Şımarmanın dayanılmaz hafifliği Gratiste!

İstanbulu mesken tutan ve Şımart Kendini sloganıyla bir anda tüm dikkatleri üzerine çeken Gratis, koşar adım 32 mağazaya ulaştı. 6 ayrı kategoride 5 bine yakın ürün sunan, uzman satış danışmanları sayesinde de ihtiyaca yönelik profesyonel çözümler öneren marka, kendinden emin ilerleyişini sürdürüyor. Tüketiciye en fazla 5 dakika mesafede art arda açılan mağazalar için kişisel bakım marketi ifadesini kullanan Gratis Genel Müdürü Mustafa Altındağ ile kısa kısa...

Eklenme Tarihi : 04 Haziran 2010 Cuma
simarmanin-dayanilmaz-hafifligi-gratiste
Berrak COŞKUN Pazara girmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz? Sektörde ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Projenin doğuşu, sanıldığından çok daha eskiye dayanıyor aslında. Gratisin konseptini araştırmaya ve üzerinde çalışmaya, 2003 yılında başladık. Avrupanın pek çok ülkesinde uygulanan bir format olduğu halde, Türkiyede bu tarz ürün satan uzman mağazacılık zinciri sayısı azdı o dönemde. Hepsi de niş sahalarda faaliyet gösteriyordu. Amacımız, söz konusu eksikliği kapatmaktı bir bakıma. Kurucumuz Demir Sabancı ile birlikte planları netleştirirken, hep müşteri odaklı hedefler koyduk önümüze. Bugün geldiğimiz noktada, hedeflerimizi büyük ölçüde tutturduğumuzu söyleyebilirim. Gratisi; tüketiciye en fazla 5 dakika mesafede, kişisel bakım ürünlerine kolay ve hesaplı erişimi sağlayan bir market olarak tanımlayabiliriz. Hatta kendi alanında kolaylık ve yakınlık marketi diyebiliriz. İlk günden itibaren ürün çeşitliliğine ağırlık verdik, yükselen bir grafikle ilerleyişimizi sürdürdük ve 9 ayda 32 mağazaya ulaştık. Tüketicinin sorularını yanıtlayıp, sorunlarını çözecek donanımda ekipler kurduk. Malı rafa dizince bitmiyor ki bizim işimiz... Dizdiği malı bilen, tanıyan ve gerektiğinde anlatabilen temsilcilerle çalışmamız, boşuna değil. Hem paradan hem zamandan tasarruf etmek isteyen çok geniş bir kesime sesleniyoruz. Nihai kullanıcının mutluluğu, en belirleyici faktör genel politikamızda. Satıştan iadelerle ilgili tavrımız, çok net ve doğrudan doğruya müşteriyi korumaya yönelik. Kısacası, sattığı her ürünün arkasında duran bir markayız. Ortak ihtiyaçlar, profesyonel çözümler Felsefesi olan bir marka yaratırken, kalıcı değerlerle müşterinin yaşam kalitesini yükseltmek için neler yapıyorsunuz? Bizi en iyi anlatan, kişisel bakım marketi ifadesi... Burada asıl vurgu, kişisel bakım malzemelerinde sunduğumuz çeşitlilik ve fiyat bazında sağladığımız avantajlarda! Tüketici haklarını her şeyin üstünde tuttuğumuzu söyledim zaten. Müşteri ilişkileri yönetimimiz de güvenilir marka imajını pekiştirecek nitelikte. Çalışanlarımız ise -marka temsilcisi olmaktan öte- iç eğitimlerle yetiştirilen personeldir. Aynı zamanda, Gratisin yüzüdür onlar. İhtiyaçların belirlenip giderilmesinde, katkıları çok fazladır. Kim ne arıyorsa zahmetsizce buluyor ve alınacak ürüne direkt yönelip vakit kazanıyorsa, yine onlar sayesindedir. Dolayısıyla ürünleri eksiksiz tanımalarını, tanıtmalarını bekleriz. Verdiğimiz onca eğitim, bunun için. İstanbuldaki bütün mağazalarımızda, alanında uzman 5-7 satış danışmanı istihdam ediyoruz. Kişisel bakım denince akla gelen her konuda, profesyonel çözümler geliştirebiliyoruz. İşimize duyduğumuz saygıyı ve müşterimize koşulsuz ilettiğimiz değeri kanıtlıyoruz böylece. Kendinize format mı atacaksınız? 