Çağrı Hipermarketleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Kara

Karsın Akyaka ilçesinde başlayan perakendecilik hayatına; İstanbulda devam eden Çağrı Hipermarketleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Kara; kendilerinin yerli üreticileri bilinçli olarak kolladıklarını söylerken;yerli üreticilerin perakendeciliğe soyunmak yerine, kendi alanlarında yoğunlaşmaları ve daha fazla ihracata yönelmeleri gerektiğini düşünüyor

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007 Pazar
cagri-hipermarketleri-yonetim-kurulu-baskan-yardimcisi-ahmet-kara
Yerli üreticilere Çağrı Öncelikle sizi tanıyalım, iş hayatına nasıl başladınız? Kars, Akyakalıyım. 1974 yılında İmam Hatip Lisesinde öğrenciyken, aileme yardımcı olmak amacıyla kendi dükkanımızda çalışmaya başladım. Yüksekokul bittikten sonra, Nevşehir Endüstri Meslek Lisesinde Edebiyat dersleri verdim. Askerlik dönüşü, İstanbula yerleştim. İstanbulda 1986 yılında, ailemizle, Çağrı Toptan-Perakendeyi kurduk. Bir süre 100 metrekarelik alanda birkaç şube açtık. Daha sonra Türkiyedeki gıda sektörünün değişimiyle birlikte, 1998 yılında, Çağrı Hipermarket adı altında bir yapılanma oluşturduk. Yani, zaman içinde toptan satıştan perakendeciliğe geçmiş olduk. Şubeleriniz hakkında genel bir bilgi verebilir misiniz? Kaç şubeniz var? Şu anda yedi şubemiz var. Bütün şubelerimiz Anadolu Yakasında. İlk hipermarketi, Üsküdar-Bulgurluda, sonra Üsküdar-Fıstıkağacında, Ümraniye-Yeniçamlıcada, Bostancıda, Atakentte, İçerenköyde ve en son Maltepe-Küçükyalıda açtık. Toplam 7 bin metrekarelik satış alanında 420 personelle hizmet vermekteyiz.. Yeni şubeler açmayı düşünüyor musunuz? Elbette yeni şubeler açmayı düşünüyoruz.Fakat kriz döneminde, yeni şubeler açmakta zorlandık; bu dönemde bir boşluk meydana geldi. Daha sonra hareketlendik. Bizim şube açtığımız yerler hep ihtiyaç duyulan yerler oldu. Araştırmalarımızı da bu kritere göre sürdürüyoruz. Maceracı atılımlardan uzak durma istiyoruz. Kimsenin işine de engel olmak istemiyoruz. Biz, açacağımız şubeleri halkın talebi ve ihtiyaçları doğrultusunda açmaktan yanayız.Bu düşünce ile yeni şubeler açmayı düşünüyoruz. Avrupa yakasında veya İstanbul dışı bir yerde şube açmayı düşünüyor musunuz? Biz şu anda İstanbulda yoğunlaşmayı düşünüyoruz; ama araştırmalarımız devam ediyor. Özellikle, İstanbul Avrupa ve Anadolu yakasında uygun bulduğumuz yerlerde, en kısa sürede yeni şubeler açmayı düşünüyoruz. Poşet masrafları kira bedelini aşıyor Marketçilik nasıl bir meslek? Zorlukları neler sizce? Marketçilik, kayıtlı ekonomiye sürekli katkıda bulunan bir oluşum. Hep kayıt altındadır yılda KDV için ödenen miktar 10 milyon doların üzerindedir. Bu nedenle, ülke ekonomisine büyük bir katkısı söz konusudur. Türkiyede yıllardır, bazı yerlerde fiş pazarlığı yapıldığı bir gerçek. Mesela, bizde böyle bir durum söz konusu bile olamaz.Çünkü her müşteriye fiş vermek zorundayız. Zaten, organize perakendecilik, kayıtlı ekonomiye geçişte çok faydalı olmaktadır. Zorluklarına gelirsek. SSK giderleri ve KDV oranlarının çok yüksek oluşu. en büyük yüklerden biri. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışın, maliyetlere etkisi büyük. Petrol fiyatları bizi ciddi anlamda etkiliyor. Bizim ücretsiz müşteri servis hizmetimiz var. Müşterilerimizi alışverişten sonra kapılarına kadar bırakıyoruz. Petrol fiyatlarından dolayı, poşet masraflarımızda çok yüksek boyutta hatta bir kira bedeline denk gelecek kadar poşet için masraf yapıyoruz. (Biz müşterilerimizden poşet parası almıyoruz bazı kuruluşlar bunu alıyor) En önemli sorunlardan bir diğeri de kiraların çok yüksek oluşu... Herkes kendi işinde uzmanlaşmalı Sizce gündemdeki en önemli sorun hangisi marketçilikte? Türkiyede bazı gıda üreticileri de perakendeye yönelmiş durumdalar. Bir karmaşa söz konusu. Herkes kendi alanında sabit bir çizgide gitmiyor. Vahşi bir kapitalizme gidiş söz konusu. Biz, herkesin kendi alanında bir yerlere gelmesini istiyoruz. Avrupada 100-150 sene aynı işte yoğunlaşıp uzmanlaşan sektörler olduğu gibi biz Çağrı olarak, perakendecilik yapalım diyoruz. Bizim işimiz perakendecilik olsun. Biz bu konuya yoğunlaşalım. Bu konuda uzmanlaşalım. Özellikle yerli üreticilerimiz uzmanlaşmalı ve onlar da gerek ülkemizde, gerekse global düzeyde, dünyadaki uluslararası kuruluşlarla rekabet içinde olmalıdırlar. Dünyanın herhangi bir başkentine gittiğimizde, oradaki marketlerde olsun, diğer satış merkezlerinde olsun, onların ürünlerini görelim istiyoruz. Bazı üretici firmalar, bize hiçbir alan bırakmak istemiyorlar. Hem bu firmalar organize perakende alanına ağırlık veriyorlar; hem de biz bu tip firmaların ürünlerini pazarlamaktayız, satmaktayız. Bu da tabii bizim için çok önemli bir problem. Bu sorunun bizce çözümü birlikte hareket etmekten, özellikle market gruplarının ortak hareketinden geçiyor; çünkü bu durum tamamıyla haksız rekabetten başka bir şey değil. Bu nedenle bizimde en kısa sürede tedbirler alarak organize olmamız gerekiyor. Siz üretici olarak kimlerle çalışıyorsunuz? Genelde geleneksel üretim yapan firmalarla beraber yerli firmalarla özellikle önem vermekteyiz.Ayrıca yeni müteşebbislere de gereken önemi veriyoruz.Bu konuda da müşterilerimizin desteğine de sahibiz. Bizim yerel market grupları bu sayede hep beklenenin üstünde başarılar elde ettiler. Yerel market zincirlerinin birbirleriyle rekabet etmesi size pek doğru gelmiyor sanırım. Türkiyede hipermarketler zaten yüzde 9luk bir paya sahip. Bunun zaman içinde yüzde 30a çıkması söz konusudur. Hipermarketler ve yerellerin birbirleriyle uğraşmaları sonucunda, hem kendileri para kazanmayacaktır, hem şubelerini açtıkları yerlerde mevcut işi yapan kuruluşun işini bozacaklardır. Kendileri de iş yapmayacaktır. Zarara girdiklerinde, başka yerde iş yapan hipermarketi de zarara uğratacaklardır. Bu anlayışı gözönünde tutmamız gerekiyor. Ulusal marketlerin performanslarını yerellerle kıyasladığınızda neler söyleyebilirsiniz? Ulusal zincirler çok büyük ve önemli bir alanda çalışmalarını sürdürmektedirler. Ayrıca, yerel marketlerin bu derece başarılı olacaklarını ummuyorlardı. Ülkenin, bir krizler ülkesi olması, durumları, şartları, ekonomik kriterleri, kısaca her şeyi değiştiriyor. Bunun sonucunda da ileriyi görememe gibi bir durum söz konusu oluyor. Ulusal zincirler çok önceden çalışmalara başladılar, önemli noktalara gelmeyi başardılar. Geniş imkanlara sahipler. Bazılarının arkalarında çok büyük sermaye grupları ve bankalar var. Bizce bütün bu gelişmelere rağmen, yine de beklenenden uzaklar. Herkesin işini iyi yapması gerekiyor. Bazı yabancı ulusal marketlerin ülkemizde çalışmaları söz konusudur. Bunlar, hazır bir pazara konma niyetindedirler. Türkiyedeki pazar onların iştahını kabartmaktadır; fakat ulusal zincirlerin de geleceği, yerel zincirlerin çalışmalarına bağlıdır. Yani, bu durum bizim çalışmalarımızı yoğunlaştırmamızla alakalıdır. Eğer, Çağrı gibi marketler istikrarlı büyümelerini devam ettirirlerse ve büyük şehirlerdeki yerel marketler işlerini yerinde yaparlarsa, bu durum ulusalların durumunu zayıflatacaktır. Biz, bulunduğumuz yerlerde ulusal zincirlerin durumunu çok zayıf görmekteyiz. Tabii, onların da büyümeden kaynaklanan sorunlarının olması doğal. Biz yerel marketlerin ulusal marketler karşısındaki başarılarını büyük bir heyecanla izliyoruz. Ayrıca biz Çağrı olarak yerel marketlere şu çağrıda bulunuyor ve destek bekliyoruz.Hep beraber organize perakendeye gitmeyen yerli üreticileri desteklemeliyiz. Private label ürün satıyor musunuz? Hayır, şu an yapmıyoruz. Şu an perakende sektörüne çok büyük yatırımlar yapmaktayız. Zaman içinde ortamın getirdiği şartlara göre bunu düşüneceğiz. Kafamızda ileride değerlendirmek üzere bir soru olarak duruyor. Müşterilerinizle ilişkileriniz nasıl? Müşteriler ile diyalogumuz çok iyi. Bütün şubelerimizde haftada bir gün, sebze ve meyvede halk günü uygulamaktayız. Özellikle bu halk günlerinde çok önemli bir satışımız söz konusu. Ücretsiz Müşteri Servis hizmetimiz mevcut, müşterilerimizi kapılarına kadar bırakmaktayız. Bu konuda müşterilerimizin çok yoğun ilgisiyle karşılaşmaktayız. Taleplerini, ihtiyaçlarını müşterilerimiz sürekli bize bildirmektedirler. Bu yüzden, diyalogumuz çok iyi durumda. Müşterilerimizle yüzyüze ilgileniyoruz. Dev alışveriş merkezlerindeki müşteriye karşı olan soğukluk bizde söz konusu değil. Biz, müşterilerimizle içiçeyiz. Bunun neticesinde sürekli müşterilerimiz de oluyor; ama biz müşterilerimizin bu bağlılıklarını suiistimal etmiyoruz. Bunun için, sürekli çalışıyoruz, sürekli araştırıyoruz, özellikle fiyat araştırmaları yapıyoruz. Ürün seçimine çok dikkat ediyoruz. Biz, güvenilirlik kavramını çok önemsiyoruz. Kaliteye, hijyene önem veriyoruz. Fiyat konusuna çok önem veriyoruz. Personelimizi müşteri hizmeti konusunda devamlı olarak eğitmekteyiz. Tedarikçilerinizle ilişkileriniz nasıl? Biz tedarikçilerimizle yan yanayız. Biz istiyoruz ki, markalaşmada ülkemiz öne çıksın. Geçmişte bu konu çok ihmal edilmiştir. Büyük kuruluşların markalaşma konusundaki ihmalleri çok büyüktür. Batıda patent sayısı sürekli bir ivme göstermektedir. Tedarikçilerimiz işlerini ne kadar iyi yaparlarsa, bu bizim için o kadar önemlidir. Biz tedarikçilerimizin desteklenmesini istiyoruz. Bu konuda, tüketici derneklerimize çok büyük iş düşmektedir. Tedarikçilerimiz, çok büyük bir istihdamı oluşturuyorlar. Biz, tedarikçilerimizin öncelikle ABnin gıda konusundaki kriterlerini yerine getirmelerini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu durum doğal olarak bizim sektörümüze bir ivme kazandıracaktır. Biz et, tavuk ve buna benzer üreticilerimizin üretim safhasında, onların işyerlerini zaman zaman ziyaret etmekteyiz. Onların yaptıkları işleri görmekteyiz. Biz, yerel ürünleri raflarda gördüğümüzde çok memnun oluyoruz. Biz, tedarikçilerin çeşitli bölgelerdeki ürünleri bütün bölgelere yaymalarını istiyoruz. Bu ürünlerden herkes faydalanabilsin. Bazen görüyoruz ki, yabancı şirketler, örneğin; süt veya süt ürünlerini piyasaya sunuyorlar. Biz kendi yerli tedarikçilerimizin bu tip konularda daha önde olmalarını istiyoruz. Özellikle yabancıların yoğun olduğu alanlarda; mesela, en basiti geçmişte deterjan sektöründe çok büyük vurgunlar yapmışlardı. Kriz dönmelerinde yerli markalarımızın değerini anladık. Zor anlarımızda yerli kuruluşların bize destek olduklarını gördük. Yabancı kuruluşlar ise hemen malı kestiler. Bunu gördük. Zaten krizi ekonomik yönden bazı yabancı bankaların tetiklediğini biliyoruz. Sonuç olarak, uluslararası kuruluşların istihdam olarak gerçekten diğer yerli kuruluşlar gibi katkıları yoktur. Reklama dayanıp, tecrübelerini kullanarak, tüketicileri etkilemektedirler. Burada tabii ki, tüketici derneklerine de büyük bir görev düşüyor. Bütün bunları söylerken, katı kurallara sahip olduğumuzun anlaşılmasını istemiyoruz. Biz, yerli kuruluşlara da, ulusal kuruluşlara da, yani hepsine yer veriyoruz. Bizim ulusal kuruluşlarda gördüğümüz, kendilerinin ayrı bir kategoride tutulma istekleri, bizi ciddi derecede rahatsız ediyor. Biz, bu duruma karşılık yerli kuruluşları destekliyoruz. Ayrıca biz, kendimizin piyasadaki dengeyi sağladığımıza inanıyoruz. Piyasaya yeni giriş yapan yerli firmaların, markaların tanınmasına katkıda bulunuyoruz. Bu sayede, kendi yerli kuruluşlarımızın ciddi anlamda markalaşmaya gittiklerini açık bir şekilde görmekteyiz. Her alanda da yerli kuruluşların atılım göstermelerini bekliyoruz. Personel eğitiminizden bahseder misiniz? Kurum içi personele verdiğiniz eğitim, sizin için ne kadar önem taşıyor? Bizim için hizmet anlayışı çok önemlidir. Bu yüzden, personel eğitimine büyük önem vermekteyiz. Özellikle, son zamanlarda buna ağırlık verdik. Belirli uzmanlardan yararlanıyoruz ve bunun faydasını görmekteyiz. Biz, ayrıca müşteri memnuniyetini de her şeyin üstünde görüyoruz. Doğal olarak, müşteri satın aldığı malın yanında, gördüğü hizmetten de memnun olmalı. Bu safhada, personel eğitiminin ne boyutta önemli olduğu ortaya çıkıyor. Sektörümüz gerçekten zor ve devamlı hareket içerisinde olan bir sektör. Bu yüzden, özellikle güvenlik ve denetleme açısından çok dikkatli davranmayı gerektiriyor. Bu da, bazı teknik gözlemlerin ya da teknoloji kullanımının yanı sıra, personel eğitimine de bağlı. Eğitim konusunda, dışarıdan profesyonel anlamda yardım aldınız mı? Evet, aldık. Özellikle, eğitim ve yönetim danışmanlığı alanında, personelimize birebir şekilde eğitim veriyoruz. Ayrıca, iş yerinde motivasyon, ekip çalışması, liderlik becerisi, satış geliştirme, zaman yönetimi, diksiyon, fonetik, duygusal zeka, stres ve yönetim stratejileri konusunda eğitim uyguluyoruz. Kaliteli ve ferah eğitim merkezlerimizde, bu eğitimi periyodik olarak uyguluyoruz. Bizim için personel memnuniyeti de çok önemlidir. Personel yaptığı işten, kendisine gösterilen ilgiden ne kadar memnunsa, bu tabii ki, çalışmasını ve hizmetini olumlu yönde etkilemektedir. Biz, sigortasız hiçbir personel çalıştırmamaktayız. Uzun vadeli düşünerek, personelimizi işe alma safhasında, çok dikkatli davranıp, düşünmekteyiz. Personel değişimimiz de sık bir biçimde yaşanmamaktadır. Bizim personelimiz, adeta işyerini sahiplenmiş durumdadır. Zaten kriz dönemini, biz personelimizin işini sahiplenmesi, işine olan bağlılığı sayesinde aştık. Türkiyenin özellikle personele verilen değer konusunda biraz geç kaldığını düşünmekteyiz. Personel bize göre ödüllendirilmeli. Biz, personelimizi ödüllendiriyoruz. Yurtdışı ve yurtiçi gezilere götürüyoruz. Ayın personeli gibi, çeşitli ödüllendirmeler yapıyoruz. Personel-müşteri diyalogunun öneminin farkındayız. Bu diyalog ne kadar iyi olursa, müşteri sadakati de buna paralel olarak artacaktır. Bizim gösterdiğimiz iyi niyet sadece müşteriye veya personelimize de değil. Biz ayrıca tedarikçilerimizi de üzmemeye, aramızı hoş tutmaya çalışıyoruz. Bazı gruplar var ki, tedarikçileriyle ilişkileri mahkeme boyutuna gelmiş. Bizde böyle bir durum söz konusu bile değil. Yani, dikkat ederseniz, tüm bu saydıklarımız, müşteri, personel, tedarikçi, ürün, işyeri, aslında birbirini tamamlayan zincir halkaları. Son olarak, şehir içindeki belli bir metrekareden daha büyük marketlerin, şehir dışına taşınmasına nasıl bakıyorsunuz? Biz, tüketicinin yanında yer alan kuruluşlarız. Böyle bir durumda tüketici çok büyük bir zarara uğrayacaktır. Tüketici her zaman bazı kesimlerin yükünü taşıyacak diye bir kaide söz konusu olamaz. Küçük işletmelerin insafına terk edilmemelidir tüketici. Bizden alışveriş yapan müşteriler zaten yapılan alışverişin keyfine gerçek anlamda varırlar. Biz, böyle bir duruma özellikle önem veririz. Şehir dışına çıkılması durumunda bu sefer müşteri zor durumda kalacaktır. Bizim sektörümüzde özellikle küçük işletmelerin büyük bir rehavet içerisinde olduklarını gözlemliyoruz. Bizim sektörümüzde, büyük şirketlerle olan rekabet konusunda küçük işletmeler ciddi sorunlar yaşamamaktadırlar. Küçük işletmelerin ortaklaşa hareket ederek, bu durumu önlemeleri gerekiyor. Oysa, belli başlı bazı sektörlerde durum tam tersinedir. Bu tip durumlara ve yaşanacak olan gelişimlere, değişimlere karşı, hazırlıklı olmamız şarttır. Başka bir durum da, Türkiyede 200e yakın hipermarket olmasına karşın, Fransada ise 1200e yakın hipermarketin varlığı söz konusudur. Ayrıca, hipermarket ve süpermarketlerin büyük oranlarda KDV ödemeleri söz konusudur. Hipermarketler ve süpermarketler aynı zamanda devletin büyük gelir kaynaklarıdır.Yılda KDV için ödenen miktar 10 milyon doların üzerindedir. Türkiye için özellikle kayıt dışı ekonomi ve gümrükler çok büyük tehlikedir. Bunlara çok dikkat etmek lazım. Bazı pazarlarda gün içinde bile büyük cirolar söz konusu olmaktadır; ama buralarda kayıt dışı işlemler söz konusudur. Bazı yerlerde neredeyse beyaz eşyayı bile pazarda satacaklardır. Biz, bu durumun AB kriterleri doğrultusunda sağlıklı bir şekle geleceğine inanıyoruz. Düzenli bir alışveriş kültürüne ancak böyle ulaşabiliriz. Dev alışveriş merkezlerinin, belli bir kesime hitap etmeyen, topluma açık yerlerde açılmalarını da isteriz tabiki. Bizim kendi hipermarketlerimizin açılması bile dev alışveriş merkezlerinin izniyle ilgilidir. Bizim toplumdaki sağlıklı yapıyı sağladığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca, enflasyonun düşmesinde bizim katkımız büyük. Her zaman enflasyonun altında rakamlar uygulamaktayız. Pazarda itiş kakış, gürültüyle yapabileceği alışverişi, müşteri burada çok daha rahat şekilde, hijyenik ortamda, istediği gıdayı serbestçe seçerek yapabilmektedir. Alışveriş ardından fişini almakta ve servisle evine bırakılmaktadır. Bu da, beraberinde müşteri memnuniyetini getirmektedir. Üretici de bundan fayda görmektedir. Alıverişin her alanında katkımız vardır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive