Grup Hatipoğlunun Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Aygün

Yatırımlarımız Sürekli Olacak
grup-hatipoglunun-yonetim-kurulu-baskani-selamet-aygun Eklenme Tarihi : 19 Mart 2008 Çarşamba

Grup Hatipoğlu, Demtaşın 7 şubesini satın alarak son dönemin en dikkat çeken yerli markası oldu. Alışveriş merkezi segmentinde de Asya Park gibi önemli bir yatırımı olan, Grup Hatipoğlunun Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Aygün bu sayımızın perakendeci konuğu oldu, dikkat çeken yatırımlarıyla ilgili bilgi verdi ve gündemdeki diğer konuları değerlendirdi Emre DURDUSizi kısaca tanıyabilir miyiz?Anadolunun güzel bir köşesinde, Kastamonunun Cide ilçesine bağlı Yurtbaşı köyünde dünyaya geldim. İlkokul eğitimimi kendi köyümde; ortaokul, lise ve üniversite eğitimimi İstanbulda tamamladım. 1985 yılında, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldum. Mezuniyetimden kısa bir süre sonra, öğretmen olarak Adıyaman Kız Meslek Lisesine tayinim çıktı. Fakat İstanbulda devam eden bir ticaret hayatım vardı. Ticaretle öğretmenlik arasında bir seçim yapmam gerekti ve ticareti tercih ettim. Böylece yöneticiliğe ilk adımı atmış oldum. Ticaret hayatını tercih etmenizle birlikte, Grup Hatipoğlunun kuruluş aşaması başlamış oldu diyebilir miyiz?Doğru; ancak Hatipoğlu, biz eğitimimize devam ederken de gıda sektörünün içindeydi. Babam, bize daha iyi bir hayat sunabilmek için köyde bakkal dükkanı işletiyordu. Bakkalda sattığı malları, iki saatlik deniz yolculuğuyla bizim sahile getirirdi. Sahilden de katırların sırtına yükleyip, köye ulaştırırdı ve ürünü köylüye satardı. Köylünün ürününü de toplayıp, şehirdeki tüccara ulaştırırdı. Yani köylüyle tüccar arasında köprü vazifesi görüyordu. Böylece iki türlü ticaret yapmış oluyordu. Köylünün elmasını, fıstığını, üzümünü tüccara; tüccardan aldığı şekeri, tuzu, gaz yağını, zeytinyağını köylüye satarak ailemizde ticaretin temelini atmış oldu. Bir süre sonra bakkalcılık, ailenin diğer bireylerine dar gelmeye başladı. Ağabeylerim İstanbula geldiler; semt pazarcılığından başlayıp küçük marketçiliğe kadar pek çok iş yaptılar. 1992 yılında Hatipoğlunu kurduk. Şu anda Grup Hatipoğlunun perakende sektöründeki yerini nasıl görüyorsunuz?Grup Hatipoğlu olarak, ulusal ve uluslararası marketler zincirinin artmaya başladığı yıllarda çok önemli kararlar aldık. Çünkü söz konusu marketler yakınlarımıza şube açtıkça bazı sorunlarla karşılaşacağımızı biliyorduk. Ya bir süre sonra bitecektik, ya da bu işi diğerlerinin yaptığı gibi yapacaktık. İlk şubemizi 1997 yılında Dudullu merkezde açtık. 500 metrekarelik bir marketti. Ardından şubeleşmeye gittik. Şubeleşme çalışmalarımız, gıda sektöründeki diğer girişimcilere de örnek oldu. Birçok firmanın kuruluşuna yardımcı olduk. Hem kendimiz başardık, hem de önderlik ettik. Yerel perakende sektörünün mevcut durumu iyi görünmüyor. Çünkü uluslararası firmalar, özellikle Türkiyedeki gıda pazarına göz dikmiş durumda. Bunun üzerine biz de iki sene önce, PERDERi kurduk. Uluslararası firmalara karşı yapabileceklerimizi konuşuyoruz ve organize bir hale gelmeye çalışıyoruz. PERDER, sadece İstanbulla sınırlı bir çalışma değil. Türkiye çapında 7 bölgede faaliyet gösteriyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu, bu derneklerin bir üst kuruluşu olarak bulunuyor ve çok güzel çalışmalar yapıyor. Grup Hatipoğlu olarak, biz de elimizden geldiği kadarıyla katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Şu anda Türkiye, yabancı firmaların iştahını kabartıyor. Buraya gelmek ve geldiklerinde pazara hakim olmak istiyorlar. Biz de temkinli konuşup temkinli davranıyoruz. Kendi geleceğimizi ve yerli perakendenin geleceğini endişeyle takip ediyoruz. Bu yüzden PERDERe büyük iş düşüyor. Yasa Tasarısıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Her şeyden önce, perakendenin bir yasası olacak. Türkiyede perakendenin bir yasası yok. Herkes istediği gibi, istediği yere market açıyor. Pek çok konuda elle tutulur bir düzenleme yok. Yabancı sermaye, ülkemize rahatça geliyor; istediği gibi perakendecilik yapıyor. Mesela Carrefour Fransanın bir bölgesine şube açacağı zaman, marketini açtığı yerel noktadaki yöresel ürünleri satma mecburiyeti var. Türkiyede de böyle bir yapılanmaya gidilmeli. Yerel markalarımız, yerel ürünlerimiz muhafaza edilmeli. Yasa her şeyden önce rasyonel ve organize olmalı, perakendeye çeki düzen vermeli. Son dönemde dünya piyasalarını da etkileyen bir daralma ve sıkıntı söz konusu. Bu Türkiyedeki organize perakendeyi sizce nasıl etkiliyor?Perakende sektöründeki ciroların düşmesi noktasında bir gerçek var. Yüzde 15 civarında bir ciro kaybı yaşıyoruz. Bunun sebebi de dünyada var olan global dalgalanma değil bence. Bundan iki üç sene önce gerek araç kredisi adı altında gerekse ev, daire satın alma adı altında ucuz kredilerin verilmesi. Bu kredileri alan vatandaşlar, o dönemde maaşıyla birlikte kredi taksidini rahat ödeyebiliyordu. Fakat aradan iki sene geçti, geliri krediyi karşılayamayacak duruma geldi. Bu bir. İkincisi de Türkiyede var olan kredi kartı bolluğu ve herkesin alışverişte kredi kartına dönmesi. Asya Park Alışveriş Merkezinden bahseder misiniz? Bu proje nasıl ortaya çıktı?Asya Park Alışveriş Merkezi, Grup Hatipoğlunun prestij projelerinden bir tanesidir. Son beş yıldır tüm gücümüzle Asya Park oluşumu için çalışıyoruz. 10 bin metrekare alan üzerine kurulu bu alışveriş merkezinde, satış mağazalarının yanı sıra müşterilerin yaşam tarzını da etkileyen, yeni bir yaşam merkezi oluşumu mevcut. Asya Park; mağazaları, otoparkı, oyun alanları, restoranlarıyla bulunduğu çevre için tam bir yaşam alanı. Ayrıca outlet olarak hizmet vermesi de çekimi arttırıyor. Çocuklar kendilerine ait oyun alanlarında eğlenirken, aileleri de güvenli bir şekilde alışveriş yapıyorlar. Böylece Asya Park, Ümraniye ve Dudullu bölgesinin yaşam merkezi olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Bu büyük projenin altından alnımızın akıyla kalktık. Bundan sonra daha büyük projelere imza atacağız. Kurumsallaşma ve sosyal sorumluluk bağlamında ne gibi çalışmalarınız var?Biz firma olarak, fiziksel yapılanmamızı gerçekleştirirken, kurumsallaşma yolunda da ciddi adımlar attık. Kurumsallaşmamızı tamamlamak üzereyiz. Aktiviteler, kültürel faaliyetler, sosyal sorumluluk projeleri noktasında hızlı çalışacağız. Hatipoğlu Ailem dergisi de bu konuda bizim için önemli bir adım. Tüketicimizle daha sıcak ve samimi bir ilişki yakalayacağız. Dergimiz şimdilik 3 ayda bir çıkacak. Derginin yanı sıra, farklı aktiviteleri de hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Fiziksel büyümenin yanında sosyal sorumluluk alanında da çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Çünkü bu bölgeden kazandığımızı gene bu bölgeye yatırarak faydalı olmayı planlıyoruz. Müşterilerimizle birebir ilişki kurarak büyümek istiyoruz. Yaptığımız işe sadece ticaret olarak bakmıyoruz. Toplumun yanındayız, onların dertleriyle dertleniyoruz, neşeleriyle neşeleniyoruz. Bu da bize artı değer olarak geri dönüyor. İnsanların bizi tercih etmesindeki nedenlerin başında, bu tip çalışmalarımız ve geçmişimiz var. Demtaşın 7 şubesini satın aldınız. Öncelikle bize biraz bu süreci anlatır mısınız? 2008 yılı başında Demtaştan bizlere teklif geldi. Biz şubelerimizi satıyoruz; siz almak ister misiniz? diye. Demtaş, 7 şubesini devretmek durumunda olduğunu ifade etti ve yine kendisi gibi yerel market zinciri sahibi bizlere teklifte bulundu. Ulusal ya da uluslararası firmalara da teklif edebilirlerdi; onlar da çok rahatlıkla kabul edebilirdi. Ama Demtaş yöneticileri duyarlılık göstererek, bizlere teklif ettiler. Bizler de kabul ederek Demtaşın 7 şubesini bünyemize kattık. Kendilerini özellikle yerli organize perakende adına gösterdikleri bu duyarlılıktan ötürü sektörümüz adına teşekkür ediyorum. Bu şubelerin revizelerini gerçekleştirip hayata geçirmeyi ne zaman düşünüyorsunuz?Bir tanesi 8 Martta hizmete açılıyor. Sanırım derginizin okuyucularınıza ulaştığı zamanlarda bu açılış gerçekleşmiş olacak. Küçükyalıda bulunan şubeyi Grup Hatipoğlu markasıyla tüketicilerle buluşturmuş olacağız. Daha sonra sırasıyla 14Martta Ünalan, 15 Mart Fikirtepe, 21 ve 22 Mart Zümrütevler, 28 Mart Güzelyalı ve 29 Martta Kaynarca şubelerini hizmete açıyoruz. 2008 projelerinizden de bahsedebilir misiniz?Bundan sonra bizim için yeni şubeler açmak, şube sayımızı artırmak daha da kolay olacak. Perakendecilikte şube açmak değil, devamlılığı sağlayabilmek önemlidir. Biz de 2008 yılında, uygun noktalarda şube açmak istiyoruz. Sayı olarak tam bir hedefimiz yok; ancak Anadolu yakasında gelişimimizi hızlandıracağız. Şimdilik Avrupa yakasına geçmeyi düşünmüyoruz. Geçersek de tek şubeyle değil, en az 3-5 şube olacak şekilde bir organizasyon kurarak o bölgede bulunmayı planlıyoruz.

Firmanın Diğer Haberleri

Firma Haberleri

Tümü
  • SİMİT SARAYISİMİT SARAYI
    Simit Sarayı Kuveyt’te
  • CHEPCHEP
    CHEP’ten dev satın alma
  • BOYNERBOYNER
    Boyner eskileri ‘İyiliğe Dönüştür’ecek