5 dakika! Şımart Kendini sloganıyla bir anda tüm dikkatleri üzerine çeken Gratis, nasıl bir organizasyona sahip? İstanbulda, nerelerde faaliyet gösteriyor? Temmuz 2009da Metrocity Alışveriş Merkezinde açtığımız ilk mağaza, Gratis için bir milat. Tüketiciyle tanışma, ilk sıcak temas çünkü. O tarihten beri tüm lokasyonlarda yer almaya devam ediyoruz. Caddebostan, Çiftehavuzlar, Üsküdar, İstasyon Caddesi, Maltepe Merkez CarrefourSa, Ümraniye M1 Meydan, Çengelköy, Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı, Pendorya AVM ve Via/Port Outlet Shopping, İstanbul Anadolu Yakasındaki buluşma noktalarımız. Avrupa Yakasında ise Metrocitynin hemen ardından Profilo AVM, Nişantaşı, Harbiye, Kurtuluş, Çağlayan, Fındıkzade, Sirkeci, Bayrampaşa CarrefourSa, Forum İstanbul, Yayla, Merter M1 Meydan, 212 İstanbul Power Outlet, Yenibosna Koçtaş, Haramidere CarrefourSa, Beylikdüzü Koçtaş, Ortaköy, Gültepe, Sancaktepe ve İstiklal Caddesindeki mağazalarımız geldi. Önceliğimiz, elbette İstanbulda büyümek. Ancak Türkiye çapında yayılmak ve daha geniş kitlelerle kucaklaşmak gibi hedefler de taşıyoruz. Satış noktalarınızı belirlerken, hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Mağaza metrekaresiyle ilgili belli bir standardizasyonunuz var mı? Müşteriye yakın durma ve onu anlama çabası içindeyiz. Ürün gamımızı sürekli genişleterek, değişik alternatifler yaratmaya ve ihtiyaçları en uygun fiyatlarla karşılamaya özen gösteriyoruz. Hedef nokta olmak durumundayız, o yüzden seçiciyiz lokasyonda. Trafiği yoğun bölgeler, her zaman cazip. Müşterinin erişim süresinin 5 dakikayı geçmediği, merkezi konumdaki 100-150 metrekarelik alanlar, bize göre en ideali. Şimdiye dek yürüttüğümüz mağazalaşma atağı, bu bahsettiğim prensiplere paralel gelişti. Kendi arabasıyla gelenlere otopark sorunu yaşatmayan, toplu taşıma araçlarını kullananları da mağdur etmeyen yerler hepsi. 6 kategoride 5 bin ürün AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? Her ikisinde de sirkülasyon çok yüksek. Böyle bir ayrım yapmak, pek mümkün değil o anlamda. Verdiğiniz hizmet ve sunduğunuz ürünün kalitesi yüksekse, ciroda büyük oynamalar olmaz diye düşünüyorum. Ürün gamınızdan bahsedelim mi biraz? Nelerden oluşuyor, hangi gelir gruplarına ve hangi yaş aralığına hitap ediyor? Kişisel bakım, kozmetik, ev ürünleri, bebek gereksinimleri, atıştırmalıklar ve aksesuar ile kırtasiyeden oluşan 6 ayrı kategoride, 5 bine yakın ürünle çıkıyoruz tüketicinin karşısına. Genç kız, çalışan, evli, bekâr, çocuk sahibi ya da değil, kendisinin ve ailesinin alışverişini yapan her yaştan kadın, hedef kitlemizin önemli bir bölümünü temsil ediyor. Fakat tüm dünyada erkek bakım ürünlerine eğilim artarken, Türkiyeyi gelişmelerin dışına itemezsiniz. Bizim mağazalarımızda da erkeklerin günlük ihtiyaçlarına cevap veren geniş bir ürün yelpazesi mevcut. Erkeğe özel saç boyası ve atıştırmalıklar, bu gruptaki müşteri yoğunluğumuzu yüzde 30lara çıkardı. Deodorant ve duş jeli, hem kadınların hem erkeklerin alışveriş listesinde birinci sırada. Bebek ürünleri satışı da sürekli artan bir seyir izliyor. Almanyadan ithal ettiğimiz La Ligne, Murnauers ve Inka markalı Gratise özel ürünler ise kalite paritesiyle beğeni topluyor. Kullanıcılar tarafından o kadar çabuk benimsendiler ki... Hedef: 5 yılda 500 mağazaMüşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir model uyguluyorsunuz? Ürünümüze, markamıza ne kadar değer veriyorsak, tüketicimize de o kadar değer veriyoruz. Kişinin özel zevklerine hitap eden bakım ürünlerinde, çeşitlilik ve danışmanlık ihtiyacı hakikaten büyük. Gratis başarısının formülü, oralarda aranmalı. Ürün çeşitliliği ve kalitede iddialıyız. Sadece Gratis mağazalarında bulunabilecek ürünler, tüketicinin seçici algısında özellikle etkili. Tecrübeli elemanlarla danışmanlık fonksiyonunu yerine getirmemiz de önemli bir boşluğu dolduruyor. Satış ve pazarlama ilkelerinizi tanımlayan temel öğeler neler? Tüketiciye yakınlık, müşteri memnuniyeti, uygun fiyat, uzman mağazacılık ve en iyi hizmet... Stratejik planlamalara göre nasıl bir büyüme trendi izleyeceksiniz bundan sonra? Franchise verecek misiniz mesela? Yatırımların yönünü Anadoluya kaydırmayı düşünüyor musunuz ileride? İlave ürün gamı ve ilave lokasyonlarla Gratisin marka bilinirliğini artırmayı, 5 yıl içinde 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. Mağazalarımızı şimdi kendimiz açıyoruz ve olgunluk sürecini böyle tamamlamak istiyoruz. Ama gelecekte iş ortaklarımızla devam edebiliriz. Zamanı geldiğinde, tüketici ve tedarikçilerimizle kurduğumuz güven ilişkisini franchiselarımızla da paylaşacağız. İstanbuldaki planlarımızı gerçekleştirdikten sonra yeni bir rota çıkaracağız. Orta vadede iyi opsiyonların bulunması halinde, Anadoluya açılabiliriz. Peki, ya yurtdışı? Gelişime yönelik operasyonun bir ayağını oraya taşıyacak mısınız? Mevcut hedeflerimiz arasında böyle bir planlama yok şu an. Türkiye potansiyeli yüksek bir ülke Almanyanın kişisel bakım pazarı 16-17 milyar dolar civarında iken, ülkemizdeki rakam 2.5 milyar dolara tekabül ediyor. Türkiyede tüketiciyi ikna etmek daha mı zor? Nasıl bir potansiyel vaat ediyoruz? Türkiyenin kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ihracatı, son dönemlerde yükselişe geçti. 2003 yılında 329 milyon dolar olan ihracat değeri, 2008 yılında 820 milyon dolar seviyesini gördü. Aradaki 5 yılı, yüzde 149 artış olarak okumak lazım. Bunu da teknolojik gelişmelere ve sektördeki ürün yelpazesinin genişlemesine borçluyuz. Ülkemizin kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ihracatı, her yıl ortalama yüzde 15-20 büyüme kaydediyor. Öte yandan, Türkiye pazarının potansiyeline inanıyoruz. Bazı ürün gamlarındaki penetrasyon, yüzde 30larda daha. Kültürlerin gelişimi oranı yukarıya çekiyor ama henüz yeter düzeyi yakalamış değiliz. Ülkemizdeki yıllık nüfus artışı, 700800 bine yakın. Baba tıraş olmasa bile oğlu oluyor, en azından deodorant alıyor. İhtiyaçlar doğrultusunda, hep diri kalacak bir sektördeyiz. Önümüzdeki 5 yılda pazarın 2 kat büyüyeceğini öngörmek, akla yatkın. Kriz hikaye, güzellik şahane Kriz ve ekonomik dalgalanmalar tozu dumana katarken, birçok kadın kendine daha fazla özen gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanyada kozmetik satışlarının tavan yapması, çok bilinen bir örnek. Bizde de tablo aynı. Ocak-Nisan 2009 aralığında kozmetik ürün satış ciroları, bir önceki yılın ilk dört ayına kıyasla yüzde 16.5 artmıştı hatırlarsanız... Haklısınız. Ekonomik kriz, kadınları çok fazla etkilemiyor galiba. Bir ürünü beğenince, ona mutlaka sahip oluyorlar. Kendini şımartmak isteyen kadın, alışverişi hiç kesmiyor. Bazen tek bir ruj alıyor, bazen birkaç bigudi... Boş geçmiyor kapımızın önünden. Kişisel imkanları dahilinde, kendi kendine jestler yapmayı sürdürüyor. Gratiste, kadın çorabı ve saç boyası satışları öne çıktı bu dönem. Moral, motivasyon bakımından ciddi katkısı var böyle küçük alışverişlerin. Herhalde kimse yadsımaz tespitlerimi. Piyasa koşulları, şimdi ne durumda? Verdiğiniz hizmete olan ilgiyi değerlendirir misiniz? Sektördeki hareketliliğe hep birlikte tanık oluyoruz. Sürecin işleyişi, tüketicinin artan ilgisiyle doğru orantılı. Yalnızca ilgi mi? İlgiyle beraber, beklenti düzeyi de yükselişte. Daha kaliteli ürünleri daha az para ödeyerek almak isteyen müşteri, daha iyi bir hizmet performansı görmeyi umuyor mağazalarda. Talep belli, üstelik kuşku götürmeyecek biçimde açık. Biz de o talebe en güzel şekilde cevap vermeye çalışıyoruz. Bu röportaj Mağaza dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive