Grup Hatipoğlu Yönetim Kurulu Üyesi Selamet Aygün

Grup Hatipoğlu, İstanbulun her iki yakasında yer alan 26 şubesiyle hizmet vermeye devam ediyor. Grubun hedefleri arasında yalnızca yeni şubeler açmak değil, tarım ürünlerinde markalaşmak ve enerji yatırımı yapmak da var. Söz konusu hedefleri ve perakende sektöründe yaşanan gelişmeleri Yönetim Kurulu Üyesi Selamet Aygün ile konuştuk

Eklenme Tarihi : 16 Nisan 2010 Cuma
grup-hatipoglu-yonetim-kurulu-uyesi-selamet-aygun
Özlem ELGÜN1997 yılında Dudulluda açtığı 500 metrekarelik küçük bir mağazayla perakende sektörüne adım atarak, çok sayıda yerel marketin kurulmasına öncülük eden Grup Hatipoğlu bugün geldiği noktaya nasıl ulaştı? Sektörde hızlı bir büyüme ve gelişme kaydetmenizin temelinde ne yatıyor?Hatipoğlunun bugünkü başarısının altında uzun yıllara dayanan ticari bilgi birikimi ve deneyim yatıyor. Hatipoğlunun kurucusu olan babamız Ekrem Aygün, çok girişimci bir ruha sahipti. Kastamonunun Cide ilçesinin Yurtbaşı köyünde bir yandan memurluk yaparken bir yandan da bakkal dükkânı işletiyordu. O sıralar Karadeniz sahil yolu daha bağlanmamış; İneboluya da Cideye de 2 saatlik motor yolculuğuyla ulaşılabiliyor. Babamız, bakkalda sattığı malları deniz yoluyla sahile getirir, sahilden de katırların sırtına yükleyip köye ulaştırır ve ürünü köylülere satardı. Köylünün ürününü de şehirlerdeki tüccarlara ulaştırırdı. Yani köylüyle tüccar arasında köprü vazifesi görürdü. Daha o günlerden para kazanmanın kolay olmadığını gördük. 80li yıllarda üreticiden tüketiciye tanzim satış yapılırdı. Kardeşlerimle İstanbulun muhtelif pazarlarında zahire ticaretiyle meşgul olduk. Ticaretin zorluklarını yaşayınca, marketçilik bizim için daha kolay oldu. Sektörde hızlı büyümenin ve gelişmenin temelinde birlik ve beraberlik yatıyor. Şuan bir baba, dört kardeş, kardeşlerin oğulları, yeğenler de yetişti ve bu işi üstlenerek sorumluluk aldılar. Biz çalışanlarımıza işçi gözüyle değil, aile bireyi olarak bakıyoruz. Ailemiz kurumsallaşma yolundaki sürecini tamamladı. Herkes sorumluluğunun farkında. Neticede aile bireyleri ve çalışanlarımızla birlik beraberliğimizi muhafaza ederek çalıştık ve birlikte başardık. 2007 yılında ilk AVM yatırımınız olan Asya Parkı hizmete açtınız. Bu projeyi hayata geçirmiş olmaktan memnun musunuz? Bu tarz yatırımlar yapmaya devam edecek misiniz? Asya Park yatırımımızdan ve gidişatından memnunuz. Uygun yer ve lokasyon olursa, bu tür yatırımlara devam ederiz. Ama bu dönemde uygun yer bulmak çok zor. Ülkemiz AVM yatırımları açısından son 5 yılda önemli bir gelişme kaydetti. Biz de Asya Parkı Dudullunun yüzü olarak açtık. Bölge halkı da yatırımlarımızdan memnun.2008 yılının başında Demtaşın 7 şubesini bünyeniz katmıştınız. Yeni satın alma ya da birleşme görüşmeleri var mı gündeminizde?Demtaş satın alması sonucu şube sayımız 21e çıktı. Daha sonra Öncü Hipermarketin Maltepe şubesini de bünyemize kattık. 2009 yılında Avrupa Yakasına 3 şube açtık. Böylece Avrupa Yakasına da geçiş yapmış olduk. 2008den bu yana yatırımlarımız sürüyor. Şu an 26 şubemiz var. Kriz dönemini de yatırım yaparak atlattık.Kriz sona erdi ancak iyileşme zaman alacakBu, krizden çıkıldığının sinyalleri mi bilinmez ama 2010da açılması planlanan çok sayıda market şubesi var. Bol keseden planlanan bu yatırımlarla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu konuda yerli perakendeci açısından bir sıkıntı var mı sizce?Perakendecilerin ortak kanısı, krizden çıkıldığı yönünde... Benim şahsi kanaatim de bu. 2010 Ocak-Şubat ciroları, 2009 ortalamasına göre en az yüzde 10 daha iyi. Mart ayı da ciroların artı konumda olacağını gösteriyor. Ancak biliyorsunuz, bu kriz diğerleri gibi değildi. Birden başlayıp birden sona ermedi. Ekonomide çok büyük tahribatlar yaptı. Kurumsal yapılara çeki düzen verilerek, krizde kaybedilenler yerine konularak çıkılacak ancak krizden. Bu da zaman alacak elbette. Yerli perakendeci açısından bir sıkıntı yok, krizden ders çıkarmayı bilirlerse...Bu dönemde kapanan ve zor durumda olan perakende noktalarıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?Süreç devam ediyor, sular mecrasına akıyor. Hesapsız-kitapsız iş yapanlar elbette zararını görüyor. Çevremizde alt yapısı, tecrübesi, piyasa bilgisi olmayan, genel manada ekonomiyi bilmeyen insanlar elinde avucunda ne varsa satarak ve ciddi yatırımlar yaparak market açıyor. Dolayısıyla uzun ömürlü olamıyorlar...Krizle birlikte neler değişti sizce? Bundan sonra nasıl bir yol haritası izlenmeli? Sizin yönetim anlayışınızda bir değişiklik oldu mu?Kriz, eksiklerimizi görmemize yol açtı. Daha önce farkına varamadığımız yanlışları düzelterek yolumuza devam etmeyi öğretti. Yaşadıklarımız ve çevremizdekilerin yaşadıklarından dersler çıkartarak kurumsal yapımızı gözden geçirdik, verimli olmayan yerlerle şube açmamaya özen gösterdik. Global bir kriz olmasından ötürü ülkemizin yanı sıra dünyadan da tecrübeler edindik. Liderlik, ileriyi öngörme sanatıdır. Yaşadıklarından ders çıkartarak ileriyi öngörebilirsen, başarılı bir lider olursun. Memlekete yatırım yapacakAnadoluda yatırım yapmak istediğiniz bölgeler var mı?Uzun zamandır memleketimiz Kastamonuya yatırım yapmak istiyoruz. Uygun bir yer bulursak, mağaza açacağız. Ancak İstanbuldan Anadoluya açılmanın kapısı bence İzmit-Adapazarı-Düzce istikametidir. Bu bölgede de uygun yerler araştırıyoruz. Bulabilirsek şube açmak istiyoruz. Peki, o bölgede şube açmam dediğiniz bir yer?Uygun lokasyon bulduktan sonra, şube açmayacağımız bir yer yok... Önemli olan, bölgenin nüfus ve ekonomik-sosyoekonomik yapısı gibi kriterler. Bu kriterler bize uyuyorsa, elbette yatırım yapmayı düşünürüz.Hatipoğlu, tarımda markalaşacak2010 yılı için ne gibi projeleriniz var? Uzun vadeli hedefleriniz neler?Geçtiğimiz yıl ulusal perakendeciler yüzde 7, yereller ise yüzde 14 büyüdü. Büyümeye de devam edecek. Şu anda 26 şubemiz var, 2010da bir 26 şube daha açacağız gibi afaki şeyler söylemek istemiyorum. Birileri bunu söyleyebiliyor. Artık şube açmak için uygun lokasyon da kalmadı. Yer buldukça biz de hızlı bir şekilde büyümeye devam edeceğiz. Ancak şube açmış dedirtmek için kriterlerimize uygun olmayan yerlere şube açmak istemiyoruz. İstikrarlı büyümek istediğimiz için uygun bulduğumuz yerleri değerlendireceğiz. Uzun vadede ise enerji yatırımı önceliğimiz var. Bu, şu sıralar herkesin hedefinde olan bir yatırım ama çok maliyetli. Şimdilik hayata geçirmemiz mümkün olmayabilir ama en azından fikir bazında zihnimizde canlandırıyoruz. Bunun yanında hem mesleğimizle ilgili olan hem de güncelliğini ve geçerliliğini koruyan sektör; tarım ve hayvancılıkla ilgili planlarımız var. Özellikle organik tarımla ilgileniyoruz. Ürettiğimizi satmak ve piyasada pazar payı bulmak anlamında önemli bir kalem bu. Kısacası tarımda markalaşmaya doğru gidiyoruz. Altyapısını da yavaş yavaş oluşturuyoruz. Halde bir kabzımalla çalışmaya ve sattığımız sebze-meyveyi Antalya, Bursa gibi bölgelerden yapmaya başladık. Böylece hem ürünlerimizi oradan tedarik ediyor hem de altyapıyı inceliyoruz.PERDER üyesi olmanız neleri değiştirdi? Türkiyedeki perakendecilik sektörünü geliştirmek ve uluslararası firmalara karşı rekabet gücünü artırmak için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?PERDERin kurucu üyelerinden biriyim. İstanbul PERDER Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Yardımcısı, aynı zamanda Türkiye Perakendeciler Federasyonunda (TPF) da Yönetim Kurulu Üyesiyim. Görevimi layıkıyla yapmak istiyorum. Bu yüzden de PERDER organizasyonlarında sık sık yer alıyorum. PERDER, öncelikle yerli perakendecilerin ufkunu genişletti. Tek başınayken göremediklerini görmesini sağladı. Birlikte olarak güçlerimizi birleştirdiğimizde neler yapabileceğimizi gösterdi. Mesela PERDERin yerel perakendecilere katmış olduğu en önemli unsurlardan biri, gider kalemlerinin azaltılması oldu. İki türlü kârlı olabilirsin; giderini azaltabilir, kârını artırabilirsin. Neticede her ikisi de şirketine kazanç sağlar. Giderleri azaltmak adına ortak poşet ya da akaryakıt alımı gibi projeler yaptık. Bu projeyle birlikte poşette yüzde 20, akaryakıtta ise yüzde 7 oranında indirim aldık. Yakın zamanda da özel sektörden elektrik alarak yüzde 20 tasarruf sağlayacağız. Bu ve bunun gibi birçok örnek var... Bütün bunlar, birlikteliğin gücünü gösteriyor. Giderleri azaltmanın yanı sıra ortak satın alma gücüyle geliri artırma çalışmalarımız da var. PERDER üyeleri, Türkiye çapında 72 perakendecinin katılımıyla Fayda A.Ş isimli bir şirket kurdu biliyorsunuz. Fayda A.Ş, bizim tek başımıza elde edemeyeceğimiz imkânlarla tedarik yapıyor ve üyelerine sunuyor. Kendi markalarını oluşturan Faydanın ürettirip üyelerine sunduğu yaklaşık 140 barkod ürünü bulunuyor. Bu sayede bizler de muadilimiz olan ulusal ve uluslararası firmalarla rekabet edebiliyoruz. Fayda A.Ş, kurumlarla olan ilişkileri de organize ediyor. Çaykur, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi kurumlarla aramızda köprü vazifesi görüyor. Bu kurumlardan oldukça uygun fiyatlı ürünler alıyor. Örneğin fındığın perakende satış fiyatı 15-20 TL iken Fayda A.Ş üyeleri olan bizler, 9.90 TLye sattık. Olmayan fındık satışımız birden bire arttı. Böylece hem üretici, hem TMO bu durumdan istifade etti. TMOnun stoğundaki fındık eridi, fındık üreticileri malını rahatça satmış oldu. Tüketici de 100 gram fındık alabiliyorken, evine kilo kilo fındık götürebildi. Bu, üreticiden tüketiciye, herkesin faydalanabildiği bir sistem. Bu sistemi birlikte hareket ederek kurduk.Yasa kuşa çevrildiSon dönemde tekrar gündeme gelen Yasa Tasarısı ile ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yasanın çıkacağına dair umudunuz var mı? Umudumuz var, yasa çıkacak. Ama nasıl çıkacak? Önemli olan o. Aldığımız son bilgilere göre tabiri caizse kuşa çevrilmiş. Yani kimsenin faydalanamayacağı bir şekil almış. Fakat biz bu haliyle çıkmasını istemiyoruz. Yasa, üreticinin ve tüketicinin, aynı zamanda üreticiyle tüketici arasında kavşak noktası olan biz yerel perakendecilerin haklarını koruyacak şekilde düzenlenmeli. 70 milyar dolar gayri safi milli hasılası olan, ülke ekonomisi için böylesi önem arz eden perakende sektörünün bir yasası muhakkak olmalı. Çalışanların, üreticilerin, tüketicilerin hakları muhafaza edilmeli. Mesela zararına satışlar denen bir uygulama var. Böyle bir uygulamayla tüketicinin kandırılmasını istemiyoruz. Üreticiler ödemelerini almakta sıkıntı yaşamamalı. Pazarın yüzde 50si organize, yüzde 50si ise geleneksel... Yüzde 50 oranındaki organize perakendenin içinde alışveriş merkezilerinin payı ise yüzde 25 bile değil. Yüzde 25in hakkını koruyoruz, onların istediği gibi yasa çıkarıyoruz diye geride kalan yüzde 75i yok sayamazsınız. Önce geleneksel pazarın, yerellerin gözetilmesi lazım. Yüzde 75in sesi çıkmazken, azınlıktakilerin daha çok çıkıyor. Özellikle çalışanlarımız için hafta sonu tatili istiyoruz. Herkes tatildeyken çalışan personelin moral ve motivasyonu ciddi manada bozuluyor. Düşünün, kasiyerimiz pazar sabahı işinin başındayken, eşi ve çocukları evde kahvaltı yapıyor. Her ne kadar maaş ve benzeri yönünden sıkıntı yaşamasa da, o çalışanın mutlu olması mümkün değil. Bunun için kaliteli personel istihdam edemiyoruz. İhtiyacı olduğu dönemde çalışıyor, ancak hafta sonu tatili olan bir iş bulduğu anda hemen istifa ediyor. Haklı, bir şey diyemiyoruz. Bu arada pazar günü tatil olmasını istemeyen uluslararası firmaların memleketlerinde yasa uyarınca o gün tatil. Hatta cumartesi öğleden sonra tatil olanlar da var. Kendi memleketlerinde yasaya uyarak mağazalarını kapatıyorlar fakat Türkiyeye gelince açık olsun istiyorlar. Tahminimce Türkiyede büyümelerini tamamlayıp, pazarın yüzde 70ine hakim olduktan sonra onlar da burada pazar günü tatil olsun isteyecekler. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?Birçok işi bir arada götürmeye çalışıyorum. Öncelik elbette kendi işim. İş olmazsa diğerleri de olmaz, bunun bilincindeyim. Bir yandan da siyaset yapıyorum. AKPden İl Genel Meclis Üyesiyim, Çekmeköyden seçildim. Aynı zamanda Afet ve Kriz Yönetimi ile İnsan Hakları Komisyonundayım. PERDERde ve TPFde görevlerim var biliyorsunuz. Zaman zaman sosyal aktiviteler ve sportif faaliyetlerin içinde de oluyorum. Dudullu Spor Kulübünde bir dönem başkanlık yaptım. Vakit ayıramadığım için başkanlığı bıraktım ancak aktif olarak destek olmaya çalışıyorum. Sosyal sorumluluk projelerine de mümkün olduğunca varolma gayretindeyim. Akşemsettin Vakfında Mütevelli Heyetindeyim. Vakıfla birlikte Anadoludan İstanbula üniversite okumaya gelen fakat barınacak yeri olmayan yaklaşık 90 kız öğrencinin barınma, ulaşım gibi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. İnsanın hayırlısı, insana faydalı olandır. Faydalı olmayı, maddi kadar manevi çalışmalar yapmayı görev olarak addediyorum. Serbest Çağrışımİnsan: Yaratılmışların en şereflisi Wal-Mart: Dünya devi Discount: BİM PERDER: Yerel perakendenin umudu Firmalar: İş ortağı AVM: Yaşam merkezi Marka: Kalite Private label: Özel üretim Rekabet: Tadında Market dergisi: Sektör dergisi Bu röportaj Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive