Levi’s Türkiye Satış Direktörü Kayhan Ongun

Türkiye’de 25 yıldır bulunan Levi’s®, bugün 330 satış noktasında monobrand ve multibrand mağazalarda büyümesini sürdürüyor. Levi’s®Türkiye Satış Direktörü Kayhan Ongun, efsanenin öyküsünü ve mağaza yatırımlarını anlatıyor

Eklenme Tarihi : 06 Eylül 2012 Perşembe
levis-turkiye-satis-direktoru-kayhan-ongun

Birgül TELLİ UYSAL

“Amerikan Rüyası”nın en iyi şekil bulmuş yapılarından olan Levi’s®kurucusu Levi Strauss’un altına hücum döneminde maden işçileri için hazırladığı dayanıklı kumaşlardan doğdu. Levi Strauss ve zımbalama yöntemi ile kumaşları sağlamlaştıran terzi Jacob Davis’in ortaklığıyla oluşan marka, 501 efsanesi ile jean’i vazgeçilmezler arasına soktu. Hazır giyim sektörünün her alanında kullanılan jean, aksesuarların da parçası olarak büyümesini sürdürürken, jean’in mucidi Levi’s®da tüm dünya gibi Türkiye’de de çift haneli rakamlarla büyüyor. Global koleksiyonunun önemli bir bölümü Çorlu’daki fabrikasında bulunan Geliştirme Merkezi’nde yaratılan Levi’s®, yeniliklerini tüm dünyaya Türkiye’deki bu merkezden sunuyor. Levi’s®Türkiye Satış Direktörü Kayhan Ongun ile Levi’s®’ın doğuş hikâyesinden, markanın Türkiye yapılanmasına kadar birçok konuyu konuştuk.

Levi’s®’ın yapılandığı yıllar jean’in de doğum yılı olarak kabul edilir. Levi’s® hikâyesini ve jean’in doğuşunu sizden dinleyebilir miyiz?
Levi’s® hikâyesi “Altına Hücum” dönemi ile başlıyor. Bu dönemde dayanıklı pantolonlar, Kaliforniya’daki madencilerin en büyük ihtiyaçlarından birisi haline gelmişti. Hem daha dayanıklı hem de lekeleri gizleyebilen pantolonlara ihtiyaç duyuluyordu. Bölgede ticaret yapmakta olan Levi Strauss, bir süre sonra kumaşlarını kullanan terzi Jacobs Davis’le özel zımbalama tekniğinin patentini almaya karar verdi. 20 Mayıs 1872’de, Levi Strauss ve Jacob Davis, zımbalama işleminin patentini almayı başarıyor. 1873 yılını, jean’in doğum yılı olarak kabul edebiliriz. Levi’s®, Strauss’un ölümünden sonra vahşi batının sembolü olarak Amerikan hayat tarzının vazgeçilmezi oluyor. Özellikle Levi’s® 501 modeli, 1950’lerde asi gençliğin sembolü olmuştur. Bu asi görüntü, 1947’de A Street Named Desire’da Tennessee Williams tarafından Marlon Brando için yaratılmıştır. Ayrıca Andy Warhol’un hayatının yarısından fazlasında siyah 501 dışında bir şey giymediği ve Kurt Cobain’in yırtık soluk mavi 501 içinde öldüğü biliniyor.

Levi’s®Türkiye’ye kaç yılında geldi?
Levi’s®Türkiye’ye 25 sene önce geldi. Şu an geldiğimiz noktada Levi’s®, 110 monobrand, 220’nin üzerinde de multibrand olmak üzere yaklaşık 330 satış noktasıyla ürünlerini tüketicilerin beğenisine sunuyor. Ticaretin olduğu hemen her yerde varız.

Türkiye yapılanması Levi’s®için neden bu kadar önemli?
Levi’s®geçtiğimiz dönemde üç bölgeden yönetilirken farklı bir yapıyla global bir yönetime geçti. Markanın başına yeni bir başkan atandı ve yatırımlara başlandı. Levi’s® diğer global firmaların aksine aile şirketi anlayışını sürdürüyor. Firma borsaya açık değil, hissedarları da aile mensupları. Şu an cirosu 4.5 milyar dolar. Marka 110 ülkede var. Bu 110 ülke arasından yatırımda öncelikli 18 ülke seçildi. Türkiye de bu öncelikli ülkeler arasında. Dolayısıyla burada son 2 yıldır çok ciddi yatırım yapıyoruz. Türkiye üretim itibarıyla dünyanın dördüncü büyük denim ülkesi... Son iki yılda 5 milyon dolarlık bir yatırımla Çorlu'yu dünyanın ürün geliştirme merkezi yaptık. Dünyanın 30 tasarımcısı yılda 2 kez Türkiye'de mühendis ve tasarımcılarla buluşuyor. İki haftanın sonunda oluşan koleksiyon dünyaya yayılıyor. Yani Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde yaratılan Levi’s®ürünleri tüm dünyaya Türkiye’deki bu merkezden dağıtılıyor.

“Otantik jean markasıyız”

Monobranda mağazalarla yayılmak mı yoksa multibrandlerde var olmak mı?
Aslında potansiyeli kaldırabileceğini düşündüğümüz her lokasyonda varlığımızı sürdürmek istiyoruz. Dağıtım kanallarının hepsi bizim için önemli. Bunun yanı sıra markanın görünürlüğü için monobrand mağazalar daha fazla önem taşıyor. Türkiye’de corner’ların gelişimine bağlı olarak da multibrand noktalarda da büyümeye çalışıyoruz. Türkiye’de corner konsepti çok yeni. Onun da geliştirilmesi için çalışmalarımız devam ediyor.

Türkiye’de yarattığınız istihdamı öğrenebilir miyiz?
Çorlu’daki fabrikamızda binden fazla çalışanımız var. Türkiye genel merkez çalışanlarımızın sayısı da yaklaşık 100. Tabii bir de mağaza görevlilerimiz var. Türkiye güçlü bir pazar olmasının dışında üretim merkezi olması açısından da Levi’s®için çok önemli. Yaratılan istihdam da Türkiye için çok değerli.

Türkiye jean pazarını Levi’s®özelinde değerlendirir misiniz?
Türkiye pazarına baktığımızda krizlerin arkasından büyüyen bir pazar görüyoruz. Biz de marka olarak Türkiye’nin potansiyeline sonuna kadar inanıyoruz. Geçtiğimiz dönemde 2 haneli büyüdük. Gelecek dönemlerde de aynı büyüme rakamlarını yakalamak istiyoruz. Avrupa’daki yavaşlamayı düşündüğünüzde de Türkiye bu büyümenin yakalanacağı bir bölge olarak önem kazanıyor. Biz otantik bir jean markasıyız. Özellikle jean kategorisinde çok iddialıyız. Dünyanın en kaliteli ve en teknolojik jean’lerini biz yapıyoruz. Türkiye’de monobrand mağaza olarak yıllık 10-15 yeni mağazanın altına düşmemeyi hedefliyoruz. Bu tabii ki yeni AVM’lerin açılmasıyla da ilgili bir durum.

Günümüzde ekolojik ürünler de bu markalar için önemli bir detay. Sizin bu konuda çalışmalarınız var mı? Çok tartışılan kumlama tekniği ile ilgili bir şeyler söylemek ister misiniz?
İki yıl önce Levi’s®ve H&M, global olarak tüm ürün çeşitlerinde kumlama yöntemini kaldırdıklarını duyurdu ve global çaplı boykot çağrısı yaptı. Üretimimizin yüzde 95'ini taşeron firmalar yapıyor ve onları sürekli denetliyoruz. Kumlama, giysilere kullanılmış bir görünüm vermek için kullanılan bir uygulama. Kumda bulunan “crystalline silica” maddesi işçilerin ciğerlerine yerleşerek hastalanmalarına neden oluyor. Kumlama tekniği ile hiçbir ürün üretmiyor ve bu ürünleri satın almıyoruz. Ayrıca üretim sürecinde daha az su tüketen yeni bir koleksiyon üretiyoruz. Bir jean pantolon üretmek için “finishing” aşamasında ortalama olarak 45 litre su kullanılıyor. Levi’s®’ın “az su tüketimi” koleksiyonu ise su kullanımını yeni teknolojiler ve “ozonlama” tekniği ile ortalama yüzde 20 oranında azaltıyor. Hatta aynı koleksiyondaki bazı yeni yıkamalarda bu oran yüzde 88’e varıyor.

Bu röportaj Mağaza dergisinden alınmıştır.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive