Bizim Toptan Satış Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın

Bizim Toptan Satış Mağazaları, sadece ticari vergi mükelleflerine gıda ve temizlik alanlarında toptan satış hizmeti sunarak, 3 yılda, 45 kentte, 72 şubeye ulaştı. Bu konseptte Türkiye`deki en önemli güç olan Bizim Toptan Satışın Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın`la firmanın bugüne ve geleceğe dair hedefleri ve sektördeki gelişmeler üzerine konuştuk...

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007 Pazar
bizim-toptan-satis-genel-muduru-nusret-kayhan-apaydin
Perakende satış noktalarının çözüm ortağıyız Kısa zamanda hızlı bir büyüme trendi yakaladınız. Kuruluşundan bugüne Bizim Toptan Satış Mağazalarının geldiği noktayı değerlendirir misiniz? Bizim Toptan Satış Mağazaları, faaliyete başladığı günden bugüne kadar geçen 3 yıla yakın süre içinde, 45 farklı ilde 72 mağazada toplam 100 bin m_nin üzerinde satış alanına ve 300 binin üzerinde kayıtlı müşteriye ulaştı. Bu rekor büyüme hızı ile 2005 yılında şirketimizin toptan satış mağazacılığı alanında lider kuruluş haline geldiğini söyleyebiliriz. Müşteri portföyünüzü kimler oluşturuyor? Bizim Toptan Satış Mağazalarında sadece ticari vergi mükelleflerine hizmet veriyoruz. Hedef müşteri kitlemizi üç ana grupta toplayabiliriz. Birinci grupta bakkal, market, büfe, kuruyemişçi gibi perakende satış noktaları, ikinci grupta ise restaurant, lokanta, kafeterya, otel gibi catering işletmeleri ve üçüncü grupta da fabrika, şirket, kamu kurumları, bürolar gibi kurumsal müşteriler bulunuyor. Bakkal dostuyuz Hangisine daha çok ağırlık veriyorsunuz? Şirketimizin kuruluşundan bugüne kadar geçen süre içerisinde bakkal, küçük ve orta ölçekli marketler, kuruyemişçiler, büfeler gibi perakende satış noktaları bizim öncelikli hedef müşterilerimiz oldu. Bu nedenle Bizim Toptan Satış Mağazalarını bakkal dostu bir organizasyon olarak da tanımlayabiliriz. Bununla birlikte yaptığımız aktivite ve kampanyalar ile diğer hedef müşterilerin de satışlarımızdaki payları giderek yükseliyor. Yani perakende satış noktalarını desteklerken diğer catering firmalarına ve şirketlere de alternatif bir tedarik kaynağı oluşturarak yapılanmamızı sürdürüyoruz. Hedef müşterilerinizi Türkiye`deki ticari vergi mükelleflerinin oluşturduğunu söylediniz. Bu rakam ne kadar ve potansiyel müşterilerin, Bizim Toptan Satış Mağazalarının aktif müşterisi olmaları için ne yapmaları gerekiyor? Türkiye`de 2,5 milyon civarında ticari vergi mükellefi bulunuyor. Şirketimizin hedefi bu ticari vergi mükelleflerinin tamamına ulaşmak. Çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda yürütüyoruz. Ticari vergi mükellefi olan herkes mağazamıza üye olabilir, alışveriş yapabilir. Mağazamızdan alışveriş yapmak isteyen müşterilerin kendilerine en yakın mağazaya ticari vergi levhasının fotokopisi ile başvurması yeterli. İlgili personelimiz tarafından kendisine aynı anda geçici müşteri kartı verilir ve alışveriş yapma olanağı sunulur. En kısa sürede müşterimizin adresine BİZİM KART gönderilir. Bizim Toptan Satış Mağazaları müşterilerine ne tür avantajlar sunuyor? Enflasyonun düşmesiyle oluşan makro ekonomik dengeler, perakendecilere artık alımlarını yaparken çok dikkatli olma ve alırken de kazanma zorunluluğu getirdi. Kârlılığı korumak ve artırmak için stok yapmanın bir anlamı kalmadı, Fazla stok kâr getirmeyen ekstra bir maliyet hâline geldi. Bizim Toptan Satış Mağazaları sayesinde müşterilerimiz sadece kendilerine ürün getiren dağıtım şirketlerinin eline bakmak zorunda değil. Perakendeciler için biz, her an yanlarında olan alternatif bir tedarik kanalıyız. Biz onların elinde bir kozuz. Tedarik kaynaklarını zenginleştiriyor, çeşitlendiriyoruz. Bizim Toptan Satış Mağazaları, dağıtım ağını yaygınlaştıramamış firmalar için bulunmaz bir nimet, dağıtım teşkilatları güçlü firmalar için ise bir sigorta işlevi görüyor. Dağıtım örgütleri yaygın firmalar, noktada kaçırdıkları satışları mağazalarımız kanalı ile yapmış oluyorlar. Mağazalarınızın ürün portföyünü ve bu portföyü oluştururken nelere dikkat ettiğinizi anlatır mısınız? Ürün portföyümüz, temel gıda maddelerinden içeceklere, bisküvi-çikolata-şekerlemeden pastörize süt ürünlerine, temizlik ürünlerinden kişisel bakım ürünlerine kadar müşterilerimizin en çok ihtiyaç duydukları ve en çok sattıkları ürünlerden oluşuyor. Bir ürün kategorisinde lider markanın, ikincil ve fiyatı daha uygun olan marka veya markaların portföyümüzde bulunmasına dikkat ediyoruz. Mağazalarımızda Ülker, Unilever, ProcterGamble, Coca-Cola, Pepsi, Eti, Pınar, Filiz, Nestle, Marsa, Çaykur gibi gıda ve temizlik alanında bir çok lider ve bilinen markalı ürünler ile tüm sigara çeşitleri birlikte satışa sunuluyor. Ayrıca, Türkiyenin saygın üretici firmaları tarafından sadece Bizim Toptan Satış Mağazaları için üretilen 11 farklı markada 150 çeşit öz markalı ürün de çok uygun fiyatlarla müşterilerimize sunuluyor. Besler markalı margarin, sıvı yağ, bisküvi ve çikolata çeşitleri, Ak markalı süt ve süt ürünleri, Bahar ve Halk markalı sucuk, salam, sosis çeşitleri, Sealady markalı temizlik ürünleri, Halk markalı yoğurt ve ayran ürünleri, başlıca öz markalı ürünlerimiz arasında yer almaktadır. Müşteri sadakati sağlamak ve farklılık yaratmak adına ne gibi uygulamalar gerçekleştiriyorsunuz? Öncelikle müşterilerimize minimum stokla çalışma imkanı sağlıyoruz. Müşterilerimiz ihtiyaç duydukları ürünleri, satabildikleri kadar alarak ilave stok maliyetinden kurtuluyor. Bir bakıma, arka planda müşterilerimiz için stok tutan ve optimum stok yönetimi yapmalarını sağlayan çözüm ortakları oluyoruz. Ayrıca faaliyete geçtiğimiz günden beri mağazalarımızdan kredi kartı ile alışveriş yapılabiliyor. Üstelik Ocak 2005ten beri müşterilerimize Card Finans kredi kartı ile vade farksız taksit imkanı sunuyoruz. Dönemsel aktiviteler, Markalar Şenliği adı altında çeşitli dönemlerde düzenlediğimiz kampanyalar, sürekli yapılan promosyonlar, bizi sürekli takip eden müşterilerimize önemli kar avantajları sağlıyor. 3. kuruluş yıldönümümüz etkinlikleri çerçevesinde Opel ile gerçekleştirdiğimiz BİZİMden 3. yılında 3 OPEL VIVARO kampanyası, UNILEVERden alışveriş çekleri ve Marketlerin Mimarı ÜÇGE ile gerçekleştirdiğimiz kampanya çerçevesinde terazi, raf, dolap, sepet v.b. hediyeler veriyoruz. Bu kampanyaları nasıl tanıtıyorsunuz? Her ay düzenli olarak 300 bin adet basılan ve mağazalarımızın bulunduğu bölgelerde dağıtılan fiyat broşürlerimiz var. Ulusal medyada çeşitli dönemlerde reklamlarımız çıkıyor. duyuruyoruz. Ayrıca BİZİM SMS adı altında 100 binin üzerinde müşterimizin cep telefonuna mesaj göndererek kampanya ve aktivitelerimizden onları haberdar ediyoruz Yeni yatırımlardan bahsedelim, isterseniz. Bizim Toptan Satış Mağazalarının büyüme stratejisinden bahseder misiniz? Ülkemizin ticari potansiyeli olan her il ya da ilçesinde mağaza açmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede mağaza sayımızı önümüzdeki dönemde 100ün üzerine yükseltmeyi hedefliyoruz. Bizim Toptan Satış Mağazalarının franchising sistem ile büyüdüğünü biliyoruz. Franchise mağaza işleticisi seçiminde hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Franchise mağaza işleticisi seçiminde öncelikle onların gıda ve temizlik ürünlerinin toptan satışına ilgi duymalarına, uygun bina ve yeterli mali olanaklara sahip olmasına dikkat ediyoruz. O bölgedeki ticaretin içerisinde yer almaları, saygın ve güvenilir olmaları da tercihlerimizi etkileyen diğer önemli etkenler. Yaptığımız ayrıntılı araştırmalar sonrasında franchise olmak isteyen girişimciler, kriterlerimize uygunsa onu iş ortaklarımız arasına alıyoruz. Kurumunuz satış, satınalma, stok, personel yönetimi gibi konularda nasıl bir sistem uyguluyor? Bizim Toptan Satış Mağazalarında satış, satınalma, stok, sipariş, personel yönetimi gibi tüm operasyonlar güçlü bir bilgi teknolojisi altyapısı ile tek merkezden yönetiliyor. Genel Müdürlük ofisimizde tüm sektörel ve teknolojik gelişmeleri izleyen yetkin ve uzman bir kurmay kadro, mağazalarımızda ise dinamik, güleryüzlü ve müşteri odaklı bir saha ekibi görev yapıyor. Kurumumuzun Öğrenen Organizasyon olma hedefine paralel olarak tüm kadrolarımız yoğun bir eğitim süreci içerisindeler. Çözümüne öncelik verdiğimiz sorunlar, özel bir eğitimden geçerek kurulan Öğrenen Organizasyon Laboratuar Takımları tarafından ele alınmakta ve çözümlenmektedir. Bizim Toptan Satış Mağazalarının ağırlıklı müşterilerini perakende satış noktaları oluşturuyor. Sizin de belirttiğiniz gibi bunların içinde bakkalların önemli bir yeri var. Avrupa Birliği`ne adım atmaya çalışan Türkiye`de geleneksel perakendenin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bakkallar ve küçük marketler, değişen koşullara uyum sağlamak adına sizce neler yapmalıdır? Ülkemizi entegre etmek için çaba sarfettiğimiz AB topluluğunda organize perakende güçlenmiş, geleneksel perakende zayıflamış durumda. Fakat tüm AB ülkelerinde hakim tek bir profil yok. Akdeniz Ülkeleri`nde Kuzey Avrupa Ülkeleri`ne göre geleneksel perakendenin yaygınlığı daha yüksek. Malumunuz, Türkiye bir Akdeniz ülkesi, hatta bir Avrasya ülkesi. Dolayısıyla bizim alışveriş alışkanlıklarımızın, yakın gelecekte Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerindeki gibi bir trend izlemesi beklenmemelidir. Ancak, büyük marketlerin, küçük perakende satış noktalarını olumsuz yönde etkilediklerini göz ardı etmemek lazım. Bu gerçekten yola çıkarak, küçük perakende kanadının rekabete hazır olması ve kendisini yenilemesi gerekiyor. Küçük perakendeciler müşterilerine çok yakınlar ve direkt iletişim kurabiliyorlar. Bu avantajlarını kullanıp müşterilerini daha iyi tanımalılar. Onların beklentilerini çok daha hızlı öğrenerek daha hızlı çözümler sunabilmeliler. Örneğin, müşterilerinin talep ettiği bir ürün için yok demek yerine, müşteriye alternatif ürün sunabilmeliler ya da bu ürünü getirebilmeliler. Bakkal amcadan beklediğimiz o sıcak, güleryüzlü alışveriş ortamını yeniden sağlamalılar. Türkiye`de bu noktada geçmişe oranla bir takım kırılmalar olduğunu düşünüyorum. Bunu tekrar onarmalılar. Evlere servis yapmak, telefonla sipariş almak gibi farklı hizmetler de sunabilmeliler. Ayrıca, her bakkal ya da market kendilerinde farklı bir cazibe noktası oluşturabilir. Örneğin, bir bakkal zeytinin, diğeri peynirin, bir başkası da ekmeğin her çeşidini dükkanında bulundurup, bir üründe uzmanlaşarak farklılık oluşturabilir. Önemli gördüğüm bir konuyu da altını çizerek söylemek istiyorum. Bakkallar ya da marketler satışları azaldığından kârlılığı artırmak için fiyatlara yükseltmek yerine, daha fazla satmak için fiyatlarını makul düzeyde tutmalılar. Tüketici bakkala gittiğinde bir ürünü büyük marketler ile aynı veya yakın fiyata alabileceğini bilmeli. Bunların dışında satış noktasının temizliğine dikkat etmeliler. Görsel cazibeyi artıracak çalışmaları yapmalılar. İçerideki ürün dizaynının sade ve tüketicinin isteklerine çabuk cevap verebilecek şekilde olması, vitrin düzenlemesinin müşteriyi alışveriş yapmaya teşvik edecek şekilde olmasına da dikkat etmeliler. Özetle bakkal ve küçük perakende satış noktalarının kendilerini değişen şartlara adapte etmek adına yapabilecekleri birçok atılım var. Uluslararası yatırımlara bakışınız nasıl? Örneğin çok tartışılan Wall Mart`ın Türkiye`ye gelmesi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Esasen, Wall Mart dışında, perakende sektörünün önde gelen diğer uluslar arası temsilcilerinin birçoğunun Türkiyede yatırımları bulunuyor. Bu nedenle Wall Mart geldiği takdirde ülkemiz perakende sektöründe çok büyük değişimler yaşanacağını zannetmiyorum. Ancak, Türkiyeye gelecek yabancı sermayenin üretime dönük alanlarda olmasının ülkemize daha fazla yarar sağlayacağına inanıyorum. Diğer bir açıdan bakınca, ulusal perakendecilerimizin de Metro, Carrefour gibi dünyanın diğer ülkelerinde mağazalar açabilmesini arzu ediyorum. Türk perakende sektörü de her ortamda her yerde uluslararası rakiplerle rekabet edebilecek alternatifler ortaya koymalıdır. Sizin uluslararası yatırım planlarınız var mı? Öncelikle Türkiye`deki yapılanmamızı tamamlamak istiyoruz. Yurt dışına yönelik hedefleri Türkiye`deki yapılanmamızı tamamladıktan sonra değerlendirebiliriz. Perakendenin bir diğer önemli gündem maddesi de Çin malları. Konu, Bizim Toptan Satış Mağazalarını direk ilgilendirmiyor ama sektör içinde yer alan tecrübeli bir yönetici olarak sizin değerlendirmenizi almak isteriz. Kanımca, Çin malları gıda sektörünü minimal etkiliyor. Ağırlıklı olarak tekstil, oyuncak ve hediyelik eşya üreticileri olumsuz etkileniyor. Katı bir korumacı bir anlayış, serbest piyasa koşullarının geçerli olduğu ülkemizde önerilemez. Fakat bu biraz özel bir durum. Çünkü bütün ülkeler Çin karşısında bir tedbir alıyor. Devletimizin, serbest piyasa kuralları dışına çıkmadan, Türkiye`deki tedarikçi ve üretici firmaların rekabette haksızlığa uğramaması ve zaafa düşmemesi için tedbirler alması gerektiğini düşünüyorum. Sektörde çok tartışılan iki konu hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz. Büyük ölçekli mağazaların kent dışına taşınmasıyla ilgili yasa tasarısı ve pazar günleri kapanma... Şehir merkezlerinde kurulan büyük ölçekli mağazaların, ciddi bir trafik yoğunluğuna yol açarak kent yaşamını zorlaştırdığını düşünüyorum. Bizler sürekli olarak ülkemizde kentsel planlamasının yanlış olduğundan yakınırız. Bu planlamanın doğru yapılması noktasında merkezi ve yerel yönetimler kadar özel kurumlar da sorumluluk hissetmeliler. Bu noktadan, toplumsal dokunun temel ögelerinden olan geleneksel perakende sektörünü de korumayı hedefleyen Büyük Mağazalar Yasa Tasarısının ana amacını olumlu değerlendiriyorum. Ancak, yasa tasarısı ilk hazırlandığı hâliyle serbest piyasa koşullarını yeterince dikkate almayan ve yatırımcıyı teşvik etmeyen, dolayısı ile uygulanması pek de mümkün olmayan bir içeriğe sahipti. Bu açıdan büyük perakendecilerin gösterdiği tepkilerde belirli bir haklılık payının olduğunu söyleyebilirim. Bence en doğrusu, merkezi otoritenin, perakende sektöründeki tüm aktörlerin ve tüketicinin yararlarını da göz önünde bulundurarak bir ortak çözümün hızla üretilmesi olacaktır. AB ülkelerinde olduğu gibi, bundan sonra yapılacak büyük mağaza yatırımlarına kent merkezlerinde izin verilmemesi uygun olacaktır. Sorunuzun ikinci kısmına ilişkin olarak, şehir merkezlerinde bulunan ve tüketicilere satış yapan büyük mağazaların pazar günleri kapanması önerisini olumlu buluyorum. Yoğun rekabet ortamında tümüyle korumasız kalan bakkal, market gibi küçük perakende satış noktalarına, hiç değilse haftada bir gün nisbeten yüksek satış yapma imkanı sunulması toplumsal dayanışma açısından yarar sağlayabilir. Böyle bir uygulamanın büyük mağazalar için de personel maliyetlerini ve genel giderleri düşürme yönünde sağlayacağı yararları olabilir. Perakende zor bir sektör. Ben büyüyünce perakendeci olmak istiyorum diyen bir çocuğa pek rastlanmıyor. Siz bu mesleği nasıl seçtiniz? Aslında, yıllar sonra fark ettiğim bir şey oldu. Ben perakende sektörüne ilk adımımı ortaokul yıllarında yaz tatilinde mahalle bakkalımızı çalıştırarak atmışım. Tabi ki bu işin latifesi. 1983 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. İş hayatına başladığımda, perakende sektöründe çalışma düşüncem yoktu. Daha çok üretim sektöründe çalışmayı planlamıştım, nitekim öyle de oldu. Ancak, birkaç yıl önce perakende sektörüne, yakın arkadaşlarımın tavsiyeleri ile geçiş yaptım. Bu sektör, gerçekten çok ilginç özelliklere sahip. Her şeyden önce çok dinamik. Çok hızlı karar vermek ve adım atmak zorundasınız. Bunun yanı sıra piyasanın günlük dinamizmi içerisinde gözünüz sürekli geleceğe bakmalı. Bizim bir simülasyon modeliyle her zaman güncel tuttuğumuz 5 ve 10 yıllık planlarımız vardır. Kurumumuz Türkiyenin dört bir yanında haftanın 7 günü hizmet veriyor. Bu nedenle cep telefonum 24 saat açık ve takım arkadaşlarım ile sürekli iletişim halindeyiz. Sektörümüzün yorucu tarafları çok, ancak bu dinamizm ve müşterilerimizi mutlu etme arzusu hepimizi heyecanlandırıyor ve açıkçası bu sektörde beni cezbeden de bu oldu.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive