşmeniz ve yurtdışına açılmanız için bazı kriterleri yerine getirmeniz lazım. Avrupa Birliği Standartlarına uymak şartıyla belli bir aşama kaydediyorsunuz. Örneğin, biz tüm ürünlerimiz için CE yani Avrupa Uyumluluk belgesini aldık. Avrupada önceden kullanılan; ama artık kullanımı yasak olan ozon tabakasına zarar veren gazların, bizde de kullanılmamaya başlandığını yeni yeni görebiliyoruz. Avrupadaki ülkelerle rekabet şansımız da doğmuş oldu. Bizde işçilik kısmen ucuz; ama malzeme temininde sıkıntı çekiyoruz. Ayrıca fiyatlarda zorlayıcı bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Kriterler ilerledikçe el işçiliğinden makine işçiliğine bir geçiş olacağı tahmin ediliyor. Böyle bir durum sizi nasıl etkiler? Olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz ve biz yatırımımızı bu duruma göre yapıyoruz. Böyle birdurumda merdiven altı dediğimiz firmalar sektörden yavaş yavaş çekileceklerdir ki, olması gereken de budur. Avrupadaki yapıyı, maliyetleri ve satış rakamlarını gördükçe şaşırıyoruz. Bizim iki üç katımıza çıkan maliyet ve satış rakamları ortaya çıkıyor. Bugün bizim rekabet edememizin en büyük nedenlerinden biride bu. Kriterler sayesinde hergün yeni yeni ufak firmalar türeyemeyecekler. Bu işe hazır olan, buna çaba gösteren firmalar ayakta kalacak. Bizim hedefimiz de, bunlardan biri olmak. 2001 krizine kadar biz yüzde 99 yerli müşterilere hizmet veren bir firmaydık. 2001 yılından itibaren bu durum yavaş yavaş başlangıçta yüzde 10, 20 ve geçen sene de yüzde 30lara varan bir ihracat seviyesine ulaştı. Hedefimiz bunun yüzde 80ini yurtdışına taşımak. Euroshop fuarına katılmamızın ana sebeplerinden birisi de bu. İhracatta geçen yıl yüzde 30u geçtik. Bu sene hedefimiz yüzde 50ye varmak. Türkiyede ve neredeyse dünyanın her yerinde hizmet veriyoruz. Bugünkü şartlarda Türkiyede rekabet etmek zor. Türkiyedeki iş potansiyelinden bahsedebilir misiniz? İş potansiyeli bakı-mından rakamların çok altında piyasa şu anda. Örneğin; nüfus olarak Almanya ile kıyaslarsak, Almanya gelişimini tamamlamış bir ülke ve sadece eski yatı-rımları yenilemek ola-rak düşünün, Türkiyenin neredeyse 20 katı kadar bir pazara sahip. Bu da sadece yenileme ile olan, gelişmeyle değil... Bizim sektörümüz açısından, Türkiyede henüz soğuk muhafaza edilen ürünlerin satışı düşük. Bu da tabii ki Türkiyedeki gelir düzeyinden kaynaklanıyor. Müşteri profilinizden bahseder misiniz? Bir bölümde ana ulusal zincirler var. Diğer bölümde ise yerel zincirler var. Biz bunların en büyüğünden en küçüğüne kadar, hepsine hizmet veriyoruz. Tabii verdiğimiz hizmetler profesyonellik düzeyine göre değişim gösteriyor. Yerel zincirlerin çağın gereklerine ayak uydurarak, her ne kadar aile firmaları olsalar da, kurumsallaşmaya başladıklarını görmek sevindirici. Eskiden firmalarda, babadan oğula, ailedeki herkes belirli görevlerde çalışıyordu. Şimdi baktığımızda ise, aralara profesyonel yöneticiler koymaya başladılar. Bu da bilinçlenme açısından olumlu bir gelişme. 2004ü kendi açınızdan nasıl değerlendiriyorsunuz? 2004 yılında biz hedeflerimize ulaştık; ancak karlılığı yakalayamadık. Örneğin; Avrupada bizimle aynı sektörde olan firmaların kar marjları yüzde 40-45lerdeyken, bizde bu yüzde 10-15lerin altına düştü. Biz 2004 yılında ciroyu yükselterek karlılığı yakaladık; ama 2005 ve daha sonraki yıllarda bunun Avrupa düzeyine çıkması lazım. Aksi takdirde, önünüzü göremezsiniz, yatırım yapamazsınız, sektör ileri gideceğine geriye gider. Bu söylediğim durum, kar marjlarının düşmesi, sektörde hemen hemen herkesin şikayetidir. Ayrıca malzeme gelirlerimiz ve işçilik maliyetlerimiz de yükseldi. Her sene ürünlerimizi, kullandığımız malzemeleri döviz cinsinde almamıza rağmen yılda ortalama yüzde 7-8 oranlarında zamlar geldi. Bu da dün-yadaki dengelerden kaynaklanan zamlar. Tabi biz bunları birebir yansıtamıyoruz. Genel olarak te-mel sıkıntımız, kar marjlarının çok düşük olması. 2005 yılından neler bekliyorsunuz? Yatırım hedefleriniz nedir 2005te? İyi hizmet verip, kar etmeyi ve bu karı da yatırıma dönüştürüp, daha ilerdeki hedeflerimize daha kolay ulaşmayı düşünüyoruz. Öncelikli olarak üretim alanımızı büyütmeyi düşünüyoruz. Makine yatırımlarımızla ilgili çalışmalara başladık. Ciro olarak, hiç değilse geçen seneki ciromuzu yakalayıp, karlılığı artırmayı düşünüyoruz. Üretimimizin yüzde 50sini ihracata geçirmek hedefimiz. Beş yıl sonra Ekip Soğutmayı nerede görüyorsunuz? Avrupadaki benzer firmaların konumlarına -özellikle bizim sektörün ön planda olduğu İtalya, Almanya ve Fransa - gelmeyi hedefliyoruz. Bugünkü yapımızın yüzde 50 daha fazlası bir personelle, daha profesyonel bir kadroyla; daha iyi ve daha hızlı hizmet veren ve devamlılığı olan bir firma yaratmak bizim hedefimiz.

Firmanın Diğer Haberleri

Firma Haberleri

Tümü
  • SİMİT SARAYISİMİT SARAYI
    Simit Sarayı Kuveyt’te
  • CHEPCHEP
    CHEP’ten dev satın alma
  • BOYNERBOYNER
    Boyner eskileri ‘İyiliğe Dönüştür’ecek