Çalışkan Süpermarket Genel Müdür Yrd. Turgut Çalışkan

İstanbulun en hızlı büyüyen bölgelerinden Bağcılarda, bölge halkının çok iyi tanıdığı ve güvendiği bir marka Çalışkan Süpermarket... Şube sayısını giderek artıran, teknoloji ve eğitim yatırımlarıyla farklılaşan kuruluşu yakından tanımak için Çalışkan Süpermarket Genel Müdür Yardımcısı Turgut Çalışkan ile konuştuk

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007 Pazar
caliskan-supermarket-genel-mudur-yrd-turgut-caliskan
İstanbul`un Çalışkan Zinciri Çalışkan, son dönemde İstanbulun dikkat çeken yerel zincirlerinden biri haline geldi. Gerek teknoloji yatırımlarınız, gerek eğitim çalışmalarınızla geleceğe yönelik güçlü bir potansiyel taşıyorsunuz? Firmanın kuruluşundan bugüne gelişimini sizden dinleyebilir miyiz? Çalışkan olarak 40 yıldan fazla ticaret geçmişimiz var. Kazandığımız tecrübe, genç yöneticilerin dinamizmiyle birleşerek özellikle gıda toptancılığı ve perakende sektöründe artan bir büyüme trendi oluşturdu. Perakende sektöründe, zincir mağazacılık alanında başarılı olacağımızı düşünerek, Bağcılarda ilk mağazamızı 1983 yılında süpermarket konseptinde hizmete açtık. Şu an faaliyette olan 3 şubemiz de Bağcılar ve çevresinde. 1997 yılında da Bağcılar Çiftlikteki şubemiz açıldı. 2002 yılına kadar 2 şubeyle hizmetimizi sürdürdük. 2002 yılı bizim için yeni yatırım kararlarının verilmesinin yanı sıra yönetim anlayışında da değişiklik yapılması gerektiğinin kararını aldığımız yıl oldu. Yeni yapılanmayla birlikte 2003 yılında Güneşli şubemizi açtık. Yakın bir dönemde, 2006 yılının ilk çeyreğinde de dördüncü şubemizi açacağız. Öncelikle bu bölgedeki konumumuzu iyice güçlendirdikten sonra Avrupa Yakasında diğer ilçelere de açılmayı düşünüyoruz. Büyümek tabiki istiyoruz ancak sadece mağaza açarak büyümek değil, marka olarak büyümek amacındayız. Bunun için özellikle şu aşamada yaptığımız yatırımların verimli olması bizim için çok önemli. Bugün üç mağazamızda 75 kişi çalışıyor. Dördüncü şubemizle birlikte bu sayı yaklaşık 100 kişiyi bulacak. Bağcılar ve Güneşli şubelerimiz yaklaşık dörtyüz metrekare, Çiftlik ise ekizyüz metrekare. Çiftlikte 5, Bağcılarda 3, Güneşlide 4 kasa ile çalışıyoruz. Teknoloji ve eğitim konusunda da önemli yatırımlarınız var? Bunlar da büyüme planlarının bir parçası sanırım... Teknolojiye harcadığımız parayı hiçbir zaman boşa harcanmış para olarak görmedik. Bu yatırımların geri dönüşünün uzun vadeli olduğunu biliyoruz ancak doğru şekilde yükselmek için önce temelinizin sağlam olması gereklidir. Mağazalarımızda sürekli tespitlerde bulunup eksiklikleri gidermek adına çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun için Perakende Bilgi Evi (PEBEV) gibi seçkin bir eğitim ve danışmanlık kuruluşundan hizmet alıyoruz. Ayrıca personelimizin kendisini geliştirmesi ve firmamızı daha üst noktalara taşıması için onları sürekli eğitim faaliyetleriyle destekliyoruz. Sektörün genel sorunu olan personel sirkülasyonu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Özellikle kasiyer ve reyon görevlisi pozisyonlarında hızlı bir çalışan değişimi yaşandığı hepimiz için inkar edemeyeceğimiz bir gerçek maalesef. Bunun nedenleri arasında ücret politikaları, sosyal imkanların kısıtlı olması ve bence en önemlisi o pozisyonlarda çalışan insanların kendileri için parlak bir kariyer görememesi yer alıyor. Gururla ifade edebilirim ki yeni yapılanma süreci başladığından itibaren firmamızda bu sirkülasyon giderek düşüyor ve bugün gerçekten alt seviyelere indi. Bunu sağlamak için öncelikle tabi ücret politikalarını tekrar gözden geçirdik. Çalışma saatlerini iyileştirmek için gayret gösterdik. En önemlisi de personelin Çalışkan Süpermarket bünyesinde başarıyla devam ettiği sürece, firma içinde pozisyonun yükselebileceğini, kuruma uzun süre hizmet veren çalışanların bu gayretlerinin ödüllendirileceğini gösterdik. Zaten bu söylediğim etkenlere dikkat edince karşılıklı bir güven ortamı oluşuyor ve çalışanlarımız da işlerine en iyi şekilde sahip çıkıyor. Sizin ağırlık verdiğiniz Bağcılar Güneşli bölgesi son on yıl içinde İstanbulun sanayii yatırımlarının merkezi oldu ve nüfusu katlanarak arttı. Fakat bu artışa bağlı olarak bu bölgede şube açan perakendeci sayısı da bir hayli fazla. Rakiplerinizden bir adım öne çıkmak adına Çalışkan neler yapıyor? En başında söylemek istediğim bizim asla fiyatta rekabet yapmadığımızdır. Çünkü fiyatta rekabet yapmak hizmette kalitenin de düşmesi anlamına geliyor. Biz asıl olarak hizmet sektöründeyiz, işimiz hizmet, dolayısıyla bu noktada kalitenin düşmesine kesinlikle izin veremeyiz. Öte yandan pazarın gerçeklerini de biliyoruz ve bu gerçeklerden de asla uzaklaşmıyoruz. O yüzden Çalışkanın fiyatları için çok düşük ya da çok yüksek tanımlaması yapmak mümkün değildir. Bizim mağazalarımızda olması gereken uygun fiyatlar ve yüksek hizmet kalitesi vardır demek doğru tanımlama olur. Yerel perakendeciler açısından ilginç gelişmeler yaşanıyor. Siz Türkiyedeki yerel perakende zincirlerini nasıl görüyorsunuz? Yabancı perakendecilerin pazardaki payının artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Her ne kadar yerel perakendeciler ve üreticiler son dönemde oluşan gelişmelerden endişe duysalar da bence yurt dışından gelen yatırım miktarı şu an az ve mutlaka daha da artacaktır. Dolayısıyla karşı çıkmak yerine gerçeği görmek ve henüz daha süreçin başlarındayken gelecekte zarar görmemek adına iyi hazırlanmak gerekli. Türkiyede bugün oluşan ulusal ve yerel zincirlerin sıralamasının bir süre daha bozulmayacağını ve devam edeceğini düşünüyorum. Belki bu isimlerden birinin arasına satınalmalar gerçekleştirerek önümüzdeki günlerde yeni bir yabancı şirket girebilir. Birleşmeler sürecektir ve bir iki yıl içinde ulusal ve bölgesel anlamda güçler belirginleşerek, sektörün sonraki uzun soluklu yol haritası ortaya çıkacaktır. Böylesine bir rekabetin içine korkmadan girebilecek yabancı kuruluşlar hâlâ var, örneğin Wal-Mart... Ancak o da sanırım taşların biraz daha yerine oturmasını ve birleşmelerle piyasadaki oyuncu sayısının biraz daha düşmesini bekliyor. Küçük satınalmalar yerine büyüklerden biriyle ortaklık yaparak pazara girmeyi tercih edecektir. Türkiyenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar istikrar kazandı ancak perakende sektörüne yansıması stoktan para kazanma devrinin bitmesi oldu. Eskiden işlerin daha iyi hâle nasıl getirilebileceğini çok da fazla düşünmek gerekmiyordu. Aldığın mal stokta durarak para kazandırıyordu. Gerçek ticaret şimdi yapılıyor. Hesap yapmayı öğrendik. Stok takibi, verimli alan yönetimi, depo yönetimi ve arka ofis programlarının etkin çalışması çok önemli. Eskiden biraz da göstermelik olarak teknoloji yatırımı yapılır, işler yine eski usül yürürdü. Şimdi yapılan yatırım, sonuna kadar kullanılıyor çünkü başka türlü başarılı olma imkanı kalmadı. Özellikle İstanbulda bir merkez ilçe belirleyip burada iyi yer buldukça şube açarak büyüyen yerellerin sayısı bir hayli fazla. Bunların son dönemdeki başarılı örneklerinden biri olan Çalışkanın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Satınalma ve birleşmeler sizi de etkileyecek mi? Tabiki etkileyebilir. Potansiyelimiz ve başarıyla gerçekleştirdiğimiz işler göz önüne alınarak firmamız daha büyükler tarafından satın alınmak istenebilir. Belki bu şekilde büyüyüp bir süre sonra biz satın alan konumuna da gelebiliriz. Bunu net olarak söylemek için erken çünkü İstanbulun kendine özgü bir yapısı var. İstanbul bir kent ancak onun içinde onlarca başka kent var. Bağcılar, Güneşli, Bakırköy, Küçükcekmece, Başakşehir gibi ilçelerin nüfusuna bakınca hepsinin tek başına bir Avrupa kenti büyüklüğünde hatta bazılarının ülke büyüklüğünde olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde Anadolu Yakasında da bunun örnekleri var. Dolayısıyla az önce konuştuğumuz birleşmeler, Türkiyenin diğer kentlerinde Avrupadaki benzer süreçlere uygun şekilde işleyebilir ancak İstanbula hakim olmak Türkiyenin geri kalanına hakim olmaktan daha zor. Bundan dolayı bizim ayarımızdaki zincirlerin bir süre daha güçlenmelerini sürdüreceklerini düşünüyorum. Çabuk etkilenmesini beklediklerim yeni yapılanma sürecinde gerekli değişimlere ayak uydurmakta zorlananlar olacaktır diye düşünüyorum.İşini iyi yapan firmaların hepsi sizin gibi düşünüyor ancak bu sürecin başlaması için devletin denetimlerini etkin şekilde sürdürmesi de gerekli. Sizce böyle mi? Denetimlerin artmasıyla beraber rekabet koşullarında eşitliğin yakalanabileceğini düşünüyorum ki bu da bizim sektörümüz için gerekli bir yapılanma olacaktır. Konuştuğumuz tüm perakendecilerin beklentisi de bu yönde ancak bunlar devlet kanallarına etkili şekilde ulaşıyor mu? Siz İstanbuldaki gıda perakendecilerinin kendileriyle ilgili kararlar alınırken isteklerini etkin şekilde iletebildiğini düşünüyor musunuz? Tabiki düşünmüyorum. Bir zamanlar İSMAR vardı, hepimiz hatırlıyoruz ancak onun da ömrü uzun olmadı. Öncelikle yerel zincirlerin birbirine destek olması lazım. Biz birbirimize destek değil, köstek oluyoruz. Bence Türkiyenin kendi üreticileri de bu oluşumun içinde bir şekilde yer almalı. Ancak yereller birbirinden kopuk olduğu gibi üreticiler de birbirinden kopuk. Kendi içlerindeki rekabet yüzünden sağlıklı kararlar veremiyorlar. Durup baksalar büyük iskontolar yaptıkları yabancı zincirlerin yavaş yavaş uluslararası markalarla ülkeyi doldurduğunu ve yerel markalarımızın sonunu getirdiğini görecekler ama göremiyorlar. Onlara bu gerçeği anlatabilecek yapıyı da biz kendi aramızda oluşturamadığımız için , sektörün değişik cephelerinde yalnız kalıyoruz ve her koyun kendi bacağından asılıyor. Özlenen ve olması gereken yapıyı oluşturmak, İstanbulda çok zor ancak imkansız deği. Ankarada PERDER ile bu bir noktaya kadar başarıldı. İnşallah İstanbulda da bir benzerini yaşarız. Son haftalarda gündemde küçük esnafı korumak adına ortaya atılan çeşitli görüşler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İki konu var. Büyük mağazaların taşınmasıyla ilgili kanunun bir süre daha çıkabileceğini zannetmiyorum. Çıksa bile mevcutların taşınması gibi bir durum yok, dolayısıyla kanunun işlevsel bir durumu olmayacak. Pazar günleri kapanma konusunda da ben umutlu değilim ancak olmasını şahsen isterim. Herkes kapandıktan ve kimsenin açmadığı iyi denetlendikten sonra bu yararlı bir uygulamadır. Tatil günü olmasıyla vardiya sistemine gerek kalmayacak ve personel maliyetleri yüzde otuzlara yakın azalacak. Bu tek günde elde edilecek cirodan daha büyük bir kazanç, dolayısıyla bir kayıp yok kâr var. Bunun üzerine de daha iyi dinlenmiş, daha moralli personel, mağazanın teknik bakımının boş günde daha iyi yapılması ve bunun sonucu daha az aksaklık gibi getirileri de var. Tabiki küçük esnafa yararı da olacaktır ancak ben ilk planda perakendeciler açısından bakıyorum ve bizim için de yararlı olduğunu görüyorum. Siz yönetici olarak kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Birçok konuda fedakarlık ediyoruz ve istediğimiz gibi zaman ayıramıyoruz. Bu da sektörün bir gerçeği, çoğu yönetici de eminim benimle aynı düşünüyordur. Ancak bu işi gerçekten seviyorum, çok haraketli, dinamik. Aileden de gelen bir sevgi de var tabi mesleğe karşı. Dolayısıyla ne kadar şikayet etsekte perakendeciliği seviyoruz. Avrupa Birliği kriterleri kapsamında gıda güvenliği konusu tartışılıyor. Siz bu konuda ne söylemek istersiniz? Bizim şubelerimizi dolaşırsanız, dışarıda sebze meyve reyonumuz yoktur. Kasap ve şarküteri de tüm standartlar AB kriterlerindedir. Özellikle et konusunda çok iddialı olduğumuzu da yeri gelmişken anlatayım. Bizim etlerimiz Trakyadan, yıllardır aynı yerden gelir ve et konusuna gerçekten çok önem veririz. Çalışkan dendiğinde akla ilk gelenlerden biri de etimizin kalitesidir. Öte yandan üzülerek gözlemliyorum, birçok üretici Avrupa Birliği kriterlerine tam manasıyla hazır değil. Hazır olmamakta direnenler de var. Perakendeciler buna öncülük edecek, etmeli... Biz belgeleri olmayan ürünleri satmıyoruz. Tepki göreceğimizi bile bile bu ürünlere raflarımızda yer vermiyoruz. Bu firmalarla ilişkileri bozmak ya da bu ürünlerden daha iyi kâr sağlamak hiç önemli değil. Biz 30 yıla yakın süredir Bağcılardayız. Çoğu müşterimizi kişisel olarak tanıyoruz, biz tanımasak mağaza müdürlerimiz mutlaka tanır. Bizim mağazalarımızda satılan bir ürünün sağlıksız olması yılların getirdiği bu güveni zedeler. Gıda güvenliği, zorunlu olduğu için değil, bizim müşterilerimize karşı sorumluluğumuzdan dolayı önemli.

Firmanın Diğer Haberleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive