Biçen Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Biçen

Biçen Hipermarketleri son dönemde İstanbuldaki yerli perakende markaları içinde en çok dikkat çekenlerden biri. Başarılı yeni yatırımlarının yanı sıra mevcut yapısını da sürekli yenileyen ve geliştiren Biçen Hipermarketlerinin Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Biçen, bu sayıdaki perakendeci konuğumuz oldu

Eklenme Tarihi : 07 Kasım 2007 Çarşamba
bicen-yonetim-kurulu-baskani-ihsan-bicen
Biçen Başarıyla BüyüyorÖncelikle kısaca Biçenin kuruluşundan ve çalışma stratejisinden bahseder misiniz? Biçen, iki kardeşten oluşan bir aile şirketi olarak 1992 yılında kuruldu, 14 yıldır bu sektörün içinde. Yedi şubemiz var, yaklaşık bir ay sonra da sekizinci şubemiz hizmete başlayacak. Son yıllarda dünyadaki gelişimle beraber çok hızlı, daha profesyonelce daha insana dönük şekilde çalışmak önem kazandı. Bu yüzden biz de tüm operasyonumuzu, daha profesyonel bir yapıya kavuşmak ve müşterilerimizin beklentilerine uygun şekilde daha insan odaklı çalışmak için yeniden yapılandırdık. İnsan kaynakları departmanı uzman yönetiminde yapılandırıldı. Personel eğitimi süreçlerimiz hızlandı. Biliyorsunuz son dönemde perakende sektöründe yaşanan değişimle birlikte herkes kendine belli hedefler, çizgiler koymaya başladı. Bizim de Biçen olarak koruduğumuz bir çizgimiz var. Belki bugün için en büyüğüz diyemiyoruz ancak bu piyasanın iyileri arasındayız diyebiliyoruz. Amacımız da bunu koruyarak çizgimizi sürekli yukarılara taşımak. Biçenin en önemli özelliklerinden birisi yeni mağazalar açmanın yanı sıra mevcut durumunu da yukarılara taşımak için sürekli yeni çalışmalar gerçekleştirmesi. Bu yeniliklerden konuşalım isterseniz.Hizmet ve kalite bir bütündür, bu parçalanamaz. Bir bölüm kaliteli ise diğer bir bölümü unutmak olmaz. Gerek mağazalarımızın dizaynı, gerek meyve-sebze reyonlarının temizlik ve hijyeni, gerek et-kasap-şarküteri bölümünün hijyeni, ısı derecesi bunların hepsi ile ilgili son bir-iki yıldır inanılmaz bir çalışma içindeyiz. Bir şeyi yapıyorsak tam olarak yapalım dedik. Geldiğimiz aşamada bir mağazamız kaldı, onun dışındaki tüm mağazalarımızı son konseptimize uygun hale getirdik. Logomuzu ve ismimizi daha sıcak ve canlı hale getirdik. Bu konuda müşterilerimizden olumlu tepkiler aldık. Ayrıca altyapı yani bilgi ağı, veri transferleri sağlanma yöntemi ile ilgili çalışmalar gerçekleştirdik. Artık online sistemler sayesinde tüm verileri çok pratik şekilde elde etme ve verimli şekilde kullanma şansı var. İyi bir teknolojik altyapıyla yaptığınız kampanya, aktivitelerden elde ettiğiniz sonuçları en doğru ve hızlı şekilde görebiliyorsunuz. Bu gelişmeler sonucunda müşterilere bir şeyler kazanabilecekleri, biriktirebilecekleri veya anında kazanabilecekleri; kısa, orta ve uzun vadeli değerler yaratan ve sadık müşteri oluşturan bir kart uygulaması gerçekleştirdik. Biçen müşteri kartı yani Bicard. Neler sunacak ve ne gibi avantajlar sağlayacak Bicard? Müşterilerimiz sadece bir form doldurarak bu karta sahip olabiliyorlar. Böylece müşterilerimizi izleyip ne zaman geldiğini, hangi saatlerde alışveriş yaptığını, neler aldığını takip edebiliyoruz. Satış aşamasında belli ürünlerde iki fiyat olacak. Normal fiyat ve Bicard fiyat uygulaması olacak. Müşterilerimiz bunu da farklı algılayabilir. Çünkü farklı firmalar kart uygulamasına geçmeden önce fiyatları belli oranlarda artırıp sonra da kart ile indirim yapıyormuş gibi uygulamayalar yaptılar. Müşterinin algılama şekli etkilendi. Bizim, onlardan beklentimiz başka kurumların yaptıklarını bizim yaptıklarımızla kıyaslamamaları. Biz gerçekten Bicarda özel indirimler uyguluyoruz. Belli bir süre sonra puan sistemine geçeceğiz Ağustos ayına özel, Biçen şubelerinde bir ay içinde Bicard ile yapılan alışverişlerin tutarı 300 YTLyi bulunca, yani bir defada 300 YTLlik alışveriş yapılması gerekmiyor, kırtasiye reyonlarımızda kullanılmak üzere 25 YTLlik hediye çeki veriyoruz. Böylece okulların açılmasına yakın bir dönemde müşterilerimiz için kazançlı bir kampanya sunmuş olacağız. Üstelik aileler ve çocuklar belirli ürünleri değil istedikleri ürünleri alacaklar. Yaklaşık yüzde 8lik bir kazanç söz konusu müşterilerimiz için. Bu dönemde belki zarar etsek bile iyi bir aktivite yapmak ve müşterilerimize Bicardın farkını göstermek istedik. Bicardın tanıtımlarında da zaten Herhangi bir kart değil, Bicard diyoruz. Yeni açılacak mağazanızda ne gibi yenilikler yer alacak? Sekizinci şubemiz olacak bu mağazayı Mimarobada açacağız. Toplanda 1550 metrekare olacak ama bunun 1050 metrekaresi mağaza bölümü olacak, geri kalan bölüm de depo ve sevkiyat olacak. Bu şubemiz hem şehre en uzak şubemiz olacak hem de en son yenilikleri bu şubede deneyeceğiz. Bu yeniliklerden bir tanesi sıcak unlu mamullerin üretimini gerçekleştirecek olmamız. Umarım bu işi de en iyi şekilde başarıp güzel tepkiler alırız. Ayrıca mağazanın içine küçük bir cafe yapma düşüncemiz var. Metrekare olarak daha rahat bir mağaza olacağından, biz de müşterilere daha rahat bir ortam sunmayı hedefliyoruz. Her yeni açtığımız şubenin yeni bir çizgisi olsun istiyoruz. Yeni mağazamızda da özellikle iç dizaynda çok büyük değişiklikler yapmayı düşünüyoruz. Elektronik malzemesinden tutun da, üstündeki kartonpiyerine kadar her şey son teknoloji ile yapılıyor. Gerçekten güzel bir mağaza olacağına inanıyoruz. Genel olarak sektörü konuşarak devam edelim. Siz İstanbul Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendecileri Derneğinin (PERDER İstanbul) Genel Sekreterliği görevini yürütüyorsunuz. Hem Türkiye Perakendeciler Federasyonunun hem de PERDERin kuruluşunda da sürekli aktif isimler arasındaydınız. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? PERDER deyince son yıllarda perakendecilik sektöründe özellikle yerli perakendecilerin arasında yapılmış en düzgün, en güzel, en çok birbirini yakınlaştıracak ve birlikte hareket etmeyi öğretecek bir oluşumdan bahsediyoruz. Umarım bu yapılanma tüm Türkiye genelinde olacak. Hepimiz için çok büyük önem taşıyor. Yaptığımız çalışmalarla da gerçekten bizlere değer katacağına ve bizleri geliştireceğini biliyoruz. Federasyon çalışmalarımız zaten çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Tabi ki bu oluşumun en önemli özelliği ticareti kapsamaması. Ticaret işin içine girince menfaatler de giriyor. Şu anda içimizde kimsenin bu işten bir menfaat sağlama gibi bir olanağı olmadığı gibi, kendi zamanımızdan kısıtlayıp PERDERe zaman ayırıyoruz. Çünkü orada bu sektöre neler katabilirsek, bundan yine biz faydalanacağız. Amacımız burada sektörü geliştirmek, sektöre katkı sağlamak. Ve yerli perakendecilerin gelişimini hızlandırmak. Eğitim ve tüm dünyadaki gelişimleri yakından takip edip kendi mağazalarımıza uygulamaya çalışıyoruz. Belki ticari boyut değil ama yapacağımız çalışmalarla, kısa vadedeki ticari ortaklıktan çok daha büyük kazançlar sağlayacağız. En önemlisi artık daha bilinçli hareket ediyoruz ve edeceğiz. Gündemde olan bir yasa tasarısı var biliyorsunuz. Siz bu yasa tasarısıyla ilgili neler söylemek istersiniz? Tabi ki PERDERin kurulma aşaması yasaya bağlı değil. Kendimizi organize edebilmek ve sektörü geliştirmek amacıyla kuruldu. Ama bu tasarı da bizim için önemli. Biz PERDER olarak, çıkacak bir yasanın herkese eşit bir şekilde katkı sağlaması gerektiğini düşünüyoruz. Bence hükümetimiz bu konuda sağduyulu davranıp gerçekten her sektörde olduğu gibi, bu sektörde de bir yasanın çıkması gerektiğini görmelidir. Kayıtlı çalışan organize perakendecilik devlete ve ülkeye büyük vergi geliri ve istihdam sağlıyor. Fakat sektörümüz kayıtlı olduğu kadar artık kurallı da olmalı. Şimdiden önlem alınıp bu yasa çıkmalı. Çünkü bu sektör daha gelişimini tamamlamamış durumda. Biz PERDER olarak bu yasa yalnızca bizi kapsasın, bize kolaylıklar sunsun demiyoruz, biz herkese eşit şekilde yaklaşılsın ve doğru bir fayda sağlasın diyoruz. Ulusallara, uluslar arası markalara, yerli markalarımıza ve tüketicilere... Kimse kimseyi yasayı ve yasasızlığı kullanarak ezmeye kalkmasın, Türkiyenin gelişimi için en iyisi neyse ki o iyi olan bizce kurallarıyla ve doğru bir şekilde büyümektir o olsun istiyoruz. Sektörü çalışanlar açısından cazip hale getirmek için pazar günleri kapanma meselesi yasa tasarısının da en çok tartışılan ve gündeme getirilen maddesi. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hepimiz biliyoruz sektörün en önemli sorunu da kalifiye eleman eksikliği. Çünkü pazar çalışma ve ücretlerin durumundan dolayı çok fazla eleman sirkülasyonu var. Bu da hem kaliteli çalışan bulmanın, hem de bulduğunuz çalışana yatırım yapmanın önünde bir engel. Bu zamansız tatil, çalışanların perakendeyi bir sektör, uzun vadeli çalışılacak bir alan olarak görmemelerine neden oluyor. Herkes pazar tatil yaparken perakende sektöründe çalışan personel hafta içinde tatil yapıyor ve bu gerçekten de yaşam standartlarına uymuyor. Aileleri, arkadaşlarıyla birlikte zaman geçiremiyorlar. Bu nedenle çok kolaylıkla sektör değiştirebiliyorlar. İnsanlar tek başına mutlu olamayacağı için eş-dost, aile, akrabasıyla zaman geçirmek istiyor. Pazar günleri mutlaka tatil edilmeli ve çalışanlarımız tatillerini en güzel şekilde geçirmeli. Böyle olursa biz de kalıcı olacağını bildiğimiz personel alacağız. Ona göre ücret, ona gere eğitim vereceğiz. Sektörümüzün kalitesi açısından bu artık olmazsa olmaz bir konu haline geldi. Biz Biçen olarak kendi personelimizi en üst seviyeye çıkarabilmek için çalışmalar yapıyoruz ve bu çalışmalar sırasında çeşitli gözlemler, anketler yapıyoruz.. Örneğin kendi bünyemizde maaş, sigorta ve yemek standardına çok önem vermemize, yapılabileceğin en iyisini yapmamıza rağmen yine de istediğimiz verimi yakalayamıyoruz ve sirkülasyonu istediğimiz ölçüde azaltamıyoruz. Bu tasarı dışında, sektörün gelişimini ve rekabet şartlarını etkileyen konular neler sizce? Ekonomimiz belli bir istikrar yakalayıp, hızlı tüketim pazarında yüksek fiyat dalgalanmaları azaldığı günden itibaren verimli çalışmak önem kazandı. Dolayısıyla artık herkes, her yere gözü kapalı mağaza açamıyor. Yatırım yaparken çok fazla düşünmemiz gerekiyor. Herkes kendine bir standart koymuş ve buna uygun yer arıyor ama bunu bulmak da kolay değil. Zaten belli semtlerde yer kalmadı desek yeridir. Yatırımlar daha çok gelişmekte olan ilçelere kaydı ancak oralarda da kiralar inanılmaz yüksek. Ayda 20-30 bin YTL kira vermek cesaret istiyor. Hem bu kadar kira verip, hem kaliteli insan çalıştırmak, hem kaliteli ürün satmak maliyetleri çok yükseltiyor. Bu rekabet koşulları içinde girdilerin bu kadar fazla olduğu bir durumda yatırımınızla ilgili ne kadar geri dönüşüm sağlarsınız, bunları tartışmak lazım. Özellikle PERDERdeki arkadaşlarımıza baktığımız zaman, son denemde kendi markalarıyla orta ölçekli mağazalar açma eğilimleri var. Küçük metrekarelerde verimli yer bulmak zor ancak bulunca da kaçırmamak gerekiyor, bu yüzden yerli perakende markalarımızdan birçoğunun artık küçük metrekareler için oluşturdukları discount markaları da var. Yeri gelmişken sorayım, sizin discount marka oluşturmak gibi bir projeniz var mı? Biz daha yolun başındayız ancak ileriki aşamalarda düşünüyoruz. Öncelikle normal mağaza statüsünü daha genişletmemiz gerekiyor. Ancak son dönemde yaptığımız çalışmalarla artık temelimiz sağlam, ileride belki bu yönde eğilimlerimiz olur. Konunun perakendeciler penceresinden baktık hep. Üreticiler açısından nasıl görüyorsunuz yaşanan gelişmeleri? Yerli üreticilerimiz geçmiş zamanlarda kaliteye değil çok satmaya odaklanmıştı. Ama son yıllarda artık kaliteli ürünleriyle ön planda kalıyorlar. Tek büyük zincire bağlı kalmak üretici firmaları olumsuz etkiler. Yerli firmalara küçük bir önerim var, ürettikleri ürünü tüm yurt çapında özellikle orta ölçekli mağazalara yayarak risklerini dağıtsınlar ve kaliteli üretimden de vazgeçmesinler. Böylece birilerine bağımlı kalmayacaklar. Kısa yoldan ne kadar çok satarım düşüncesini bırakmaları lazım. Yerli üreticiler ve yerli perakendeciler birbirine bu konuda destek olmalı. Ne kadar çok alternatif, ne kadar çok rekabet olursa üreticiler açısından da o kadar iyi olur. Türkiye Perakendeciler Federasyonu kuruldu ve İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük illerde dernekler var. Sizce işin sonu nereye varacak? Sektörün 10 yıl içinde geleceği noktayı nasıl görüyorsunuz? Federasyon çatısı altındaki tüm arkadaşlarımız inanılmaz çalışmalar içinde. Biz uzun bir zamandır teknolojik altyapı, ürün sunumu, stok yönetimi gibi birçok teknik konuda dünyadaki perakendecilerle aynı seviyede, birçok ülkeden de öndeyiz. Ancak işin personel boyutunda eksikliklerimiz var, bu da onlardaki kuralların bizde uygulanmamasından oluşuyor. Federasyonumuz ve derneklerimiz bu konuda çalışıyor. Sektörde yerli markalar açısından karamsar bir tablo görmüyorum. Yabancılar ne kadar aktif olacaksa yerliler de o kadar aktif olacak. Biz federasyon çatısı altında bunu sağlayacağımızı düşünüyoruz ve buna inanıyoruz. Gerek kurum kültürü, gerek teknoloji, gerek CRM, kalite, hijyen açısından herkesle rekabet ediyoruz, daha da iyi rekabet edecek bir konuma geleceğiz. İyi bir rekabet ortamı oluşursa üreticisi, tüketicisi, perakendecisi olmak üzere bundan herkes kazançlı çıkacaktır. mağaza sayısı: 7 kasa sayısı: 24 metrekare: 3 bin 200 personel: 205
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive