T-box Genel Müdüründen Liderlik Tüyoları

Yoğun baskı, kaygı ve stres altında kararlar almak, çalışanları motive etmek, maksimum performansla yetenek sergilemek, herkesin harcı değil. Odaklanmayı gerektiren çok şey var artık. EQ, yani duygusal zeka, işte orada devreye giriyor. Karşımızdakinin duygularını anlamaya ve iletişimi hayatta ne kadar doğru kullandığımıza bağlı en çok. Yönetici, başkalarıyla ilgisinde yönetici... Eduplus Liderlik Zirvesinin 7ncisine konuk olarak katılan T-box Genel Müdürü Doğan Kaşıkçı ile bütün bir ekibe ilham veren yeni nesil yöneticileri konuştuk

Eklenme Tarihi : 09 Haziran 2010 Çarşamba
t-box-genel-mudurunden-liderlik-tuyolari
Berrak COŞKUNBaşarılı ve etkin bir yönetici olmanın koşulları neler? Kilit değer taşıyan birtakım altın kurallar uçuşuyor kitaplarda, çeşitli yazılarda. Siz ne düşünüyorsunuz?Altın kurallar, gizli sırlar hakikaten olsaydı, dünyada başarısız yönetici kalmazdı. Sonuç garantili(!) kurallar duvarlara yazılır, herkes tarafından uygulanırdı. Oysa zaman, durum, kurum ve insana göre değişir başarının tanımı. Ben sadece kendi bakış açımı yansıtabilir, kişisel tarihim boyunca yararlandığım kriterleri sayabilir ve ancak özetleyebilirim hikayeyi. Nedir o kriterler?.. Birincisi, gelişmek. Gelişmek isteyen insanın çakralarının açık olması, feedback almasını bilmesi, ayrıca kendisine katacakları için vakit ve nakit ayırması gerekir. İkincisi, iyi alışkanlık edinmek. İnsanın iyi alışkanlıkları olmalı. Mesela, yatmadan önce kitap okumak gibi. Birinci madde bağlamında da bu çok önemli. Alışkanlık haline gelmemiş davranışlar, çabuk silinir çünkü. Üçüncüsü ise dinlemek. İyi bir dinleyici olmak, liderliğin temel unsurlarından. Aynı zamanda, iyi bir insan olarak yaşamanın gereği... Zor yöneticilerin karakteristik özellikleri neler? Karşısındakini dinlemeyen, kendine dışarıdan bakamayan (yaptıklarının nasıl algılandığını anlamayan), dürüst olmayan, inanmayan, gelişime ve eleştiriye kapalı yöneticiler, bahsettiğiniz gruba girer bence. Profesyonel hayatta duygusal zeka ne kadar önemli? Liderlik, yönetim ve organizasyonda EQnun rolü ne?Yaşamda birçok ikilem var: IQ ve EQ, guts ve maths, strateji ve uygulama... Başarıda olduğu gibi bu ikilemlerde de EQnun değeri göreceli. Çalıştığınız kurumla, zamanla ve yaptığınız işle bağlantılı en çok. Fakat özellikle 2009 krizinde gördük ki zorlu dönemeçlerde EQnun kıymeti artıyor. Perakende sektörü eğlenceli alışveriş ekseninde şekillenirken, EQ prim yapıyor ve değer kazanıyor. İnovasyona dayanan gelecek, yaratıcılıkla büyümede. Dolayısıyla kendisine veya başkalarına ait duyguları sezinleme, anlama, yönetme ve yönlendirme yetisi, liderliğin temel şartı sayılıyor artık. Liderlik sanatının incelikleri Duygusal zeka alanında yürüttüğü çalışmalarla adını duyuran Dr. Daniel Goleman da yeni liderler için en gerekli özelliğin kendini tanımak olduğunu söylüyor... İlk sorunuza verdiğim cevapta, aynı anlam gizli aslında. Liderler, ilerideki bir hedefe doğru koşarken, kişisel gelişimi ihmal etmemeli. Bu yüzden çok iyi tanımalılar kendilerini. Aynaya bakmak yetmez. İnsan, aynadaki aksini yine kendi bakış açısıyla görür. Sandığınız kişi misiniz acaba? Başkalarının gözlükleri, işte orada devreye girmeli. Yoksa yanıltıcı olabilir düşünceleriniz. Sanmalar ve sanrılarla ne kadar uzağa gidilebileceği ortada. Şimdilerde tepe yöneticisi olmak, 10 yıl öncesine kıyasla daha mı tehlikeli? Krizden sonra neler değişti? Yeni trendlerle uyumlu yönetici profili nasıl? Dünyanın devinim hızı her geçen gün artıyor, rekabet kızışıyor. Bilgi, inanılmaz akışkan... Beklentiler değişiyor, ona paralel hedefler değişiyor. 20 yıl öncesinin yöneticilerine kıyasla çok daha zor bir dönemin tanıklarıyız. Üstüne bir de global kriz eklenince, tam oldu. Yönetim eğitiminde, her zaman belli trendlerden söz edilir. Gelir ve geçerler... Kuruma, ekibe ve hedefe göre liderlik tanımını tekrar gözden geçirmeyi savunan biriyim ben. Yenilikleri takip eden, farklı sosyal mecralara girip çıkan, gelişmelere kolayca adapte olan kişiler, aradığım genel niteliklere büyük ölçüde sahip. Kurumsal girişimcilikte başrol oynayan yeni nesil yönetici onlar... Herkes iç motivasyonundan sorumluPersonel motivasyonunu en üst düzeyde tutmada, nerede başlayıp nerede bitiyor yöneticinin sorumluluğu?Motivasyon, tailor-made değerlendirilmeli. Herkesin kendi motivasyonundan sorumlu olduğu da unutulmamalı. Bir işte çalışmak, bir sosyal grubun parçası sayılmak, başarmak, emek harcamak, para kazanmak... İnişli yokuşlu devreleriyle dönemsellik içerdikleri halde, motivasyon üzerinde çok etkililer. Bunları idare etmek, tamamen bireyin kontrolünde. Kişi, self-motivasyon bakımından kurum veya yöneticilerinden bir şey beklememeli. Sadece satış veya yaratıcılık odaklı bazı pozisyonlar, self-motivasyondan fazlasını gerektirir. Yönetici, o pozisyonlarda bulunanları desteklemeli. Desteğin nasıl olacağı, hangi koşullarda sürdürüleceği, yöneticiye ve kişiye bağlıdır. Ben de farklı farklı yöntemler uyguluyorum. Ekip arkadaşlarımın bazılarını şaka yollu kızdırarak, bazılarını ise rakipler yaratarak motive ediyorum. Son döneme ilişkin veriler, Türkiyenin yönetici ihracatı patladı notunu düşüyor aklımızda bir köşeye. Sebep, krize antrenmanlı oluşumuz mu?Çeşitli nedenleri art arda sıralamak mümkün. Kriz, içlerinden bir tanesi yalnızca. Kendimden örnek vereyim; üç ayrı kriz gördüm kariyerim süresince. Hiç kuşkusuz, büyük tecrübe. Gelişmekte olan pazarların öneminin artması, iyi eğitimli yöneticilerin çoğalması, ilk etapta söylenebilecek etmenlerden bazıları. Daha önce ihraç ettiğimiz yöneticilerin başarılı bulunması da yenilerin önünü açıyor. Şeffaflık ve etkin iletişim şartVerimli ve efektif bir çalışma zemini yaratmak isteyen yöneticilere ne tavsiye edersiniz? Bu sorunun cevabını tek paragrafa sığdırmak, neredeyse imkansız. Belki biraz ipucu verilebilir. Sözgelimi, ekip içinde güven ortamının tahsis edilmesi, -hem kişisel hem kurumsal anlamda- çok hassas bir dengeye ayarlı. Benim de en çok vurguladığım şey zaten. O noktada, şeffaflık ve iletişim öne çıkıyor. Meseleye dikkatle eğilmek lazım. Peki, T-boxta nasıl bir yönetim modeli uyguluyorsunuz? Öyle kutu kutu, minik minik duran ancak yankısı büyük büyük olan ürünlerin arkasında nasıl bir ekip var? Evet, adımız kutu ama bizde sınır yok. Konsept, yönetim tarzı ve ekip olarak, hiçbir zaman kutulara girmedik. Ekibimiz, çok genç insanlardan oluşuyor. Enerjik ve dinamik bir markayız. İçimiz kıpır kıpır, kanımız kaynıyor. Üstüne üstlük eğlenceli, heyecanlı bir iş yapıyoruz. Ve tabii, herkesten birkaç adım önde giden, Türkiyede pek çok ilke imza atan, kendi alanında deha kabul edilen bir patronumuz var. Çalışma ortamımız, ilham perilerini ağırlamaya müsait. İnsanların fikirlerini rahatça söyleyebildiği, samimi iletişimin sağlandığı, hiyerarşinin gayet esnek yorumlandığı bir yönetim şekli söz konusu. Ekip ruhu, geldiysen üç kere masaya vur! Hiç hesapta yokken Birkaç tane alsam mı acaba? diye düşündüren ve kendimizi kasa önünde ödeme yaparken bulduğumuzda da tüy kadar hafif hissettiren ürünlerinizin sırrı ne? T-boxın sırrı, o ürünleri yaratan ekip... Bu ekipte Cem Boyner var, şoförü var, Rafineriden, Zarakoldan insanlar var, Boynerden, Beymenden, müşterilerimizden temsilciler var, üniversiteliler var, mağazalarda görev yapan delidolu satış danışmanları var. Yılda dört kez bir araya geliyor, o süper ürünleri sizin için düşünüyor, geliştiriyor ve deniyorlar. Sonra da beğeninize sunuyorlar. Öngörülmeyeni planlamaya, farklı deneyimler yaşatmaya devam mı? Yakın tarihte ne gibi sürprizler bekliyor tüketiciyi? Az önce gönderdiğim bir mailde, Bizim en güçlü yanımız, sürprizlerle dolu oluşumuz diye yazdım. Sürprizlerle dolu olmaya, aynen devam. 2010da, çocuk ürünleri ile şaşırtıp sevindirdik müşterimizi. Muhteşem yaz ürünleri de mağazalarımızdaki yerini aldı. Herkesi T-boxa davet ediyoruz. 7den 70e herkesi... Bu röportaj Mağaza dergisinden alınmıştır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive