Batı Karadeniz Metro AVM`nin Sahibi Mükremin Gülay

PERDERin Önemini Tüketicilere de Anlatabilmeliyiz

Eklenme Tarihi : 07 Kasım 2007 Çarşamba
bati-karadeniz-metro-avmnin-sahibi-mukremin-gulay
Tüm PERDER organizasyonlarına katılan, aktif tavırları ve sözünü esirgemeyen tarzıyla öne çıkan Batı Karadeniz Bölgesinden Metro Alışveriş Merkezinin Sahibi Mükremin Gülay ile Perakende.org için yine dobra dobra bir sohbet gerçekleştirdik Sizi PERDER çalışmalarında hep heyecanlı ve aktif görmeye alıştık. Bu heyecan sektörde derneklerin kurulması ve örgütlenme sağlanmasıyla yükseldi diyebilir miyiz? PERDER bir anlamda sosyal birliktelik. Batı Karadenizli perakendeciler olarak omuz omuza verip derneğimizi kurduk ve aynı istekle, heyecanla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlişkilerimiz çok iyi, sıcak bir dostluk havası hakim. Biz bu bölgedeki arkadaşların hepsinin ismini ve mağazalarını biliyorduk, fakat oturup bir çay içmişliğimiz bile yoktu. PERDER bize en azından birbirimize kenetlenme, samimiyet anlamında çok mesafe aldırdı. Hem Batı Karadeniz PERDER hem de Türkiye Perakendeciler Federasyonu ve diğer perakende dernekleri sayesinde ülkemizin yerli perakendecileri birbirini tanır, fikir alışverişi yapar hale geldi. Ben kendi derneğimizi coğrafi konumundan ötürü de ayrı bir yerde tutuyorum. Biz yabancı sermayenin yatırım bölgelerine ve İstanbul ile Ankaraya çok yakınız. Yani kritik noktalara yakınız ve gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Toplantılara aktif katılım, çalışmalara destek anlamında Batı Karadeniz PERDER kurulduğu günden bugüne belki de kimsenin ummadığı kadar etkin oldu. Bundan dolayı da arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim tabi. Şu günlerde Migrosun satılması da gündemde. Sektör önemli bir değişim sürecinde olduğu ve yerel ulusal dengesinin değişeceği yönünde düşünceler var. Siz gelecek günleri PERDER ve yerli perakende açısından nasıl görüyorsunuz? Derneğimizde 50 lira sermayesi olanın sorunlarıyla 1000 lira sermayesi olanın sorunları aynı değil. Ben ona kendimi anlatacağım, o da bana anlatacak. Biz fikir alışverişinde ortak çözüm noktaları bulabiliriz ama asıl sorun 70 milyon insana bir mesajımız olmaması. Sadece sahada rakibimiz olabilecek uluslararası firmalara mesajımız var. Biz uyandık, artık sizin atınızı istediğiniz gibi oynatmanıza müsaade etmeyeceğiz mesajıdır bu. Ama 70 milyon insanı haberdar etmiyoruz. Tribün desteğine ihtiyacımız yok mu? PERDERin varlığını ve gücünü biz hissettik, bunu Türk insanına da hissettirmemiz gerekiyor. Bunu yapmadığımız sürece biz sadece uluslar arası sermayenin gardını almasına yardımcı oluruz. Yerli marka olduğumuzun bilincinde olarak tüketicilerin desteğini de almamız gerekiyor. Onların ülkelerinde tüketiciler kendi markalarını koruyorsa bizim tüketicimiz niye kendi markalarının satılmasına, elden çıkmasına göz yumsun. Üreticilere, tedarikçilere, diğer perakendecilere ve sektörü takip edenlere sizin gibi mecralar sayesinde kendimizi iyi anlattık. Fakat artık ulusal medyayı da daha iyi kullanmayı becerebilip tüketicilere ve halka da kendimizi anlatmalıyız. Peki bu kadar irili ufaklı ve çok sayıda zincir, dediğiniz gibi satılmadan ve gücünü kaybetmeden rekabet etmeyi sürdürebilecek mi? Diğer ülkelerdeki sürecin burada işlememesi ve birkaç büyük markanın pazara hakim olamaması söz konusu olabilir mi? Biz doğal işleyecek bir sürece karşı değiliz ki, ticaretin kuralları içinde ne olması gerekiyorsa olur zaten. Fakat o bahsettiğiniz ülkelerde kendi içlerinden yükselen markalar var. Diğerleri onun etrafında birleşmiş ve çok ortaklı dev markalar olmuş. Sonra bunlar dünyaya yayılmış. O ülkeler kendi ekonomilerini böyle bu hale getirmişler. Biz onlara karşı ayakta kalma savaşı veriyoruz ama niye o ülkelerdeki gibi kendimiz dünya çapında bir marka çıkarmayalım. Dünyaya yayılabilecek gibi görünen en önemli yerli zincir Migros satılıyor. Bu dakikadan sonra aynı anda dünyanın en önemli perakendecileriyle rekabet ederken uluslar arası çapta da güç kazanabilecek bir marka yaratabileceğini düşünüyor musunuz yerli sermayenin? Migrosun planı hep satmaktı. Bir şirket birçok ayrı sektörde büyük yatırımları yönetirken bir yandan da perakende de öyle bir operasyonu yürütemez. Perakendeyi asıl işleri olarak görmediler. Bizim ise asıl işimiz perakende, bunun için yaşıyoruz. Uzun vadede yerli markalar arasında ekonomik anlamda işbirliği olur mu derseniz olmalı derim. Fakat üye arkadaşların buna hazırlığı var mıdır, çok iyi bilemem. Görünüyor ki yerel bir perakendenin varlığını koruyabilmek dışında gelecekte fırsatları olmayacak. Ekonomik birliktelik olmadığı sürece önemli noktalara gelebileceğimize ben inanmıyorum. Derneklerin ve Federasyonun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Derneklerimiz ve Federasyonun yapısı dikkatli kuruldu. Zaten böyle de olması gerekiyordu çünkü geçmişte birleşme adına başarısız örnekler yaşanmıştı ve güvensizlik oluşabilirdi. İşi ekonomik boyuta dökmeden dikkatli davranıldı. Bahsettiğim ekonomik birleşme de olacaksa uzun vadede ve dikkatli yapılmalı. Ancak şu günlerde kabul edelim ki işimiz zor ve burada kararlılık çok önemli. Bugün uluslararası firmaların 5 tane sebze arabasının durdurulup zamanlama olarak biraz gecikmeli yerine varmasıyla bir bakıyorsun bakanlardan randevu alıp görüşüyorlar. Ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Çok kısa zamanda bu Hal Yasasıyla alakalı yapılan baskıda ne kadar etkili olduklarını gördük. Hal Yasasını hazırlayan komisyondaki insanların içinde perakende sektöründen gelen insanlar da var, aldıkları kararın bu haliyle doğru olduğunu bildikleri halde, uluslar arası sermaye öyle etkili baskı koyuyor ki hemen yumuşatırız, değiştiririz şeklinde geri adım atıveriyorlar. Bu da gösterdi ki biz başta büyük mağazalar tasarısı olmak üzere istediğimiz hiçbir kararı kolay kolay çıkartamayız. Öyle bir durumda hem medya hem de hükümetteki etkinlikleriyle ne kadar bastıracaklarını düşünebiliyor musunuz? Bunun için özellikle seçimden sonraki yeni meclisle birlikte PERDERi her zamankinden de fazla desteklemeliyiz. Bizim öyle bir gücümüz olmalı ki onlar meclise giderken biz gitmeden bir telefonla etkimizi hissettirip bu işi yaptırabilmeyiz. Bunu yapabilecek potansiyelimiz eğer hepimiz istersek var. Gündemde yer alan bir başka konuda KDV indirimiydi. Bu uygulama Batı Karadenize nasıl yansıdı? KDV indirimini tüm sektör gibi PERDER üyesi zincirlerde hemen raflarına yansıttı. Ancak uluslararası ve ulusal mağazalar mikrofon onlara uzatıldığında gece sabaha kadar çalışıp KDV indirimini raftaki fiyatlara yansıttıklarını söylediler. Zaten olması gereken bir şeyin reklamını, sanki müthiş bir iş yapmış gibi anlattılar ve KDV indirimi sanki tüm ürünlerde olmuş gibi lanse edildi. Gıdada yüzde 18 olup da 8e inenler oldu. Bugün deterjan kanalındaki KDV inmedi. Hatta gıdanın içinde 2008 yılı içinde inecek olanlar da var. Bunu tribünlere oynamak şeklinde görüyorum. Sizin planlarınız nedir gelecek günlere dair? Metrekareleri büyük 2 şubemiz var bildiğiniz gibi. Benim asıl mesleğim şarküteridir. Tabi şöyle bir durum var, ben bir ulusal zincir ile nasıl başa çıkarım diye kendi kendime düşündüğümde en önemli avantajım da bu. Yani iyi bildiğimiz şarkütericilik. Örneğin Arielin nesinde farklılaşayım, onunki de yeşil, benimki de. Onun alış şartlarıyla benim alış şartlarım aynı değil ki. O 14 YTLye alırken ben 20 YTLye alabiliyorum. O kanalda rekabet etme şansımız hiç yok. Ama eğer beyaz peynirin tadını tutturur da, çok iyi anlatırsam orada ulusalları yenerim. Bunun bilincinde olarak hizmet veriyoruz. Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı? PERDERi büyütelim. PERDER yerel zincirleri bir bardağın içine sığdırabilecek süreci sağlıyor. Hepimiz ayrı bardaklarda çay olamayız çünkü tek şeker tatlandırmaz hiçbirimizi.

Firmanın Diğer Haberleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive