Akpınarın Kurucu Ortaklarından Cihan Akpınar

Bakkalıktan mağazalar zincirine dile kolay otuz yılı geride bırakan Akpınar, İstanbulun en köklü yerel zincirlerinden biri. Sektördeki genel trendleri de yakından izleyen firma, ekolojik ürünlere giderek artan ilgiye cevap verecek zengin standlarıyla dikkat çekiyor. Akpınarın kurucu ortaklarından Cihan Akpınarla İstanbul perakendeciliğinde geçen otuz yılı ve sağlıklı nesiller için başlattıkları ekolojik ürün konseptini konuştuk

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007 Pazar
akpinarin-kurucu-ortaklarindan-cihan-akpinar
Akpınar sağlıklı nesiller yetiştirecek Akpınarın kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Perakende sektörüne adımımızı 1972 yılında İstanbul Okmeydanındaki bir bakkal dükkanıyla attık. O zaman bakkal kavramının dışında büyük mağaza yoktu ve bölgenin de tek bakkalı bizdik. 1974 Kıbrıs Barış Harekatında, gaz, ekmek,yağ, şeker sıkıntısının olduğu günlerde müşterimizi bu sıkıntılarından oldukça uzak tutmak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için ciddi bir gayret sarf ettiğimizi hatırlıyorum. Akpınarın kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Perakende sektörüne adımımızı 1972 yılında İstanbul Okmeydanındaki bir bakkal dükkanıyla attık. O zaman bakkal kavramının dışında büyük mağaza yoktu ve bölgenin de tek bakkalı bizdik. 1974 Kıbrıs Barış Harekatında, gaz, ekmek,yağ, şeker sıkıntısının olduğu günlerde müşterimizi bu sıkıntılarından oldukça uzak tutmak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için ciddi bir gayret sarf ettiğimizi hatırlıyorum. 1972 yılından 1980 yılına geçiş içerisinde Türkiyede tüketicinin satın alma gücü arttıkça bakkaldan alışveriş yapan müşteri sayısı azaldı. Yani cebine parasını koyan müşteriler daha ucuz ürünlerin satıldığı noktalarda alışveriş yapmaya başlayınca biz 1982 yılında şu anda hala faaliyeti devam eden Şişli tanzimde bir satış noktası oluşturduk ve orada da nakit alışveriş yapan müşterilerin ucuz ihtiyaçlarını karşılayarak faaliyetimizi sürdürdük. Tabii Türkiyede perakende sektörü bakkal, tanzim ve daha sonraki ihtiyaçların, değişen ve gelişen beklentilerin karşılanması amacıyla yeni satış noktalarına ihtiyaç duyulduğunu far ettik çünkü bakkala yazdıran müşteri yerine alışverişini nakit yapan ve bunu sonucunda da en ucuza tedarik etmek isteyen müşterinin ihtiyacını tanzimlerde karşılamıştık. Süreç içerisinde bu açık havada alışveriş yapan müşteriler ekonomik olarak daha zenginleştiklerinde artık buralardan da alışveriş yapmak istemediklerini gördük. Örneğin hava çok sıcaksa içerisi de çok sıcak hava çok soğuksa içerisi de çok soğuk oluyordu ve insanlar orada bunalarak ya da üşüyerek alışveriş yapıyordu. Bu yüzden de daha konforlu, her şeyin aranıp bulunduğu satış noktalarını tercih ettiğini fark edince 1986 yılında Acıbademde ilk süpermarketimizi kurmaya karar verdik. Bu yatırımla içerisinde kliması olan ve havanın sıcaklığına göre içerideki havayı dengeleyen ayrıca müzik yayını yapan, içerisinde tüm reyonların olduğu o zamana göre bir ilk sayılabilecek hizmetlerle, süpermarket konseptini hayata geçirdik. Değişen ve gelişen piyasa koşulları süpermarket içerisinde de seçici müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere değişik kanallara yöneldiğini fark ettik. Şarküteri kavramı yani ihtisaslaşma arzusu içinde olan mağaza konseptine benzer ikinci mağazamız ihtiyaçtan ve yeni müşteri profili içerisinde 1989 yılında hayat buldu. Zincirleşme yolunda ilk adımlar oldukça eskiye gidiyor. 1990 sonrası uluslararası yatırımın Türkiyeye yatırım yapması ve perakendede yaşanan haraketli günler sizi nasıl etkiledi? 1992 yılında yaklaşık 800 metrekarelik bir alanda üçüncü mağazamızı da Koşuyolunda hizmete sunduk. Daha sonra Akpınar kardeşler bir araya gelerek Türkiyede yabancı yatırımcıların yeni yatırımlar yaptığını görüp gelişmeleri değerlendirdikten sonra şuna karar verdik; 200 300 metrekarelik alanlarda müşteri tatmin olmuyor ve daha geniş alanları talep ediyor. Bu da bizi yeni satış konseptleri, yeni satış mağazaları gelişimine götürdü. Biz de bu durumun farkına vardıktan sonra sektörden 6 arkadaş Sefaköyde 20 bin metrekare, 7 katlı Türkiyede ilk denebilecek her katı bir ihtisas katı olan hipermarketi hizmete sunduk. Ve böylece biz tüketici ihtiyacını her yönüyle karşılayan, gelişen piyasa koşullarını yakından takip eden bir ilkle ses getirdik. Tabii beklentiler sonsuz bu olgunun içerisinde çok katlı mağazacılık yerine tek kat, yatay fakat her ürünün bulunduğu, otoparkının olduğu mağazalara ihtiyaç olduğunu fark edince 1995 yılında yine Kartalda 38 bin dönüm üzerine kurulu 20 kasalı tek zeminli bir hipermarketi hizmete sokmayı uygun gördük. O zamanda da İstanbulun en büyük mağazalarından birisi olmuştu, İsmar adı altında açtığımız hipermarketimiz. İstanbuldaki bu oluşumun yanı sıra yakın noktalarda da bu ihtiyaçların olduğunu fark ettik. Akpınar ailesi 1996 yılında İstanbulun dışında yine büyük denebilecek 2500 metrekarelik bir mağaza açtı. İkinci mağaza ise 1996 yılının sonunda Adapazarında hizmete sunuldu. Değişmelere uyum sağlayarak Eskişehire kadar uzandık ve bir İsmar hipermarketini hizmete soktuk. 1997den sonra Asya Krizi ile ekonomik darlık içine girildi ve biz yatırımlara ara verme ihtiyacı duyduk. 1998-2000 yılları arasında faaliyetimiz olmadı. 2000 yılında Türkiye ekonomisinde gözle görülür değişimlerin olduğunu düşünerek, ekonomik krizlerin sona erdiği, Türkiyenin artık önünü görebilecek kadar netleştiğini ve yatırımların artık rahatlıkla yapılabileceği mesajlarını algılama yanılgısıyla biz yeniden perakende satış noktaları kurma kararı alarak; Türkiyede satın alma gücü çok yüksek olan tüketicilerin ihtiyaç duydukları tüm ürünleri bulabilecekleri nitelikli mekanların az olduğunu düşündük ve Akpınar Doğal Lezzet Merkezi adı altında mağazalar kurduk. Satın alma, lojistik, tam donanımlı kamyonla ve merkezden tedarik edebilecek bir düzenek kurmaya karar verdik ve prototipi Beylerbeyinde olan bir mağaza kurduk. Bu mağazanın amacı ekolojik ürünlerde uzmanlaşma ve nitelikli ürünler satmaktı. Doğru tercih ve mekan seçtik ancak 2001 krizi bizim hedeflediğimiz kitleyi çok etkiledi ve yatırım maliyetlerimiz iki katına çıkınca bu projeye de ara verdik. Aynı zamanda üretici yönü de olan bir firmasınız. Bu konuda bilgi alabilir miyiz? Türkiyenin ihtiyacı olan üretim konusunu geliştirmek üzere bünyemizde İzmirde bir üretim çiftliği kurduk ve hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine başladık. Izmirdeki üretim çiftliğimizi arzulamış olduğumuz doğal organik ürünlerin laboratuvarı olarak düşünmüştük. Gerek bahçe bitkileri gerek süt ürünleri gerekse et konusunda bir altyapı oluşturma düşüncemiz vardı. Hedef kitlenin beklentilerini de ilk sıraya koyunca sertifikalı meyve sebze ve et ürünleri üretme kararı aldık. Toprağı 4 yıl her türlü atık üründen temizleme çalışmaları yaptık. Sadece kendi çiftliğimizde değil sözleşmeli çiftçiler de oluşturarak organik ürünler üretip yurt dışına da açılma planlarımız var. Bu üretimle tüm tüketicilerin gıda konusunda karşı karşıya kaldığı korkuları, şüpheleri ortadan kaldırma amacındayız. Akpınar olarak biz konsept mağazacılık üzerine her türlü ürünümüzün arkasında durarak ne sattığımızı neden sattığımızı bilerek çalışmaktayız. İstanbulda bu mağazada yeni bir oluşumun da başlangıcını yapmış bulunuyoruz. Hedef, İstanbul içerisinde konsantre diyebileceğimiz insanların çok rahat ulaşabilecekleri ufak ama nitelikli mağazalar yapmak. Bunun başlangıcını da Moda mağazamızda başlatmış olduk. Bakkal, tanzim, süpermarket ve hipermarket işlettiniz, şimdi doğal ürünler satan dükkanlar kurmak istiyorsunuz. Gıda piyasasında bu yeni oluşuma ; ekolojik ürünlere bu kadar sıcak bakmanızın nedenini açıklayabilir misiniz? 1998 yılında geçirmiş olduğum bir trafik kazası sonucunda gerçekleşen 4 yıllık tedavi süreci çoğu zaman çiftliğimizde geçti. Bahçemizde yetiştirdiğimiz sebzelerden, et ve süt ürünlerinden tamamen doğal olarak yetişmiş ürünleri tüketmem sayesinde tedavi sürecim son derece hızlı şekilde gerçekleşti. Neredeyse imkansız gibi görünen tedavinin, buradaki ürünlerin insan vücudundaki dokuyu yenilemesi özelliğiyle başarıya ulaşmasını bizzat yaşayarak öğrendim. Bu yüzden ekolojik dengenin ve doğal dengenin korunması konusuna sağlığım aracılığıyla bir kez daha kanaat getirdim. Bu ürünlerin lezzetinin de geniş halk kitlelerine ulaşması gerektiğine inandım ve bu inançla kendime bir misyon edindim ve bu misyonla ekolojik ürünleri müşterilerimize ulaştırmaya karar verdim. Köklü bir kuruluş olan Akpınarın tedarikçi konusunda kriterleri nedir? Biz şu anda Türkiyede bir süpermarketi oluşturacak ürünle hizmet veriyoruz. Bizim arzu ettiğimiz ekolojik ürünler Türkiyede istenilen ve olması gereken seviyede değil. Şu anda bizim felsefemize en uygun ürünleri satıyoruz ama hedef kitlenin de beklentilerini göz önüne alıyoruz. Ama tedarikimiz genelde A sınıfında yer alan hedef kitlenin beklentileri üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Markasız, ikinci kalite ürün satmıyoruz. Şu anda muallak bir dönem var ve dengeler değişiyor bu durumda iki taraf arasındaki dengeler ne durumda? 1970li yıllara baktığımız zaman Türkiyede perakende sektörünü temsil eden bir Migrosu görüyoruz bir de devlet teşekkülü altında Gima vardı. Ölçekleri birbirine yakın olan bizim ölçeklerimizde perakendeciler vardı. Gerçekten ticaret o zaman yapılırdı. Haksız rekabetin olmadığı bir ticaretti. Güç dengeleri, satın alma güçleri, hizmet anlayışı çok yakın şirketlerin hizmet verdiği o sürecin çok dışında bir süreç yaşıyoruz. Ulusal güçlerin Türkiye pazarına girmesiyle yerel güçlerin dışında ulusal güçlerin adeta çarpıştığı bir arenaya döndü. Bu dengelerin 6 ay içerisinde ciddi değişikliğe uğrayacağını düşünüyorum. Ekimden sonra Türkiyenin Avrupa persfektifinin belirlenmesinden sonra yabancıların ciddi mağazalar satın alacağını ve bu konuda örgütlenmeyen, altyapısını tamamlamayan, programlarını gelecekte rekabet üzerine kurmayan kuruluşların da çok fazla dayanabileceğini zannetmiyorum. Geniş marketler zinciri dünyada olduğu gibi Türkiyede de birliklerin bir araya gelerek büyük noktalarda rekabet edebilecekleri altyapıyı kurmaları zorunlu hale gelmiştir. Çünkü satış noktalarının hepsi tedariklerini bir yerden almak zorunda. Bunları gerçekleştirmek içinde mutlaka tekel olmak gerekmektedir. Çünkü birey olarak emeğin karşılığını almak zordur. Karşılaşılan zorluklar Türkiyeyi yeni arayışlara , yeni çözümlere götürmektedir. Büyüklerin ne kadar acımasız rekabet ettiklerini görüyoruz. Yakın gelecekte de bu durumun devam edeceği ve küçük işletmelerin bu rekabet ortamında silinmeleri çok da uzak ihtimal olmamaktadır. Son olarak sektöre neler söylemek istersiniz? Dünyaya baktığımız zaman markalar önce bulundukları noktalardaki marketleri daha sonra da üretim hatlarını satın alıyorlar ve pazarı tamamen ele geçiriyorlar. Türkiye çok genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Bizlerin bunu görüp de bir şey yapamaması gerçekten çok üzücü. Dünyada gelişmeler hep böyle olmuş bizler Türk müteşebbisleri olarak bunları görüp bir an önce önlem almalıyız. Bu önlem de tekrar birlik oluşturmaktan geçmektedir. Yeni birlikler oluşturulup yeni markalarla ve konseptlerle, gelişen ve değişen perakende sektöründe yeni cepheler açılmalı. Bu, tamamen bütçe isteyen bir konu. Ürün yelpazesi arzu edilen miktarda değil. Biz ürün miktarını hızla çoğaltmayı düşünüyoruz. Kendi markamızdan ve ürünlerimizden oluşan bir konsept kurma fikrindeyiz. Bu ürünleri olgunlaştırdıktan ve çeşidi artırdıktan sonra gerek basında gerek tüketiciye numunelerle bu ürünleri tanıtmayı düşünüyoruz. Şu anda ekolojik ürünleri tedarikçilerden alıyoruz ama nihai hedefimiz kendi çiftliğimizde ürettiğimiz ürünleri sertifikayla, kendi ürünlerimiz adı altında satmak. Ürün gamı şu an yeterli olmadığı için tanıtım aşamasına, her türlü ürünle birlikte bir konsept mağaza hayata geçirdikten sonra tam anlamıyla yön vermeyi planlıyoruz. Bahsettiğiniz sertifika alındıktan ve genişleme tam anlamıyla sağlandıktan sonra da bu konsept mağazalar içinde lokal mi devam edecek yoksa sadece bu ürünlerin yer aldığı özel mağazalar mı açılacak? Mağazalarda hem mağazaya ait hem de piyasaya ait markalar olmak zorunda aksi takdirde perakende satış noktasının ürününü başka noktalar satmak istemiyor. O yüzden biz hem ihracat hem de yurt içine satmak üzere bir marka oluşturma aşamasındayız.. Bizim geleneksel olarak bildiğimiz yöntemlerle üretim ve o üretimi pazarlamak düşüncemiz var. Onun da arkasındaki temel etken; insanların neden ekolojik ürünlere yöneldiği. Çünkü metrekare başına üretimi artıracak tekniklerle ürün çok fazla üretilebiliyor. Maliyeti düşük ama ileride insan sağlığa çok büyük maliyetlerle zarar veren bir sonuç. Biz bu sonuca katlanmak yerine maliyeti yüksek tutup, gelecekte daha sağlıklı nesillerin yaşaması için bu altyapıyı oluşturuyoruz. Ürünler belki çok ucuz olmayacak ama onu tüketen insanlar daha sağlıklı ve mutlu olacak. Biz bunun için uğraş vereceğiz. Son olarak şunu söyleyebilirim ki; Akpınar, tüketici odaklı, tüketici sağlığını odaklayan ve bu hedefini yerine getirirse başarılı olacağına inanan bir kurum. Gelecekte insanların güvenle alışveriş yapacağı bir marka olma yolunda hızla ilerliyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive